13 Mart 2010

Millet kerizse ben ne yapayım?


Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak, servetinin 40 milyon dolar üzerinde oluşunu "Eşim zenginse ben ne yapayım?" sözleriyle açıklamış,

Bu aptal halkın zengin ettiği bir siyasi. Aslında söylenecek o kadar çok laf var ki, başım derde girecek o yüzden yazmıyorum.

Bu ülkede yaşadığım için utanç duyduğum günlerden biri daha. Aptallarla bir arada yaşamaktan, o aptallarla aynı havayı solumak ağrıma gitmeye başladı.

Başlığı bir daha yazayım; "Millet kerizse ben ne yapayım?"

2 yorum:

ibRa dedi ki...

adana belediye meclisinde 2 sığır arasında geçen, bayağı konuşmaları da ben servis ediyim.

MHP’Lİ MUSTAFA TUNCEL: 72 saat konuşsam da Başkan Durak ile ilgili bildiklerimin 10’da birini bile anlatamam. Başkan okul arsasını 30 liradan sattı, tapuda 18 liradan gösterdi. Vergi kaçırdı. Yalan beyanda bulundu. Başkanın 2 milyar dolar serveti var.

BAŞKAN AYTAÇ DURAK: Yalan yanlış konuşursan insanların kafası karışır. Varsa bir yanlışlık, hukuksuzluk adliye 300 metre ilerde buyurun.

TUNCEL: Sizinle beraber hapis yatmaya razıyım. Şeref duyarım. 15 yıl evvel yeşil alan ilan ettiğiniz, Türkiye’nin en büyük sanayici grubunun el koyduğunuz arsasına bir tane ağaç dikmediniz. Eşinize ait arsa imarından 54 meclis üyesiyle birlikte yargılanıyoruz. Usulsüz plan değişikliği ve görevin kötüye kullanıldığı tespit edilmiş. Başkan bu yazıyı kendisi yazdırdı. Özür dilemezse bildiklerimi tek tek açıklayacağım.

DURAK: Ne biliyorsan açıkla, başka güne bırakma.

TUNCEL: Zırdeliyim. Burada üzerime benzin döker yakarım. Kendisinin (Durak’tan bahsediyor) aile saadetini kurtardım.

DURAK: Burada olmayan insanları itham etme. Yarın biraderler gelir seni burada tokatlarsa mani olamam. Konuştukların aile mahremiyetine giriyor.

TUNCEL: Beni tokatlayacak adam anasından doğmadı. Pusu kurup beni arkadan vurdurabilirsin. İmar Komisyonunda bile değilsin deyip imar partisi başkanı yakıştırmasından dolayı özür dilemediğiniz müddetçe konuşurum. Ucuz ekmek ve otobüs olmasın mahalleye muhtar bile olamazsın.

’Bana sarhoş diyen o… ç…’

DURAK: Dün akşam bir televizyonda imişsin. Biri aradı. Sarhoştu dedi. Ben de mümkün değil dedim. Şimdi şu konuşmalarını ayık bir adam nasıl konuşabilir diye düşünüyorum.

TUNCEL: Seninle çok viski içtik. Sarhoş olduk.

DURAK: Ben hiçbir zaman sarhoş olmadım. Ne biliyorsan söyle, derinlere git

TUNCEL: Bana sarhoş diyen o… çocuğudur.

DURAK: (“Rüşvet konuşmalarına ilişkin ses kaydında adın geçiyor” dediği CHP’li Bekir Sıtkı Özer’e dönerek) Bu sözüm yanlış yerlere çekildi.

CHP’Lİ HÜSNÜ KARADERE: Bu kayıtla ilgili beni ve partili arkadaşlarımı zan altında bırakamazsınız. Rüşvet aldığımız, konuşma yaptığım ispatlanırsa hemen istifa eder giderim. Kim söylerse şerefsizdir.

DURAK: Konuşmayı yapan, adını söyleyen arkanda oturan partili arkadaşın Mehmet Esendemir. Ona sor.

MEHMET ESENDEMİR: İspatlayabilir misiniz? İftira. Elimde sizin yakınlarınızın rüşvet istediğine ilişkin kayıt var.

CHP’Lİ BEKİR SITKI ÖZER: İsim açıklayın.

DURAK: Sizin de adınız geçiyor.

ÖZER: Benim adım ’rüşvet aldı’diye mi geçiyor? Bizim alnımız ak. O para da alınmadı, o iş de olmadı. İlçe belediyesinden geçti, burada engellendi. Bunları ortaya atıp pis işlerinizi, başarısızlığınızı örtbas ediyorsunuz. Kaydını alabilmek için firmaya 5 binlik planı geçirme vaadinde bulundunuz.

tenten dedi ki...

mustahak desem anlasilir saniyorum...