9 Ekim 2009
Okuycanızmı?

Gelmiycem,
söylemiycem,
yapmıycam,
görmiycem,
bakmıcam,
okumıcam,
etmiycem,
yazmıcam..........
"Türkçe okunduğu gibi yazılan" bir dil diye öğretildi birkaç nesile. Bu sığır nesilleri yetiştiren ilköğretim ve Türkçe öğretmenleri bu dilin katilidir.
Bloglarda gezindim gece gece, okuduklarıma inanamadım daha doğrusu okumaya çalıştıklarıma.
Kendini ifade etmeye çalışan ama bunu doğru düzgün yapamayan insanların var olduğu bir ülkede aynı havayı teneffüs etmek, iletişim kurmaya çabalamak ne beyhude bir çaba.
Yanlışı doğru bilen, kendini geliştirmek için hiçbir çaba göstermeyen, hayata dair söyleyebilecek doğru düzgün kelimesi bile olmayan birkaç nesil yetiştirildi. Bilerek, isteyerek, bir politika haline getirilerek, yetiştirildi hem de.
Siyaset, politika hikâye; kendi ülkende, konuştuğun dili yazamıyorsan, bir başkasının oksijenini harcıyorsun demektir.
Hakikaten kendimizi oyalıyoruz, yaşamaya çalışarak. Ah be Aziz Nesin, ne vardı bu kadar erken gidecek. Şu yüzde altmışı, 90'lara çekemeden gidiverdin, aramızdan.
Tükürdüğünü yalama alışkanlığı

Tarih: 09.09.1996 Galatasaray, Ali Sami Yen'de Fenerbahçe'ye 4-0 yenildikten bir gün sonra. Haşmetmaları der ki;
"Fatih Terim, Galatasaray teknik direktörlüğü sana 3 numara fazla. Galatasaray'ın teknik direktörlüğünü yapman için 40 fırın ekmen yemen lazım. Faruk Süren ve yönetimin daha fazla ısrar etmemesi gerekir, Fatih Terim'in de"
Tarih: 18.05.2000 Galatasaray, Kopenhag'da UEFA şampiyonu olduktan bir gün sonra. Haşmetmaları der ki;
"Türkiye, bu başarıları yaşatanlara çok şey borçlu. En başta da Fatih Terim'e. Bu zaferin mimarı odur çünkü. Ama zor günlerde arkasında duran yönetimin de payı yadsınamaz"
Koala'nın notu: Herkes yazıp çizdi, bir şeyler. Kimi ağzına geleni söyledi, kimi 'helal olsun haklı' dedi.
Kaleminizden çıkan 100'lerce cümleden sadece birinin doğru çıkması halinde "İşte ben demiştim" diyenlerin en büyük temsilcisi Hıncal Uluç, ne yazık ki çok yaşlandı.
Bosman kurallarının Hollandalı Bosman'ın mücadelesinden çıktığını sanan, Nadal-Federer'in efsanevi Wimbledon final maçı için "Peki ya kalite" diyen birine fazla yüklenmemek gerekir.
Bu yüzden büyük şirketlerde belli bir yaştan sonra emekli edilir insanlar. Çünkü belli bir yaştan sonra birtakım yetilerinizi kaybediyorsunuz. Ne yazık ki, medyada böyle bir durum yok, bu yüzden de Hıncal Uluç, dilediği gibi at koşturuyor, dilediğini söylüyor.
Hıncal Uluç'a kızılmaz, en azından söylediklerini ben dikkate almıyorum ve benim açımdan geçerliliği yok. Zaten tükürdüğünü yalayan insanlardan hazzetmem.
8 Ekim 2009
Bu ceza uygulanır mı?

CONCACAF Başkanı ve aynı zamanda da FIFA Başkan Yardımcısı Jack Warner ilginç bir öneri dile getirmiş; kendini bilerek yere atan futbolculara maç içinde 10 dakika oynamama cezası verilmesi.
Bir nevi emek hırsızı denebilecek bu hareketi alışkanlık haline getirmiş oyuncular için büyük caydırıcılığı olacağı kuşkusuz. Fakat bu kararı alacak hakemlerin niyetleri devreye girince iş karmaşıklaşıyor.
Sahada, kale çizgisinde topu kaleci gibi topu eliyle çıkartan oyuncuları görmeyen hakemlerin var olduğu dünyada futbolcunun kendisini yere atıp atmadığı nasıl tespit edilecek?
Her ne kadar Platini, teknolojiyi futbolun içine sokmamakta dirense de, bu iş artık masa hakemliğine gidiyor. Çok da uzak olmayan bir zamanda, saha kenarında monitör başındaki hakemleri görebileceğiz.
Çünkü herkes emeğinin çalınmasından rahatsız zaman zaman. ki, bu bir de şampiyonluk ve kümede kalma maçlarının olduğu dönemlerde daha da önem arzediyor.
İnsanın olduğu her yerde hata vardır, hata insana aittir savından hareketle, topun çizgiyi geçip geçmediğine yönelik teknolojiyi kesin desteklemekle birlikte, teknolojinin sahaya girmesinden yana değilim.
Bu oyunun güzelliği; he kadar kızsak da, öfkelensek de içinde barındırdığı hatarlarla ortaya çıkıyor.
Etiketler:
concacaf,
fifa,
jack warner,
michel platini
Ada futbolunun zengin patronları
1) Lakshmi Mittal - 18.4 milyar sterlin - QPR

2) Sheikh Mansour bin Zayed Al Nayan - 17 milyar sterlin - Manchester City

3) Roman Abramovich - 7.8 milyar sterlin - Chelsea

4) Joe Lewis - 2.5 milyar sterlin - Tottenham Hotspur

5) Stanley Kroenke - 2.079 milyar sterlin - Arsenal

6) Denis O'Brien - 1.73 milyar sterlin - Celtic

7) Malcolm Glazer - 1.5 milyar sterlin - Manchester United

8) Lord Grantchester - 1.2 milyar sterlin - Everton

2) Sheikh Mansour bin Zayed Al Nayan - 17 milyar sterlin - Manchester City

3) Roman Abramovich - 7.8 milyar sterlin - Chelsea

4) Joe Lewis - 2.5 milyar sterlin - Tottenham Hotspur

5) Stanley Kroenke - 2.079 milyar sterlin - Arsenal

6) Denis O'Brien - 1.73 milyar sterlin - Celtic

7) Malcolm Glazer - 1.5 milyar sterlin - Manchester United

8) Lord Grantchester - 1.2 milyar sterlin - Everton
Etiketler:
Joe Lewis,
Lakshmi Mittal,
Malcolm Glazer,
Stanley Kroenke
7 Ekim 2009
Harikulade bir Arda tespiti
Yazı Mehmet Demirkol'a ait. Okumayan var mıdır bilmiyorum ama herkesin okumasında fayda var.
Arda klişe olmasın
Arda klişe olmasın
Hikmet Abi formülü

Hikmet Çetin, bu ülkenin en saygıdeğer siyasetçilerinden biridir. Bugüne dek yaptığı görevler, siyasi çizgisinde olumsuzluklar görebilmek mümkün değil.
Çetin'in, Beşiktaş'taki muhalif kanattan gereken desteği alacağı ve başkanlık için yeterli sayıda oyu alacağından da kuşku yok.
Fakat ne var ki, Hikmet Çetin Beşiktaş Spor Kulübü'ne başkanlık yapabilecek yapıda değil. Daha doğrusu Türkiye'de bir futbol kulübüne başkanlık yapamaz. Ilımlı adamları sevmez, futbol ailesi. Kavgacı, her söylediği olay olan, despot ya da diktatör yapılı insanlar daha yeğdir.
Futbol çevreleri, böylesi mülayim insanları yerden yere vurmak için hep fırsat kollar. Tabii ki Hikmet Çetin'in bir ağırlığı söz konusu ancak "Seba gitsin Ahmet dursun" diyen tribünler dahil bir süre sonra Hikmet Çetin de, eline bavulunu alıp gider.
Çetin; kavgayı, mücadeleyi sevseydi CHP içinde yapardı bunu. O hep, bu tip karmaşalardan uzak, bürokrat çizgisini korudu.
Bir gerçek var ki, eğer Hikmet Çetin Beşiktaş başkanlığına seçilirse, futbol camiasında parmakla bile gösterilemeyecek sayıdaki saygın kişilerden biri olacaktır. Şahsen bu tip insanların varolmasını gönülden istiyorum.
Umuyorum, Hikmet Çetin başkalarına yapıldığı gibi yem edilmez ve kuyruğuna teneke bağlayıp gönderilmez, başkan seçildigi taktirde.
6 Ekim 2009
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



