arthur zico etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arthur zico etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Haziran 2010

İlk turun ardından aklımda kalanlar


İlk tur maçları sonuçlandı. İlk maçlarda bezdik, sonrasında yavaş yavaş açıldık. Final tatsız bitti pek çokları açısından.

Futbol ciddi anlamda şansı faktörünü taşıyor. İlk turun en büyük sürprizini yaparak İspanya'yı yenen İsviçre turnuvaya veda etti. Oysa pek çoğumuzun tahmini İsviçre'nin Honduras karşısında bir galibiyet daha alarak, ikinci tura taşınmasıydı. Ama böylesi bir sonuç Şili gibi bir takımı ikinci turdan mahrum bırakacaktı ki, bu biraz haksızlık olurdu.

İsviçre-Honduras maçına çok fazla bakamadım, baktığım dönemlerde Honduras'ın 3'e 1 ya da 5'e 2'lerini gördüm. O yüzden ahkâm kesmek anlamsız. İlk maçta epeyce şansın yardımıyla İspanya'yı yenen İsviçre, Şili maçındaki ürkek oyununun kurbanı olarak eleniyor.

İlk maçlar bittiğinde söylemiştim, ilk turun en çok merakla beklediğim maçı İspanya-Şili'ydi fakat garip bir kırmızı kart oyunun bütün ahengini kaçırdı.

İspanya, Avrupa Şampiyonası'ndaki parlak performansının yanına bile yaklaşır düzeydi değil. Şili kalecisi Claudio Bravo'nun anlamsız ileri çıkışıyla maç aslında orada bitti.

Maçın başında o kadar hissettirdiler ki, bugün beraberlik bile istemediklerini, yedikleri golden sonra gardı düşen boksöre döndüler. İspanya karşısında böylesi cesur bir performans sergilemek, her takımın harcı değil. Bugün belki rakip Şili değil Brezilya ya da Almanya olsa daha ihtiyatlı bir oyunla rakiplerinin karşılarına çıkarlardı.

Benim bu dünya kupasında en rahatsız olduğum şey, hakemlerin kart standartı ve ceplerinden bozuk para çıkartır gibi kart çıkartmaları oldu. Tamam, yıldızlar korunsun, oyunun oynanmasına yönelik hamleler yapsın hakemler ama bu kadar da kolay kart gösterilmesin. Böyle olunca mücadele denen şeyden eser kalmıyor.

Aslan gibi kükreyen bir takımı maçın sonlarında pısırık bir kediye döndürdü, kırmızı kart.

İspanya'da oyuncular aynı oyuncular ama taşlar sanki yerli yerinde değil. Torres, Iniesta, Casillas gibi oyuncular, bırakın tam performansı yarı zamanlı çalışan durumunda bile değiller. Böyle olunca, daha silik ve anlık patlamalar yapan bir takım izliyoruz.

İspanya-Portekiz ve Şili-Brezilya maçları ciddi anlamda ikinci turların en iyi maçları olmaya aday. Şili her ne kadar tüyü yolunmuş tavuk gibi çıkacaksa da Brezilya karşısında, bu maçta aldıkları dersle daha mantıklı futbol oynamaya çalışacaklardır. Tabii burada Brezilya'nın ne oynadığı da önem kazanıyor.

PORTEKİZ-BREZİLYA

Herkes Uruguay-Meksika maçından beraberlik bekliyordu, benim beklentimse, dünyada dil ve kültür kardeşliği yapan üç ülkeden ikisinin (sonuncusu sömürge Angola) karşılaşmasından çıkacağı yönündeydi.

Brezilya'nın ilk tur boyunca oynadığı oyunlardan haz aldığımı söylemek mümkün değil. Buna biraz anti-Brezilya ruhum da eşlik etmiş olabilir. Fakat Zico-Socrates-Eder-Serginho-Paulo Isidoro-Falcão-Casagrande-Careca-Edinho gibi adamları izlemiş bir futbolsever olarak, bu Brezilya'nın futbolundan haz alınmayacağını da söylemeliyim.


Elbette futboldaki değişim yadsınamaz ancak tüm dünyaya stiliyle kendisine âşık etmiş bir ülkenin, bu kadar gerçekçi futbol oynamasını kabullenemiyorum. Beklediğim şey; üç-beş çalım, bacak araları, rövaşatalar değil fakat yarı '86 Rusyası (O Rusya da taş gibiydi ayrı mesele) gibi de bu kadar fiziki bir oyun istemiyorum, Brezilya'dan.
Futbol eğer sadece sonuç için oynanacaksa Brezilya doğru olanı oynuyor, bunu itirazım yok.

Portekiz'i hiçbir zaman sevmedim, kabullenemedim, bunların değişeceğini de düşünmüyorum. Bir maç boyunca Ronaldo'nun neredeyse kendi yarı sahasından şut çekmesi, yaratıcılıktan uzak bir takım, pek fazla şirin gelmiyor. Portekiz seyretmektense, yüz kere Şili maçı izlemeyi yeğlerim.

İLK TURUN 'EN'LERİ
Adettir yapılır. Bunlar tamamen benim seçimlerim haliyle. Beğendiğim, ve beğenmediklerimi yazmak istedim..

En iyi kaleci: Diego Benaglio
En iyi savunma oyuncusu: Arne Friedrich
En iyi kanat beki: Philipp Lahm-Maicon
En iyi orta saha oyuncusu: Enrique Vera-Jorge Valdivia-Mesut Özil
En iyi forvet: Róbert Vittek-Diego Forlan
Hayal kırıklığı yaratanlar: İtalya-Fransa-Kamerun-Frank Lampard


En büyük sürpriz: Yeni Zelanda-Güney Kore
En güzel gol: Dennis Rommedahl (Kamerun maçındaki gol)-David Villa (Honduras ve Şili maçlarındaki goller)
Yarın ikinci tur başlıyor. Maçlarda eğer erken goller olmazsa, bol bol gerileceğiz. Bu arada dün yazamadım kusura bakmasın, takip edenler. Gönül koymayın.

20 Ocak 2010

Milli Takım için Zico'ya ne dersiniz?


Zico'nun Olympiakos'taki görevine son verildi. Çok ciddi bir biçimde Türkiye Futbol Federasyonu içinde, rüzgârın Zico'dan yana estiği yönünde haberler var.

Doğrusu, "Zico'yu ister miyim?" diye bir soru sordum kendime, iç ses olarak "evet" yanıtı geldi.

Doğru düzgün, efendi, işini yapan bir adam. Siz ister misiniz bilmem tabii. Çıta o kadar yükseltildi ki bir ara, Ferguson gelse "Daha iyisi yok mu?" denecek noktaya gelmiştik.

İçimdeki ses, bu işin olacağını söylüyor nedense.

18 Aralık 2009

Mourinho'ya Londra sürprizi

Şampiyonlar Ligi'ne 2. tur kuraları çekildi. En ilgi çekici eşleşme, yıllarca Chelsea'nin teknik patronluğunu yapan Jose Mourinho'nun bu kez Londra ekibine rakip olmasıydı.

Zico'nun yeniden çeyrek final görebileceğini düşünüyorum, Bordeaux'un harikulade performansına karşın. Açıkçası, Zico'yu çeyrek finalde de görmek istiyorum...

Bold'lu yazılan takımların çeyrek finalist olacağını düşünüyorum.

Stuttgart-Barcelona
Inter-Chelsea
Olympiacos-Bordeaux
Bayern Münih-Fiorentina
CSKA Moskova-Sevilla
Lyon-Real Madrid
Porto-Arsenal
AC Milan-Manchester United

11 Eylül 2009

En iyi 10 frikik ustası (benim listem)

Vizontele'de o meşhur diyalog vardır ya "Aha! Bu benim aklıma gelmişti. Vallahi de billahi de aklıma gelmişti diye". Hakikaten benim de aklıma gelmişti en iyi 10 frikikçiyi ama Independent yapmış, ben de "Aman canım madem öyle kasmayayım, oradan servis edeyim" dedim.

Ancak onların listesine sadık kalmayacağım ve bazılarını çıkartıp yerlerine, kendi belirlediğim isimleri koyacağım. Altta orijinal listeyi de bulabilirsiniz.

EN İYİ 10 FRİKİK USTASI

1- Arthur Zico: Son zamanları olsa da onu izleyebilme şansına erişen insanlardan biriyim. 1982 Dünya Kupası'ndaki o harika takımı ve muhteşem futbolu asla unutacağımı sanmıyorum.



2- Pierre Van Hooijdonk: Seyretme imkânı bulduğumuz hatta çok yakından bulduğumuz bir isim daha. Futboluyla, kişiliğiyle, sahadaki duruşuyla yani her şeyiyle doğru düzgün bir adamdı. Bu listeye girmeyi sonuna kadar hak ediyor.



3- Alessandro Del Piero: Juventus'la Galatasaray bir dönem çok karşılaştığından mıdır nedir bilmiyorum ama ısınmadığım bir oyuncudur kendisi. Hatta bir dönem favorileriyle birçok futbolcuya da esin kaynağı olmuştur. Her ne kadar sevmesem de, dünyanın en iyi frikikçileri listesine girmeyi hak ediyor.



4- Sinisa Mihajlovic: Hiç hazzetmediğim ve sevmediğim, sahada millete tüküren ırkçı davranışlar sergileyen bir isim olsa da, Mihajlovic de, en iyi frikikçiler listesine girmeyi hak ediyor.



5- Ronald Koeman: Independent'in orijinal listesinde bulunmayan ama benim yerleştirdiğim isimlerden biri. Koeman'sız bu liste boynu bükük mahzun olurdu. Galatasaray'ın PSV'yi 2-0 yendiği maçta canlı canlı izlemiştim. Hatta onun için antrenman izlemiştim Florya'da. Antrenmanda vurduğu bir frikik 11 aşında bir çocuğu hastanelik etmişti. Böyle de bir anımız var.



6- Juninho Pernambucano: Bu adam frikikleri bana hepsinden ayrı geliyor. Olmayacak yerden, olmayacak vuruşlar yapıyor. Genelde iyi falsolu vuruş yapan oyuncular uzaktan iyi vuramaz ama bu herif 35 metreden de topu istediği yere yolluyor.



7- Cevat Prekazi: Haliyle orijinal listede Prekazi yok. İzleseler, yüzde yüz koyarlar listeye. Hatta ilk üç sırayı zorlar. Benim görmüş ve görebileceğim tartışmasız en iyi frikikçidir. Hayatımda ilk futbolcu imzamı ondan almıştım, hâlâ da saklarım. Özledim yemin ediyorum.



8- Roberto Carlos: Roberto Carlos'u da listeye ekleyince, listedeki birçok adamın yolunun Türkiye ile kesiştiğini fark etmemek mümkün değil. Her ne kadar Türkiye'de bu frikiklerinden mahrum kalsak da (Bir Galatasaraylı olarak mutlu, futbolsever olarak mutsuzum konudan) dünyanın en iyi frikikçilerinden biri de o. Sanırım kimse unutamaz Fransa'ya attığı golü.



9- Hami Mandıralı: Doğru tahmin ettiniz, listede olmayıp, benim eklediğim isimlerden biri. Kim ne der bilemem ama benim bir Türk futbolcu olarak izlediğim en iyi serbest vuruş ustası oydu. Sert, plase fark etmez. Her yerden her biçimde vururdu toplara.



10- George Hagi: Listeden bir dolu adı eleyip, Hagi'yi de kondurdum listeye. Hami'den sonra kafiyeli de oldu. Faruk Süren'in askerlik arkadaşı diye yutturmaya çalıştı gazeteler, ilk maçında çaktı frikiği, susturdu herkesi. Commandantem, komutanım, Hagim; dinmiyor özlemin.




INDEPENDENT'İN ORİJİNAL LİSTESİ

1- Arthur Zico
2- David Beckham
3- Pierre Van Hooijdonk
4- Roberto Carlos
5- Jose Luis Chilavert
6- Alessandro Del Piero
7- Juninho Pernambucano
8- Sinisa Mihajlovic
9- Matthew Le Tissier
10- Valdir 'Didi' Pereira