28 Ocak 2010

Portsmouth parasızlıktan web sayfasını kapattı

Portsmouth Kulübü Basın Sözcüsü, web sitesini yapan firmaya ödeme yapılamadığı için kulübün internet sitesinin kapatıldığını söyledi. Kulübün bundan sonraki açıklamalarını yerel basın yoluyla duyuracağı belirtildi.

20 takımın bulunduğu ligde son sırada yer alan Portsmouth’daki oyunculara bir süredir ödeme yapılmadığı bildirilmişti.

Kulübün borcunun yaklaşık 60 milyon sterlin olduğu belirtiliyor.

Bu habere sadece 'yuh' diyorum. Parasızlık eyvallah da, bu kadar mı düşer bir kulüp. Bu kulübün taraftarı hiç mi sahip çıkmaz takımına. Bu yıl Premier Lig'den düşerler, düşüşleri seri olur, dibi boylarlar.

Bu arada baktım, hakikaten kapanmış, şaka gibi...

Direnmeyin, çok ucuzsunuz


Galatasaray'ı aşağılamaya çalışmak basının birincil vazifesi sanki. Temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp, milletin önüne koymaya bayılıyorlar.

Geçtiğimiz günlerde Portekizli Ricardo Costa'nın Ankaragücü'ne geleceğine yönelik haberleri "Galatasaray'ı istemedi, Ankaragücü'ne geliyor" şeklinde vermişlerdi.

Hatta bununla da yetinmeyip, Valencia’dan da gelen transfer teklifini Ankaragücü’nde hayata geçirilmek istenen "büyük projenin" içinde yer almak istediği için geri çevirdiği yazılmıştı.

Eeee, şimdi ne oldu? Kim hatırlıyor değil mi? O günlük geçirdiniz gittiniz kendi bezelye beyinlerinizin çapı dahilinde. Bunun örneklerine sık sık rastlıyoruz.

Nasıl bir haz acaba, Galatasaray'ı aşağılamak. Yani vücut kimyaları ne gibi tepkimeler veriyor kimbilir. Ben orgazm yaşadıklarını düşünüyorum, her Galatasaray'ı aşağıladıklarında.

Benzer tepkileri birtakım azılı Galatasaraysavarlar da yapmaya çabalıyor. Pazar akşamı Rıdvan Dilmen, "Jo ve Neill geldikleri takımın yedek oyuncuları. Ancak bu tip oyuncular alabilir" dedi. Oysa iki akşam önce ve sonrasında Gökhan Ünal'ın çok önemli bir transfer olduğunu söyledi.

Gökhan Ünal koca bir sezonu Trabzonspor'da yedek geçirdi. Madem yedeklerden iyi transfer olmuyor, ikisi arasında ne gibi farklılıklar var transferlerde; biri iyi diğeri kötü oluyor.

Çıkıp, adam gibi söyleseniz, "Kardeşim biz sevmiyoruz Galatasaray'ı" diye, 'eyvallah' başım üstünde yeri var. Ama böyle gerzekçe tilkiliklere girmeye çabalamak, iyien iyiye ucuzlaştırıyor sizi.

Siz derseniz ki, "Bizim ucuzlaşmakla bir derdimiz yok" tamam o zaman, sorun değil. Ama biz zaten onu biliyoruz.

Bench'te tek başına

Sahada iş makinesi de neyin nesi?


Trabzon Avni Aker Stadı'nın zemininin temizlenmesi için sahanın içine iş makinesi girmiş. Haliyle girdikten sonra zemin bir felaket haline dönüşmüş.

Şenol Güneş haklı olarak maç sonunda "Artık futbol oynayabileceğimiz bir sahamız yok. Bundan sonra bu sahada iyi futbol oynanabileceğini sanmıyorum" demiş. Sonuna kadar doğru.

Ne olurdu yani maç ertelense, ne olurdu başka bir gün yapılsa. Ayrıca sahanın içine iş makinesi sokmak da neyin nesidir. Tarla olsa, meyve vermez. Bu kararı alan ve uygulayan gerizekâlıları kutluyorum (!)

27 Ocak 2010

Sahi ne oldu?

Sahi domuz gribi vardı, milyonlarca dolarlık ilaçlar alındı. Ne oldu o ilaçlar ve o günlerde Sağlık Bakanlığı her ölüme domuz gribi diyordu. Şu an durum ne aşamada?

Ergenekon davasından herkes bir bir tahliye oluyor. Şimdi Poyrazköy iddianamesi kabul edildi. O dava ne kadar sürer ve kimler içeri alınır?

Günlerce, haftalarca manşetlerde kalan 'demokratik açılım' meselesi ne alemde?

Türkiye'de tek başına yeter sayısı olmasına karşın, anayasa değişikliği yapmayan iktidarı, ufaktan anayasa volümü yapmaya başladı. Ben mi değiştireceğim de, beni mi bekliyorlar acaba?

"Türkiye, artık demokratikleşti" deniyordu ama belediye başkanları, eşleri çocukları kelepçelerle gözaltına alınıyor. Eylemlerin gazla-copla bastırılmasını konu bile yapmıyorum. Hakikaten demokratikleşme durumumuz ne oldu?

O değil de, Türkiye AB'ye giriyordu. Onda son durum ne?

Şike-bahis konusunda Federasyon işlem başlatacağını söylemişti, Almanya'dan dosyalar gelince. Bu dosyaların gelişi de acaba yine Almanya'daki Deniz Feneri davasında olduğu gibi çok mu gecikecek? Ve tıpkı orada olduğu gibi, bir sonuç çıkmayacak mı?

Taraf gazetesi, sanki biraz kalın bağırsak işlemi görüyor gibi gelmiyor mu size de? Yoksa yanılıyor muyum?

TEKEL işçilerinin 44. eylem günü. Acaba sendikacılar su koyuverecek mi? Merak ediyorum.

Sarı yağmurluklu eleman


Trabzonspor-Sivasspor maçında bordo-mavili tribünleri gördüğümde ilk dikkatimi çeken şey, bu sarı yağmurluklu arkadaş olmuştu.

Mutlaka fotoğrafı çekilmiştim diye düşündüm, yanılmamışım. Tüm tribünler mavi yağmurluk giymişken, kendisinin sarı ısrarını kavrayamadım. Acaba yağmurluk yetişmedi mi?

Ama şüphesiz, gayet güzel bir görüntü vermişti. Kendisini alnından öpüyorum.

Yetmez, biraz daha transfer lazım

Dos Santos, sezon sonu satın alma opsiyonuyla kiralandı. Halen transfer yapılacağı söylentileri var.

Sevmedim, hoşlanmadım bu durumdan. Devre arası bu kadar oyuncu alınmasına sıcak bakmıyorum. Galatasaray Kulübü'nün sarı-lacivertlileşme çabası anlaşılır bir durum değil benim açımdan.

Sezon sonuna not düşüyorum, bu transferleri. Getirecekleri-götüreceklerinin çetelesini tutarız. Şampiyon olunsa da, olunmasa da sorun değil. Sorun 321 milyon dolarlık ihale sonrası, dağıtılmaya başlanan paralar.

Transfer yapmayı çok istiyorsa yönetim, önce kalibresi yüksek, takımına inanan bir kaleci getirsin. Sezonun başından bu yana tek bir maçın altına imza atmamış bir kalecimiz var ne yazık ki.

Aykut ya da Ufuk'un zerre eksikleri yok Leo Franco'dan. Şimdiden de belirteyim, Atletico Madrid maçlarında kalede görmek istemiyorum kendisini.

Başa dönelim, bu Ali Şenvari transfer hareketleri hoş değil. Yazı-tura atılıyor, sezon sonunda ne geleceğine bağlı olarak opsiyonlar kullanılacak. Bu işin yansımaları şimdi değil 4-5 sene sonra ortaya çıkar.

Hakkımızda hayırlısı...

Edit: Ayrıca kimin mukavelesi feshedildiyse, askıya alındıysa ya da her neyse açıklansın. Galatasaray'ın hiçbir yönetimi taraftar tepkisinden çekinmemeli.

26 Ocak 2010

Ben şimdiden uyarıyorum


Nonda: Takımda golcü kalmadı, beni yollamazlar bir yere.
Kewell: Elimi sallasam ellisi. Zaten menajerime haber de yollamış Demirören.

Şimdi iddiamı ortaya koyuyorum. Bu sakatlıktan sonra Kewell'ın Ada'ya gitmesi pek mümkün değil gibi. Zaten sicili bu konuda temiz değil. Kewell'ın sözleşmesi feshedilirse sezon sonu ya Fenerbahçe'dedir, ya Beşiktaş'ta.

Fenerbahçe şampiyonluğu kaçırırsa, Aziz Yıldırım '3 şampiyonluk' sözünü, bu transfer hamlesiyle tamamen suya gömer.

Beşiktaş, halen Gökhan Zan hamlesini unutmuş değil. Bunun acısı çıkar, çok canlar yanar. Ben şimdiden uyarıyorum.

Bu ne lan?


Biraz önce Galatasaray Store'un internet sitesine girdiğimde bu fotoğrafla karşılaştım. 'Cesaret' ismi verilen kırmızı formanın tanıtımı.

Fotoğraftakiler Güneydoğu'da gazi olan askerlerden oluşuyor. Üstlerine kırmızı forma geçirilmiş ve 'cesaret'e vurgu yapılmış.

Kendi dilimle ifade edeyim; sokarım böyle cesarete. Bir bu kalmıştı kullanılmayan, onu da yapmış bulunuyor Galatasaray.

Yönetim yapmıştır, pazarlama bölümü yapmıştır, beni hiç ilgilendirmez. Sonuçta üstlerinde Galatasaray forması var, bütün bir camiayı bağlar bu hareket.

Ne farkı kaldı, Diyarbakır'da Atatürk'ten söz eden Daum'dan, bunu yapanların. Bazen bir yanlış, tüm doğruları götürür, bu tam o hesap olmuş.

Gazilerle forma satışı yapmak ne kadar iğrenç bir davranıştır. Neresinden tutsan elinde kalır cinsten. İsterseniz, şehit olan bir askerin tabutuna konan formayı da reklamlaştırın.

Cidden midem bulandı, çünkü mide bulandırıcı bir reklam. Hem de her yönüyle. Tanıtımınız iğrenç.

Kewell meselesine dair


Devre arası yapılan transferler, teknik direktörün "Bizim için en önemli hedef lig, diğerlerini bonus gibi görüyorum" açıklaması, sakatlanan oyuncunun sözleşmesini feshetmeye çalışmak. Bunlar Galatasaray'a has özellikler değil, öyle olmamasını temenni ediyorum, en azından ümit ediyorum.

Herkes yazıp çizecektir konu hakkında. Harry Kewell meselesine gelip, bu konuda bir-iki kelime etmek farz oldu.

Kewell'ın Galatasaray taraftarı için ne anlam ifade ettiğini söylemeye gerek yok. Açıkçası Hagi'den sonra ilk kez bir yabancı oyuncuyu bu kadar çok benimsemiştim. Pozitif duruşu, rakipleriyle saha içindeki diyaloğu, itiş-kakışa girmeden efendice işini yapması, yüzündeki o süper gülümseme, Galatasaray'da forma giyen tüm oyunculara örnek oluşturacak nitelikte.

Tabii işin bir de saha içindeki oyun bölümü var. Bu konuda da Kewell, Galatasaray taraftarının gönlünü fethetmiş durumda.

Peki, şimdi ne oldu da, Kewell'dan vazgeçilmek isteniyor? Bu sorunun iki yanıtı var. Biri Galatasaray'dan aldığı haftalık 60 bin sterlin ücrette indirim istenmesine karşın buna pek yanaşmaması, diğeri ise boşalacak kontenjana Meksikalı Dos Santos'un getirilecek olması.

DOS SANTOS'UN GELECEĞİ OLAMAZ

Öncelikle şunu net olarak söylemek gerekirse, Kewell gönderilip yerine kimi getirirseniz getirin, o oyuncunun takımdaki geleceği pek parlak olmayacaktır. Oynadığı ilk kötü maçta homurdanmalar, ikinci maçtaysa yuhalamalar beraberinde gelecektir. Çünkü gelecek ismin kim olduğuna bakılmayacak, taraftar "Kewell'ı gönderen adam" gözüyle bakacak.

Ehh, Galatasaray taraftarının da "S*ktir git Petre'den" bu yana, pek çok oyuncusunu yuhaladığı görülmüştür. Hatta Nonda bile son maçta yuhalandı. Ve hatta, bunun gayet doğal olduğu da birtakım bloglarda yazılıp çizildi.

SAKATLIK BAHANE TÜM SORUN ALDIĞI ÜCRET

Neyse Kewell meselesine dönmek gerekir. Evet, işin iki boyutu bu. Yönetim, Kewell'ı göndermek için bir fırsat buldu ve bu fırsatı da kaçırmak istemiyor.

Çünkü aylık 240 bin sterlinlik rakam, Türkiye ölçütlerine göre çok yüksek bir rakam. Ancak ortada bir de gerçek var ki, taraftarlar Kewell'ı çok fazla seviyor. Doğrusu iki ucu keskin bıçak.

Kişisel olarak Kewell'ın kalmasını çok ama çok istemekle birlikte verilen ücretin de çok yüksek olduğunu düşünüyorum. Bonservis verilmeden alındığı için böylesi yüksek ücretler verildi. Ama yönetim artı-eksi hesabı yapıp, kaldığı dönem boyunca Galatasaray'ın ne yaptığına ilişkin bir bilanço çıkartınca vazgeçilecek ilk isim haline geldi.

En baştan fikrimi belirteyim. Dos Santos'un çok başarılı olacağına inanmıyorum, hatta Barcelona'da direkt ilk 11 oynadığı dönemlerde bile öyle çok parlak bir futbolcu olduğuna şahit olmadım. Bir de, "Kewell'ı gönderen adam" etiketini üstüne yapıştırırlarsa, bir yılı bulmaz Galatasaray'daki geleceği.

AÇIKÇA MALİYETİ 'YÜKSEK' DENSİN

Taraftarın kulübü yönetme fikrini sevmem, benimsemem. Ama yönetimin kulağını taraftara bu kadar kapaması da mantıklı olmaz. Varsın olsun, 8 yabancı ile mücadele etmesin Galatasaray.

Zaten bu sezona kadar hiçbir zaman kullanmadı kontenjanın tamamını. Çıksınlar "Maliyeti çok yüksek o yüzden yollarımızı ayırıyoruz" desinler, o zaman başımın üstünde yeri var. Ancak sadece sakatlandı diye ve kontenjan açmak için Kewell'dan vazgeçmek bana mantıksız ve çirkin geliyor.

Hoş, sezon sonu şampiyon olursun Kewell filan hak getire, kimse hatırlamaz bile ama yine de ola ki şampiyon olamazsa Galatasaray o zaman yönetim, sadece Kewell hamlesiyle kendi ipini çekmiş olur.