chelsea etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
chelsea etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Mart 2010
6 Kasım 2009
Chelsea'nin transfer yasağı kaldırıldı

Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi (CAS), İngiltere Premier Lig ekiplerinden Chelsea’ye verilen transfer yasağını askıya aldı.
FIFA, Chelsea’ye verdiği 2 dönem, yani 1 sezon transfer yapmama yasağı CAS tarafından askıya alınırken, İngiliz kulübüne temyizden kesin karar çıkana kadar transfer yapma izni de verildi.
FIFA, Ligue 1 takımlarından Lens’te oynayan 17 yaşındaki Gael Kakuta’yı, sözleşmesini bozmaya teşvik ettiği gerekçesiyle, Chelsea’ye 2 dönem transfer yapma yasağı getirmişti. Bu kararın yanı sıra Kakuta’da da eski kulübüne 780 bin Avro tazminat ödemeye mahkûm edilmişti.
14 Ekim 2009
26 Eylül 2009
Deplasmanda yenilenlerin günü
Bugün Avrupa'nın çeşitli liglerinde oynanan karşılaşmalarda dikkati çeken şey; Chelsea, Bayern Münih, Inter Milan, Marsilya ve Eintracht Frankfurt'un ilk mağlubiyetleriyle tanışmaları oldu.
Frankfurt dışındaki tüm takımlar, deplasmanda rakiplerine yenilirken, Frankfurt ise evinde Stuttgart'a 3-0 yenildi.

Chelsea, Wigan deplasmanında 3-1'lik sonuçla sahadan ayrılırken, Premier Lig'de liderliği de Manchester United'a kaptırdı.

Bayern Münih yine bir deplasman maçında Hamburg'a Petric'in golüyle boyun eğdi.

İtalya Serie A'nın en büyük favorisi konumundaki Inter Milan da, Sampdoria deplasmanında Pazzini'nin attığı golle teslim oldu.

Fransa'da Marsilya iki kez öne geçtiği maçta Valenciennes'e 3-2 yenilerek, Ligue 1'deki ilk mağlubiyetini tattı.
Frankfurt dışındaki tüm takımlar, deplasmanda rakiplerine yenilirken, Frankfurt ise evinde Stuttgart'a 3-0 yenildi.

Chelsea, Wigan deplasmanında 3-1'lik sonuçla sahadan ayrılırken, Premier Lig'de liderliği de Manchester United'a kaptırdı.

Bayern Münih yine bir deplasman maçında Hamburg'a Petric'in golüyle boyun eğdi.

İtalya Serie A'nın en büyük favorisi konumundaki Inter Milan da, Sampdoria deplasmanında Pazzini'nin attığı golle teslim oldu.

Fransa'da Marsilya iki kez öne geçtiği maçta Valenciennes'e 3-2 yenilerek, Ligue 1'deki ilk mağlubiyetini tattı.
16 Eylül 2009
24 Ağustos 2009
Tottenham ve Chelsea ligin zirvesinde
Premier Lig'in pazar günü oynanan üç maçla devam etti. Tottenham ve Chelsea 3'te 3 yaparken, hafta arası Manchester City'i 1-0'la geçen Burnley aynı tarifeyi Everton'a da uyguladı.
Bu yılın en beklenmedik çıkışını ilk üç hafta itibariyle Tottenham gerçekleştirdi. Her ne kadar West Ham'ın golcüsü Carlton Cole'un büyük katkısı olsa da, yine de Londra ekibi ligin tepesinde bulunmaktan memnun.

İlk yarısı 0-0 biten karşılaşmanın ikinci 45 dakikasında West Ham United'ın golcüsü Carlton Cole'un golü izlenmeye değerdi. Ancak hemen gol sonrasında Defoe'ya yaptığı asist, belki de maçın ellerinde kayıp gitmesini sağladı. Maçın 79. dakikasında ise Lennon 2-1'i getiren golü attı.
Kuşkusuz ki; Tottenham kendileri açısından rüya gibi bir başlangıç yaptı, hiç hesapta yokken. Modric-Huddleston-Palacios-Lennon'dan oluşan orta sahaları ile hücum gücü yüksek bir profil çiziyorlar. Bir sonraki hafta Birmingham ile oynayacaklar.
Fulham-Chelsea maçında, Londra'nın mavi ekibi terlemedi desek maçı anlatmış oluruz. Maçın başından sonuna üstün oynayan Chelsea karşısında Fulham sadece direnmeye çabaladı. Ancak Drogba ve Anelka'ya teslim oldular.

Chelsea kadro olarak da, oyun anlayışı olarak da geçen yıldan farklılık arzetmiyor. Tek farklılıkları Drogba'nın sezona harika başlangıcı. Oyun şablonlarını hiç bozmadan oynuyorlar. Onlar da 3'te 3 yaparak şampiyonluğun en önemli adayı olduğunu gösteriyorlar.
Ve Burnley. 33 yıl sonra Premier Lig'e yükselen bu mütevazı ekip, herkesi şaşırtmaya devam ediyor. Önce Manchester United şimdi de Everton 1-0'la Turf Moor'dan boynu bükük ayrıldılar.

Kimsenin beklemediği biçimde evlerinde maç kaybetmeyen haftaya Chelsea'ye konuk oluyor. Ligin 7. sırası şu an için bulunmaz kaftan sayılır.
Bu yılın en beklenmedik çıkışını ilk üç hafta itibariyle Tottenham gerçekleştirdi. Her ne kadar West Ham'ın golcüsü Carlton Cole'un büyük katkısı olsa da, yine de Londra ekibi ligin tepesinde bulunmaktan memnun.

İlk yarısı 0-0 biten karşılaşmanın ikinci 45 dakikasında West Ham United'ın golcüsü Carlton Cole'un golü izlenmeye değerdi. Ancak hemen gol sonrasında Defoe'ya yaptığı asist, belki de maçın ellerinde kayıp gitmesini sağladı. Maçın 79. dakikasında ise Lennon 2-1'i getiren golü attı.
Kuşkusuz ki; Tottenham kendileri açısından rüya gibi bir başlangıç yaptı, hiç hesapta yokken. Modric-Huddleston-Palacios-Lennon'dan oluşan orta sahaları ile hücum gücü yüksek bir profil çiziyorlar. Bir sonraki hafta Birmingham ile oynayacaklar.
Fulham-Chelsea maçında, Londra'nın mavi ekibi terlemedi desek maçı anlatmış oluruz. Maçın başından sonuna üstün oynayan Chelsea karşısında Fulham sadece direnmeye çabaladı. Ancak Drogba ve Anelka'ya teslim oldular.

Chelsea kadro olarak da, oyun anlayışı olarak da geçen yıldan farklılık arzetmiyor. Tek farklılıkları Drogba'nın sezona harika başlangıcı. Oyun şablonlarını hiç bozmadan oynuyorlar. Onlar da 3'te 3 yaparak şampiyonluğun en önemli adayı olduğunu gösteriyorlar.
Ve Burnley. 33 yıl sonra Premier Lig'e yükselen bu mütevazı ekip, herkesi şaşırtmaya devam ediyor. Önce Manchester United şimdi de Everton 1-0'la Turf Moor'dan boynu bükük ayrıldılar.

Kimsenin beklemediği biçimde evlerinde maç kaybetmeyen haftaya Chelsea'ye konuk oluyor. Ligin 7. sırası şu an için bulunmaz kaftan sayılır.
21 Ağustos 2009
Ashley Cole maden buldu

İngiltere Milli Takımı'nda da forma giyen Chelsea'nin sol beki Ashley Cole takımıyla 4 yıllık yeni bir sözleşme imzaladı.
Yeni sözleşmesiyle bir servete de konan Ashley Cole, haftalık 120 bin sterlin karşılığında 4 yıl daha Londra temsilcisinde forma giyecek.
Barcelona ve Real Madrid'in de transfer listesinde yer alan İngiliz futbolcu, 74 kez milli takım formasını giydi.
12 Ağustos 2009
O bir 'oligark' patron: Roman Abramoviç
Chelsea'nin sahibi Rus işadamı Roman Abramoviç'in sıfırdan zirveye çıktığı hayat hikayesi...24 Ekim 1966'da Rusya'nın Saratov şehrinde doğan Roman Arkadyeviç Abramoviç şu anda İngiltere'de yaşayan en zengin kişi kabul ediliyor. Ağustos 2007 tarihli Forbes dergisine göre 18.7 milyar dolarlık serveti bulunuyor.
Rusya'da Çukotka bölgesinin daimi valisi ünvanını elinde bulunduran Abramoviç 2000 yılında seçildiği bu pozisyon için seçimden önce bölgede kendi cebinden 1 milyar dolardan fazla harcama yaptı.
HEM ÖKSÜZ HEM YETİM
Aslen Litvanyalı Yahudi bir aileden gelen Abramoviç'in büyük annesiyle büyük babası Sibirya'ya sürgüne gönderilmişti. Bir yaşındayken annesini 3 yaşındayken de babasını kaybeden Abramoviç öksüz ve yetim olarak büyüdü. Çocukluğu amcasının ailesinin yanında ve daha sonra büyükannesinin yanında geçti.
Askerliğini yaptıktan sonra Moskova Devlet Oto Transport Enstitüsü'ne kaydoldu. Ama burayı bitirmeden iş hayatına atıldı ve daha sonra Moskova Hukuk fakültesinden derece aldı.
İŞ HAYATI
1980'lerde Gorbaçov'un özel küçük işletmelerin açılmasına izin veren düzenlemesinden sonra ticari faaliyetlere başladı. 1992 ile 1995 arasında beş ayrı şirket kurmuştu. 1995'te Boris Berezovski ile birlikte Sibneft adlı büyük bir petrol şirketinin kontrol hisselerini ele geçirdi. Bu satış işlemi sırasında yolsuzluk yapıldığı ve şirket hisselerinin aslında olması gereken piyasa değerinin altında satıldığı söylenir.
1990'lar boyunca Abramoviç iş ortağı Eugene Shvidler ile sahip oldukları Millhouse Capital adlı yatırım şirketi aracılığıyla pek çok önemli şirketin hisselerini ve yönetimini ele geçirdi. Sieft adlı petrol şirketinin Gazprom'a satışından 13 milyar dolar kazandılar ve bunu yeni yatırımlar için kullandılar. Örneğin; Rusya'nın en büyük çelik şirketi Evraz Grup'un yüzde 41 hissesini aldılar.
2004 yılında İşviçreli dedektifler delil yetersizliği nedeniyle bir davanın peşini bıraktıklarında 4.8 milyar dolarlık bir sahtekarlığın izini sürmekteydiler. IMF'nin Rusya'ya verdiği borcun büyükçe bir kısmının Abramoviç'in kasasına girdiğinden şüphelenilmekteydi. ABD ve Rusya bu konuda bazı delilleri gizlediler. Dolayısıyla IMF fonlarıyla Abramoviç arasındaki bağlantı herhangi bir şekilde kanıtlanamadı.
SİYASİ HAYATI
1999'da Abramoviç Rusya parlementosu Duma'ya seçildi. Seçim bölgesi Çukotka Otonom bölgesi, Rusya'nın uak doğusundaki fakir bir bölgeydi. Abramoviç burada 'Umut Direği' adlı bir sosyal yardım projesi başlatarak Çukotka halkına bilhassa çocuklara büyük oranlarda yardım sağladı.
2000 yılında bu bölgenin valisi seçildi ve bu bölgede bir kolej, bir hastane, bir kreş ve oteller yaptırdı. Havaalanını yeniledi, pek çok kasaba ve şehirdeki okulları onarımdan geçirdi.
Sibneft adlı petrol şirketi için burayı bir vergi cennetine çevirerek bölge ekonomisini kalkındırmak için burada petrol aramaları başlattı. Normalde görev süresi 2005 yılında doluyordu ve bir dahaki dönem valiliğe aday olmayacağını açıklamıştı. Ancak Başkan Putin kanunları değiştirdi ve özerk bölge valilerinin seçimle değil atamayla geleceklerini ilan etti. 21 Ekim 2005 tarihinde de Abramoviç'i bölge valisi olarak atadı. Bu görevi hala devam etmektedir.
CHELSEA'Yİ SATIN ALIYOR
Abramoviç Haziran 2003'te Chelsea klübünün kontrol hisselerinin sahibi oldu. Bu klüpte karar kılmadan önce muhtemelen satın alabileceği diğer klüpler hakkında da araştırma yapmıştı. Bu anlaşmayal İngiltere'de birden popüer odu. 2008 Şubat'ına kadarki dönemde klübe 587 milyon sterlinlik yatırım yaptı.
Satın aldığı sırada büyük mali sıkıntılar yaşayan Chelsea'yi dünya çapında ticari bir markaya dönüştürmek yolunda büyük adılar atılmasına önayak olan Abramoviç, aradan geçen sürede Chelsea'nin büyük başarılara imza atmasını sağladı.
Abramoviç'in Chelsea klübüyle olan ilişkisinin Avrupa futbolcu piyasasını altüst ettiği yaygın olarak söylenmektedir. Kulübe katkısının ne olacağı üzerinde fazla düşünmeden olağanüstü yüksek rakamlarla kendi istekleri doğrultusunda transferler yapmaya kalkan Abramoviç, 2005 yılında Milan kulübüne Shevchenko'yu almak için 89.9 milyon sterlinlik rekor bir miktar teklif etmişti. Shevchenko 2006'da nihayet Chelsea'ya geldi ama sadece 30 milyon sterlin karşılığında…
West Ham United oyuncusu Glen Johnson için de benzer bir 'aşırı ödeme' söz konusuydu. 2005 yılının sonunda Chelsea 140 milyon sterlin zarardaydı. Yıllar içinde bu zarar azaltılsa da 2010 yılından önce Chelsea'nin kara geçmesi beklenmiyor.
Chelsea'nin hemen her maçını izleyen Abramoviç'in maç sırasında yaptığı heyecanlı hareketler, Chelsea taraftarlarınca 'kulübe yönelik bir sevgi gösterisi' olarak algılanmaktadır. Maçlardan sonra futbolcuları soyunma odasına da eldiği ve bu yüzden Jose Mourinho ile arasında tartışmlar çıktığı yolundaki dedikodular basına yansıyınca 20 September 2007'de Jose Mourinho bir açıklama yaptı ve kulüp yönetimiyle vardıkları anlaşma sonucu Chelsea’den ayrıldığını bildirdi.
Mourinho sonrası, Avram Grant, Scolari ve Hiddink'le çalışan Abramoviç, en sonunda Carlo Ancelotti'de karar kıldı. Bu macera nasıl sonuçlanacak merak konusu...
Etiketler:
chelsea,
duma,
imf,
jose mourinho,
putin,
roman abramoviç
8 Ağustos 2009
Sezon başlamadan Premier Lig (2009-2010)

Avrupa futbolunu yakından takip eden futbolseverlere "İzlemekten en fazla zevk aldığımız lig hangisi?" sorusunu yöneltsek, sanırım Premier Lig açık ara önde gider. Tabii bu yıl, Los Galacticos etkisi ve Barcelona'nın geçen yıldan akıllarda kalan sükseli futbolu ile İspanya Ligi de, bu sorunun yanıtında ikinci sırada yer alır.
Özel televizyon kanallarının yayına girmesiyle, eskiden senede bir kez denk geldiğimiz Süt Kupası dönemi çoktan sona erdi. -En çok hatırımda kalanı Luton Town'ın Arsenali'i 90. dakikada attığı golle 3-2 devirdiği maçtır sanırım-
Yeni nesil futbolseverler tabii daha avantajlı bu konuda. Futbolun evrildiği yıllarda bol bol maç izleme olanağı buldular. Bizim gibi radyo başında "İnönü Stadı'nı bilenler için söylüyorum, Dolmabahçe tarafından, sağ köşe gönderinin 5 metre çaprazından Beşiktaş bir serbest vuruş kullanacak" türünden, şeyleri pek dinlemeden; İngiltere, İspanya, İtalya, Fransa, Almanya gibi Avrupa futbolunu doğrudan izlemeye başladılar.
Tüm bu ligler içindeyse, en çok ilgi çekeni, izlenilirlik ve futbol kalitesi açısından en fazla rağbet gören ligi tartışmasız Premier Lig. 15 Ağustos'ta Chelsea-Hull City maçıyla 'perde' diyecek İngiltere'de köprülerin altından çok su aktı. Suyun debisini ölçemesek de, kim taş taş üstüne koydu, kim eksildi bir bakmak istedik..
ARSENAL
Kadrosundan neredeyse, bir otobüs dolusu oyuncu kaybeden ve gönderen Arsenal, 15 Ağustos'tan önce elini çabuk tutmak istiyor. Kolo Toure ve Adebayor gibi takımın iki temel taşını kaybeden Gunners, şu ana dek sadece Ajax'tan Vermaelen ve Cheltenham'dan Jamie Edge'yi transfer etti.
Gündemde, Patrick Viera'dan Chamakh ve Kalou'ya kadar çok sayıda oyuncu bulunuyor. Şurası bir gerçek ki, Arsenal şaaşalı günlerinden uzaklaştı. Sürekli al-sat politikası güden Wenger bile şu andan itibaren deneyimli isimlere kapısını açıyor. Rosicky ve Nasri'nin sakatlıkları da tuz biber ekti tüm bunlara, yeni sezon başlamasına az bir süre kala.
Tabii işler bu kadar kötü giderken, iyi şeyler de olmuyor değil. Jack Wilshere isminde 17 yaşındaki genç adam, Emirates Cup'ta gösterdiği performansla Arsenal'e gönül verenlerin yüzünü güldürdü.
Fabregas, Theo Walcot, Arshavin, Eduardo, Van Persie ve Gallas takımı sırtlayacak isimlerin başında geliyor. Fakat her sene yüzüp yüzüp kuyruk kısmında takılan Arsenal'in şampiyonluk yarışını geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi zorlayacağını düşünmüyorum. Londra ekibine gönül verenleri zor bir yıl bekliyor.
Gelenler: Thomas Vermaelen (Ajax), Jamie Edge (Cheltenham)
Gidenler: Emmanuel Adebayor, Kolo Toure (Manchester City), Anton Blackwood (Tottenham), James Dunne (Exeter City), Rui Fonte (Sporting Lisbon, Abu Ogogo (Dagenham & Redbridge), Vincent van den Berg (Excelsior Maassluis), Paul Rodgers (Northampton), Rene Steer (Oldham), Pedro Botelho (Celta Vigo-kiralık), Havard Nordtveit (Nurnberg-kiralık), Amaury Bischoff (serbest).
CHELSEA
Jose Mourinho'nun gidişinden sonra geçtiğimiz seneyi Luiz Felipe Scolari şanssızlığı ile kotarmaya çalışan ancak hatadan Hiddink kararı (çok geç kalındı) ile dönen Chelsea, bu yıl da -kişisel olarak çok da benimsemediğim bir teknik adam- Ancelotti ile lig ve Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu hedefi ile yola çıkıyor.
Manchester City'nin tüm ısrarlarına karşın kadrosundaki hiçbir önemli ismi kaybetmeyen Maviler, şampiyonluk yarışının en ön saflarında yer alacaktır. Kalecisinden forvetine kadar lige hazır durumdaki Chelsea'da Joe Cole ve Paulo Ferreria dışında sakat futbolcu bulunmuyor. Kadrosunu CSKA Moskova'nın gizli kahramanlarından Yuri Zhirkov'la takviye eden Chelsea bu sezon şampiyonluğun en büyük favorisi durumunda.
Gelenler: Yuri Zhirkov (CSKA Moscow), Frank Nouble (West Ham), Daniel Sturridge (Manchester City), Ross Turnbull (Middlesbrough)
Gidenler: Ben Sahar (Espanyol), Sergio Tejera (Real Mallorca), Jimmy Smith (Leyton Orient), Ryan Bertrand (Reading-kiralık), Slobodan Rajkovic (FC Twente-kiralık), Lee Sawyer (Southend-kiralık), Jason Tabor (Cheltenham).
MANCHESTER UNITED
Son şampiyon Manchester United, dünyanın en flaş transferinden birine çok istemese de imza attı. Cristiano Ronaldo'yu 80 milyon sterlin karşılığında Real Madrid'e satmak zorunda kalan ManU'da hâlâ bu adam konuşulmaya devam ediyor. Ronalda şoku ile sarsılan Manchester United, Tevez'in de takımdan ayrılmasıyla bir anda eşekten düşmüş karpuza döndü.
Son iki şampiyonlukta çok önemli payı olan Ronaldo'nun yerine ise Wigan'dan Antonio Valencia transfer edildi. Bir dönemin İngiliz futbolunun en büyük ümidi konumundaki ancak kariyeri 'acıların çocuğu' kıvamında geçen Michael Owen'dan herkes bir dönüş bekliyor.
Şampiyon etiketine sahip Manchester United, Premier Lig'de bu sezon da şampiyonluğun en büyük favorilerinden biri. Sezon öncesi sakatlık sorunu ile boğuşan 'Kırmızılar'ın en büyük kozu Sir Alex Ferguson. Bobby Robson'un ölümüyle İngiliz futbolunun en saygıdeğer menajeri konumundaki Ferguson, teknik direktör becerisi ve adam yönetebilme yetisiyle elinde sihirli değnek olduğuna inandığım tek teknik adam. Bu yüzden de sezonu şampiyonlukla bitirirlerse kimse şaşırmasın, "Ronaldo gitti ama yine de şampiyon oldular. Kişiler değil sistem kazandı" yazılarını da hazırlayın.
Gelenler: Antonio Valencia (Wigan), Gabriel Obertan (Bordeaux), Mame Biram Diouf (Molde), Michael Owen (Newcastle)
Gidenler: Cristiano Ronaldo (Real Madrid), Carlos Tevez (Manchester City), Fraizer Campbell (Sunderland), Lee Martin (Ipswich), Richard Eckersley (Burnley), Manucho (Real Valladolid), Daniel Galbraith (Hibernian), Rodrigo Possebon (Sporting Braga), Mame Biram Diouf (Molde-kiralandı).
LIVERPOOL
Premier Lig'de geçen sezon şampiyonluğu sonuna kadar kovalayan ve oynadığı futbol ve aldığı sonuçlarla geniş bir kitleyi arkasına çeken (ManU ablukası yıkılsın adına) Liverpool, sezon başlamasına kısa bir süre kala Xabi Alonso ve Arbeola'yı kaybetti.
Takımın orta sahadaki en dinamik ve en aklı çalışan adamını kaybeden Liverpool, olay sıcağı sıcağınayken, Roma'dan Alberto Aquilani'yi alarak gönüllere su serpti. X.Alonso-Aquilani'yi terazi kefesine vurup, kim ağır basar demek gereksiz. Ama 'isteriz' diye veryansın edenlere direkt olarak "İspanyol olanı" diye yanıt veririm.
Sağ kanadını Glen Johnson takviyesi ile güçlendiren Liverpool, bu yıl da şampiyonluğu kovalayacak ekiplerin arasında yer alıyor. Eğer şampiyonluk gelmezse tartışılan menajer Benitez'in koltuğu da sallanmaya başlayacaktır.
Gelenler: Glen Johnson (Portsmouth), Aaron King (Rushden&Diamonds), Chris Mavinga (PSG), Stephen Sama (B.Dortmund)
Gidenler: Xabi Alonso (Real Madrid), Alvaro Arbeloa (Real Madrid), Sebastian Leto (Panathinaikos), Jack Hobbs (Leicester), Paul Anderson (N.Forest), Sami Hyypia (B.Leverkusen), Jermaine Pennant (Real Zaragoza).
MANCHESTER CITY
Süleyman El Fehim'in takımı satın almasıyla Avrupa ve dünya transfer piyasasında ne kadar adam varsa talip olan ve bu yıl birçoğunu takıma getiren, diğer kısmını da transfer etmeye çalışan Manchester City'yi herkes ayrı bir gözle izleyecektir.
Şu ana dek 7 futbolcuyla sözleşme imzalayan, 17'sini de gönderen (hakikaten yedeklerle birlikte takım çıkıyor) paranın oluk oluk akıtıldığı, adeta Binbir Gece Masalları'nı andıran kulüp, tarihinin en zor sezonunu yaşacak. Çünkü beklentiler o kadar yükseldi ki, Şampiyonlar Ligi ve Premier Lig birlikte kazanılsa "Ehh, o kadar transfere olmasalar ayıp" diye hayıflanacak kitleler var.
2009-2010 sezonunda kaliteli isimlerden oluşturulmuş toplama takımla neler yapacağı meçhul City'nin ancak bir gerçek var ki; herkes onları izlemeyi bekliyor, herkesin gözü üzerlerinde olacak. Açıkçası, şampiyonluk şansı vermiyorum ve sezon içinde olası bir teknik direktör değişikliğine gitmelerini bekliyorum. Yine de, neler yapabileceklerini ve oynayacakları futbolu izlemek için sabırsızlanıyorum.
Gelenler: Carlos Tevez (Manchester United), Emmanuel Adebayor (Arsenal), Roque Santa Cruz (Blackburn), Kolo Toure (Arsenal), Gareth Barry (Aston Villa), Nils Zander (Schalke), Stuart Taylor (Aston Villa)
Gidenler: Elano (Galatasaray), Ched Evans (Sheffield United), Gelson Fernandes (St. Etienne), Daniel Sturridge (Chelsea), Darius Vassell (Ankaragücü), Valeri Bojinov (Parma), Joe Hart (Birmingham), Jo (Everton-kiralık).
ASTON VILLA
Kaptanı Gareth Bary'i transfer canavarı City'ye kaptıran Aston Villa sanki Bary'nin kopyası Stewart Downing'i Boro'dan aldı.
Orta sahasına bakıldığında Ashley Young, Downing, James Milner, Nigel Reo-Coker gibi kaliteli ve zaman zaman İngiltere Milli Takımı'nda da forma giyen oyuncuları bulunduran Villa için kan kaybetti demek, yanlış olur. Üstelik İngilizlerin gelecekte çok şey beklediği Fabian Delph de, orta sahadaki forma savaşına ortak olacak.
Geçtiğimiz sezon kovaladıkları Şampiyonlar Ligi hedefine bu yıl ulaşabilmeleri ne kadar mümkünse şampiyonluk kovalamaları da o kadar mümkün değil.
Gelenler: Stewart Downing (Middlesbrough), Courtney Cameron (Northampton), Fabian Delph (Leeds United)
Gidenler: Gareth Barry (Manchester City), Zat Knight (Bolton), Stuart Taylor (Manchester City), Sam Williams (Yeovil), Martin Laursen (futbolu bıraktı), Robert Elvins (futbolu bıraktı).
TOTTENHAM
2008-2009 sezonunun hayal kırıklığı içinde 8. bitiren Londra ekibi, bu yıl Kyle Naughton ve Crouch transferi dışında ses getirecek bir işe imza atamadı.
Harry Redknapp'ın öğrencileri için bu sezon da şampiyonluk hayal. Ancak 38 hafta boyunca alabilecekleri sansasyonel sonuçlarla isimlerini duyurabilme ihtimalleri var. Sezon sonunda Tottenham'ı lig tablosunda 4 ila 10. sıralar arasında görebilmemiz mümkün.
Gelenler: Kyle Naughton (Sheffield United), Kyle Walker (Sheffield United), Peter Crouch (Portsmouth), Anton Blackwood (Arsenal)
Gidenler: Didier Zokora (Sevilla), Darren Bent (Sunderland), Chris Gunter (N.Forest), Cian Hughton (Lincoln), David Hutton (Cheltenham), Adel Taarabt (QPR), Kyle Fraser-Allen (serbest), Gilberto (serbest), Ricardo Rocha (serbest).
EVERTON
Geçen sezon Premier Lig'i 5.likle bitiren Everton, kadrosunda pek fazla bir değişikle gitmedi. En flaş tranferini Manchester City'den Jo'yu kiralayarak yaptı, dediğimizde zaten durum anlaşılacaktır.
David Moyes'le birlikte 8. sezonlarına girecek olan Londra ekibi bu yıl da Şampiyonlar Ligi'ni zorlayacaktır. Oturmuş kadrosu ve sistemine, Arsenal'in güç kaybını da eklersek, bu hedef imkânsız sayılmaz.
Gelenler: Anton Peterlin (Ventura County), Luke Garbutt (Leeds), Shkodran Mustafi (Hamburg), Jo (Manchester City-kiralık)
Gidenler: Lars Jacobsen (Blackburn), Thomas McCready (Hibernian), Andy van der Meyde (serbest) Nuno Valente (emekli)
PREMIER LİG'İN DİĞERLERİ
Yazıdan da anlaşılacağı üzere bu yıl da şampiyonluk yarışı Chelsea, Manchester United, Liverpool, Arsenal ve her şeye karşın Manchester City arasında geçecektir. Bu 5 ekibi zorlayacak takımlar arasında ise Aston Villa ve Everton'u saymak mümkün.
Burnley, Birmingham City, Hull City, Blackburn ve Wolverhampton Wanderers, Championship'e düşmemek için mücadele verirken; Porstmouth, Bolton, Fulham, Sunderland, West Ham ise ligin tadı tuzu olacaklardır.
Ronaldo'suz da olsa bizi harikulade bir Premier League bekliyor. Şimdiden iyi seyirler....
Etiketler:
arsenal,
chelsea,
liverpool,
manchester city,
manchester united,
premier lig
5 Ağustos 2009
Drogba 3 yıl daha Chelsea'de
Chelsea'nin Fildişili oyuncusu Didier Drogba sözleşmesini 3 yıl daha uzatarak, 2012 yılına kadar kulüpte kalma kararı aldı. 31 yaşındaki golcü oyuncu kulübün web sitesine yaptığı açıklamada, "3 yıl daha kulüpte kalacağım içim çok mutlu ve gururluyum. Takımımı çok seviyorum, burada kendimi iyi hissediyorum ve kupalar kazanmaya devam etmek istiyorum" dedi.
Bir numaralı hedefinin Şampiyonlar Ligi'ni kazanmak olduğunu belirten Drogba, bu sezon sonunda bu kupayı da kazanacaklarını söyledi.
Kariyerine Le Mans'da başlayan oyuncu, Guingamp, Marsilya ve Chelsea'da forma giydi. 5 sezondan bu yana Londra ekibinde oynayan Drogba, Marsilya'dan 24 milyon sterline transfer olmuştu.
Etiketler:
chelsea,
didier drogba,
şampiyonlar ligi
29 Temmuz 2009
Eto'o ısınma turlarında
Mourinho ve Eto'o'nun Şampiyonlar Ligi maçında Chelsea ve Barcelona formalarında ettikleri kavganın üstünden geçeli çok oldu.Onlar artık geçmişe sünger çektiler ve Inter Milan'a Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu kazandırmak istiyorlar.
Bu şampiyonluğu tadan Eto'o ve Jose Mourinho'nun, Inter'e bu konuda tecrübelerinden yardım etmesi gerekir.
Etiketler:
barcelona,
chelsea,
eto'o,
inter milan,
jose mourinho,
şampiyonlar ligi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



