franck ribery etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
franck ribery etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mart 2010

Ribery ve Mondragon -iki eski dost-


Fotoğraf bugün yapılan Köln-Bayern Münih maçından. İki eski dost yine karşılaştı...

27 Eylül 2009

Benim spordan anladığım...


Spor bazen reddetmektir,


bazen korkusuzca karşı durmak.


bazen mesaj vermek,


bazen engelleri aşmaktır.


kimi zaman hırstan havalara uçurur,


kimi zaman sevinçten.


çok zaman konsantrasyon gerektirir,


bazı anlardaysa rahatlama.


kimi motor sesinden,


kimi alkış sesinden etkilenir.


bazen üzülür,


bazen de seviniriz.


bazen hayranı oluruz,


bazen nefret ederiz.


ama hep severiz...

2 Eylül 2009

Anelka ve 'Bonus' antrenmanda


Aynı gün Türkiye'ye gelen Anelka ve 'bonus'u Ribery. Türkiye'de yazılıp çizilmese de, Anelka'nın Fenerbahçe'ye gelişi Lequipe'de kutu haber olarak girerken, Ribery o gün manşetteydi.

Ama bizim basın pek sever rakip ağzıyla aşağılamayı. Herkese biraz yapar. Ribery'nin bonusluğu o yüzden.

Her ikisi de apar topar Türkiye'den ayrıldı. Birini Brezilya çetesi gönderdi, bir diğeri ise şimdilerde televizyonlarda ahkâm kesen Bülent Tulun'un işbilmezliği yüzünden. Artık sadece televizyondan izleyebiliyoruz.

31 Ağustos 2009

Real Madrid'den son Ribery hamlesi

Real Madrid bugün Franck Ribery için Bayern Münih'e son bir teklifte bulunacak.

Başkan Florentino Perez'in Alman ekibine 40 milyon Euro+Rafael Van der Vaart'ı teklif edeceği beklenirken, Alman kulubünün bu teklife nasıl yaklaşacağı bilinmiyor.

Ancak son bir ayda her kulübe yaptığı gibi bezdirme ve şımarıklık politikası izleyen Ribery'nin restlerine karşılık Robben kozunu kullanan Bayern Münih'in bu son hamleye olumlu bir yanıt vermesi pek de uzak bir ihtimal değil.

28 Ağustos 2009

Halef ve selef mi olacaklar?

Yolcudur Abbas, bağlasan durmaz


Van Gaal: Hey evlat, hadi artık ne dersin şu aramızdaki buzları eritelim.
Ribery: Bana ne. Oynamak istemiyorum. Real Madrid'e gitmek istiyorum.
Van Gaal: Amak bak ilk adımı ben atıyorum.
Ribery: Yakında kaçarım hocam, söylemedi deme. Bunu bilerek almalıydınız beni.

Arjen Robben'in gelişi, Ribery'nin gidişinin habercisi gibi sanki. Ribery-Real Madrid transferinin bugün açıklanması bekleniyor.

Bayern Münih'in takım fotoğrafında Ribery'nin surat ifadesi zaten her şeyi anlatıyor.

22 Ağustos 2009

Bundesliga'da şenlik var


Biz çok seviyoruz bu işi. Bayılıyoruz, herşeyi kendimize benzetme çabasına ve zoraki içselleştirme duygusuna. Sezon başlamadan "Bundesliga'da kim şampiyon olur?" sorusunun yegâne yanıtı Bayern Münih'ti.

Üçüncü hafta maçları oynanırken, daha Bayern Münih'in galibiyeti yok. Zoraki iki beraberlik sonrası bugün de Mainz duvarına çarptılar ve 2-1 yenildiler. Ribery maçta forma giymedi. Almanlar sevmez böyle işleri, bu zoraki nikâh sonlarabilir transfer sezonu bitmeden.



Bayer Leverkusen, Eren Derdiyok'un da 2 gol attığı maçta Freiburg'u 5-0 yenerek, maç fazlasıyla liderliğe oturdu.

Bir başka flaş sonucu ise Nürnberg deplasmanında 2-0 galip gelen Hannover 96 aldı. Niye flaş; çünkü daha perşembe günü teknik direktör değişikliğine gittiler. Bu durumda galibiyet almak önemli ama Hannover her zaman deplasman takımı olmuştur.

Bir diğer sonuç ise Skibbe'li Eintracht Frankfurt'tan geldi. Köln deplasmanında 0-0 berabere kalarak, 3. hafta sonunda 5.liği elde ettiler. Skibbe'nin başarılı olmasını çok istiyorum.

Borussia Dortmund ve VfB Stuttgart hemen hemen kimseyi yanıltmadılar. Attıkları birer golle birer puan aldılar.

18 Ağustos 2009

Adamı mum gibi 'dikerler'

Franck Ribery, Türkiye'ye ilk geldiği gece "Anelka'nın bonusu" olarak tabir edilen ancak bir sonraki gün Lequipe'in manşetinde "Türkler bu adamı nasıl aldı?" manşetiyle verilen -Anelka haberi çok küçük görüldü Fransız basınında- dünyanın en iyi futbolcularından biri.

Futbolculuğu harikulade ama kişiliği bir o kadar zayıf. Bunu Galatasaray'dan ayrılma şekli için söylemiyorum kesinlikle. Mukavelesinde doğan boşluğu gayet akıllı bir biçimde kullandı ya da kullandırıldı. Böyle durumlara düşmeyeceksin. -Kulakların çınlasın Bülent Tulun-

Galatasaray'dan sonra önce Marsilya'ya gitti. İlk sene hiçbir şey yoktu, sonraki sezon mızıl mızıl ağlamaya başladı "Ayrılmak istiyorum" diye. Marsilya yönetimi de tutamayacağını anlayınca, 25 milyon Euro'ya Bayern Münih'e gönderdi.

ŞİMDİ ÇOK MUTLUYUM AMA...

4 yıllık imza atan Ribery'nin Almanya'ya adım attığında yaptığı ilk açıklama, "Her şey çok iyi gitti. Münih'e yardım edeceğim için çok mutluyum." oldu.

İlk sene hiçbir problem olmadı. İkinci sezon daha başlamadan baş döndürücü transfer teklifleri yağdı. Ribery "Artık ayrılmak ve Real Madrid'de oynamak istiyorum" diyerek, açık açık gitmek istediğini belirtti. Tabii, koskoca Bayern Münih, Galatasaray gibi idare edilmiyor. Mukavelede bir boşluk yok. Öyle kaçıp gitmek zor yani pabuç pahalı.

Bugün, yeni bir açıklama yapıyor Ribery, "Ayrılmak istediğimi hiç söylemedim. Burada mutluyum." Kaçıp gidemez, bonservisine de 94 milyon Euro demişler. Tabii ki, geri adım atmak zorunda kaldı.

"FRANSIZ"

Franz Beckenbauer, olaylar ayyuka çıktıktan sonra Ribery için alaycı bir ifadeyle "Fransız" ifadesini kullanması, kendisini çok rahatsız etmiş. Ancak bunu söyleyen koskoca 'Kaiser' olunca, başka bir şey söyleyememiş.

Şimdi düşünüyorum da, bir nevi Abramoviç olsam, büyük bir takımın sahibi olsam, bu adamı takımımda istemem. Kişilik olarak zayıf mı zayıf bir adam istemezdim takımımda. Çünkü gayet iyi biliyorum ki, Ribery, Real Madrid'e gitse, 2 yıl sonra "Ben Chelsea'de oynamak istiyorum" diyecek. Kim ister ki, bu yapıda bir adamı; yarı yolda bırakacağını bile bile.

Bireysel bir spor yapıyor olsa, umursamam kişilik yapısını. Ama iş takım sporuysa, takımımda Ribery'i görmektense, Cihan Haspolatlı'yı tercih ederim. Sadece sahaya çıkıp top oynamakla olmuyor çünkü. Cristiano Ronaldo ya da Messi egolarını törpüleyip o sahaya çıkıyorsa, bunun altında yatan gerçeği görmek gerekir.

Ribery anlamıştır artık, işinin kolay olmadığını. Avrupa kulüpleri, Türkiye'deki gibi babadan kalma yöntemlerle idare edilmiyor. Sadece transferle, futbolcuya para ödemekle kulüp yönetilen ülkemizin biraz kafasını başka şeylere çevirmesi gerekli.

5 Ağustos 2009

Almanya'da 27 yılın en iyi futbolcuları

2008-2009 yılında Almanya'da yılın en iyi futbolcusu Grafite seçilmişti.

1982 yılından bu yana Almanya'da kimler yılın oyuncusu seçildi, isterseniz bir göz gezdirelim. Kimileri Bundesliga'da oynamadığı halde bu onura layık görüldüler. Ballack, tam 3 kez listede bulunma onuruna erişirken; Ribery, Ailton, Kuntz gibi pek çok tanıdık isim de listede kendine yer bulmuş...

1982'DEN BU YANA ALMANYA'DA YILIN FUTBOLCULARI

2009 - Grafite (Wolsburg)
2008 - Franck Ribery (Bayern Münih)
2007 - Mario Gomez (VfB Stuttgart)
2006 - Miroslav Klose (Werder Bremen)
2005 - Michael Ballack (Bayern Münih)
2004 - Ailton (Werder Bremen)
2003 - Michael Ballack (Bayern Münih)
2002 - Michael Ballack (Bayer Leverkusen)
2001 - Oliver Kahn (Bayern Münih)
2000 - Oliver Kahn (Bayern Münih)
1999 - Lothar Matthäus (Bayern Münih)
1998 - Oliver Bierhoff (Udinese)
1997 - Jürgen Kohler (Borussia Dortmund)
1996 - Matthias Sammer (Borussia Dortmund)
1995 - Matthias Sammer (Borussia Dortmund)
1994 - Jürgen Klinsmann (Monaco)
1993 - Andreas Köpke (FC Nürnberg)
1992 - Thomas Häßler (Roma)
1991 - Stefan Kuntz (FC Kaiserslautern)
1990 - Lothar Matthäus (İnter Milan)
1989 - Thomas Häßler (FC Köln)
1988 - Jürgen Klinsmann (VfB Stuttgart)
1987 - Uwe Rahn (Borussia Mönchengladbach)
1986 - Harald Schumacher (FC Köln)
1985 - Hans-Peter Briegel (Verona)
1984 - Harald Schumacher (FC Köln)
1983 - Rudi Völler (Werder Bremen)
1982 - Karl-Heinz Förster (VfB Stuttgart)

29 Temmuz 2009

Kulakların çınlasın Bülent Tulun

Bayern Münih Başkanı Frank Beckenbauer, Real Madrid'in ısrarla istediği Franck Ribery'nin fiyatını 94 milyon Euro olarak açıkladı.

Münih ekibiyle 2011'e kadar sözleşmesi bulunan Fransız yıldızın, takımda kalmak istediğini belirten Beckenbauer, piyasa koşullarına göre bir fiyat belirlediklerini söyledi.

SİZLERİ ANMADAN OLMAZ

Ribery ismi ne zaman ve nerede geçse her Galatasaraylı'nın içinde bir şeylerin hareketlendiğini bilmek zor olmamalı. 150 bin dolar için dünyanın en etkili futbolcularından birini bedavaya kaptırmak, en hafif ve kibar tabiriyle ihmalkârlık.

Şimdilerde Lig Tv'de yorumculuk yapan Bülent Tulun, Türk toplumunun balık hafızasından yararlanarak, sürekli atıp tutuyor. Gelen hocaya, transferlere, oyuncu kalitesine, yönetime v.s. v.s. Eh be adam, "Şu anda bu spekülatif rakamı bir kenara bırakırsak en az 50 milyon Euro'luk bir oyuncuyu nasıl olur da kaptırırsın" demezler mi? -aslında çok daha fazlası aklımdan geçiyor ama söyleyemiyorum-

Bu kadar mı rahat rahat eleştirilir, biri çıkıp bu adama sormaz mı "Sizin döneminizdeki şu olay nasıl oldu?" diye. At Bülent at, kale boş....

Not: Fotoğraftaki iki isim de tanıdık gelmedi mi?