3 Kasım 2009

Adrese teslim


Farkında değilsiniz ama kafanızı kuma gömdükçe kıçınız açılıyor. Vakti gelir mutlaka...

2 Kasım 2009

Cruyff yeniden teknik direktörlük koltuğunda

1988-1996 yıllarında Barcelona’da teknik direktörlük yaptıktan sonra, sağlık sorunları nedeniyle takım çalıştırmayan Cruyff, 13 yıl aradan sonra tekrardan sahalara dönmeyi kabul etti ve Katalan Milli Futbol Takımı’nın teknik direktörü oldu.

Katalonya Futbol Federasyonu (FCF) kaynakları, anlaşmaya vardıkları Cruyff’un, Katalan Milli Takımı’nın teknik direktörü olarak para almayacağını, ancak Johan Cruyff Vakfı’na destek verileceğini açıkladı.

İspanya’nın özerk yönetimlerinden olan Katalonya’daki futbol federasyonu (FCF), hiçbir resmi nitelik taşımadan Katalan olan futboculardan oluşturulan milli takım ile başka ülkelerin milli takımları veya İspanya’daki diğer ayrılıkçı bölgelerden Bask ile maçlar organize ediyor.

Dünyanın en iyi 11. takımı Galatasaray


Uluslararası Futbol Tarihi ve İstatistikleri Federasyonu'nun (IFFHS), 1 Kasım 2008 ile 30 Ekim 2009 tarihleri arasındaki maçları baz alarak yaptığı aylık değerlendirmede, geçen ay 12. olan Galatasaray 1 basamak yükselerek, 11. sıraya çıktı. IFFHS'nin değerlendirmesinde Fenerbahçe 33, Beşiktaş ise 22 sırada yer aldı.

Zamanlama açısından güzel olmuş bu liste. Daha önce gelinen 1. sırasına yeniden yetişmek için Türkiye'deki araç rakiplerle oynamak gerekiyor tabii ki. Aklı başında her Galatasaraylı'nın rakip olarak gördüğü takımlar Edirne'nin dışında yer alıyor çünkü.

Şimdilik yapılabilecek başka bir şey yok. Bu takımlarla oynamak gerekiyor....

İLK 10 SIRA

1. Manchester United 326
2. Barcelona 298
3. S.Donetsk 293
4. Chelsea 283
5. Hamburg 274
6. Estudiantes 265
7. Werder Bremen 263
8. Arsenal 245
9. Cruzeiro 231
10. Roma 228

Yavru kurttan özür yerine garip savunma


Malum Ercan Saatçi, Fenerbahçe TV'den 'sızan' "Galatasaray'ı nasıl .iktik" cümlesine ve 48 saniyelik görüntüler için güya özür dilemiş. Güya diyorum çünkü aslında bir özürden çok, karşı saldırı niteliğinde sözleri. Hatta kendini olumlamak adına "Siz hiç yapmadınız mı?" türünden zırvalamış.

Bu faşist eleman kendisini kurtarmak için şunları söylemiş "Şimdi bütün takımların taraftarlarına sormak istiyorum; Ve taraftar delikanlılığınıza güvenerek soruyorum; Siz hiç mi bir arkadaşınızla size özel bir kızdırmaca yaşamadınız, rakip takım ile ilgili müstehcen bir yorumda bulunmadınız?"

DELİKANLILIK JARGONU

'Delikanlılığa' güvenerek sormuş, kendisinde var olduğunu düşündüğü bir özellik yani. Şimdi kime sorduğundan ve ne için sorduğundan bağımsız olarak ben açıkça söyleyeyim: "Evet küfrettim hatta küfrediyorum da." Ama burada esas önemli olan, bu küfrü eden herhangi bir Galatasaraylı ya da Fenerbahçeli, Hürriyet Gazetesi'nin Spor Koordinatörlüğü'nü yapmıyor olması. Tabii ki, bu doğru yapıldığını veya doğru yaptığımı göstermez ancak eğer senin titr'in taraftarlığının üstüne geldiyse, konuşmalarına dikkat edeceksin, eğer varsa akıl süzgecinden geçireceksin her söyleyeceğini.

Bu işi öyle delikanlılık tabanına yayıp, kendini su üstüne çıkarmaya çalışmak, edilen küfür kadar terbiyesizce bir durumdur.

Bu arkadaş devam ediyor; "Benim üzerimden yapılan bu olay tam anlamıyla, bir özel alan ihlali, mahremiyet ihlali ve bir çeşit telekulak olayıdır. Bütün kalbimle bu durumun beni ve ailemi çok üzdüğünü ama yine de bu olayın bel altı oyunlarının sonu olmasını istediğimi bilmenizi isterim.. Galatasaraylılar beni Fenerbahçeli olduğum için eleştiriyorlar ama bu görüntülerin de Fenerbahçe TV den sızdığını hatırlatmak isterim...."

MAHREMİYET İLANI VE TELEKULAK

Görüntülerin sızmasını mahremiyet ilanı ve telekulak olayı olduğunu hatta 'bel altı' oyunu olarak addeden bu kendini gazeteci zanneden yavru kurt, Fenerbahçe TV'nin içinde çekildiğini söyleyerek, kendisini sıyarmaya çalışıyor. Biraz daha ileri götürse kendisini demokrasinin mihenk taşlarından biri olduğundan dem vuracakmış. Ben şunu anlıyorum bu cümleden "Fenerbahçe TV'de bu tip cümleler dökülür. Sorun bunun sızdırılmasıdır. Fenerbahçe TV'de rakiplerine kamera arkasında rahatlıkla küfredebilirsin." -Bunun tam tersi Galatasaray TV'de de olabilir-

Bu görüş hakim bir görüş zaten. Birkaç Fenerbahçeli blogda bu görüşün rahatlıkla ve açıklıkla savunulduğunu okudum. O yüzden garipsemedim doğrusu. Çünkü aynı dili konuşan bir topluluk var karşımızda. Yaptığı her şeyin doğru olduğunu savunan, yaptıklarına 'yapmadık' diyebilen ve daha da ötesinde 'yaptıysak yaptı ne oldu?' şeklinde savunma değil saldırıya geçen bir topluluk yani.

ADAM OLSA SORUN DEĞİL!

Yavru kurt, içeriğinde hiçbir özür taşımayan bu yazısıyla işin içinden sıyrılmak niyetinde, bu açık ve aleni bir biçimde belli oluyor. Bu işten sıyırır ya da sıyırmaz bunu bilemiyorum. Zaten sıyırsa da, sıyırmasa da kendisi hakkındaki görüşlerim değişmeyecektir.

Vahim olan, bu adamın Hürriyet Gazetesi'nde böyle bir görevi yürütmesi. Fenerbahçeli olduğu için değil ama adam olmadığı ve gazetecilikle uzaktan yakından ilgisi olmadığı için. Bunu içine sindiren meslektaşlara ve TSYD Başkanı'na buradan selamlarımı iletiyorum....

1 Kasım 2009

TSL 11. hafta panaroması


11. HAFTANIN SONUÇLARI

Ankaraspor 0 - 3 Trabzonspor (Hükmen)
Antalyaspor 1 - 1 Bursaspor
Beşiktaş 1 - 0 Ankaragücü
Gaziantepspor 2 - 1 Diyarbakırspor
Gençlerbirliği 0 - 2 Manisaspor
Kasımpaşa 1 - 1 Eskişehirspor
Denizlispor 0 - 1 İstanbul B.B
Galatasaray 2 - 0 Sivasspor
Kayserispor 1 - 1 Fenerbahçe

GOL KRALLIĞI

Nonda-Galatasaray: 7
Makukula-Kayserispor: 6
Souza-Gaziantepspor: 6
Alex-Fenerbahçe: 5
Colman-Trabzonspor: 5
Kahe-Gençlerbirliği: 5

HAFTANIN OLAYI

Diyarbakırspor'un, Galatasaray maçına çıkmama kararı.

Sivasspor'un, Galatasaray maçında tek bir şut bile çekememesi.

Beşiktaş'ın son 5 maçta 15. puanını alması.

HAFTANIN GOLÜ

Kewell-Galatasaray

12.HAFTANIN PROGRAMI

Fenerbahçe - Ankaraspor
Bursaspor - Gençlerbirliği
İstanbul B.B. - Antalyaspor
Trabzonspor - Beşiktaş
Manisaspor - Gaziantepspor
Ankaragücü - Kasımpaşa
Eskişehirspor - Denizlispor
Sivasspor - Kayserispor
Diyarbakırspor - Galatasaray

PUAN DURUMU

OGBMAYPAv
1 Fenerbahçe119112272815
2 Galatasaray1181228152513
3 Bursaspor1172225102315
4 Beşiktaş11632116215
5 Kayserispor11542158197
6 Trabzonspor115332314189
7 İstanbul B.Ş.B.11533131818-5
8 Eskişehirspor114521511174
9 Gençlerbirliği114431511164
10 Antalyaspor115151614162
11 Gaziantepspor11434141515-1
12 Manisaspor113441010130
13 Ankaragücü113351514121
14 Diyarbakırspor11335111912-8
15 Kasımpaşa1122711198-8
16 Sivasspor112189197-10
17 Denizlispor111379196-10
18 Ankaraspor1100110330-33

Zaten kolay geçecekti


Galatasaray zorlanmadan 3 puanı cebine koyup, Fenerbahçe'nin Kayseri deplasmanında puan kaybetmesini beklemeye koyuldu.

Sezon başından beri herkes biliyor ki, Sivasspor son iki sezondan bu yana eski gücünde değil. Tokatlamayan kalmadı, bir şamar da Galatasaray vurdu. Maç boyunca hiçbir etkili atak geliştiremeyen, organize bir atak yapamayan rakip karşısında alınan 2-0'lık sonuç her ne kadar 3 puan açısından olumluysa da, kaçırılan goller ve pozisyonlar açısından da bir o kadar olumsuzdu. Oysa 45 ila 50. dakikalar arasında 5-0 yakalanabilirdi.

Sakatlıklar ve cezalılardan ötürü farklı bir kadroyla sahaya çıkan sarı-kırmızılılar Barış-Mustafa Sarp ve Mehmet Topal'lı orta saha kurgusuyla, sezonun geri kalan bölümüne nazaran daha çok basan ve dinamizm kazanmış gibi göründü. Fakat yine de gözüm Keita'yı ve Baros'u aramadı değil. Skordan ve sonuçtan bağımsız olarak, futbol izlemek isteyen herkesin de bu ikiliyi aradığına eminim.

Teknik direktör Rijkaard, özellikle Fenerbahçe karşılaşmasında, defansın top çıkartamaması gerçeğini gayet iyi analiz etmiş ve Mehmet Topal'ı defans-orta saha arasında oyun kurması için 4'lü savunma ile orta saha bloğu arasına yerleştirmiş. Defanstan çıkan ilk topların hepsi Topal'ın ayağına geldi. Çünkü sezon başından bu yana Galatasaray'ı takip edenler gayet iyi biliyor ki, Gökhan Zan-Servet, Emre Aşık ve Emre Göngör ne yazık ki, kendi yarı alanından top çıkarmak konusunda pek fazla yetenekli değil. Özellikle de, Fenerbahçe maçında bu gerçek biraz daha belirginleşti.

Nonda, golünü atıp, görevini yapmış olsa da asla Baros değil ve asla Rijkaard'ın sistemindeki ileri uç elemanı değil. Bu yüzden, devre arası Baros'un sakatlığını da göz önüne alacak olursak, bir forvet transferi ufukta görünüyor. Keza savunmadan topla çıkabilecek bir stoper de olabilir.

Arda suskun, biraz moralsiz ama toparlanma emareleri gösterdi. Topla daha az haşır-neşir olsa kendisi ve takımı için ne kadar olumlu bir iş yapmış olacağını görecek. Fakat her güzelin bir kusuru olur işte.

Kewell için Bucaspor maçı sonrasında yazdıklarımı yeniden tekrarlayacağım. İzlediğim en iyi profesyonellerden biri ve gerçekten de bir futbol emekçisi. Umuyorum ki, bir an önce kendisiyle mukavele imzalanır ve en azından iki yıl daha izleriz.

Galatasaray, kolay geçmesi beklediğim bir maçı gerçekten de kolay bir biçimde kazandı. Sivasspor maçında cezalılara bir de Mustafa Sarp eklendi. Rijkaard ve Galatasaray için zor bir hafta geçeceği şüphesiz.

31 Ekim 2009

Nedir bu Napoli'nin durumu?


Nedir bu Napoli'nin durumu bilen, hakim olan varsa berigelsin. Geçen hafta AC Milan maçında son dakikada attıkları 2 golle beraberliği çevirdiler, bu hafta da Torino deplasmanında 2-0 geriye düştükleri Juventus maçını son yarım saat attıkları 3 golle devirmeyi başardılar.

Güney İtalyanlılar inatçıdır, inatçı olmasına ama bu kadar inat da insana yuh dedirtiyor. Doğrusu, şapka çıkartılacak performans sergilediler her iki maçta da. Bundan sonra daha yakından izlemek gerekir, tabii eğer gazı kaçmazsa

Ercan Saatçi ve Metin Özülkü'ye insanlık dersi

1998 Arjantin Milli Takımı


1998'de Fransa'da gerçekleştirilen Dünya Kupası'na katılan Arjantin Milli Takımı'nın minyatürlerini çıkartmışlar. Store'lara duyurulur....

Bırakın adamlığı insan olamazsınız siz



Hürriyet Gazetesinin Spor Koordinatörü kendisi, bir diğeri de duygusal bir adam. Ulan hakikaten iğrençsiniz, hakikaten insan değilsiniz ve hakikaten insanda bıraktığınız tek duygu tiksinti ve mide bulandırıcı bir his.

Bu videodan sonra Hürriyet'de bu görevini halen sürdürürse yazıklar olsun. Çok merak ediyorum, Fenerbahçeli arkadaşların tepkisini. Muhtemelen birçoğunda iç ses olarak "Bu videoyu kim sızdırdıysa derhal Fenerbahçe TV'den atılsın" gibi bir tepki gelecektir.

Günlerdir herkesin ağzında aynı laf, "Hakemin kafasına atılmamıştı zaten", "Keita'ya su şişesini Galatasaraylılar attı", "Keita'nın yüzüne gelmedi." İdiotların bile aklına gelmeyecek cümlelerle, kendini olumlama isteği. Ne yaptığınızı, ne söylediğinizi herkes duydu, herkes gördü ama tereyağından çekilen kıl olmak istiyorsunuz.

Ben açıkça itiraf ediyorum, Ali Sami Yen'de yaşanan o sulu gecenin, bir Galatasaraylı olarak hayatımın en büyük utançlarından biridir. Ama sizin birçoğunuzda itiraf mekanizması çalışmıyor, yaptığınız her şey haklı, her şey mübah.

Aşağılık varlıklar....