31 Ocak 2011

Hiç yaşanmamış gibi davranalım (!)


Rıdvan Dilmen, Mehmet Demirkol, Feridun Niğdelioğlu ve bilimum Fenerbahçe yazarları. Bunların ortak tavırlarının hastasıyım senelerdir.

Dünkü maça dair tek konuşulacak şey Bünyamin'in rezalet yönetemidir. Ama sanki dün Saraçoğlu'nda hiçbir şey olmamış, yaşanmamış gibi konu hakkında tek kelime bile etmemişler.

Türkiye'de genel tavır böyledir zaten ama bu tiplerde daha baskın bir biçimde karşılaşıyoruz bu tavra.

Fenerbahçe dün kazanmayı hak etti mi? Oynanan futbol üstünden bakacak olursak, evet hak etti.

İyi de birader, bu kadar da olmaz ki. Maçın içine sıçılmış, ciddi ciddi kaderi etkilenmiş, Fenerbahçe'nin 30. dakikada 10 kişi kalması lazım, attığı ikinci golde saçma sapan bir avantaj kararıyla 2-0'lık üstünlüğü sağlamış, gösterilmeyen kartlar maçın tamamen kaderini etkilemiş. Maçtan çıkan yorum "Aykut Kocaman'ın zaferi, bık bık bık."

Kendi kuyruğuna basıldığı zaman yeri göğü inletenler, iş değişince sesini bile çıkartmıyor. Birkaç hafta içinde tek hakem hatasında nasıl bağıracaklarını göreceksiniz, nasıl ağlayacaklar birlikte okuyacağız. Şimdi işler iyi gidiyor tabii, o yüzden sorun yok.

Bir de Ercan Saatçi örneği var. Herif hakemden yakınmış, Lugano'ya verilen kart yüzünden. Bu da farklı bir tavır. Gözleri bambaşka yere çevirmeye hesaplayan, tipik siyasi iktidar mantığı. Mesaj belli "Biz de şikâyetçiyiz hakemden." Yedik yavru kurt, yedik.

Şu haftaya bakıyorum da, Ümit Özat saha içinde saldırıya uğruyor, hakemler maçların skorlarını direkt olarak tayin ediyor, tribünlerde ana-avrat sövmeye tepki verilmiyor.

Hakikaten futbolun içine sıçılmaya başladı. Zaten sağlıklı bir yapıda olmayan Türk futbolu, gün geçtikçe daha da boktan bir hal almaya başladı. Ülkenin gidişatıyla doğru orantılı olup bitenler. Ülke ne kadar viraja yaklaşırsa, futbol da ondan nasibini alıyor.

Konu saptı yine, Fenerbahçeli arkadaşlar alınmasın, darılmasın sakın ama Bünyamin Gezer'le kaybetmeleri pek mümkün olmuyor. Saraçoğlu'nun kadrolu derbi hakemi. Her şeyi geçtim, Fenerbahçe 10 kişi kaldıktan sonra Trabzonspor'u 10 kişi bırakmak için götünü yırtmasına bakın, ne demek istediğimi anlayacaksınız.

7 yorum:

Ozan dedi ki...

zaten bünyamın hakem olması ve fenerin kazanması kadıköyde doğru orantılı birşey haklısın abi resmen kadrolu hakemi oldu polislik ile hakemliği harmanlamış herif acayip birşey ya sergende hakem iyi falan diyordu koskoca Türk futbolunun içine sıçıldı arkadaş ya :( yok bunlar yapamıyor başlarına yabancı herif koyacaksın bak nasıl adam olacak hepsi bu kadar işleri düzensiz olan başka bir ülke olamaz

stalker dedi ki...

kadıköy geleneği halini aldı bu durum. tamam fb iç saha maçlarını seyircisiyle beraber iyi oynuyor ama hakem ittirmesinin de bunda büyük rolü var. son yıllardaki bjk ve gs maçlarının özeti çıkarıldığında kadıköy'de hakemlerin nasıl biçici bir rol oynadıklarını görmemek için ercan ya da selçuk olmak gerek. biz bunu söylediğimizde ağlama melis deniyor hemen. geçen sezon 3-0 kazandığımız maçta gökhan gönül'ün verilmeyen penaltısına maçtan sonra fblilerin gösterdiği tepkilerle o nedenle dalga geçtik hepimiz. bünyamin ayısına ise hiç girmiyorum. o kadar iğrenç bir karakter ki...

can (futbolmuhalifi) dedi ki...

her dakika faul çalıp oyunun temposunu düşürmemek en güzeli. ama bu maçın sert geçeceği daha 1. dakikada belliydi. sertliğe bu kadar prim tanı ardından da kartları havada uçur. garip bir hakem kendisi. şayet galatasaray maçı olsaydı konuşulan konu futbolcuların kavgası olurdu.

özellikle ilk yarı iyi oynayıp, kazanan takım bizdik; ama hakem resmen ön plana çıktı maçta. bir de selçuk'un kırmızı kartı için bir şeyler demek istiyorum. 1989 maç ceza alır umarım:)

hayatvefutbol dedi ki...

mehmet demirkol üstelik gs lisesi çıkışlı,rıdvan dilmen gibi bir adamı türkiyede spor yazarı diye hala konuşturuyorlar yazık,söylediklerinle duygularımıza yine tercüman olmuşsun koala

melih dedi ki...

çok garip bir istatistik olabilir. hafta botunca LigTV'de son 10'yılın FB-TS maçlarını gösterdi. BG son maçlarda hep o var. sanırım bir tek kadıköydeki 1-1 biten maçta yoktu. aynı BG'yi bizim Antalya maçlarına veriyorlar. anlayabilmiş değilim TFF ne yapmaya çalışıyor.
Bir de konu ile tamamen alakasız, ama biri bana anlatabilir mi? Antep - GS maçı neden perşembe? ve neden 21:30? millet kurtlar vadisini rahat izlesin diye mi amk. bu takım geri gelecek pazar 19:00'da eses ile oynıcak. böyle işin ben taaaaa amk.

Thiam Jaba dedi ki...

...fenerbahçe medyası ve fenerasyon...

Adem dedi ki...

Soktuğumun blog aleminde bunları Trabzonsporlu olarak söylediğimiz zaman mimleniyoruz.

Adamlar her iç saha maçında müthiş bir toleransla karşılaşıyorlar. Olmadı hakeme tecavüze yelteniyorlar. Lig TV spikerlerinin hemen hepsi, ilk hafta maçları boyunca "Artık hakeme öyle el kol hareketi yapamayacaksınız, bu hareket hemen sarı kartla cezalandırılacak. Kesin talimat." deyip duruyorlardı.

Fenerbahçe maçındaysa bu açıklamaların yerini suskunluk aldı. Sustular. Ağızlarını açamadılar. Tamam, biz de top oynamadık ama arkadaş bu kadar ezilmek de fazla be!

Bu durumların artık klasikleşmiş bir davranış biçimi vardır hakemler açısından. Önce hedefe ulaş, sonra adil görün. Selçuk'un kırmızı kartına bakın. Sonrasında çıkan kartların ucuzluğuna...

Trazonsporlu futbolcuların üzerine "Anana sokmaya geliyorum". hışmıyla gelen bünyamine bakın, Fenerli futbolcuların tecavüzü sonrasında yüzünde beliren "ağzıma yeterince sıçtınız, müsaade ederseniz kararımla başbaşa kalmak istiyorum." ifadesine bakın.

Çok fark görüyorum, ya siz?