arsenal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arsenal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mart 2010

Onlar da taraftar, bizimkiler de


İşte bu adamlar da taraftar; bugün Diyarbakır'da taş atanlar da, başka bir gün Bursa'da ana-avrat küfür edenler de, bir başka günde Güiza'yı ağlatanlar da, Hagi'ye 's*ktir' çeken Galatasaray taraftarı da, 'Seba gitsin, Ahmet Dursun' diyen de v.s. v.s.....

Herkes taraftar, neyin taraftarı o farklı tabii.

19 Şubat 2010

12 Şubat 2010

David Seaman yeniden kaleye geçti



Seaman ismini ne zaman duysam, 1995 yılının Avrupa Kupa Galipleri Kupası finali aklıma gelir.

Real Zaragoza'lı Nayim'den yaklaşık 45 metreden yediği gol, o an için benim yıkıldığım andı.

Seaman'ın iyi bir kaleci olduğunu hiç düşünmedim. Senelerce nasıl olur da İngiltere milli takımı ve Arsenal'in kalesini korudu, aklım almaz.

Neyse sözü uzatmayalım, izlemeyenler ve de merak edenler için bu da yediği golün görüntüsü. (YouTube izleyemeyenler görüntüleyemeyecek muhtemelen, üzgünüm)

11 Aralık 2009

Walcott'tan çocuk hikâyeleri


Arsenal’in genç yıldızı Theo Walcott, çocuk hikâyeleri yazdı.

20 yaşındaki genç oyuncu Walcott’un, "Okula giden bir erkek çocuğunun nasıl futbol yıldızı olduğunu" anlattığı iki hikayesi, gelecek Nisan ayında satışa sunulacak bir çocuk kitabında yer alacak.

Walcott, hikayelerinde "TJ" adını verdiği karakter için kendi çocukluğunda yaşadıklarından ve tecrübelerinden esinlendiğini, ayrıca hikâyelerini seri haline getirmeyi planladığını ifade etti.

İngiltere’de bir genç futbolcuya verilen en fazla transfer parası olan 12.5 milyon sterlinle, 2006 yılından bu yana Arsenal’de oynayan Theo Walcott, bu sezon forma giydiği 4 maçta 1 gol attı.

9 Aralık 2009

Takımınızı tutmasını istemeyeceğiniz 10 isim

Zamanın birinde, sanırım bir İngiliz sitesinden alıp yaptığım bir haberdi. Üstünden zaman geçti, okumayan okusun diye tekrar koyayım dedim. Herhangi bir artniyet yoktur, hiçbir takım hedef alınmadan yapılmıştır...

Tuttuğunuz kulübün milyonlarca taraftarı arasında hiç istemediğiniz ve benimsemediğiniz isimler rastlamak mümkün. İşte, futbol dünyasına gönül vermiş, tuttuğunuz takıma sizin gibi bağlı ama hiç de sevilmeyen 10 isim.

1- Benito Mussolini-Bologna: Koyu bir Bologna taraftarı olan Mussolini, lig tarihinde kazandığı 6 şampiyonluğun 4'ü kendi dönemine 'denk' gelmesi, bu takıma karşı ne denli bir sevgi beslediğinin göstergelerinden biriydi.

2- Amy Winehouse-Aston Villa: Müzik dünyasının ünlü, bir o kadar da skandallarla anılan isme Winehouse tutuculuk noktasında Aston Villa taraftarı. Tottenham taraftarları Amy Winehouse'un Aston Villa tutkusunu, pek çok kez ti'ye almaktan geri durmuyor.

3- Elton John-Watford: Gerçek bir Watford taraftarı olan ünlü müzisyenin cinsel tercihleri rakip taraftarlar tarafından sürekli aşağılama konusu oluyor. Peki siz bir eşcinselin takımınızı desteklemesini ister miydiniz?

4- Michael Jackson-Exeter City: Popun kralı, 2002 yılında verdiği bir konser sırasında Exeter kulübü başkanı tarafından fahri üye yapıldı. Exeter taraftarları, Jackson'un çocuk taciziyle yargılandığı günden bu yana, kulüp başkanını suçluyor.

5- Zeljko 'Arkan' Raznatovic-Kızılyıldız: Birleşmiş Milletler tarafından seri katil ve soykırımcı olarak nitelendirilen Arkan, Kızılyıldız taraftarı. Etnik temizlik ve soykırım günlerinden önce hiçbir Kızılyıldız'ın hiçbir maçını kaçırmadı. Birçok Kızılyıldız taraftarının Bosna'daki soykırıma destek verdiği de su götürmez bir gerçek.

6- Usama Bin Ladin-Arsenal: Rivayet o ki; Bin Ladin, Pakistan'da yaşadığı mağarada, Arsenal'in Tottenham'a yenildiği bir maçta televizyonunu tekmeleyerek, "Wenger'e ölüm, İsrail'e ölüm, Amerika'ya ölüm" dediği söylenir. İngiltere'de Emirates'in Arsenal sponsoru olmasından sonra bu dedikodular iyiden iyiye arttı.

7- Adolf Hitler-Schalke 04: 1933-1945 yılları arasında 6 Bundesliga şampiyonluğu bulunan Schalke 04'e karşı Hitler'in apayrı bir sevgisinin bulunduğu, herkes tarafından bilinen bir gerçekti. Hitler'in propaganda şefi Goebbels O'nun için "Schalke birçok kez, doğuda bir şehrin ele geçirilmesinden daha önemliydi" demiştir.

8- Abdullah Öcalan-Galatasaray: Türkiye'de 35 bin kişinin ölümünden sorumlu Abdullah Öcalan'ın Galatasaray sevgisini bilmeyen yok. Bazı köşe yazarları Abdullah Öcalan'ın gizlice Ali Sami Yen'e gelerek maçları izlediğini bile yazdı. Şüphesiz, birçok Galatasaraylı bu taraftarlık sevgisinden hoşlanmıyor.

9- Okan Güler (Rambo Okan)-Fenerbahçe: Herkes O'nu sahanın içine dalarak Nijeryalı Uche'ye sarıldığı günle birlikte tanıdı. Akli dengesi yerinde olmayan Okan'ın elinde bıçak sallaması, satırla bilet kuyruğuna girmemek için "Aranızda Galatasaraylı var mı?" demesi, O'nun üzerinden rakip taraftarlarca Fenerbahçe'ye bir saldırı unsunu olmuştur.

10- Fatih Ürek-Beşiktaş: Aslında O'nun hikâyesi de Elton John'a benziyor. Ancak 'delikanlı' Beşiktaş taraftarının O'nu çok benimsediğini söylemek güç.

16 Kasım 2009

Arsenal'e, Van Persie'den kötü haber


Arsenal Kasım ayını sevmiyor. Kadrosundaki oyuncuların büyük bölümünün sakatlığı Kasım aylarına denk geliyor.

Benzer bir haber, sezona harika bir başlangıç yapan van Persie'den geldi.

Van Persie, Cumartesi günü Hollanda Milli Takımı’nın İtalya ile 0-0 berabere biten dostluk maçında ayak bileğindeki bağların koptuğunu belirterek, "4 ila 6 hafta forma giyemeyeceğim" açıklamasında bulundu.

Şampiyonluk kovalayan Arsenal için gerçekten de çok kötü bir haber. Çünkü Hollandalı golcü Premier Lig’de bu sezon 11 maçta 7 gol kaydetti. Ve özellikle de son maçlarda harika performans sergiliyordu. Wenger, muhtemelen dövünüyordur şu an...

18 Ekim 2009

Bu sevinç yasaklansın mümkünse



Dünyanın en itici gol sevinci bu olmalı. 'Hepinizi susturdum, maymuna döndürdüm mü' demek isteniyor acaba. Hele Arshavin'in ki..

Zaten kendi sahanda oynuyorsun, kime ve niye yaparsın bu aptalca hareketi. Bunun bir benzerini (aptalca anlamında benzerini) Tuncay Şanlı Manchester'dan 6 yedikleri maçta yapmıştı.

Skor 6 olmuş, sen rakip taraftara sus yapıyorsun. Adamın IQ'sunu ölçerler önce. Kaldı ki, rakip taraftara nasıl el-kol hareketi yapınca madem sarı kart alınıyor, bunda da bir benzeri olmalı. Çünkü aleni olarak, taraftarı galeyana getiren ve sinirlendiren bir hareket. Mutlaka kolunu göstermene gerek yok, insanları hiddetlendirmek için.

Diyeceksiniz ki, "Zaten hareketin esası, taraftarı ve rakibi sinirlendirmek." İşte tam da bu yüzden, FIFA bir karar alsın ve yasaklasın bunu. İlk işim FIFA'ya konuyla ilgili bir mail atmak olacak.

Mümkünse yasaklansın, yapanlar futboldan uzak dursun. Bedduaya kadar gider bu söyleyeyim. Gerek yok, Arsenal'i de Arshavin'i de severim, kırmayalım birbirimizi.

İtiraf: Evet kabul ediyorum; Tuncay Şanlı, Gökhan Gönül, genç Semih sürekli bu hareketi yaptığından antipatiyi buradan kapmış olabilirim.

4 Ekim 2009

Ateş var, duman çıkıyor...


Önce hafta içinde twitter'dan mesaj verdi "Mutlaka Arsenal'e döneceğim" diye, bugün de Londra'da 6-2'lik Blackburn maçındaydı.

Ateş olmayan yerden duman çıkmaz diye boşuna dememişler. Devre arasında bir operasyona hazırlıklı olmakta fayda var

22 Ağustos 2009

Arsenal tren misali ezip geçiyor


Açıkçası sezon başlarken, Toure ve Adebayor'u kaybeden Arsenal'i bu derece sansasyonel bir giriş yapacağını hiç tahmin etmiyordum.

İlk hafta Everton'a yarım düzine şimdi de, Portsmouth karşısında alınan 5-1'lik galibiyet. İki haftaki görüntüleri sanki önlerine gelen herkese bir araba dolusu gol atacakları şeklinde. Böyle devam etmeyeceği kesin olsa da, ürkütücü bir görüntü sergiliyorlar.

Gallas, Everton maçında olduğu gibi yine boş geçmedi ve golünü attı. Gerçekten, her takıma lazım tarzında bir adam. Hem çok iyi bir savunmacı hem de kritik anların golcüsü.

MANU VE OWEN NEFES ALDI, ROONEY 'DALYA' DEDİ

Burnley mağduru Manchester United ise deplasmanda Wigan Athletic karşısında ikinci yarının başlamasıyla Rooney (2), Owen, Nani ve Berbatov'un golleriyle 5-0 kazanarak, bir nebze olsun üstündeki kara bulutları atmış oldu.

Dağılan kara bulutlar hafta içi yerden yere vurulan Owen için de geçerli. MANU formasıyla ilk resmi golünü attı. Bu arada Rooney, Manchester United formasıyla 100. golünü atarak tarihe geçti.



MANCHESTER CITY 2'DE 2 YAPTI

Sezonun en merak edilen takımı konumundaki Manchester City ise yine kazandı. Aston Villa'yı deplasmanda yenerek, Premier Lig'in ilk sürprizlerinden birini gerçekleştiren Wolverhampton'ı Adebayor'un golüyle geçen City, "ben de varım" mesajını iyiden iyiye hissettirmeye başladı.



Sunderland ise maçın başlarında yediği golle 1-0 yenik duruma düşmesine karşın, Kenwyne Jones'un iki golüyle Blacburn Rovers'ı 2-1 mağlup etti. Blackburn açısından işler iyi gitmiyor.

İlk hafta Man. City şimdi de Sunderland yenilgisi. Geçtiğimiz yıl düşme korkusunu ensesinde hisseden ancak evinde 7'de 7 yaparak lige tutunan mavi-beyazlılar bu yıl düşebilir.

Tipik beraberlik maçı gibi görünen Birmingham-Stoke City karşılaşması böyle düşünenleri yanıltmadı ve maçı 0-0'a bağladılar.

İspanyollar, Wenger'i çileden çıkardı


İspanyol ve İngiliz basınında yaz aylarından bu yana Fabregas-Barcelona, Fabregas-Real Madrid ilişkisi haberleri, en sonunda Arsenal'in Fransız hocası Wenger'i kızdırdı.

Wenger, İspanya'dan gelen transfer haberlerinin Fabregas'a zarar verdiğini söyledi.

Wenger'in açıklamalarından satır başladı:
  • Gazetelerde çıkan haberler ve makalelerin hepsi çöplük.
  • Herkes işine odaklansın. Bu haberler herkesi yıpratıyor.
  • Çıkan haberlerin hepsi çok sinir bozucu.
  • İspanya'da kulüp yönetmek ve çalıştırmak spordan çok politik odaklı.
  • Ne zaman İspanya'da başkanlık seçimleri olsa, kişiler isimlerini duyurmak için bu yollara başvuruyor.
  • Tek bir oyuncu bile satmayacağız.
Arsene Wenger, sinirlenmiş sinirlenmesine de, yaz ayları başında Real Madrid'le arasında geçen transfer haberlerini de hatırlatsalarmış kendisine.

Takımda kalıp kalmayacağı belli olmayan bir teknik direktör varken, hangi oyuncu takımda kalmak için uğraş verir ki?

8 Ağustos 2009

Sezon başlamadan Premier Lig (2009-2010)


Avrupa futbolunu yakından takip eden futbolseverlere "İzlemekten en fazla zevk aldığımız lig hangisi?" sorusunu yöneltsek, sanırım Premier Lig açık ara önde gider. Tabii bu yıl, Los Galacticos etkisi ve Barcelona'nın geçen yıldan akıllarda kalan sükseli futbolu ile İspanya Ligi de, bu sorunun yanıtında ikinci sırada yer alır.

Özel televizyon kanallarının yayına girmesiyle, eskiden senede bir kez denk geldiğimiz Süt Kupası dönemi çoktan sona erdi. -En çok hatırımda kalanı Luton Town'ın Arsenali'i 90. dakikada attığı golle 3-2 devirdiği maçtır sanırım-

Yeni nesil futbolseverler tabii daha avantajlı bu konuda. Futbolun evrildiği yıllarda bol bol maç izleme olanağı buldular. Bizim gibi radyo başında "İnönü Stadı'nı bilenler için söylüyorum, Dolmabahçe tarafından, sağ köşe gönderinin 5 metre çaprazından Beşiktaş bir serbest vuruş kullanacak" türünden, şeyleri pek dinlemeden; İngiltere, İspanya, İtalya, Fransa, Almanya gibi Avrupa futbolunu doğrudan izlemeye başladılar.

Tüm bu ligler içindeyse, en çok ilgi çekeni, izlenilirlik ve futbol kalitesi açısından en fazla rağbet gören ligi tartışmasız Premier Lig. 15 Ağustos'ta Chelsea-Hull City maçıyla 'perde' diyecek İngiltere'de köprülerin altından çok su aktı. Suyun debisini ölçemesek de, kim taş taş üstüne koydu, kim eksildi bir bakmak istedik..

ARSENAL

Kadrosundan neredeyse, bir otobüs dolusu oyuncu kaybeden ve gönderen Arsenal, 15 Ağustos'tan önce elini çabuk tutmak istiyor. Kolo Toure ve Adebayor gibi takımın iki temel taşını kaybeden Gunners, şu ana dek sadece Ajax'tan Vermaelen ve Cheltenham'dan Jamie Edge'yi transfer etti.

Gündemde, Patrick Viera'dan Chamakh ve Kalou'ya kadar çok sayıda oyuncu bulunuyor. Şurası bir gerçek ki, Arsenal şaaşalı günlerinden uzaklaştı. Sürekli al-sat politikası güden Wenger bile şu andan itibaren deneyimli isimlere kapısını açıyor. Rosicky ve Nasri'nin sakatlıkları da tuz biber ekti tüm bunlara, yeni sezon başlamasına az bir süre kala.

Tabii işler bu kadar kötü giderken, iyi şeyler de olmuyor değil. Jack Wilshere isminde 17 yaşındaki genç adam, Emirates Cup'ta gösterdiği performansla Arsenal'e gönül verenlerin yüzünü güldürdü.

Fabregas, Theo Walcot, Arshavin, Eduardo, Van Persie ve Gallas takımı sırtlayacak isimlerin başında geliyor. Fakat her sene yüzüp yüzüp kuyruk kısmında takılan Arsenal'in şampiyonluk yarışını geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi zorlayacağını düşünmüyorum. Londra ekibine gönül verenleri zor bir yıl bekliyor.

Gelenler: Thomas Vermaelen (Ajax), Jamie Edge (Cheltenham)
Gidenler: Emmanuel Adebayor, Kolo Toure (Manchester City), Anton Blackwood (Tottenham), James Dunne (Exeter City), Rui Fonte (Sporting Lisbon, Abu Ogogo (Dagenham & Redbridge), Vincent van den Berg (Excelsior Maassluis), Paul Rodgers (Northampton), Rene Steer (Oldham), Pedro Botelho (Celta Vigo-kiralık), Havard Nordtveit (Nurnberg-kiralık), Amaury Bischoff (serbest).

CHELSEA

Jose Mourinho'nun gidişinden sonra geçtiğimiz seneyi Luiz Felipe Scolari şanssızlığı ile kotarmaya çalışan ancak hatadan Hiddink kararı (çok geç kalındı) ile dönen Chelsea, bu yıl da -kişisel olarak çok da benimsemediğim bir teknik adam- Ancelotti ile lig ve Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu hedefi ile yola çıkıyor.

Manchester City'nin tüm ısrarlarına karşın kadrosundaki hiçbir önemli ismi kaybetmeyen Maviler, şampiyonluk yarışının en ön saflarında yer alacaktır. Kalecisinden forvetine kadar lige hazır durumdaki Chelsea'da Joe Cole ve Paulo Ferreria dışında sakat futbolcu bulunmuyor. Kadrosunu CSKA Moskova'nın gizli kahramanlarından Yuri Zhirkov'la takviye eden Chelsea bu sezon şampiyonluğun en büyük favorisi durumunda.

Gelenler: Yuri Zhirkov (CSKA Moscow), Frank Nouble (West Ham), Daniel Sturridge (Manchester City), Ross Turnbull (Middlesbrough)
Gidenler: Ben Sahar (Espanyol), Sergio Tejera (Real Mallorca), Jimmy Smith (Leyton Orient), Ryan Bertrand (Reading-kiralık), Slobodan Rajkovic (FC Twente-kiralık), Lee Sawyer (Southend-kiralık), Jason Tabor (Cheltenham).

MANCHESTER UNITED

Son şampiyon Manchester United, dünyanın en flaş transferinden birine çok istemese de imza attı. Cristiano Ronaldo'yu 80 milyon sterlin karşılığında Real Madrid'e satmak zorunda kalan ManU'da hâlâ bu adam konuşulmaya devam ediyor. Ronalda şoku ile sarsılan Manchester United, Tevez'in de takımdan ayrılmasıyla bir anda eşekten düşmüş karpuza döndü.

Son iki şampiyonlukta çok önemli payı olan Ronaldo'nun yerine ise Wigan'dan Antonio Valencia transfer edildi. Bir dönemin İngiliz futbolunun en büyük ümidi konumundaki ancak kariyeri 'acıların çocuğu' kıvamında geçen Michael Owen'dan herkes bir dönüş bekliyor.

Şampiyon etiketine sahip Manchester United, Premier Lig'de bu sezon da şampiyonluğun en büyük favorilerinden biri. Sezon öncesi sakatlık sorunu ile boğuşan 'Kırmızılar'ın en büyük kozu Sir Alex Ferguson. Bobby Robson'un ölümüyle İngiliz futbolunun en saygıdeğer menajeri konumundaki Ferguson, teknik direktör becerisi ve adam yönetebilme yetisiyle elinde sihirli değnek olduğuna inandığım tek teknik adam. Bu yüzden de sezonu şampiyonlukla bitirirlerse kimse şaşırmasın, "Ronaldo gitti ama yine de şampiyon oldular. Kişiler değil sistem kazandı" yazılarını da hazırlayın.

Gelenler: Antonio Valencia (Wigan), Gabriel Obertan (Bordeaux), Mame Biram Diouf (Molde), Michael Owen (Newcastle)
Gidenler: Cristiano Ronaldo (Real Madrid), Carlos Tevez (Manchester City), Fraizer Campbell (Sunderland), Lee Martin (Ipswich), Richard Eckersley (Burnley), Manucho (Real Valladolid), Daniel Galbraith (Hibernian), Rodrigo Possebon (Sporting Braga), Mame Biram Diouf (Molde-kiralandı).

LIVERPOOL

Premier Lig'de geçen sezon şampiyonluğu sonuna kadar kovalayan ve oynadığı futbol ve aldığı sonuçlarla geniş bir kitleyi arkasına çeken (ManU ablukası yıkılsın adına) Liverpool, sezon başlamasına kısa bir süre kala Xabi Alonso ve Arbeola'yı kaybetti.

Takımın orta sahadaki en dinamik ve en aklı çalışan adamını kaybeden Liverpool, olay sıcağı sıcağınayken, Roma'dan Alberto Aquilani'yi alarak gönüllere su serpti. X.Alonso-Aquilani'yi terazi kefesine vurup, kim ağır basar demek gereksiz. Ama 'isteriz' diye veryansın edenlere direkt olarak "İspanyol olanı" diye yanıt veririm.

Sağ kanadını Glen Johnson takviyesi ile güçlendiren Liverpool, bu yıl da şampiyonluğu kovalayacak ekiplerin arasında yer alıyor. Eğer şampiyonluk gelmezse tartışılan menajer Benitez'in koltuğu da sallanmaya başlayacaktır.

Gelenler: Glen Johnson (Portsmouth), Aaron King (Rushden&Diamonds), Chris Mavinga (PSG), Stephen Sama (B.Dortmund)
Gidenler: Xabi Alonso (Real Madrid), Alvaro Arbeloa (Real Madrid), Sebastian Leto (Panathinaikos), Jack Hobbs (Leicester), Paul Anderson (N.Forest), Sami Hyypia (B.Leverkusen), Jermaine Pennant (Real Zaragoza).

MANCHESTER CITY

Süleyman El Fehim'in takımı satın almasıyla Avrupa ve dünya transfer piyasasında ne kadar adam varsa talip olan ve bu yıl birçoğunu takıma getiren, diğer kısmını da transfer etmeye çalışan Manchester City'yi herkes ayrı bir gözle izleyecektir.

Şu ana dek 7 futbolcuyla sözleşme imzalayan, 17'sini de gönderen (hakikaten yedeklerle birlikte takım çıkıyor) paranın oluk oluk akıtıldığı, adeta Binbir Gece Masalları'nı andıran kulüp, tarihinin en zor sezonunu yaşacak. Çünkü beklentiler o kadar yükseldi ki, Şampiyonlar Ligi ve Premier Lig birlikte kazanılsa "Ehh, o kadar transfere olmasalar ayıp" diye hayıflanacak kitleler var.

2009-2010 sezonunda kaliteli isimlerden oluşturulmuş toplama takımla neler yapacağı meçhul City'nin ancak bir gerçek var ki; herkes onları izlemeyi bekliyor, herkesin gözü üzerlerinde olacak. Açıkçası, şampiyonluk şansı vermiyorum ve sezon içinde olası bir teknik direktör değişikliğine gitmelerini bekliyorum. Yine de, neler yapabileceklerini ve oynayacakları futbolu izlemek için sabırsızlanıyorum.

Gelenler: Carlos Tevez (Manchester United), Emmanuel Adebayor (Arsenal), Roque Santa Cruz (Blackburn), Kolo Toure (Arsenal), Gareth Barry (Aston Villa), Nils Zander (Schalke), Stuart Taylor (Aston Villa)
Gidenler: Elano (Galatasaray), Ched Evans (Sheffield United), Gelson Fernandes (St. Etienne), Daniel Sturridge (Chelsea), Darius Vassell (Ankaragücü), Valeri Bojinov (Parma), Joe Hart (Birmingham), Jo (Everton-kiralık).

ASTON VILLA

Kaptanı Gareth Bary'i transfer canavarı City'ye kaptıran Aston Villa sanki Bary'nin kopyası Stewart Downing'i Boro'dan aldı.

Orta sahasına bakıldığında Ashley Young, Downing, James Milner, Nigel Reo-Coker gibi kaliteli ve zaman zaman İngiltere Milli Takımı'nda da forma giyen oyuncuları bulunduran Villa için kan kaybetti demek, yanlış olur. Üstelik İngilizlerin gelecekte çok şey beklediği Fabian Delph de, orta sahadaki forma savaşına ortak olacak.

Geçtiğimiz sezon kovaladıkları Şampiyonlar Ligi hedefine bu yıl ulaşabilmeleri ne kadar mümkünse şampiyonluk kovalamaları da o kadar mümkün değil.

Gelenler: Stewart Downing (Middlesbrough), Courtney Cameron (Northampton), Fabian Delph (Leeds United)
Gidenler: Gareth Barry (Manchester City), Zat Knight (Bolton), Stuart Taylor (Manchester City), Sam Williams (Yeovil), Martin Laursen (futbolu bıraktı), Robert Elvins (futbolu bıraktı).

TOTTENHAM

2008-2009 sezonunun hayal kırıklığı içinde 8. bitiren Londra ekibi, bu yıl Kyle Naughton ve Crouch transferi dışında ses getirecek bir işe imza atamadı.

Harry Redknapp'ın öğrencileri için bu sezon da şampiyonluk hayal. Ancak 38 hafta boyunca alabilecekleri sansasyonel sonuçlarla isimlerini duyurabilme ihtimalleri var. Sezon sonunda Tottenham'ı lig tablosunda 4 ila 10. sıralar arasında görebilmemiz mümkün.

Gelenler: Kyle Naughton (Sheffield United), Kyle Walker (Sheffield United), Peter Crouch (Portsmouth), Anton Blackwood (Arsenal)
Gidenler: Didier Zokora (Sevilla), Darren Bent (Sunderland), Chris Gunter (N.Forest), Cian Hughton (Lincoln), David Hutton (Cheltenham), Adel Taarabt (QPR), Kyle Fraser-Allen (serbest), Gilberto (serbest), Ricardo Rocha (serbest).

EVERTON

Geçen sezon Premier Lig'i 5.likle bitiren Everton, kadrosunda pek fazla bir değişikle gitmedi. En flaş tranferini Manchester City'den Jo'yu kiralayarak yaptı, dediğimizde zaten durum anlaşılacaktır.

David Moyes'le birlikte 8. sezonlarına girecek olan Londra ekibi bu yıl da Şampiyonlar Ligi'ni zorlayacaktır. Oturmuş kadrosu ve sistemine, Arsenal'in güç kaybını da eklersek, bu hedef imkânsız sayılmaz.

Gelenler: Anton Peterlin (Ventura County), Luke Garbutt (Leeds), Shkodran Mustafi (Hamburg), Jo (Manchester City-kiralık)
Gidenler: Lars Jacobsen (Blackburn), Thomas McCready (Hibernian), Andy van der Meyde (serbest) Nuno Valente (emekli)

PREMIER LİG'İN DİĞERLERİ

Yazıdan da anlaşılacağı üzere bu yıl da şampiyonluk yarışı Chelsea, Manchester United, Liverpool, Arsenal ve her şeye karşın Manchester City arasında geçecektir. Bu 5 ekibi zorlayacak takımlar arasında ise Aston Villa ve Everton'u saymak mümkün.

Burnley, Birmingham City, Hull City, Blackburn ve Wolverhampton Wanderers, Championship'e düşmemek için mücadele verirken; Porstmouth, Bolton, Fulham, Sunderland, West Ham ise ligin tadı tuzu olacaklardır.

Ronaldo'suz da olsa bizi harikulade bir Premier League bekliyor. Şimdiden iyi seyirler....

7 Ağustos 2009

Arsenal, Chamakh için bastırıyor

Arsenal, Marouane Chamakh için daha önce yaptığı ve Bordeaux tarafından reddedilen 7 milyon Euro'luk teklifini 12 milyon Euro'ya yükseltti.

Arsenalli yetkililer, bonservisi bir yıl sonra elinde olacak bir oyuncu için çok yüksek bir fiyat önerdiklerini belirtirek, Bordeaux'un kararını beklemeye başladılar.

Arsenal menajeri Wenger, Faslı oyuncuyu takımda görmek için sabırsızlandığını ve yanıt için birkaç gün bekleyeceklerini söyledi.

Toure, Adebayor gibi oyuncularını kaybeden Arsenal, Patrick Viera girişiminden de istediğini alamamıştı. Arsenal, şampiyonluk yarışında en fazla güç kaybeden takım oldu ve İngiltere'de şampiyonluk yarışı içinde gösterilmiyor. Hemen herkes, ilk 4'ün içinde bulunmanın onlar için büyük başarı olacağı konusunda hemfikir.