24 Kasım 2011

Solculuk oyunu çok tutar


Baştan belirteyim, günah filan çıkartmıyorum, şu noktadan sonra hakikaten umrumda değil. Haaa, umrumda değilse neden yazıyorum, ehh onu da okudukça göreceksiniz.

Şimdi, hadiseye girişi yapalım önce. Burada pek çok kez yazdık mı "İnsanlar hata yapar" diye, yazdık tabii.
Bir yazı yazmışım, yazıyı maça giden bir kişinin söyledikleri üstüne kurmuşum. O kişi dışında bir de gazeteciyle konuşmuşum, o da benzer şeyler söyleyince, girişmişim. İlk kez girişmiyorum, bilmeyen tanımayan olsa, 'hadi neyse' diyeceğim. Haaa, boku iki kişi üstüne atıp da sıyrılmaya çabalamıyorum da.

Neyse sonraki süreçte, hadise bir linç halini aldı. "Vaaaaay yanlış tanımışız", "Şerefsizzzz", "Seni sikeyim" diye, önüne gelen saydırıyor, laf ediyor. 'Ercan Saatçi' diyen mi ararsın, 'Selçuk Yula' mı?

Bunları söyleyen adamların alayı kendisini 'sosyalist', 'anarşist' olarak nitelendiren tipler.

Bu adamların yazdıklarına bak; ifade özgürlüğünü savunur, ülkedeki yargısız infazlara ağzına geleni söyler, toplumdaki linçlere karşı durur.

Teoriyle, pratik arasındaki sorun tam olarak bu oluyor. Klavye başında solculuk oynamak, güzel hoş, kıyak! İki tane fiyakalı laf edince, iki olaya karşı duruş sergileyince çooooooook büyük adam oluyorsun. Peki bunun hayatta karşılığı var mı? İşte hayattaki karşılığı çok zaman olmuyor. Bu ülkede, kendine solcu sıfatı alan insanların pek çoğunda bu vardır. Solculuk, anarşistlik aykırı olma durumu, bu ülkede, kendini boktan toplumdan sıyırmanın aracı.

Hadisenin bir de "yanlış tanımışız" boyutu var ki, o ayrı komedi. Ulan, sen beni nereden tanıyorsun? En nihayetinde, benim sana, kendimi tanıttığım kadarını biliyorsun. Ben de, seni o kadar biliyorum çünkü. O da, bendeki yüzde 5'e denk gelmiyor. Hakkımda bir bok bilmeden önce acayip bir yere konumlandırıyorsun. Üstelik her seferinde 'böyle şeyler söylemeyin' demişim. Sonra tek yazı üstünden "Şerefsiz, soytarı" gibi şeyler söylüyorsun.
Sen 'adam' tahlilini 2 günde yapıp tepeye bir yere asıp, sonra bir günde yerin dibine sokuyorsan, otur bir soluklan, nefes al kendine gel.

Ben, senin verdiğin "adamın dibi" payesini sırtımda taşımadığım için gayet rahatım. Anlık gaza gelme seanslarından birine denk gelip, böyle bir şey söylediğin adama, sonra yine anlık benzer bir seans sırasında "şerefsiz" demek ne kolay!

Lan oğlum, hayat boyunca ne büyük hatalar yapacaksınız, ne saçma sapan şeyler gelecek karşınıza farkında bile değilsiniz. Takım nedir, taraftar grubu nedir? Hayatını bunun üstüne kurgulayan insan olur mu hiç?
Tribün ne arkadaş! Şurada Ultraslan'a yönelik şeylerden destan olur destan. Heriflere ağzıma geleni söyledim, derdim Beşiktaş'ın, Fenerbahçe'nin taraftar grubu değil ki. Hiçbirinin birbirinden farkı yok derken, söz ettiğim şey bu zaten.
Bak benim abim, alayınız daha portakal bahçelerine düşmeden, o Beşiktaş tribünlerindeydi. Malatya'dan Denizli'ye, Trabzon'dan Antalya'ya kadar gitmediği deplasman yoktu. İnönü'de geceler, polisle, deplasman taraftarıyla çatışır v.s. v.s.
Neyse, git şimdi konuş bakalım, tribün neymiş, taraftar neymiş. Bir anlamı var mı acaba bunların.

Farklılığı bulacakmışım. Ulan neyin farkını bulmaya çalışayım. Yaptığı iyi şeyi alkışlarken, boktanlığı söylemeyecek miyiz? Alkış mı tutacağız ota boka. İyi o zaman, eleştirdiğin iktidarı, alkışa tut, iyi bir icraatten sonra. Ya da sürekli bok attığın polis, bir yangından çocuk kurtardığında, bütün polis teşkilatına şükranlarını sun.
Bak, böyle söyleyince de, "İkisi aynı şey mi?" oluyor. İkisi de ayrı birader. Sen kendini ne zaman eleştirdin yanıtlasana?

Diyelim ki, yazdığım şey için özür dilemedim, fikrimde ısrar ettim, lan hani ifade özgürlüğü? Götünüzü yırtıyorsunuz ya, sağda solda ifade özgürlüğü diye. Davranış tipik erk davranışı, "Özgürlüklerin deeeeee, sınırı vardır" değil mi? Kendin isterken, sınırsız özgürlük, dibine kadar ifade özgürlüğü ama başkasına geldi mi "Hoooooop dur orada bakalım" diye seti çekiver.

Bir de, direkt bana hiçbir şey söylemeden, çaktırmadan laf sokmaya çalışanlar var ki, onların durumu daha feci. Her boku bildiğini zanneden, herkese üstten bakan, tepeden perdeyle konuşan, "Benim yorumum üstüne yorum olmaz" tadında, konuşan arkadaşlar var ya. Oğlum, bu sendeki ego var ya, onu yaşamın içinde sikecekler, haberin yok. İş hayatına başlayacaksın yarın öbür gün. Patrondu, müdürdü, amirdi; o sendeki egonun tillahını sikecek. Sende ne ego kalacak, ne bir şey. Şimdi attığın naraları düşündükçe, kendi içinde ezileceksin, büzüleceksin, küçülüp küçülüp, pantolonun demir para cebine kadar inecek o ego.
Bana ego üstünden laf söylüyor eleman, tanımadığın adam hakkında ancak o kadar yorum yaparsın; her durumda söylenen ezbere kelimelerle. Hayır, adama söylediği için kızmıyorum, tanımadığı bir adam hakkında atıp tuttuğu için kızıyorum. Beni tanı, aynı şeyleri söyle, başımın üstünde yerin var. Ama hakkımda bir bok bildiğin yok be arkadaş.

Uzattıkça uzattım, üstüne daha çok şey yazılır ya neyse. Galatasaray'ından, Fenerbahçesi'ne, Beşiktaş'ından Trabzonspor'una kadar futbolun da, taraftarlığın da, taraftar gruplarını da topunun alayını sikeyim.

Benim masada içtiğim bir kadeh rakının, sohbetin değerini hiçbir şey tutamaz. Adamla bir dilim ekmeği, masaya gelen tabaktaki balığı paylaşmışım. O istediğini söylesin yine, diğeri "şerefsizin ağa babası", "sarayın soytarısı" desin, hakikaten umrumda değil. Şimdi okuyan içinden "Hassiktir lan!" diyecek de, bir zaman gelince, bunların ne sikko, ne hikâye şeyler olduğunu göreceksiniz.

Bu kadar okuduktan sonra "Herif hâlâ kendini savunmaya çalışıyor" diye düşünen varsa da, beynine sokayım.

Alayınız, içinde bulunmaktan şikâyet ettiğiniz toplumun aynası gibi. İlk taşı kimin attığının ve neden attığının önemi yok. Eline taş geçen fırlatıyor. Devam lan devam! Belki o zaman biraz daha farklı olduğunuzu sanarsınız.

Not: Bir kişiye hitaben de yazılmadı ama elbet hedef aldığı kişiler de vardır.

7 yorum:

selaminko dedi ki...

Herkes her olaya aynı pencereden baksaydı zaten dünyada problem kalmazdı. Bişeyleri kafaya takmamakta yarar var bence.
Eboue meselesine daha doğrusu siyahi insanlar mevzusuna gelince. Biz Türkler avrupadakilerin yaptıgı gibi ırkcılık olarak yapmıyoruz bu isi. sadece siyahi deyince aklımıza hep afrikadaki gariban tipler geldiğinden ya da malum organları geldiğinden ya bir acıma duygusu ya bir daşşak gecme duygusu beliriyor icimizde. Ten rengi siyah olan insanları da aslında normalden daha fazla severiz ama kızdırmak icin de "lann Arap kossanaaa" diye de bagırırız. ya da onun malum bolgesini kullanırız rakipleri tahrik etmek icin " shabani nonda shabani nonda 35 cm......" gibi. Kısacası aslında hepimizde ırkcılık var ama Avrupadakilerden farklı bir bakısımız var. Daha fazla ırkcılık var ama icinde nefret barındıran değil acıma gibi tuhaf bir ırkcılık var hepimizde. kacımız boyle gercekten simsiyah bir elemanı gordugunde lan gece görsem korkarım ha dememiştir ki.

selaminko dedi ki...

mesela bir ara Akın Akın Kompela vardı onun yaptıgı saklabanlıkları öyle siyahi bir abimiz değilde baska milletten biri yapsa bu millete o kadar sempatik gelmezdi.

koala dedi ki...

@ selaminko; bu ülkede ırkçılık hep vardı ve olmaya da devam ediyor. ülkede sünni müslümanlar dışında herkes bu ırkçılıktan nasibini alıyor. haa, Beşiktaş tribünlerinde de ırkçılık var, diğer tribünlerde de. benim hatam (zaten kendime kızdığım tek şey odur) bunu bir grubun tamamına söylemem. onun dışında da ne söylediysem arkasındayım.

koala dedi ki...

@ Adsız, sen bana Ankara ile ilgili yorum yollamış mıydın? yorumunu yayınlamadım, bir de kim olduğunu söylesen şahane olur, yani tanıyor muyum seni?

Adsız dedi ki...

yok usta tanımıyorsun. evet attım. ha sanılmasın o arkadaşlarla taban tabana zıtım. on mevzudan yedisinde anlaşırız hatta. senle de onda on yapmayız, 1-2 ayrı nokta çıkar. ama önemli olan bu değil zaten. önemli olan samimiyet diye götünü yırtıp gerçekten samimi olmak, diğerleri gibi yavşak ve ikiyüzlü olmamak. bu twitterdan birbirlerini gazlayan adamların tiksindiği mourinho bunlardan daha "izan sahibi ve samimi" bir adam değilse şerefsizim. en büyük ergen bunlar.
sanal alemde tanıdığım sana daha çok değer veriyorum olay bu. kendimce uyarı yapıyorum.

ozdmroz dedi ki...

İşin ilginç yanı sana o tepkiyi verenlerin tavırlarının faşistlikten pek farkı olmadığıydı.

hak hukuk diye bağırırlar, kendi düşüncelerine ters bir açıklama yapıldığında ağızlardan köpük çıkararak hedef gösterirler.

Evet sen bariz bir şekilde hedef gösterildin.

yazacak çok şey var da, neyse.

can (futbolmuhalifi) dedi ki...

kusura bakmayın ama cinsellikle ilgili muhabbetler hiç de hoş karşılanacak şeyler değil. erkekliğimizi illa göstermek zorundayız. ha, futbol erkek oyunu argadaş derseniz tamam ulen:-)
bir de siyahi/zencileri öteki yapıp ezmeye gerek yok. kötü bir düşünce bence hocam.

yazıya gelecek olursam, sosyal ortamlarda bazıları futbolu ilahlaştırıyor. yahu sıçayım içine, izle geç lan. hayatın anlamı orada sanki. solculuk konusu ise çok hassas.

son olarak da abi sen burada insanlarla çok samimi oldun. mahalle arkadaşları gibi görüp hırslanmışlardır. takma kafana. seni sikeyim iyiymiş ehehe. her şeyi sikiyoruz.