sivasspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sivasspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Nisan 2010

Acı ama gerçek!


Eveleyip, gevelemeden direkt olarak söyleyeceğim. Galatasaray dakika 50'den itibaren kendi sahasına hapsoluyorsa, şapkalar öne alınsın; isteyen düşünsün, isteyen 'taşınsın'.

Keita'nın çıkmasıyla birlikte Sivasspor tek kale maç tadında bir oyun oynadı. Kalede Aykut değil de Leo Franco olsaydı skor 3-1 ya da 4-1 olurdu. Aykut yapabileceği her şeyi yaptı ama golde de hata yaptı. Yine de zerre üzülmedim ve kızmadım.

Analiz filan işin hikâyesi, o çok klasik söz vardır ya "Önümüzdeki maçlara bakacağız". İşte artık "Önümüzdeki sezona bakmanın zamanı geldi."

Benim açımdan hayal kırıklığıyla geçmedi sezon (şimdi herkes 'Lig daha bitmedi' diyecek). Beklemiyor değildim doğrusu. Oyuncu yapısı itibariyle bu denli sert bir lige hazırlıklı değildik. Neredeyse tüm sezon oynayan stoperimiz Servet sarı kart cezalısı durumuna bile düşmüyorsa biraz düşünmek ve bu ligin doğrularıyla hareket etmek lazım. Söz ettiğim şey kazmalar ordusu değil, umuyorum yanlış anlaşılmam.

Kaldı 6 maç. Artık lig ikinciliği Galatasaray için başarı konumuna gelmiştir. Acı ama gerçek.

Bu arada, Mesut Bakkal, Galatasaray'dan topladığı kadar puan topladı. Ligin değişik takımlarında Galatasaray'la berabere kalma konusundaki başarısından ötürü tebrik ederim.

1 Kasım 2009

Zaten kolay geçecekti


Galatasaray zorlanmadan 3 puanı cebine koyup, Fenerbahçe'nin Kayseri deplasmanında puan kaybetmesini beklemeye koyuldu.

Sezon başından beri herkes biliyor ki, Sivasspor son iki sezondan bu yana eski gücünde değil. Tokatlamayan kalmadı, bir şamar da Galatasaray vurdu. Maç boyunca hiçbir etkili atak geliştiremeyen, organize bir atak yapamayan rakip karşısında alınan 2-0'lık sonuç her ne kadar 3 puan açısından olumluysa da, kaçırılan goller ve pozisyonlar açısından da bir o kadar olumsuzdu. Oysa 45 ila 50. dakikalar arasında 5-0 yakalanabilirdi.

Sakatlıklar ve cezalılardan ötürü farklı bir kadroyla sahaya çıkan sarı-kırmızılılar Barış-Mustafa Sarp ve Mehmet Topal'lı orta saha kurgusuyla, sezonun geri kalan bölümüne nazaran daha çok basan ve dinamizm kazanmış gibi göründü. Fakat yine de gözüm Keita'yı ve Baros'u aramadı değil. Skordan ve sonuçtan bağımsız olarak, futbol izlemek isteyen herkesin de bu ikiliyi aradığına eminim.

Teknik direktör Rijkaard, özellikle Fenerbahçe karşılaşmasında, defansın top çıkartamaması gerçeğini gayet iyi analiz etmiş ve Mehmet Topal'ı defans-orta saha arasında oyun kurması için 4'lü savunma ile orta saha bloğu arasına yerleştirmiş. Defanstan çıkan ilk topların hepsi Topal'ın ayağına geldi. Çünkü sezon başından bu yana Galatasaray'ı takip edenler gayet iyi biliyor ki, Gökhan Zan-Servet, Emre Aşık ve Emre Göngör ne yazık ki, kendi yarı alanından top çıkarmak konusunda pek fazla yetenekli değil. Özellikle de, Fenerbahçe maçında bu gerçek biraz daha belirginleşti.

Nonda, golünü atıp, görevini yapmış olsa da asla Baros değil ve asla Rijkaard'ın sistemindeki ileri uç elemanı değil. Bu yüzden, devre arası Baros'un sakatlığını da göz önüne alacak olursak, bir forvet transferi ufukta görünüyor. Keza savunmadan topla çıkabilecek bir stoper de olabilir.

Arda suskun, biraz moralsiz ama toparlanma emareleri gösterdi. Topla daha az haşır-neşir olsa kendisi ve takımı için ne kadar olumlu bir iş yapmış olacağını görecek. Fakat her güzelin bir kusuru olur işte.

Kewell için Bucaspor maçı sonrasında yazdıklarımı yeniden tekrarlayacağım. İzlediğim en iyi profesyonellerden biri ve gerçekten de bir futbol emekçisi. Umuyorum ki, bir an önce kendisiyle mukavele imzalanır ve en azından iki yıl daha izleriz.

Galatasaray, kolay geçmesi beklediğim bir maçı gerçekten de kolay bir biçimde kazandı. Sivasspor maçında cezalılara bir de Mustafa Sarp eklendi. Rijkaard ve Galatasaray için zor bir hafta geçeceği şüphesiz.

28 Eylül 2009

Sonunuz benzemez umarım (!)


Henry ve Eto'o'nun bu gol sevindi muhtemelen, herkese aynı şeyi çağrıştırmıştır. Türbülentimin sesi soluğu çıkmıyor, aslanlar gibi 1 puanıyla her maç sonu "Suç varsa, benimdir" şeklinde yürekleri dağlayan, ciğerleri parçalayan derinlikteki açıklamasını yapıyor.

Bir maç, iki maç, üç maç... Muhtemelen iki takım düşecek ligden, biletlerden birini Sivasspor istiyor. Türbülentim, aslanım; özlettirme kendini. Çık Ferguson'a iki laf et, Mourinho'ya "Gel delikanlıysan da, Anadolu takımında çalış" diye patlat. Gönüllerdeki yerini yaralama, bas polemiği, bas hamaseti, ver coşkuyu.

31 Ağustos 2009

TSL 4. haftanın panoraması



4. HAFTANIN SONUÇLARI

Beşiktaş 0 - 0 Gaziantepspor
Ankaragücü 2 - 2 İstanbul B.Ş.B.
Kayserispor 3 - 0 Denizlispor
Eskişehirspor 2 - 1 Antalyaspor
Trabzonspor 1 - 1 Bursaspor
Fenerbahçe 2 - 1 Manisaspor
Sivasspor 0 - 2 Diyarbakırspor
Kasımpaşa 0 - 4 Gençlerbirliği
Ankaraspor 0 - 2 Galatasaray

GOL KRALLIĞI

Kewell-Galatasaray: 3
Güiza-Fenerbahçe: 3
Tazemeta-Diyarbakırspor: 3
Youla-Eskişehirspor: 3
Arda Turan-Galatasaray: 2
Cangele-Kayserispor: 2
Vassell-Ankaragücü: 2
Isaac-Manisaspor: 2

HAFTANIN GOLÜ

Cangele-Kayserispor

HAFTANIN OLAYI

Galatasaray ve Fenerbahçe'nin lige 4'te 4'le girmesi.

Sivasspor'un 0 puanda kalması.

Tabata transferi.

HAFTANIN FUTBOLCUSU

Volkan Demirel-Fenerbahçe

TSL'DE 5. HAFTA MAÇLARI

İstanbul B.B-Trabzonspor
Antalyaspor-Ankaragücü
Denizlispor-Diyarbakırspor
Kayserispor-Ankaraspor
Gaziantepspor-Kasımpaşa
Manisaspor-Sivasspor
Galatasaray-Beşiktaş
Bursaspor-Fenerbahçe
Gençlerbirliği-Eskişehirspor

OGBMAYPAv
1 Galatasaray4400134129
2 Fenerbahçe4400102128
3 Eskişehirspor42205382
4 Diyarbakırspor42117671
5 Bursaspor42116571
6 Gençlerbirliği41305164
7 İstanbul B.Ş.B.41306462
8 Beşiktaş41303162
9 Kayserispor41215550
10 Manisaspor41213350
11 Ankaraspor4121345-1
12 Trabzonspor4112454-1
13 Ankaragücü4031563-1
14 Gaziantepspor4031453-1
15 Antalyaspor4103353-2
16 Sivasspor3003170-6
17 Denizlispor3003190-8
18 Kasımpaşa40042110-9

7 Ağustos 2009

UEFA Avrupa Ligi'nde ne olur?

UEFA Avrupa Ligi'nde çekilen kuralar sonucunda Galatasaray-FC Levadia Tallinn / Fenerbahçe-Sion / Trabzonspor-Toulouse / Sivasspor-Shakhtar ile eşleşti. Maçlar öncesi 'tur tahmini' yapmak da farz oldu.

GALATASARAY- FC LEVADIA TALLINN

Tobol ve Maccabi Netanya maçlarında izlediğimiz Galatasaray, Estonya temsilcisini rahat geçer gibi görünüyor.

İnatçı, fizik futboluna dayalı Tallinn'in sarı-kırmızılılar karşısında pek şansı yok.

Yavaş yavaş tempo bulan, her geçen gün sağlam adımlarla ilerleyen Galatasaray, büyük bir aksilik olmazsa tıpkı Netanya maçlarında olduğu gibi her iki maçı da kazanır ve turu atlar.


FENERBAHÇE-SION

Bu yıl 100. yılını kutlayan Sion, Türk taraftarlara pek de yabancı değil. Galatasaray'ın fark atmaya alıştığı FC Sion'un kadrosunda Sırp'tan Mozambikli'ye, Brezilyalı'dan Kongolu'ya, Beninli'den Angolalı'ya kadar geniş bir yelpazede yabancı futbolcu barındıran kırmızı-beyazlı ekibin 2 İsviçre ligi şampiyonluğu ve 10 İsviçre kupası şampiyonluğu bulunuyor.

Sion'un en büyük özelliği ise, İsviçre Kupası'nda oynadığı 10 final maçının hepsini kazanması.

Maçlarını 20 bin kişilik Stade Tourbillon'da oynayan Sion'un, Fenerbahçe karşısında işe pek kolay değil. Ancak sarı-lacivertli takım, Honved deplasmanında defansında verdiği açıkları Sion maçlarında verirse, bu kez karşılarında daha iyi bir takım olduğunu da gözönünde bulundurması gerekir. Yine de her şeye rağmen Fenerbahçe turu alır götürür.

TRABZONSPOR-TOULOUSE

Karadeniz temsilcisinin işinin pek kolay olduğunu söylemek mümkün değil. Kadrosunda Berson, Didot, Sissoko, Gignac gibi etkili futbolcular barındıran Toulouse maçlarını 35 bin kişilik Stadium Municipal'de oynuyor.

1992-1995 yılları arasında kadrosunda bulunan Alain Casanova'nın çalıştığı Toulouse, Fransa'da hiç şampiyonluk yaşamadı. Bu yıl Ligue 1'de 4.lük alarak büyük bir sürpriz yapan Toulouse, ligde ilk maçını yarın Monaco ile deplasmanda oynayacak.

Trabzonspor'un Avrupa kupaları geçmişi düşünüldüğünde her ne kadar imkânsız olmasa da turu atlaması, yine de zorlu bir kura çektiler.

SİVASSPOR-SHAKHTAR DONETSK

Geçtiğimiz yıl İstanbul Şükrü Saraçoğlu'nda yapılan UEFA Kupası şampiyonu Shakhtar, Şampiyonlar Ligi'nden sürpriz bir biçimde elenince kendisini yeniden ama bu kez isim değişikliğine gitmiş olan UEFA Avrupa Ligi'nde buldu.

Mircea Lucescu'nun takımın başına geçmesiyle kaderi bir anda değişen Ukrayna temsilcisinin kadrosunda Srna, Ilsinho, Chygrynskyy (insanın isminde hiç mi sesli harf bulunmaz), Lewandowski, Jadson gibi isimler bulunuyor.

Aslında FC Timisoara örneğinde olduğu gibi, Sivasspor'un az da olsa tur geçme şansı var. Ancak ukalalık kadranı maksimum seviyedeki Bülent Uygun 'ders almaz, ders verir', '6-8 yemez, 5 yer' yeteri kadar ders çıkartabilir mi bu bilinmez.

Yine de, futbolun doğruları üst üste konduğunda Shakhtar'ın bu turu rahat bir biçimde geçebileceği aşikâr.

Sonuç olarak Galatasaray ve Fenerbahçe turu geçer, Trabzonspor (tüm gönlümle geçmelerini diliyorum) ve Sivasspor ise elenir...

Kuralar öncesi içimden geçenler

Avrupa Ligi'nde Türk takımlarının olası rakipleri belli olurken, kura çekimine çok az bir süre kaldı. Hangi takımımıza, kimler çıksın istiyorum, gönlümden geçenler..

Galatasaray: Lech Poznan'ı istemem. Oldum olası Polonya, Rus, Çek Cumhuriyeti takımları ters gelir futbolumuza. Ama içimden Amkar geçiyor.

Fenerbahçe: 4 takım içinde en iyi takımlar Fenerbahçe'ye denk gelmiş. Hangisi gelse eler diye düşünüyorum. Gönlümden geçen ekip Sion.

Trabzonspor: Kim gelse Trabzon için kolay değil. Keşke Basel gelse diye düşünsem de Lazio'nun çıkacağını düşünüyorum. (Eğer çıkarsa medyadan olası "Lazlara 'Laz-io'lar geldi", "Trabzon'a Laz ekip düştü" gibi süper zeki başlıklar bekliyorum)

Sivasspor: İçimdeki Sivasspor sevgisinden (!) ötürü biraz gaddar davranmış olabilirim. Umuyorum Shakhtar çıkar. Ancak hangisi çıksa, Sivasspor havlu atar.

MUHTEMEL RAKİPLER

Galatasaray: Lech Poznan, Amkar, NAC Breda, Levadia Talinn, Teplice.
Fenerbahçe: Slovan Liberec, Sion, Guingamp, Sturm Graz.
Trabzonspor: PSV, Lazio, Partizan, Basel, Toulouse
Sivasspor: Shakthar Donetsk, Ajax, Atlethic Bibao, Hertha Berlin, CFR Cluj.

28 Temmuz 2009

Kaos futboluyla bu kadar



Türkiye'de Fatih Terim'in önce Milli Takım ama daha da önemlisi 1996-2000 yılları arasında Galatasaray'da geçirdiği altın dönem sonrasında Türk teknik adamların da talihi döndü. Artık neredeyse her spor programında "Türk teknik adamlarına yeterli şans tanınmıyor" cümlesi klasikler arasında yerini aldı.

Birçok teknik direktör kâh orada, kâh burada arz-ı endam ettiler, Süper Lig'de. Hatta gece bir takımdan istifa edip, sabah başka bir takımda soluğu bulanların sayısı azımsanacak kadar değil.

Evet, hak vermek gerekir ki, bu ülke topraklarında çok fazla yeteneksiz yabancı teknik direktör geçti. Ancak bu, hiçbir zaman yeteneksiz Türk teknik direktörlerini haklı çıkartmak için geçerli bir sebep olamaz.

"EMBESİL, TİPİNDE HAYIR YOK"

Bunlardan biri de son iki yılda yaptıklarıyla adeta yıldızlaşan, her söylemi felsefe tarihine geçecek nitelikteki Bülent Uygun. Kendine has söylemleri (embesil hakem, tipine baksan adam bile değil) ile Türk futbolunun rengarenk, boya küpü ismi Bülent Uygun'un, Şampiyonlar Ligi ön elemesinde aldığı 5-0'lık Anderlecht mağlubiyeti, O'nun teknik adamlık becerisinin sadece ülke dahilinde olduğunu da gösterdi.

TRT 1'de maçı yorumlayan Ömer Üründül'ün skor 3-0'ken "Sivasspor'un hiçbir oyun planı yok" söylemi, Bülent Uygun ve O'nun gibilerinin yetenek açısından ne denli fakir olduğunun da işaretiydi.

İte-kaka, medya gazıyla ve biraz Federasyon ittirmesiyle yaratılmaya çalışılan "Anadolu'dan şampiyon", "Üç İstanbul ekibine kafa tutan takım" imajı da, bu skorla yaldızları dökülmüş jelatin benzeri yerle bir oldu.

Çünkü bu takım Türkiye ligi gibi son derece kalitesiz, zevkten ve çekişmeden uzak liginde, kendi gibilerinden farklı hiçbir takımlara karşı futbol oynama basiretini gösteremedi. Taktik son derece basit: Kaos futbolu. Ne oynadığının önemi yok, önemli olan nasıl oynatmadığın. Nasıl olsa her maçta en zayıf -görece- takım bile pozisyon bulabilir.

KALDIĞIN YERDEN DEVAM ET

Türkiye'deki futbolun da bu derece kırılgan olmasının nedenlerinden biri bu zaten. Bu ülkedeki Bülent Uygun ve o zihniyeti taşıyanların, göz zevkini bozan, futbola uzaktan yakından benzemeyen bu oyunu oynadıkları sanrıları yaşamaları. Yazık ki, Bülent Uygun bu işten para kazanacak ve sanki bugün hiç yaşanmamış gibi hayatına devam edecek. Birileri O'na "Canın sağolsun, bu bile büyük başarı" diyecek çünkü.

Son not: Şimdi Bülent Uygun'a sormak gerekir "6 ya da 8 yemediğin için mutlu musun?"