5 Ekim 2009
TSL 8. haftanın panoraması

8. HAFTANIN SONUÇLARI
Kasımpaşa-Ankaraspor (ert)
Trabzonspor 0 - 0 Gaziantepspor
Diyarbakırspor 1 - 3 İstanbul B.B
Manisaspor 0 - 2 Bursaspor
Beşiktaş 1 - 0 Denizlispor
Sivasspor 2 - 0 Antalyaspor
Eskişehirspor 0 - 1 Kayserispor
Ankaragücü 3 - 0 Galatasaray
Fenerbahçe 3 - 0 Gençlerbirliği
GOL KRALLIĞI
Nonda-Galatasaray: 6
Baros-Galatasaray: 4
Kahe-Gençlerbirliği: 4
Makukula-Kayserispor: 4
Souza-Gaziantepspor: 4
HAFTANIN OLAYI
Fenerbahçe'nin 8'de 8 yaparak rekor kırması.
Galatasaray'ın ilk mağlubiyetini alması.
Bülent Uygun'un istifası.
Beşiktaş tribününde yaşananlar.
HAFTANIN FUTBOLCUSU
Alex de Souza-Fenerbahçe
HAFTANIN GOLÜ
Alex de Souz-Fenerbahçe
9. HAFTANIN MAÇLARI
Antalyaspor-Diyarbakırspor
Kayserispor-Ankaragücü
Denizlispor-Bursaspor
Gaziantepspor-Fenerbahçe
Beşiktaş-Kasımpaşa
İstanbul B.B-Manisaspor
Galatasaray-Trabzonspor
Gençlerbirliği-Sivasspor
Ankaraspor-Eskişehirspor
| O | G | B | M | A | Y | P | Av | ||
| 1 | ![]() Fenerbahçe | 8 | 8 | 0 | 0 | 17 | 3 | 24 | 14 |
| 2 | ![]() Galatasaray | 8 | 6 | 1 | 1 | 20 | 9 | 19 | 11 |
| 3 | ![]() Bursaspor | 8 | 5 | 1 | 2 | 15 | 7 | 16 | 8 |
| 4 | ![]() Eskişehirspor | 8 | 3 | 4 | 1 | 11 | 9 | 13 | 2 |
| 5 | ![]() Trabzonspor | 8 | 3 | 3 | 2 | 15 | 9 | 12 | 6 |
| 6 | ![]() Kayserispor | 7 | 3 | 3 | 1 | 7 | 5 | 12 | 2 |
| 7 | ![]() İstanbul B.Ş.B. | 8 | 3 | 3 | 2 | 11 | 12 | 12 | -1 |
| 8 | ![]() Gençlerbirliği | 8 | 2 | 5 | 1 | 11 | 9 | 11 | 2 |
| 9 | ![]() Manisaspor | 8 | 2 | 4 | 2 | 7 | 7 | 10 | 0 |
| 10 | ![]() Ankaragücü | 8 | 2 | 3 | 3 | 12 | 10 | 9 | 2 |
| 11 | ![]() Beşiktaş | 7 | 2 | 3 | 2 | 4 | 5 | 9 | -1 |
| 12 | ![]() Diyarbakırspor | 8 | 2 | 3 | 3 | 8 | 13 | 9 | -5 |
| 13 | ![]() Gaziantepspor | 8 | 1 | 4 | 3 | 8 | 11 | 7 | -3 |
| 14 | ![]() Antalyaspor | 8 | 2 | 0 | 6 | 6 | 12 | 6 | -6 |
| 15 | ![]() Ankaraspor | 4 | 1 | 2 | 1 | 3 | 4 | 5 | -1 |
| 16 | ![]() Sivasspor | 8 | 1 | 1 | 6 | 6 | 15 | 4 | -9 |
| 17 | ![]() Denizlispor | 7 | 0 | 3 | 4 | 3 | 12 | 3 | -9 |
| 18 | ![]() Kasımpaşa | 7 | 0 | 1 | 6 | 3 | 15 | 1 | -12 |
Etiketler:
alex de souza,
bülent uygun,
turkcell süper lig
4 Ekim 2009
Ateş var, duman çıkıyor...
Belliydi...

İstediğiniz kadar yetenekli olun, eğer yeterli mücadele ve fizik gücünden uzaksanız kazanmanız her zaman için zorlaşır.
Galatasaray Sturm Graz ve Ankaragücü maçlarında rakiplerinden çok daha düşük düzeyde mücadele etti. Mağlubiyet kaçınılmaz oldu.
3-0'lık mağlubiyetin alınacağı belki skor olarak değil ama oyun anlamında daha 20. dakikada kendisini belli etti. Savunma ve orta alanda derin boşluklar veren Galatasaray'ın, rakibinden fizik olarak çok daha zayıf olduğu 2. yarının başlarında belli oldu.
Sarı-kırmızılıların öncelikle olarak halletmesi gereken sorunu, defansif zaafiyetleri. Rahatlıkla söylemek gerekir ki; Servet-Hakan Balta ikilisi defansta ideal ikili değil. Hakan Balta'nın soldan, defansın göbeğine çekilmesi sol kanatta da aksamalar yaşanmasına neden oluyor.
Orta alana gelince, Ayhan ne yazık ki formsuz ve ruhsuz. Formsuzluğuna evet ama ruhsuzluğuna hayır. Mustafa Sarp, iyi işleyen bir orta alanda her zaman iş yapar ancak aksamalar yaşandığı zaman istenileni veremiyor.
Rijkaard'a bu maçta tek 'hayır'ım, Elano'nun oyundan alınması oldu. Niçin alıyorsunuz Elano tipindeki adamları? Skoru her an değiştirme özelliği bulunduğu için. Ama siz, ya yedek soyundurup ya da 50 ila 60. dakikalarda oyundan alırsanız, bu özelliğini kullanamazsınız.
Aydın, her kim ne derse desin, Galatasaray'da oynayabilecek yetilere sahip değil. Geniş alan oyuncularının bu tip takımlarda başarılı olması zor.
Son söz Arda'ya gelsin. Arda, bu futbolunu sürdürürse büyük hedefleri olan hiçbir takımda forma giyemez. Tipik Türk futbolcusu mantığı Arda'yı sarıverdi. Çalım üstüne çalım ve hep zoru yapmaya çalışmak. Oysa, futbol basit bir oyun.
Şimdi giyotinler hazırlanmıştır, urganlar yağlanıyordur Rijkaard için. Kimseye yem edilmeyecek, şimdiden biline.
Etiketler:
ankaragücü,
arda turan,
frank rijkaard
Sen ne rezil abimizsin Yıldırım Demirören!

Beşiktaş'ta günlerdir konuşulan ve fısıltı gazetesi şeklinde gelişen haberler dün akşam doğruluğunu kanıtladı.
Ülke topraklarında uzun zamandan bu yana ilk kez bu kadar güçlü bir tribün bölünmesi yaşandı. Tabii ki, bunda hafta arası CSKA Moskova maçı sonrası yaşananlar etkili oldu. Zaten o günden bugüne bunun yaşanacağı az-çok biliniyordu.
Olay her ne kadar Beşiktaş tribünlerinde yaşansa da, genel bir taraftar sorunu olduğu çok açıktır. Yarın buna benzer bir bölünmenin Fenerbahçe ya da Galatasaray tribünlerinde de yaşanması mümkün.
Futbola ucundan köşesinden bulaşmış, tribünlerin havasını soluyan herkes bunu biliyor. Ne yazık ki, bu ülkede taraftarlık ilişkisi fazlasıyla çarpık bir düzene oturmuş durumda. Yönetimlerin dağıttığı biletler, yöneticilerin şirketlerinde istihdam ettiği taraftarlar, gizliden ya da açıktan verilen onbinlerce dolar...
Taraftar ve yönetim ilişkisi dünyanın hiçbir yerinde bu denli karmaşık ve girift bir yapıya sahip değil. Oysa 36-42º kuzey paralelleri, 26-45º doğu meridyenleri arasında yaşayan insanların taraftarlıktan algıladığı çok başka bir şey.
Bu ülkede taraftarlar özellikle 2000'li yıllardan itibaren, kulüplerin 'merchandising' işlerine haklı nedenlerle girmesinden dolayı kendilerinin kulüplerde söz hakkı olduğunu iddia eden, takım-taraftar sevgisinden uzak müşteri anlayışına sahipler.
Bu müşteri anlayışı haklı ya da haksız olarak bir süre sonra "Her yıl formamı alıyorum, benim de söz hakkım var" anlayışını da beraberinde getiriyor.
Kulüpler ve kulüp yöneticileri bir yandan sürekli olarak "Siz resmi ürün almazsanız biz istediğiniz transferleri yapamayız" düşüncesini pompalarken, öte taraftan da etki-tepki prensibi gereği taraftarlar da kendileri bir savunma ve saldırı mekanizması kuruyor.
İş böyle olunca da, taraftarlar kendilerini herkesin ve her şeyin üstünde görüp, karar verici olmak istiyor. Tabii ki, kazın ayağı öyle değil ancak yönetimler işi birçok zaman daha da ileri noktaya taşıyıp, açık bir rant zemini ve beraberinde gelen rant kavgalarına zemin hazırlıyor.

Takım-taraftar ilişkisi en basit temelinde bir gönül bağlılığı ve karşılıksızlığa dayanmalı; en azından, bu eskiden böyleydi. Fakat eski çamlar bardak olalı çok oldu.
Dün Beşiktaş tribünlerinde yaşananların tek sorumlusu yönetim ve Yıldırım Demirören'dir. Kendi taraftarı arasında yaşattığı bu kavganın sonunun ölümlere bile gideceğini düşünmeden bir grup taraftarı beslemektedir.
Hayattan beklentileri olmayan, asalak yaşam formuna sahip bu kişilerin yaşamda kendilerini var edebildikleri tek yer tribünler olunca ölümlerin gelmesi kaçınılmaz olur. Yönetimler ya da başkanlar bu noktada hiçbir sorumluluk hissetmez çünkü filler tepişirken çimenler her zaman ezilir.
Tabii ki, yönetimin suçlu olması, başka birilerinin hiç suçsuz olduğu anlamına da gelmiyor. Bir Beşiktaşlı olmamama karşın bu kulübün tarihindeki en büyük başkanlardan biri için kitlesel halde istifa daveti çıkartan bu kişiler; bugün, dün yaptıkları şeyin başlarına geldiğini görmektedirler.
Bugün nemalananların başına da aynısı geleceği kuşkusuz. Fakat bir gerçek var ki, Yıldırım Demirören Beşiktaş Kulübü tarihine gelmiş geçmiş en rezil başkanlardan biridir ve kimin suçlu olup olmadığına bakmaksızın bu bir realitedir.
3 Ekim 2009
Bayern Münih eriyor

Bundeslig'da sezona kesin favori olarak giren Bayern Münih, Köln karşısında da galibiyet elde edemedi. Karşılaşma 0-0 berabere sonuçlanırken, Bayern Münih'in lider Leverkusen'le arasındaki puan farkı da 8'e yükseldi. Van Gaal'in bundan sonra işi hiç ama hiç kolay değil.
Bu arada Eren Derdiyok kırmızı kart cezası bittikten sonra çıktığı ilk karşılaşmada golünü attı, unutmamak lazım.
BUNDESLİGA'DA SONUÇLAR
Bayer Leverkusen:4
Nuremberg: 0
- - -
Bayern Munich: 0
Köln: 0
- - -
Mainz: 2
Hoffenhei:1
- - -
Hanover 96: 5
Freiburg: 2
- - -
VfL Bochum: 1
VfL Wolfsburg: 1
- - -
Schalke 04: 2
Eintracht Frankfurt: 0
- - -
Monchengladbach: 0
Borussia Dortmund: 1
Etiketler:
bayern münih,
eren derdiyok,
van gaal
Galatasaray'ın hayali 11 kaleci mi?

Hadi Beşiktaş ve Trabzonspor'u anladım da; Leo Franco, Aykut ve Ufuk varken, Galatasaray kalecilerden kurulu bir 11'le mi sahaya çıkacak bunu anlamadım.
Bir haberi yaparken sallamak, sallarken düşünmeden sallamak, düşünmeden sallarken, "Bak Fenerbahçe nasıl diğerlerine geçirdi" türünden üstü açık-kapalı göndermelerde bulunmak artık iyiden iyiye modası geçmiş bir anlayış.
Sallarken, mantık sınırları dahilinde sallamak, en azından okuyanı iğreti etmemeli. Ama hâlâ köhne bir zihniyetle "Fenerbahçeliler yorum yapsın, Galatasaraylılar altta kalmasın" şeklinde saçmalıklar artık son bulsun.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




