balyoz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
balyoz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Aralık 2010

Türkiye'de olan bitene bakış


Egemen Bağış: Kız öğrenci bana yumurta attı. Siyah renkli ceketimin sol omuz kısmı kirlendi. Bana yumurta atan Nihal Çarıkçı’dan demokratik protesto hakkını aşarak, fiziki şiddet içeren davranışından dolayı davacı ve şikâyetçiyim. Uzlaşmak istemiyorum.

Prof. Dr. Cemil Koçak: Bu Yarbay Mustafa (Mustafa Kemal Atatürk), tarih sahnesine tamamen tesadüf eseri çıkmış, aslında onu Alman komutan Gelibolu içlerinde bir yere gözden uzak olsun diye attıklarını hayatında 5-10 kişiyi bile yönetmediğini, zaten şansı yaver gitmeseydi kahve köşelerinde emekliliğini yaşayıp gidecekti.

Akaryakıtta indirim: Akaryakıt ürünlerinden 95 oktan kurşunsuz benzinin fiyatı litrede 2 ile 4 kuruş arasında indirime gidildi.

Operasyon: Halkalı'daki askeri lojmanlarda yapılan aramada bir uzman çavuşun dairesinde, çalıntı olduğu belirlenen 20 kilo eroin ele geçirildi.

Polis baskını: Ankara'da polis restoran bastı, çocukları ile yemek yiyen ailelerin kimliklerini topladı. Nedeni içkili mekana 18 yaşın altındakilerin alınması.

Hakim atamaları: HSYK, Balyoz Davası’na bakan 10. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Hâkim Zafer Başkurt ile Dink davasının yanı sıra Ergenekon itirazlarını da karara bağlayan 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Erkan Canak’ı başka göreve atadı.

Binlerce sayfadan oluşan 'Balyoz darbe planı' davasının başlamasına iki gün kalmıştı.

YORUM
Kısa, öz ve de net biçimde belirteyim. Ülkenin amına koydunuz lan. 15 dakikada, haberlere bakınmadan çıkan tablo bu.

Yukarıdaki bakış, o bakış zaten.

6 Nisan 2010

Telekulaktan, 'eyvallah'a yolculuk


Her televizyonda topluluk gördüğünde "Bugüne kadar iki-üç kez İddaa oynadım"diye sallarsın. Bilenler, tanıyanlar kumarbazlık çizgisinde olduğunu gayet iyi bilir.

Her programında doğruluktan, dürüstlükten söz edersin, futbol hayatında kendini ceza alanı içine uçan halı gibi çokça bırakmışlığını bolca izledim.

En yakın arkadaşlarından birinin telefonlarını dinlettiğin ortaya çıktı. Ne diyeyim ki, buna? Edecek tonla kelime var. Sadece şu nedenden ötürü bile, ben böyle bir durumda yakalansam bir daha değil televizyona çıkmayı, insan içine çıkamam.

Ama burası Türkiye. Hırsızlar cirit atıyor, katiller alem yapıyor. Sen yine çıkarsın televizyona yine yaparsın yorumunu, yine efendi adam, tarafsız adam şiarıyla ortalarda dolanırsın.

Bir insan, neden en yakın arkadaşının (en yakın olmasa da) telefonlarını dinletir ki? Daha bir hafta bile olmadı, halı sahada top oynadın.

Ya neyse, hakikaten hiç yazasım gelmiyor içimden. Dibine kadar çirkefliğin içindeyiz, toplum olarak. Futbolu, siyaseti, bakkalı, kasabı herkes birinin arkasına geçip düdüklemeye çabalıyor.

Yazdığım şey için kendimden utandım. 18 yaşında çocuğun biri dersane parasını ödeyemediği için annesinin hapise girmesine intiharla yanıt veriyor. Bu ülkede her gün onlarca insan intihar ediyor, biz haberci diye geçinip içlerinden en acılısı, en dramatik olanını cımbızlayıp koyuyoruz sayfalara.

Her gün onlarca insan borç-harç meselesinden intihar ediyor, bu ülke hâlâ Anayasa konuşuyor, Ergenekon, Balyoz derdine düşüyor. Bu Allah'ın belası ülkede insanlar hâlâ neleri tartışıyor, komşusu intihar ederken, yakını ölürken. Biz aynı derede kaç kez yıkanacağız? Ne zaman anlayacağız bazı şeyleri?

Bir süre yazmak istemiyorum bloğa..