13 Eylül 2009

TSL 5. haftanın panoraması


5. HAFTANIN SONUÇLARI

Kayserispor - Ankaraspor ERT
Manisaspor 3 - 1 Sivasspor
Galatasaray 3 - 0 Beşiktaş
Denizlispor 0 - 0 Diyarbakırspor
İstanbul B.B 1 - 6 Trabzonspor
Antalyaspor 1 - 0 Ankaragücü
Gaziantepspor 1 - 0 Kasımpaşa
Bursaspor 0 - 1 Fenerbahçe
Gençlerbirliği 2 - 2 Eskişehirspor

GOL KRALLIĞI

Baros-Galatasaray: 4
Güiza-Fenerbahçe: 3
Egemen-Trabzonspor: 3
Kahe-Gençlerbirliği: 3
Tazemeta-Diyarbakırspor: 3
Isaac-Manisaspor: 3
Kewell-Galatasaray: 3

HAFTANIN OLAYI

Egemen Korkmaz'ın üçlemesi.

Galatasaray ve Fenerbahçe'nin 5'te 5 yapması.

Sivasspor'un puansız kalması.

Geçen yılın şampiyonu Beşiktaş'ın liderle arasında 9 puan fark olması.

HAFTANIN FUTBOLCUSU

Egemen Korkmaz-Trabzonspor


HAFTANIN GOLÜ

Kahe-Gençlerbirliği

6. HAFTANIN MAÇLARI

Trabzonspor-Antalyaspor
Ankaragücü-Gençlerbirliği
Fenerbahçe-İstanbul B.B
Kasımpaşa-Galatasaray
Beşiktaş-Kayserispor
Sivasspor-Bursaspor
Eskişehirspor-Gaziantepspor
Diyarbakırspor-Manisaspor
Ankaraspor-Denizlispor


OGBMAYPAv
1 Galatasaray55001641512
2 Fenerbahçe5500112159
3 Eskişehirspor52307592
4 Manisaspor52216482
5 Diyarbakırspor52217681
6 Trabzonspor521210674
7 Gençlerbirliği51407374
8 Bursaspor52126670
9 Gaziantepspor51315560
10 Antalyaspor5203456-1
11 Beşiktaş5131346-1
12 İstanbul B.Ş.B.51317106-3
13 Kayserispor41215550
14 Ankaraspor4121345-1
15 Ankaragücü5032573-2
16 Denizlispor4013191-8
17 Sivasspor40042100-8
18 Kasımpaşa50052120-10

Bir futbol hayvanının anatomisi



Eyvallah güzel kardeşim; tepkilisin gönderildin diye, kızgınsın seni istemedikleri halde para için satanlara golünü attın, şovunu da yaptın anladık ama bu hareket neyin nesidir?

Nasıl bir hırs ki bu, senelerce aynı amaçlar ve hedefler doğrultusunda birliktelik kurduğun takım arkadaşının suratını dağıtırsın? Futbol hayvanısın bundan böyle. Ağzınla kuş tutsan bitmiştir.

Sergen Yalçın, bir nevi Evliya Çelebi



Türk futbolunun Evliya Çelebi'si Sergen Yalçın. Ben hep sevdim. Oynadığı futbolu, renk gözetmeden profesyonelce mücadele etmesini, lafını-sözünü sakınmamasını.

Şimdilerde gazetelerde okuyup, ekranlarda izliyoruz. Hâlâ aynı tavırda. Söyleyeceğini hiç ölçüp tartmaya gerek duymuyor. Aklından ne geçiyorsa açık açık söylüyor ya da yazıyor. Hesapsız, kitapsız bir adam kısacası.

Beşiktaş PAF takımının da hocalığını yapıyor. Kıvırır mı kıvırmaz mı bilinmez ancak yakın tarih Türk futbolunun en özel oyuncularından biriydi.











Her dokunuşun başka güzel


Daha önce Henry ve Zlatan'ın sezon boyunca 45 golü bulacağını ve takipçisi olacağını söylemiştim. Evet takibim devam ediyor, Zlatan düşmanlarına rağmen.

Pep, yorgun Henry'ye yedeklerde yer verdi, tıpkı mental olarak yorgun ve zayıf olan Messi gibi. Ama Zlatan İbrahimovic golünü yine attı. Kaldı 43, takibim sürecek.

Çarşı farkı mı? Güldürmeyin beni (!)



Galatasaray-Beşiktaş maçına ilişkin, maç yazısını filan bir kenara bırakmak gerekir aslında. Şu Çarşı mevzu çok daha uzun ve daha ele alınır bir şey.

Senelerdir bu grubun Türkiye'de ne kadar duyarlı ne kadar farklı olduğu söylendi durdu. İnternet sitelerinde attıkları manşetler, stadyumlarda astıkları pankartlar hep bu farklılığı gösterir biçimdeydi.

İyi de, bu adamlar hiçbir zaman farklı olamadı ki. Marjinalleşmek adına, toplumum bir bölümünün yargıları üstünden ranta çevrilen "Nükleer santral, 1 Mayıs, Filistin desteği, Karaoğlan" pankartları gibi, kendilerini muhalif gösteren bir yapılanma örneği gösterdiler.

Oysa muhalif yapı -benim adıma-, İnönü Stadı'ndaki bir Beşiktaş-Diyarbakırspor maçında atılan "PKK dışarı" sloganıyla örtüşmemektedir. O gün, Çarşı grubu adı verilen o 'sevimli çocuklar' kendileri ile çelişmiş ve koşullar karşısında aslında savundukları bir şey olmadığı görülmüştür.

Bugün Galatasaray-Beşiktaş maçında televizyondan bile açık açık duyulur biçimde Galatasaray Spor Kulübü'nün kurucusu Ali Sami Yen Bey hakkında iğrenç, mide bulandırıcı küfürleri koro halinde söylediler.

Bu toplumda hemen herkes bilir ki, kutsala küfür edilmez, kutsala ağız dolusu eleştirilerde bulunulmaz. Eleştiri yapılsa bile, bu naif bir dille yapılır. Bunu anlayacak beyini aramak başlı başına beyinsizlik ama değil mi?

Farklısınız demek, hem de çok farklı! Marjinalsiniz demek! Muhalif tutumuzunu hep sürdürüyorsunuz! Siz bir bok değilsiniz aslında. Siz de diğerleri gibisiniz. Diğerlerinden sıyrılmak için yaratmaya çalıştığınız farklılıklar, sadece düşünülmüş zekâ oyunlarından ibaret.

Dün akşam bir kez daha gösterdiniz, kendinizi. Ne olduğunuzu, aslında hiç olduğunuzu ve hepsiyle aynı olduğunuzu.

Aslında kızgınlığınız, aynada gördüğünüz yansımadan ibaret. Kimsenin rakibi olmadığınızı biliyorsunuz; kendinize küfürlerle, sinkaflarla rakip yaratma çabalarınız boşa çünkü "Köpekler istedi diye atlar ölmez." Çünkü siz kendinizi dünyanın en büyüğü görüp, boktan rekorlar peşinde koşarsınız.

Ali Sami Yen Bey'e küfretmekle kendinizi Galatasaray'a rakip yaratma peşindeyseniz boş hayaller içindesiniz. Sizin en büyük rakibiniz tıpkı, sizin şu anda yapmaya çabaladığınız ama asla başaramayacağınız yöntemlerle size saldıran Bursaspor olacaktır. Farklı zannetmeye devam edin kendinizi.

Ve sizler, tam da 12 Eylül tarihine denk gelen ve o aşağılayıcı yılları anımsatan iğrenç taktiklere başvurmaktan çekinmeyecek bir taraftar topluluğusunuz.

Ali Sami Yen Bey'e edilen küfürlerin, O'nun şahsiyetinden ve O'nun kişiliğinden hiçbir şey kaybettirmeyeceğini anlayamayacak kadar da beyinsizsiniz.

Günün pulu vol.10

Unutturmamak namus borcumuz



Hangi cümleyi kurup, içini doldursam bilmiyorum. Hangi kelimelerle seni anlatmaya çalışsam, onu da bilmiyorum.

"Metin olmak", o formayı senin gibi taşımak, yeri geldiğinde bir çobanla dertleşmek, yeri geldiğinde eşini sarı-kırmızı için terketmek. Ne desem, kelimeler anlamsızlaşacak. Hiçbir şey seni anlatmaya yetmez.

Futbolu milyonlara sevdirmen bile yeter. Hiç unutulmayacaksın Metin Oktay, yaşatmak namus borcumuz.

12 Eylül 2009

Sıkmadan, zorlamadan: 3-0


İddaa oranları açıklandığında herkesten "Beşiktaş'a 4.00 oranı nasıl verilir?" diye sesler yükseldi. Beşiktaş'ın 11'ini gördüğümüzde anladık ki, İddaa oranlarını ayarlayan ekip, maçın röntgenini çekip, Mustafa Denizli'yle de bir öngörüşme yapmış.

İşin bu boyutunu bir kenara bırakacak olursak, bütün Türkiye'nin beklentisi gerçekleşti. 3-0'a karşın sahada bu skoru yansıtacak bir oyun sergilenmedi. Galatasaray 5'da 5'le gitmesine rağmen oynadığı futbolda bir düşüş olduğu kesin.

Maç trafiğinin erken başlaması, milli maçlar, Avrupa kupaları derken rakiplerinden x2 fazla maç oynayan sarı-kırmızılılar, bir derbi maçı sıkmadan, zorlamadan 3-0 kazandı ve olası rakiplerinden birinin 9 puan önüne geçti.

SÜRPRİZ YUMURTA EKREM DAĞ

Sürprizsiz dizilimle sahaya çıkan Galataray, sürpriz yumurta misali bir 11'le karşılaştı bu akşam. Ekrem Dağ mevzunu herkes yazacaktır. Orta sahanın göbeğinde Ekrem Dağ. Mustafa Denizli, teknik direktörlük kariyeri boyunca birtakım oyunculara fazla anlam yükledi. Bunlardan biri de Ekrem Dağ.

Erken golü oldum olası sevmedim, siner genelde erken gol atan takımlar ve rakibi beklerler. Bir nevi böyle oldu Galatasaray-Beşiktaş maçı da. Beşiktaş şuursuzca sarı-kırmızılı takımın üstüne gelirken, Galatasaray da, her geriye çekilen takımın yaptığı gibi kontraatak kozunu kullandı. Ancak iki takım, hedeflediklerinin uzağında kaldı.

SAHANIN HER YERİNDE KALİTE FARKI

İkinci yarının, Baros'un ilk golüne kadar olan bölümde, Nihat ve meşhur 8.5 milyon dolarlık adam Tabata da oyundan çıkınca Beşiktaş, rakibine üstünlük kurdu. Açıkçası, 1-1'i yakalayacak pozisyonların hepsini bozuk para gibi harcadı. Maçın aslında hikâyesi bu.

İki takım oyuncuları arasındaki kalite farkı. Beşiktaşlılar kusura bakmasın ama bugün kulüp başkanı olsam ne Tabata'yı, ne Nihat'ı, ne Yusuf'u takımımda görmek istemem. Fiyatlarıyla ters orantılı olarak sıradan oyuncu profili çiziyor hepsi.



Teknik direktör seçimlerine oldum olası bir yorum getiremem, pek de sevmem. Ama biri bana Tello'nun neden oynamadığını anlatsın lütfen. Yusuf sol açık oynarken, Tello niye 90 dakikada süre alamaz, hakikaten çok ilginç. 5 haftada iki takım arasında oluşan fark da manidar ve bu savımın doğruluğunu kanıtlar nitelikte.

GALATASARAY YORGUN, ROTASYON OLSA NE GÜZEL OLUR

Galatasaray cephesine gelecek olursak, yorgunlukları her halinden belliydi. Özellikle orta sahada Ayhan çok ama çok aranıyor. Ne Mustafa ne Mehmet, O'nun yaptıklarını yapamıyor. Ayhan'lı Galatasaray ile Ayhan'sız Galatasaray orta sahası arasında uçurumsal farklar var. Bir an önce takıma kavuşmasını dilemekten başka bir şey gelmiyor elimden.

Baros oynadığı iki milli maçta attığı 5 golün moraliyle çıktığı sahada, geçmiş maçlara nazaran daha hareketli ve daha canlıydı. Doğru zamanda doğru yerde bulunmasının ödülünü de iki gol atarak aldı.

Keita ve Kewell kanatlarının, Beşiktaş'ı felç edeceği düşüncem kısman doğru çıktı ama Keita'nın son hamleleri olumlu kullanamaması izlettiği güzellikleri tamamlayamadı. Arda attırtığı korner golü dışında sahada hayalet gibiydi. Biraz dinlenmesi şart oldu, Rijkaard'dan Arda rotasyonu beklentim bu maçla birlikte arttı.

SABRİ KENDİNİ BULDU

Evet Galatasaray çok iyi oynamadan kazandı ama sadece ilk yarı bulduğu pozisyonlarla skoru 4-0 yapabilirdi. Hücum gücü çok yüksek, orta sahası biraz kırılgan, defansı sağlam bir takım görüntüsü çizdi Beşiktaş maçında.

Sabri'yi unuttuğum zannedilmesin. Bu yıl kabak çiçeği gibi açıldı. Her hafta üstüne koyuyor, her hafta daha güzel oynuyor. Ahhhhh bir de orta yapabilse.

5'de 5 başlangıç harika, oyun idare eder, gol ortalaması 3'ün üstünde. Bir Galatasaraylı olarak ne isterim ki başka.