17 Şubat 2010

Bağımsızlık itirafı

Nokta virgül koymadan yazacağım. Çok acı bir itiraf ne yazık ki....

Sanayi Sitesi-Darüşşafaka arasında yapımı süren metro inşaatında deneme sürüşü yapan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, TEKEL işçilerinin bir bölümünün belediyelerde istihdam edilmesi önerisine nasıl baktığının sorulması üzerine "Benim kadrom yok. IMF yeni kadrolu eleman almamızı istemiyor. Olsa itfaiye işçilerimi alırım" yanıtını verdi.

Bağımsızlık mı? Hem de Türkiye? Hadi canım, kandırmayalım birbirimizi. Bir ülkenin acizliğini gösteren bir cümle bu.

Daha acı olanıysa, koskoca bir belediyenin başkanı, bunu rahatlıkla söylüyor. Gayet rahat, hiç utanmadan, gocunmadan.

Bayrağın, direkte sallanmasıyla bağımsızlık olmuyor. Eğer bağımsız değilsen, bayrak sadece en nihayetinde kumaş parçasıdır. Gönlümüz rahat, yaşamaya devam, haydi.

Pardon unutmuştum, sanal alem milliyetçileri Kardak'a bayrak kondurmuştu. Bakın nasıl da dalgalanıyor (!)

Kısa... kısa... kısa....


Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner tutuklandı. Yine aynı suçlama: Ergenekon. Yine garip bir zamanlamada. Başbakan Erdoğan, daha geçen hafta medyaya "TEKEL işçilerinin eylemini siz gündemde tutuyorsunuz" diyerek, bu işin sumenaltı edilmesi geriktiğini açıkça söylemişti. Şubat'ın 28'inde eylem yerlerine polis müdahalesi olacak. Bir komplo teorisyeni olarak şunu söyleyebilirim ki, ayın 24'ü ile 28'i arasında çok önemli bir isim, yine benzer bir suçlamayla gözaltına alınacak. Tahminim Sabih Kanadoğlu yönünde ama daha başka bir isimde olabilir.

Medya Oskarları gecesinde Kamer Genç rüzgârı esmiş. Bülent Arınç'ın ödül verdiği anda, "Bülent Arınç'ı dinlemeye gelmedim, ağlayan adam" diyerek, Arınç'ın geceden ayrılmasını sağlamış. Vallahi bayılıyorum kendisine, takipçisiyim her vakit. Bu arada, Arınç'a suikast düzenleniyordu. O iş ne oldu bir haber çıktı mı acaba?

Hiddink'in geleceğini gösteren işaretler diye bir post yazmışım 3 Şubat tarihinde. 'Ben söylemiştim' demek için değil ancak anlaşma çok öncesinden belli olmuştu. Bu kadar kasmanın anlamı yoktu.

Öte taraftan, aylardan bu yana kafatası avcılığı yapıp "Yerli antrenör" çığlıkları atanlara yeni av malzemesi geldi. Eski defterler açılır yakında. Yılmaz Hoca'ya yeniden geçmiş olsun. Alman pasaportundan sonra Hollanda pasaportu da alacağını düşünüyorum.

Yarın Lille ve Atletico Madrid maçları var. Her iki maçta da garip skorlar alınacağı hissi var içimde. Yine inceden '4' hissi var içimde ama hangi maçta daha tam çözemedim.

Sus artık


Beyni zannımca bebek bıngıldağı ya da jöle kıvamına gelmiş olmalı. Ne söylediğini bilmiyor, akıl süzgeci denen hadiseyi çoktan çöpe atmış.

Senelerdir Galatasaray'a gelen hiçbir teknik direktörü beğenmiyor. Ya 'korkak', ya 'fos' ya 'işi bilmiyor', ya 'yeteneksiz', ya öyle ya böyle. Aklına ne eserse onu söylüyor.

Hayır, kendisi kimdir o merak konusu. Her şeyin duayeni şeklinde dolanıyor ortalıkta. Bilmediği hiçbir konu yok. Babam derdi "Her şeyi çok bilen, bok bilir evladım" diye. Tam o hesap, bizimkisinin durumu da.

Artık mahallenin delisi kıvamına geldi. Benim, kendisine önerim şudur: SUS ARTIK KONUŞTUKÇA SAÇMALIYORSUN, SAÇMALADIKÇA BATIYORSUN, BATTIKÇA ALÇALIYORSUN

16 Şubat 2010

Şeref, onur, haysiyet ve gurur


TEKEL'i kurum olarak yağmaladılar....

TEKEL Unkapanı binasını, İskenderpaşa tarikatına sattılar...

TEKEL Paşabahçe binasını AS Asya grup diye kimsenin bilmediği bir şirkete sattılar (kuvvetle muhtemel tarikat bağlantısı var)...

Başbakan daha 4 gün önce televizyonlarda TEKEL işçilerini, iki büyükşehir belediyesine 'satmaya' çalıştı...

S-A-T-A-M-A-Y-A-C-A-K-S-I-N-I-Z

Şeref, onur, gurur, haysiyet. Acaba bu ifadeler ne ifade ediyor birileri için?

YALNIZ DEĞİLİZ

Bir ufka vardık ki artık
Yalnız değiliz sevgilim.
Gerçi gece uzun,
Gece karanlık
Ama bütün korkulardan uzak.
Bir sevdadır böylesine yaşamak,
Tek başına
Ölüme bir soluk kala,
Tek başına
Zindanda yatarken bile,
Asla yalnız kalmamak.

Şafakları ben balığa çıkarım
Akan akmayan sularda
Benim, bütün tezgahlarda paydosa giden
Bir bahar akşamı dünyada.
Ben dört duvar arasında değilim
Pirinçte, pamukta ve tütündeyim,
Karacadağ, Çukurova ve Cibalide.

Zehirli kör yılanları
Ve sıtmasıyla
Gün yirmidört saat insan avında
Karacadağda çeltikler.
Bir kız çocuğunun gözyaşı gibi
- Ayak bileklerinde bir dizi boncuk,
Sol omzunda nazarlık,
Dağ başında unutulmuş üşümüş,
Minicik bir aşiret kızının -
Damla-damla, berrak olur pirinci.
Kamyonlarla, katır kervanlarıyla
Beyler sofrasına gider...

Çukurovam,
Kundağımız, kefen bezimiz
Kanı esmer, yüzü ak.
Sıcağında sabır taşları çatlar,
Çatlamaz ırgadın yüreği.
Dilerse buluttan ak,
Köpükten yumuşak verir pamuğu.
Külhan, kavgacıdır delikanlısı,
Ünlü mahpusanelerinde Anadolumun
En çok Çukurovalılar mahpustur,
Dostuna yarasını gösterir gibi,
Bir salkım söğüde su verir gibi,
Öyle içten
Öyle derin,
Türkü söylemek, küfretmek,
Çukurova yiğidine mahsustur...

Tütünü bilir misin?
"Kız saçı" demiş zeybekler,
Su içmez her damardan,
Yerini kolay beğenmez,
Üşür
Naz eder,
Darılır
İki parmak arasında kıyılmış,
Bir parçası var kalbimin
İncecik, ak kağıtlara sarılır,
Dar vakit yanar da verir kendini.
Dostun susan dudağına...

Sokaklardan,
Kıyılardan,
Gök mavisinden,
Ekmeğinden,
Canevinden ayrı düşmeye
Yani bütün hasretlerin kahrına
Ve zehrine çaresiz kalmaların,
İlk nefesi Hızır gibi yetişir
Cibalide sarılan cıgaranın...

Tütün işçileri yoksul,
Tütün işçileri yorgun,
Ama yiğit
Pırıl - pırıl namuslu.
Namı gitmiş deryaların ardına
Vatanımın bir umudu..

Ahmet Arif

15 Şubat 2010

Ah Busacca unutulur mu o hareket


İsviçre'de karnaval zamanı. Hiç unutulur mu o hareket?

Massimo Busacca'yı bütün bir ömrü boyunca gölge gibi takip edecek. Buyurunuz fotoğraf bunun bir kanıtı.

Şeytanın bacağı bu kez kırılır mı?

Manchester United ve AC Milan arasındaki maçlar. Görüldüğü üzere Manchester United'ın Milano'da henüz golü olmadığı gibi, rakibini hiç eleyememiş de.

Öte taraftan Rooney, kariyerinin en parlak günlerini yaşıyor. Sorumuz şu; ManU gol atar mı? Turu geçebilir mi?

1958 Manchester United: 2 - AC Milan: 1/AC Milan: 4 - Manchester United: 0
1969 AC Milan: 2 - Manchester United: 0/Manchester United: 1 - AC Milan: 0
2005 Manchester United: 0 - AC Milan: 1/AC Milan: 1 - Manchester United: 0
2007 Manchester United: 3 - AC Milan: 2/AC Milan: 3 - Manchester United: 0

TIR dorsesi altında kalması gereken yaratıklar


Telekom, Beşiktaş maçında linç olayı yaşandı. Spor sayfalarına bakınmayı sevmem o yüzden nasıl görüldü bu haber hiçbir fikrim yok. Baktığım iki gazetede geçiştirilmiş biçimde verilmişti.

Şimdi, suratları daire içine alınmış bu yaratıklar konusunda Ankara Emniyeti'nin bir şey yapmaya niyeti var mıdır merak içindeyim. Kim oldukları belli, ne yaptıkları belli... O zaman niye bir işlem yapılmıyor?

Devletin gücü-kuvveti (!) taş atan, baklava çalan çocuğa mı yetiyor? Sokaktaki vatandaşın, kendi adaletini kendisinin işletmesi işte tam da bu yüzden kaynaklanıyor. Çünkü biliyor ki, yapanın yanında kâr kalacak. Yapan yaptığıyla sağda solda havasını basacak. Olansa linç olan adama olacak.

Tiplere bak zaten ne bok oldukları belli oluyor. Yarının Polat'ları, Memati'leri işte bunlar. Allah belanızı versin sizin. Bir TIR dorsesi altında hayvan leşi gibi gebermeniz dileğiyle.



Siyahlardan kurulu bir lig


Sanıyorum Fenerbahçe'nin en büyük kabusu olurdu. Sabah sabah aklıma geldi ansızın, öyle zorlama filan olmadan.

Gerçekten de en büyük Fenerbahçe'nin Fani Madida'dan bu yana, siyahi oyunculardan çektiğini hiç kimse çekmedi. Zaten Fenerbahçe de, onlardan çekti.

Niye bilmem, rakipte siyahi bir oyuncu varsa, bir de defansta Deniz oynuyorsa o maçta Fenerbahçe'nin kazanamayacağı duygusu ağır basıyor içimde. Tazemata'dan sonra İsaac 4 puanı aldı götürdü.

Aslında bunu bir istatistik olarak toplamak lazım, epey ilginç olurdu. Hatta ben bunu şöyle boş bir vakitte yapayım.

Bu kadar yazdım ama Atkinson'ı unutmuş değilim. Bak şimdi yine aklıma geldi anlatayım, pazartesi sabahı eğlenceli olur.

Atkinson'ın Türkiye'ye geldiği seneydi. Eylül ayı gibi Kemancı'ya gitmiştik birkaç arkadaş. Gece 2 civarı alkol bolca tüketilmiş haliyle, tuvalete girdim. Pisuvar başındayım, şöyle kafayı sola çevirdim Atkinson, sağa çevirdim Uche. "Ne oluyor lan" dedim, kendi kendime. Nasıl bir kabus, nasıl bir kader bu? Atkinson gülümsedi, Uche o cool tavrıyla baktı suratıma. "İyi akşamlar" dedim, çıktım.

Elemanlar mekânda gayet sote bir yerde oturuyorlardı. Yanlarında Rus olduğunu düşündüğüm 6 hatunla birlikte. Gecenin nasıl sonlandığını az çok tahmin ediyorum.

14 Şubat 2010

Gülümseyen Aslan


Tatil günü, üstelik de oynamadan liderlik geldi. Buna ancak gülümsenir.
Ehh, biz de öyle yapıyoruz.

Amaaa, "Son gülen iyi güler" diyecek olursa da, tepki vermeyiz. Elbet biri gülecek bu işin sonunda.

İyi oldu, iyi...

Asaletin bir canlıda vücut bulmuş hali


Bir canlı bu kadar asil görünemez. Ronaldo ile bırakamazdım sayfayı.

Zaten Galatasaray'ın maçı da yok buruğum. İyi pazarlar herkese...