13 Aralık 2012

Dün ve bugün



Bugün 13 Aralık. Kimseye bir şey ifade etmeyen bu tarihte, Erdal Eren, faşist darbeciler tarafından katledildi. İşlemediği bir suçu 17 yaşındaki bir gencin üstüne yıkıp, Erdal'ın yaşıtlarına ibret olsun diye darağacına çıkarttılar.
Darağacına çıkmadan önce, yazdığı son mektupta şöyle diyordu Erdal: "Cezaevinde yapılan (Neler olduğunu ayrıntılı bir biçimde öğrenirsiniz sanırım) insanlık dışı zulüm altında inletildik. O kadar aşağılık, o kadar canice şeyler gördüm ki, bugünlerde yaşamak bir işkence haline geldi.İşte bu durumda ölüm korkulacak bir şey değil, şiddetle arzulanan bir olay, bir kurtuluş haline geldi. Böyle bir durumda insanın intihar ederek yaşamına son vermesi işten bile değildir. Ancak ben bu durumda irademi kullanarak, ne pahasına olursa olsun yaşamımı sürdürdüm.Hem de ileride bir gün öldürüleceğimi bile bile. Sizlere bunları anlatmamın nedeni yaşamaktan bıktığım yada meselenin önemini, ciddiyetini kavramadığım gibi yanlış bir düşünceye kapılmamanız içindir. Bütün bu yapılanlar, başımdan geçenler, kinimi binlerce kez daha arttırdı ve mücadele azmimi körükledi.Halka ve devrime olan inancımı yok edemedi. Mücadeleyi sonuna kadar, en iyi bir şekilde yürütmek ve yükseltmekten başka amacım yoktur."

Bu satırları 17 yaşında bir genç yazıyor. Şimdi bunu düşünerek, günümüz 17'lerinin konuşmalarını dinleyin, söylediklerine kulak verin, hayallerine bir bakın. Aptal, pısırık, korkak, onursuz nesiller yetişiyor bu ülkede. İnsanlara daha çocuk yaşlarda köşe dönmenin, ünlü olmanın hayallerini kurduruyorlar.İşte 12 Eylül tam da, bunun için en adi, en şerefsiz yöntemleri kullanarak yapıldı. Cezaevlerinde özenle işkence (!) yapılsın diye, ABD'ye eğitime gönderildiler polisler.

Bir insanın, gencecik bir erkeğin hayatını çalmak ne kadar aşağılıksa, olan bitene ses çıkartmamak, isyan etmemek, hatta hatta alkış tutmak daha aşağılık bir durum olsa gerek. Bunlar dün de vardı, bugün de var.

Dün 12 Eylül yapılırken, "Türk silahlı kuvvetleri ülkemizde her şeyin çıkmaza girdiği bir dönemde yönetime el koymuştur. Bence zamanında ve yerinde bir karar alınmıştır. Halkımıza hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. (Sezen Aksu)", "Herkes gibi benim de fikrim hayırlı olması Belli bir rahatlığın gelmesi hepimizin dileği arzusuydu. Terörün anarşinin bitmesi hepimizin arzusuydu. Hayırlı olsun ülkemize. (Türkan Şoray)" diye mutluluktan içi içine sığamayanlar vardı, bugün de üniversiteli gençler mahkeme kapılarında süründürülürken, insanlar boktan davalarla cezaevlerine gönderilirken ağızlarını bile açmıyorlar. Dünün yavşaklarının yerini, bugün; televizyonlardan, gazetelerden, twitter'dan 'Sayın' başbakanlarının kıçını yalayan Acun'lar, Hülya Avşarlar, Özcan Deniz'ler aldı.

Bugün kurulan mahkemelerin pek çoğu düzmece ve yalandan ibarettir. 12 Eylül'ü yargılamaktan söz edenler, Erdal Eren'in ailesi bu davalara müdahil olmasını bile engellemiştir.

12 Eylül'de 'terörist' ilan edilen Erdal Eren'in aradan yıllar geçtikçe suçsuzluğu nasıl kanıtlandıysa; bugün dalkavuk, yalaka, yavşak takımının yere göğe sığdıramadığı başbakanlarının ve iktidarlarının, bu ülkeyi nasıl bir bataklığa soktukları, nasıl parselleyip sattıkları, nasıl vatan haini oldukları öyle kanıtlanacaktır.

Erdal'ı asanlar bugün götlerinde bebek beziyle yataklarında yatıyor. Erdal'ın üstünden siyaset yapıp, TBMM'de timsah gözyaşı dökenleri de öyle görmek ve suratlarına tükürmek umuduyla.

4 yorum:

Hikmet Keskin dedi ki...

Bu ülke tarihinde birçok karanlık sayfa barındırıyor. Bu karanlık sayfaların en zifirisi gencecik insanların "yasal" yollarla katledilmiş olmasıdır. Bu katliama sebep olanlar hiçbir zaman yargılanmayacak, hiçbir zaman gerekli cezayı almayacaklardır. En azından benim bu yönde bir umudum yok.

Şimdiki gençlik ile o zamanın gençliğini karşılaştırmak... Çok klişe ama çok önemli bir konu aslında bu. Sayfalarca yazı yazılabilir, yüzlerce neden koyulabilir ortaya. Ama bu yazıları yazacak, bu nedenleri ortaya dökecek ve ortadan kaldırmaya çalışacak yetişkin iradede kalmadı ne yazık ki. Asıl gücü elinde bulunduranlar global bir hale geldi ve düzene karşı en ufacık eleştiride 80 öncesi gençliğe uygulanan baskıyı uygulamaktan çekinmiyor. İnsanların içine büyük korku salındı ve organize olmaya asla izin vermiyorlar. Uyuşturarak (Acun virüsü, dizi mikrobu, futbol kanseri vb...) veya zorla insanların organize olmasına, eleştirmesine izin vermiyorlar. Üniversitelerde zartFest'ten, zurtFest'ten başka aktivite yok. Hülya Avşar'ın verdiği konferansta boş yer kalmazken profesörün verdiği konferansa 10 kişi katılıyor. Ve gücü elinde bulunduranlar "Başardık" mutluluğu ile huzurlu huzurlu yatıyorlar yataklarına.

Değinmek istediğim son konu Deniz Geçmiş'in, Erdal eren'in, Yusuf Aslan'ın, Hüseyin İnan'ın ve adını bilmediğimiz nice genç insanın sahip olduğu inanca, karaktere sahip olamamaktan son derece üzgün olmamdır. Sürekli düşünüyorum bu insanlar nasıl bu kadar inanmışlar davalarına. İdamla yargılanan bir insan, inancında en ufak tereddütü olsa, kendisini idamla yargılayan savcılara "Asıl hain sizlersiniz!! Bizler, bu ülkenin özgürlüğü için, bağımsızlığı için ve geleceği için mücadele ettik ve hedefimizde en ufacık sapma yoktur" diyebilir mi? Adamdaki dava inancına, düşüncelerindeki netliğe bakarmısınız. Başka bir kişinin etkisinde kalmış olan birisi bulundukları durumda bu şekilde savunma yapamaz. En azından "Kandırıldık, pişmanız, yanlış yaptık" gibi savunmalarla katliamdan kurtulabilirlerdi. Ama inançları o kadar sağlamdı ki ve o kadar dürüst insanlardı ki asla bildiklerinin, inandıklarının dışında savunma yapmadılar. Ve bu savunmaları onları genç yaşta ölüme götürdü fakat efsane yaptı.

Saygı ve sevgilerimle.

Lô - Lâ dedi ki...

.... amen !

Tanita Tikaram dedi ki...

Darbeler iyidir demiyorum, ama o zamanda herkesin soyledigi bu isin raydan ciktigi, herkesin biribirini oldurup katlettigi idi. Bir sag bir sol, Evren'in ileride yaptigi gibi..
Dolayisiyla ihtilal kacinilmaz oldu diyenleri cok duydum. Kendim bilemiyorum, o zamanlarda 2 yasindaydim, iskenceye, cezaevinde yasananlara yuzde yuz karsiyim ama dogru durust akl-i selim insanlardan da "darbe olmak durumunda idi" tipi seyleri cok isittim. Ihtilal olmasaydi ne olacakti? Herkes biribini mi temizleyecekti, bu is nasil sonuclanacakti? Sesli dusunuyorum sadece..

Kamyonun freni patladigi zaman yavas yavas durduramiyorsun, alet gidiyor duvara tosluyor... Ha, suclu sucsuz herkesi iceri atin, her halti yiyin demiyorum.. Ama belli bir noktadan sonra da kontrol elden cikiyor (bilerek veya bilmeyerek). Insanin dogasinda olan birsey zaten hayvanlik. ABD'li askerlerin Irak'taki cezaevlerinde adamlarin uzerine isemesi ve yaptiklari her turlu pislik... Demokrasinin ve insan haklarinin "gozbebegi" ulkesine ait askerlerin yaptigi da cok farkli degil kisacasi..

koala dedi ki...

@ Tanita Tikaram; işte öyle değil ama. o gün yaşananlar çok daha öncesinden engellenebilirdi. zaten 'anarşi' diye nitelenen şeyi bunlar çıkarttılar. aynı silahla ölen sağ'cıların ve sol'cuların olduğu bir dönemden söz ediyorum. aynı silahtan diyorum bak. bugünün Türkiye'si için yapılmış bir darbeydi, herkes övünsün bu durumdan.

@ Hikmet Keskin; istedikleri, özgür, herkesin eşit yaşadığı, ülkeyi birkaç parazitin sömürmediği bir Türkiye'ydi. sadece ve sadece bunun için katledildiler