1 Ağustos 2009

Pancar pezik değil mi, ciğer ezik değil mi?

Galatasaray'ın yeni transferi Elano'nun imza töreni sırasında, 'basın' mensuplarının birinden gelen "Transferlerde değirmenin suyu nereden geliyor?" sorusunu soran zat-ı muhterem kişiye olası sorular demeti.

1- Patronuna "Bu değirmenin suyu nereden geliyor?" sorusunu sorabilir misin?
2- Aziz Yıldırım'a bu soruyu sorabilir misin?
3- Sırıtarak soru sormak her zamanki üslubun mu yoksa genelde 'gevşek gevşek' sırıtır mısın?
4- Suyla olan derin ilişkinden ötürü eşeği suya göndersem tepkin ne olur?
5- Florya'daki bu rahatlığın nereden kaynaklanıyor?
6- Sana biskrem versem yer misin?
7- Pancar pezik değil mi, ciğer ezik değil mi? Ben sevdim eller aldı, bana da yazık değil mi?

Almanya Kupası'nda sürpriz yok

Almanya'da futbol sezonu, kupa (DFB-Pokal) heyecanı ile başladı. Şu ana dek oynanan maçlarda sürpriz sonuç yaşanmadı. İsterseniz sonuçlara bir göz atalım...

SONUÇLANAN MAÇLAR

Babelsberg-Bayer Leverkusen: 0-1
Braunschweig-Kaiserslautern: 0-1
Ingolstadt-Augsburg: 1-2
Osnabruck-Hansa Rostock: 2-1
VfB Lubeck-Mainz: 2-1
Wehen-Wolfsburg: 1-4
Dresden-Nürnberg: 0-3
SG Sonnenhof Großaspach-Stuttgart: 1-4
Paderborn-1860: 0-1
SpVgg Weiden-Dortmund: 1-3
SV Elversberg-Freiburg: 0-2
FSV F'furt-M'Gladbach: 1-2
U'haching-Bielefeld: 0-3
Emden-Köln: 0-3
Germ. Windeck-Schalke: 0-4
Magdeburg-Cottbus: 1-3
TB Berlin-KSC: 0-2
Burghausen-Ahlen: 3-4 (penaltılar)
Pr. Münster-Hertha Berlin: 1-3

Avrupa transfer piyasasında bugün

Avrupa liglerinde yeni sezon öncesinde, transfer piyasasında büyük hareketlilik yaşanıyor. Bundesliga, Seri A ve Premier League'de forma değiştirmeye hazırlanan oyuncuların sayısı azımsanacak gibi değil. İşte bunlardan birkaçı...

POGREBNIAK, STUTGART'A DOĞRU

Golcüsü Mario Gomez'i Bayern Münih'i kaptıran Alman temsilcisi, Zenit St. Petersburg ve Rus Milli Takımı'nın golcüsü Pavel Pogrebnyak'ı renklerine bağlamaya çok yakın.

Transferin önümüzdeki hafta biteceği haberleri gelirken, Stuttgart'ın basın sözcüsü "Tıbbi muayeneler sonrası Pazar ya da Pazartesi günü bu transferi noktalayacağız" dedi.

PIRLO GİDİYOR, LUIS FABIANO GELİYOR

En önemli oyuncusu Kaka'yı kaybeden AC Milan şimdi de Pirlo'nun Chelsea'ye vermeye hazırlanıyor.

Teknik direktör Leonardo, takıma mutlaka 1-2 takviye gerektiğini belirtirken, Milan'ın Brezilyalı golcü Luis Fabiano için 20 milyon Euro'yu gözden çıkarttığı belirtiliyor. Milan Pirlo'dan doğacak boşluğu Hollandalı Wesley Sneijder'la doldurmak istiyor.

DE ROSSI ARSENAL'İ REDDETTİ

Toure ve Adebayoor transferleri ile kasasını dolduran Arsenal, Daniele De Rossi'den umduğunu bulamadı.

Romalı oyuncu düzenlediği basın toplantısında, "Arsenal mı? Roma'da tarif edilemez şeyler yaşadım ve burada kalmak istiyorum" açıklamasını yaptı.


LESCOTT'A KARŞI SENDEROS KOZU

Manchester City'nin Joleon Lescott için yaptığı 18 milyon sterlinlik teklifi reddeden Everton, olası bir ayrılık durumunda İsviçreli Senderos'u yedekte tutuyor.

Arsenal'e 6 milyon sterlinlik bir teklifle gitmeye hazırlanan Londra ekibi Manchester City'nin Lescott inadına yenilmek üzere.

Elano'nun gidişi Robinho'yu üzdü

Manchester City ve Brezilya Milli Takımı'nın yıldız oyuncusu Robinho, Elano'nun Galatasaray'a gidişinden büyük 'acı duyduğunu' söyledi.

Brezilyalı süperstar Robinho, menajer Mark Hughes'e, Elano'nun Galatasaray'a transferi konusunda fikrini değiştirmek için ikna etmeye çabaladığını ancak bir sonuç alamadığını dile getirdi.

Çok iyi bir takım arkadaşı ve dostunu kaybettiğini belirten Robinho, "İnanıyorum ki, Elano yeni takımında kral olacaktır" diye konuştu.

Wenger, Viera için kapıyı açtı

Transfer döneminde Kolo Toure ve Emmanuel Adebayor gibi iki yıldızını kaybeden Arsenal, eski oyuncusu Patrick Viera'yı transfer etmeye hazırlanıyor.

Arsenal'in Fransız teknik direktörü Arsene Wenger, "Ben O'nun Arsenal'e gelmek istediğini biliyorum. Patrick bizim için her zaman bir efsane ve geri dönmesini ben de çok istiyorum. Zor bir sezon geçirdi. Ama kendisi büyük bir profesyonel" sözleriyle, Fransız oyuncuya, kulübün kapılarını sonuna dek açtı.

Wenger'in, Viera'yı istemesinin en büyük nedenlerinden birinin, genç bir ekip olan Arsenal'e saha içinde liderlik yapacak olması.

TOTTENHAM DA VIERA'YI İSTİYOR

Fransız oyuncu Viera'yı Premier Lig'de tek isteyen kulüp tabii ki Arsenal değil. Tottenham Teknik Direktörü Harry Redknapp da, Fransız oyuncuyu kadrosunda görmek istediğini açıkladı.

Tottenham ve Arsenal arasındaki Viera savaşında, geçmiş de düşünülürse kırmızı-beyazlıların daha avantajlı olduğunu söylemek mümkün.

Alonso gidiyor, David Villa geliyor

Liverpool, Real Madrid'in ısrarla istediği Xabi Alonso transferine yeşil ışık yakarken, bu transferden sağlanacak kaynakla İspanya Milli Takımı ve Valencia'nın parmak ısırtan golcüsü David Villa'ya yönelecek.

Liverpool menajeri Rafael Benitez, milli takımda büyük uyum gösteren Torres-Villa ikilisini Anfield'da görmek istiyor.

Real Madrid'in Xabi Alonso için gözden çıkardığı 30 milyon sterlinlik teklifin her an kabul edilebileceği belirtilirken, Valencia cephesinde ise Villa transferine nasıl baktığı konusunda bir yorum gelmedi.

İKİNCİ TERCİH AQUILANI

Liverpool'un bir başka gözdesi ise Alberto Aquilani. David Villa transferi gerçekleşmezse Roma'nın finansal durumu da göz önüne alınarak, reddedemeyeceği bir teklifle Aquilani için Liverpool yolu görünecek.

Real Madrid'in tadı yok

Cristiano Ronaldo, Kaka ve Benzema gibi flaş transferlere imza atan Real Madrid, Barış Kupası yarı final maçında İtalyan ekibi Juventus'a 2-1 yenilerek, elendi.

Madrid'in eski oyuncusu Cannavaro'nun maçın daha başında bulduğu golle 1-0 geriye düşen Real Madrid, 41. dakikada Ronaldo'nun penaltı golüyle durumu 1-1'e taşısa da, 49'da Salihamidzic'in golüne engel olamadı ve 2-1 yenildi.

REAL S.O.S VERİYOR

Yaptığı transferlerle tüm dünyanın konuştuğu takım haline gelen Real Madrid'in tüm maç boyunca defansif anlamda eksiklikleri göze çarptı.

Futbolun artık daha defansif kurgular üstüne inşa edildiği ve gol yememenin, gol atmadan önce geldiği günümüz futbolunda, Real Madrid'in orta sahasında ve defansında ciddi sıkıntılar var. Zaten Pellegrini bu yüzden Xabi Alonso konusunda bu kadar ısrarcı (Eli kulağında bitmek üzere transfer 30 milyon sterline anlaşıldı). Çok muhtemeldir ki, El Galacticos defansına da takviye yapmak isteyecektir.

FUTBOL TERCİHİNİZ NE?

Hangisi doğru diye sorgulamadan edemiyor insan. Yani sonuca gitmek uğruna berbat bir futbol anlayışına teslim olmak mı yoksa her maç yürekleri ağıza getirecek ve her sonuca açık hücum futbolu anlayışı mı? Kişisel olarak tercihim, yüreğimin ağızıma gelmesi olurdu.

Ancak sadece futbolda değil hayatın her anlamında herkesin beklentisi sonuca ulaşmak. Nasıl ya da ne şekilde ulaştığınızın da bir anlamı yok. Yeter ki, istenilen hedefe ulaşın.

KUPANIN DİĞER FİNALİSTİ ASTON VILLA

Barış Kupası'nda yarı finalin diğer ayağında ise Aston Villa ve Porto arasındaki maçta gülen taraf 2-1'le İngiliz ekibi oldu.

Emile Heskey ve Sidwell'le 2-0 öne geçen Villa, maçın son dakikasında Hulk'un golüne karşın maçı 2-1 kazandı.

31 Temmuz 2009

Havalanında karşılama terörü


Galatasaray'ın yeni transferi Elano Blumer'in İstanbul'a gelişi sırasında yaşananlar, aslında Türkiye'nin vazgeçilmez gerçeklerinden biri.

Hep şikâyet ettiğimiz, Avrupalıların bize yakıştırdığı 'barbar' kelimesinin tam karşılığı (Kimsenin ne söylediğinin önemi yok aslında tablo zaten kendini ele veriyor), her ismi parlak oyuncunun Türkiye'ye gelişi sırasında yaşanıyor. Bir futbolcuya, ismi ve değeri her ne olursa olsun bu derece önem atfetmek, kabul edilebilir bir davranış değil.

Türkiye'nin en büyük havalimanının içine sokulan meşaleler, birtakım ne olduğu belli olmayan adamların futbolcunun kollarına girmesi, yine birtakım insanların önüne geleni itmesi-vurması, basın mensuplarının işlerini yapmasına engel olmak.... Bu görüntülerin hangisine, bir Avrupa kulübünde rastlayabiliriz ki?

Kimdir bu adamlar, kim bu görevi vermiştir bunlara, hangi güç ve hangi hakla önüne gelen herkesi itip kakabilir, şaşırtıcı gerçekten de. Bu görüntüler ne Galatasaray'a ne de diğer kulüplere yakışmıyor.

"Bizim Avrupa'daki diğer kulüplerden farkımız yok" diye bağıran insanlar, aslında bizim onlardan ne kadar farklı olduğumuzun, farkında değiller. Aramızdaki fark medeniyet. Ve tüm bu sportif geyiğin içinde kocaman ve yüzümüze tokat gibi çarpa çarpa kendisini belli ediyor.

Ancak biz hamasi duygularımızı ve egolarımızı bastırıp, bunu açık yüreklilikle yüksek sesle ifade edemiyoruz. Çünkü biz hâlâ duygularımızı ifade etmekte güçlük çekiyoruz. Bunu da, "Akdeniz kanına" bağlayıp, işin içinden sıyrılıyoruz.

Ya bunu kabul edelim, yani medeni olmadığımızı, toplum düzenine uyamadığımızı, duygulamızı ifade etmeyi beceremediğimizi; ya da artık insan gibi yaşamayı, insan gibi konuşmayı, duygularımızı insani bir biçimde gösterebilmeyi öğrenelim. Aksi halde "Barbar Türkler" barbar apoletini omuzundan söküp atamayacak.

Sir Robson kansere yenik düştü


İngiltere tarihinin gelmiş geçmiş en büyük hocalarından kabul edilen Sir Bobby Robson 76 yaşında kanserden hayatını kaybetti.

İngiltere Milli Takımı teknik direktörlüğünü de yapan Robson kariyerinde Barcelona, PSV, Porto, Newcastle United gibi takımları çalıştırmıştı.

Hayatının son yıllarını kanserle mücadeleye adayan Bobby Robson, kanser hastaları için yüklü miktarlarda baışlar yapıp, para topladı. Newcastle'de adını taşıyan bir kanser araştırma merkezi kuruldu.

BOBBY ROBSON KİMDİR?

1933 yılında doğan Robson, futbolculuk kariyerinde Fulha ve West Bramwich Albion formalarını giydi.

Teknik direktörlük kariyerine 1967 yılında Kanada'nın Vancouver Whitecaps takımında başlayan Robson, 1968 yılında ise formasını ıslattığı Fulham'ın başına geçti.
Fulham'da istenilen düzeyden uzak olan Sir, bir sonraki sezon Ipswich Town'un başına geçti. Tam 13 yıl boyunca mavi-beyazlıların başında bulunan Bobby Robson, Ipswich'le Bir FA Cup bir de UEFA kupası şampiyonluğu yaşadı.

Sıradan bir İngiliz kulübü olan Ipswich'teki performansı O'na İngiltere Milli Takımın Teknik Direktörlüğü'nü getirdi.

İngiltere Milli Takımı'nı 1990 İtalya Dünya Kupası'nda ilk dörde sokarak, 66'daki şampiyonluk sonrası ilk kez dereceye soktu.

1990 yılında PSV Eindhoven ile iki şampiyonluk tadan İngiliz hoca, Portekiz'de Sporting Lizbon ve Porto takımlarını çalıştırdı. Porto'ta iki şampiyonluk yaşamasının ardından 1996'da Barcelona'nın başına geçti. Barcelona ile 1997'de İspanya Kupası ile Avrupa Kupa Galipleri Kupası'nı kazandı.

Bobby Robson son olarak, 1999-2004 yılları arasında Newcastle United'ı çalıştırdı.

RAKAMLARLA BOBBY ROBSON

1950: Fulham'da forma giymeye başladı. 152 maçta 68 gol attı. West Brom'da ise 239 maçta 56 gol attı.
1967: Kanada'nın Vancouver Royals takımının başına geçti.
1968: Fulham'ın başına geçti ancak 3-4 ay sonra görevden alındı.
1969: Ipswich Town menajeri oldu.
1978: Ipswich Town, FA Cup finalinde Arsenal'i 1-0 yenerek tarihinin ilk büyük kupasını kazandı.
1981: UEFA Kupası'nda AZ Alkmaar'ı penaltılarla 5-4 yenen Ipswich tarihi bir zafer kazandı.
1982: İngiltere Milli Takımı'nın başantrenörü oldu.
1984: Dünyanın sayılı babetlerinden Maracana'da İngiltere, Brezilya'yı 2-0 yendi.

'Efsanevi' sportif 'dönüşler'

Michael Schumacher'in, Formula 1 pistlerine dönmesinin ardından efsanevi isimlerin spora dönmeleri uluslararası basında konu oldu. Bunlardan birkaç örnek....

BJORN BORG

6 Roland Garros, üst üste 5 de Wimbledon şampiyonluğunu yaşayan İsveçli raket, 1991 yılında emeklilikten sıkıldığı gerekçesiyle tenise yeniden başladı.

NIKI LAUDA

1975 ve 1977 yıllarında Ferrari ile F1 şampiyonluğu kazanan Avusturyalı sürücü Lauda, geçirdiği ölümcül kaza sonrası pistlere veda etti. 1982 yılında McLaren'le F1'e geri dönen Niki Lauda 1984 yılında 3. dünya şampiyonluğunu kazandı.

LANCE ARMSTRONG

Fransa bisiklet turunu ard arda 7 kez kazanan efsane isim, 1996 yılında kansere yakalandı ve zorunlu bir ayrılık yaşadı. 1.5 yıl süren kemoterapi tedavisi ardından 1998 yılında yeniden seleye oturan Armstrong 1999-2005'te Fransa bisiklet turunda aralıksız şampiyon oldu.

JAYNE TORVILL&CHRISTOPHER DEAN

Buz pateninin gelmiş geçmiş en iyi ikilisi kabul edilen Jayne Torvill ve Christopher Dean, 1984'te Saraybosna'da yapılan Kış Olimpiyatları'nda altın madalya kazanmalarının ardından, 10 yıl sonra 30'lu yaşlarını aştıkları dönemde 1994'teki Olimpiyat Oyunları'nda bronz madalya alarak bir dönüş yaptılar.

GEORGE FOREMAN

Boksun gelmiş geçmiş en iyilerinden sayılan Foreman, 1974 yılında Muhammed Ali'ye Zaire'de yenildiği maç sonrası emeklilik kararı aldı. 1973 yılında Joe Fraizer'ı yenerek Dünya Ağır Sıklet Boks Şampiyonu olan George Foreman tam 20 yıl sonra yani 1994 yılında 45 yaşındayken boksa dönüş yaptı ve kendinden 19 yaş küçük Michael Moorer'a knockout'la devirdi.

MICHAEL JORDAN

Sadece basketbolun değil dünya spor tarihinin en büyük ikonlarından biri Michael Jordan. 1991-1993 yıllarında Chicago Bulls'la 3 şampiyonluk yaşamasının ardından, babasını silahlı bir soygunda kaybetti ve aktif basketbol hayatına son verip, beyzbol sahalarına geçiş yaptı.

1994-95'te yeniden Bulls'la dönüş yapan Jordan 1996-1998 arasında 3 şampiyonluk daha yaşadı. 99 yılında oyunculuk kariyerine son verdiğini açıklayan Mr. 23, 2001 yılında Washington Wizards'la basketbola bir kez daha döndü.