
Meşhur maç, herkesin hatırladığı bu kare. Maçı izlerken, bu anı gördüğümde kendi kendime "Helal olsun" demiştim. Sonra eve giderken otobüste "Niye helal olsun ki?" dedim. Tabii ki, gırtlak gırtlağa girmeyecekler ama bir takım olma olgusu içinde iki adamın bu kadar boşvermişliğine de kızdım.
Lincoln'ün hikâyesini bilmeyen yok gibi. Anlayamadığım bir biçimde hâlâ büyük özlem içinde olanlar var kendisine. Süper bir yetenek olmasıa karşın, berbat bir profesyoneldi. Galatasaray'a gelmiş en kötü yabancıydı, birçok kişi tersini düşünse de. Bu ayrı bir yazı konusu aslında, ertelemezsek sözümüz olsun.
Şimdi gelelim fotoğraftaki bir diğer kahramana. Corinthians, Roberto Carlos'un transferini resmen açıkladı. Tıpkı Lincoln gibi; boşvermişliğinin belgesiydi bu fotoğraf. Arap yarımadasına gideceğine, daha yaşanılır bir yer olan Türkiye'yi seçti.
Su götürmez bir gerçek, her ne kadar performansı beklentilerin (benim beklentilerimin üstündeydi bile) altında kalsa da, Fenerbahçe'nin tanılırlığı açısından çok olumlu bir transferdi. Bu açıdan zekice bir manevra olduğunu düşünüyorum.
Kuzenimle FIFA '99 oynarken, o benim takımımdaydı. Zora düştüğümde forvete geçirirdim, hızından ve şutundan faydalanmak için. O yüzden sempatim ayrıdır.
Çekip gidiyor... O kendi istediğini aldı, Fenerbahçe de kendi istediğini... Bize de 'Yolun açık olsun' demek düşüyor.












