26 Nisan 2011

Diz dibinde öğrenilenler


Dizinin dibine oturduğu Gulbettin Hikmetyar'ın askerleri binlerce yıllık Buda heykellerini roketatarlarla yok ettiler.

Gulbettin Hikmetyar dizinin dibine oturan Recep Tayyip Erdoğan'ın askerleri de İnsanlık Anıtı'nı yıkıyor.

Egemenler bazen Guarnica'nın üstünü bir bezle örtmeye örtmeye çabalar, utançlarını örter gibi.

Bazen, barış ve demokrasi yalanlarıyla girdikleri kütüphaneleri, sarayları yıkarlar.

Ellerindeki geçici güçle binlerce yıllık heykelleri bombalarlar.

Bazen aynaya bakmadan 'ucube' derler.

Gulbettin'in dizinin dibinde, kısacık zamanda ne de çok şey öğrenmiş.

Aferin sana. Çok değil bundan 10-15 yıl sonra hatırlanmayacaksın bile.

Şimdi sıra Şevki'de. Ondan da beklentimiz büyük. Hem omuzdan temas bile etmiş Hikmetyar'a.

23 Nisan 2011

Florya'daki abluka dağıtılmalı


Manisaspor maçı sonrası Şansal, Bülent Ünder'e soruyor "Hocam sizi neden hatırlamıyorlar ya da sadece böylesi durumlarda hatırlıyorlar?"

Bülent Ünder galibiyet almış ya, gülümseyerek "Onu hatırlamayanlara sorun" diye göndermede bulunuyor.

Bülent Ünder'den ikinci, üçüncü adam olur mu olmaz mı bilmem ama şunu gayet iyi biliyorum, Galatasaray'ın teknik direktörlüğünü yapabilecek kabiliyette değil. Bir galibiyet sonrası, sağa sola göndermede bulunmak da Galatasaray teknik direktörlüğünü yapan kişiye yakışmaz zaten.

Lig bitmiş, havlu atılmış, sahaya Mustafa Sarp ile çıkıyorsun. Nesini hatırlayayım bunun. Emre Çolak, Anıl, Berk, v.s. v.s. kayıp sezonda bari şu çocuklara forma verin. Bok var Mustafa Sarp'ta, bok var Ayhan'da, bok var Servet'te, Gökhan Zan'da.

Neyin hesabı yapılıyor anlayan beri gelsin. Zaten çıktığı kadroyla da, 6 haftadır önüne gelenin yasladığı Kayserispor'u yenemiyorsun, o zaman birkaç genç çocuk şu formayı giyiversin.

Dakika olmuş 90 Insua-Çağlar değişikliği yapıyor Bülent Ünder. Milletin suratına bakıp küfretse bundan daha iyidir. Insua iki pozisyon tekledi ya, 1-1'i koruyacağız.

Maçta aklımda kalan iki pozisyon vardı. Birincisi Aydın sol kanatta topla buluştu Insua gayet güzel binderme yaptı ve kaçtı ama Aydın topu gönderme zahmetinde bile bulunmadı.

İkinci pozisyonda benzer bir pozisyonda Arda hemen hemen aynı şeyi yaptı Insua'ya.

Mustafa Sarp ve Ayhan ikisi de orta saha oyuncuları değil mi? Birinin 75 dakika, diğerinin 90 dakika yapamadığını, oyuna girdiği son 15 dakikada Neill yaptı.

Galatasaray'ın neden bu durumlara düştüğünün kanıtıdır şu son üç paragraf.

Sezon başında da, ortasında da hatta şimdi de söyleyeceğim. Florya'da çöreklenmiş çeteyi yok etmeden Galatasaray'ın ileriye bakmasının imkânı yoktur.

Çağlar'ı, Hakan Balta'yı bir sonraki seneye taşıyacaklar diye, elin garip Arjantinli'sini saha içinde çatır çatır yiyen, bu karanlık zihniyetten aciler kurtulmak gerekir.

Bu zihniyet Galatasaray'da teknik direktör yedi, futbolcu yedi, başkan yedi, artık geriye sadece Galatasaray'ın ağzına sıçmak kalıyor. Bu sene beceremediler (!) ama bu gidişle önümüzdeki yıl kesinkes başarabilirler (!)

Bu hastalıklı bakış açısından kurtulmazsak, bu yıl "Kümede kal Galatasaray" diye bağırıp taşak geçenler, bir sonraki yıla bunun gerçekleştiğini görecektir, hadi bilemedin 2 yıl içinde olsun.

Çorbacıda Galatasaray için toplandığını söyleyen ve "Hadi beyler yeter artık, düşme hattındayız. Yabancı oyuncuları da uyarmalıyız" diye konuşan adamlardan bir bok olmaz. Bu isim Arda'ysa da olmaz, Servet'se de olmaz, Mustafa Sarp'sa da olmaz.

Adamlar yıllık minimum 750 bin ila 3.5 milyon Euro arası para alıyor. Bunlara ekle maç başı ücretlerini. Her yabancı bunlar için tehlike. Forması gidince herifin yıllık minimum 1 milyon Euro'su gidecek. Ehh, Galatasaray forması gibi bir formadan da uzaklaşacak. O yüzden yılanın başını daha sene başından itibaren eziveriyorlar.

Florya'da mangal partisi verilir, yabancılar piç gibi başka masada oturur. Güya Galatasaray'ın geleceği için toplanırlar "Yabancıları da uyarmalıyız" diye karar alırlar. Saha içinde yanıbaşında giden, üstelik de bomboş pozisyondaki yabancı futbolcuya pas vermezler.

Kusura bakmasınlar da sikerim öyle takım ruhunu, sikerim öyle takımdaşlığı. Pezevenklerin derdi Galatasaray filan değil. Dertleri uçup gidecek paraları ve itibarları. Bu yüzden de yemeyecekleri adam yok. İsmi Insua olmuş, Neill olmuş, Lincoln olmuş, Elano olmuş fark etmiyor.

Florya'daki çete düzeni, Florya'daki faşist zihniyet, Florya'daki her gelen yabancıya İstanbul'u dar eden zihniyet bir abluka gibi dağıtılmadığı sürece, Galatasaray'dan bir bok olmaz.

Olmasını bekleyen de aptalın dik alasıdır.

O değil de 88'deki Insua-Çağlar değişikliği hakikaten çok büyük hocalık örneğiydi, düşündükçe çıldırasım geliyor.

Başka 23 Nisanlar dileğiyle


23 Nisan; geceleri kapı altlarından insanın içine içine işleyen soğukta kardeşlerine sarılarak ısınmaya çalışan, bir ekmeği 5 kardeş paylaşan, okul yerine trafik ışıklarında ailelerinin zoruyla çalıştırılıp itilip kakılan, delik deşik olmuş senelerce aynı ayakkabıyı giyen, komşu çocuğunun eski gocuğuyla soğuktan korunmaya çalışan, tekstil atölyelerinde, sanayi mahallelerinde çalışan tüm çocuklar için kutlu olsun.

23 Nisanları, sokaklarında aç-susuz, geceleri tir tir titreyen, çocukların olmadığı bir dünyada kutlamak dileğiyle.

Çocukların gerçekten mutlu olduğu bir dünya daha yaşanılır olacaktır...

ADİLOŞ BEBENİN NİNNİSİ

Üç gün aç tuttuk
Üç gün meme vermedik sana
Adiloş Bebem,
Hasta düşmeyesin diye,
Töremiz böyle diye,
Saldır şimdi memeye,
Saldır da büyü...

Bunlar,
Engerekler ve çıyanlardır,
Bunlar,
Aşımıza, ekmeğimize
Göz koyanlardır,
Tanı bunları,
Tanı da büyü...

Bu, namustur
Künyemize kazınmış,
Bu da sabır,
Ağulardan süzülmüş.
Sarıl bunlara
Sarıl da büyü.

Ahmet Arif

19 Nisan 2011

Cin Ali imam olarak osurmuş, haliyle cemaat sıçıyor

Bizim ÖSYM Başkanı Ali Demir'in kopyaya çok uzak olmadığı ortaya çıktı. Eleman Alman Peter Latzke'nin yazdığı makaleleri 1990 yılında Teknik ve Tekstil adlı dergide dokuz bölüm süren bir yazı dizisinde kendi yazmış gibi göstermiş.

Leeds Üniversitesi'nden Mike Denton isimli bir profesör, bu yazıların, Tatminatör Ali'ye ait olmadığını fark etmiş.

Loughborough Üniversitesi yönetimine başvurarak, konu Tekstil Bölümü Başkanı Prof. Dr. Gordon Wray'a iletilmiş,

Neredeyse tamamına yakını tercüme olan yazı dizisini, akademik ahlak açısından kabul edilmez bulan Dr. Wray soruşturma başlatıyor ve Cin Ali'ye Teknik ve Tekstil dergisinde bir özür yazısı yayımlatıyor.

Kopyaya uzak olmadığını anlamış bulunuyoruz. Bunların alayının hırsız olması yeni bir durum değil.

Cin Ali, bütün Türkiye'yi tatmin ettikten sonra, bize düşen, kendisini akademik onuruyla (!) başbaşa bırakmaktır.

Ali'den daha etkili performanslar bekliyoruz. Yakın zamanda ÖSYM'ye şöyle en afillisinden Enigma aleti getirip, fonda da, Mea Culpa dinletsin, şifrecilere.

Ulan ironiye bak sen. Mea Culpa, günahları imgeliyor. Kendisini günahları ile başbaşa bırakıyoruz. Kopyadır, kopyacılıktır, hak yemek, artık aklınıza ne gelirse.

Cin Alim, öte taraf sıcak olacak, sen üstüne rahat bir şeyler al, hadi canım.

Sporda Şiddet Yasası'nın ilk zanlısı



Senelerce yediler bizi "Erkek vandaldır, kadın narindir" diye.

Al sana işte.

Ablanın ismi Nurşen Balcı. Yeni çıkan Sporda Şiddet Yasası'nın ilk zanlısı oldu ve tarihe geçti.

Suçu mu? Fotoğrafta görüldüğü üzere meşale yakmak.

Sonuç mu? Serbest bırakıldı ama ilk zanlı olarak tarihe geçti.

Meşale yakmak neden suçsa....

18 Nisan YSK Darbesi -Alçak Seçim Kurulu-


Hatip Dicle, Leyla Zana, Gültan Kışanak, Sabahat Tuncel, Ertuğrul Kürkçü, Harun Özcan, Abdullah Kızılsoy, Salih Yıldız, İsa Gürbüz, Çiçek Otlu, Mesir Sincar ve Şerafettin Efe.

Yüksek Seçim Kurulu bu isimlerin eski mahkûmiyetleri nedeniyle sabıka kayıtları bulunduğunu tespit ederek, adaylıklarını veto etti.

Hiç kıvırmadan, lafı eveleyip, gevelemeden söylemek lazım: Bu çok açık ve net biçimde darbedir.

Bu karar kalleş bir darbe olmasının yanı sıra, Kürtlerin ve sosyalistlerin sandık vicdanlarına vurulmuş bir prangadır da aynı zamanda.

Eğer bu topraklarda barış isteniyorsa, parti gözetmeden söylüyorum bu kanunsuzluğa karşı çıkmayan tüm partiler, darbenin destekçisi olacaktır.

İş artık öylesine komik bir hal almış ki, hiçbir adli kaydı bulunmayan Abdullah Kızılay, Diyarbakır'dan aday olduğu için yasaklı listesine alınıyor.

YSK'nın çifte standardı Başbakan Erdoğan ve yasaklı isimlerden belli oluyor. Ülkenin başbakanı mahkûm olmadı mı? Hapiste yatmadı mı? Peki o halde neden Hatip Dicle'ye Leyla Zana'ya konan yasak, kendisine konmuyor?

Çünkü onlar Kürt.

Sedat Bucak, Mehmet Ağar ya da Ökkeş Kengirler gibilerinin TBMM'ye girmesinde hiçbir sakınca görmeyen Yüksek Seçim Kurulu; Ertuğrul Kürkçü, Leyla Zana, Sabahat Tuncel'e 'dur' diyor.

Bu Meclis'e Sedat Bucak, Ökkeş Kengirler yakışır zaten. Fazlasını beklememek gerekir.

Umuyorum bu darbeye birileri karşı gelir. Yoksa bu YSK denen kurumun yaratacağı tahribat, cüssesinden büyük olacaktır.

Bakalım demokrasi havarisi Ak Parti ve CHP nasıl bir tepki verecek, olan bitene.

Fotoğraftakiler mi ne? Onlar BDP Cizre binasına atılan gaz bombaları.

Demokrasimiz hakikaten çok 'bomba'.

Unutulmuş Not: ÖDP'nin seçimlere alınmaması başlı başına rezalettir. Herkes ileri demokrasi ile ne kadar övünse azdır.

16 Nisan 2011

Oğuz Çetin çocukları


Aferin size. Aradan Devrim'i sıyırarak söylüyorum Oğuz Çetin'in çocuklarısınız.

Lugano'nun pozisyonu için de, "İnce bilek hareketi" yazsaydınız.

Türkçe bilmeyen embesil heriflerden spor sitesi çıkartmaya çabalarsan ancak bu kadar olur.

15 Nisan 2011

Bir ileri üç geri demokrasi!









Bu öğrenciler alem insanlarmış. Başbakan'dan, Cumhurbaşkanına; bakanlardan, bürokratlara, bazı gazetelerden, YÖK Başkanı'na kadar herkes 'tatmin' oldu ama bu zibidiler (!) Taksim'de "YGS'de şifre" protestosu yapma cüretini gösteriyor.

Yaşları küçük ya bunların, ileri demokrasi nedir bilmiyorlar. Neyiniz eksik ki, eylem-meylem gibi anarşik işlere giriyorsunuz.

Hem ne dedi Başbakanımız "Bunlar provokasyon, yönlendiriliyorlar."

Kim yönlendiriyor sizi? Hangi örgütlerin esiri oldunuz?

Bakın, akıllı olun. Ortaokul hadi bilemedin lise yıllarında gidecektiniz ışık evlerine. Cemaatlerin mis gibi dersaneleri var. Ananızın, babanızın tonla para vermesine de gerek yok. Onlar icabında karşılar.

Yok. Sizden adam olmaz.

Ama işte bugün öğrendiniz ileri demokrasiyi. Öğrencilerin eyleme katılımını önlemek için, İstanbul'daki bazı liselerde müdürlerimiz -ki muhtemelen o müdürler; karanfil bıyıklı, ceketinin düğmeleri iliklenmeyen tiplerdir- okulları kilitlemiş.

İleri demokrasi dediğin şey tam da budur.

Eylem mi var?
Tamam, gitmekte serbestsin.
Ama bir şartla. Okul duvarlarını aşabilirsen.

Bu kraldan çok kralcı tavrı basından -bkz Taraf gazetesi postu- okul müdürlerine sirayet etmiş.

YGS'de sehven bir hata yapıldı, ÖSYM Başkanımız Süper Mario Ali de kabullendi, evlere mektup da gönderdi. Daha ne istiyorsunuz, anarşik veletler.

İlla bu sene mi girmek zorundasın üniversiteye? Bak o kadar embesil, beyinsiz, cemaatçi piç sırada bekliyor. Dur bakalım, sıranı bekle, anarşik liseli..

Bu arada, Başbakan'a göre provokasyon olmayan bir eylem var mı bu ülkede? Liseli, üniversiteli, öğrenci, işçi, memur v.s. v.s. yani toplumun her kesiminin eylemi provokatif.

Çıkın "Adam gibi adam Recep Tayyip Erdoğan" diye pankart asın sağa sola, bak nasıl baştacı ediliyorsunuz.

Padişahım çok yaşa...
Padişahım çok yaşa...
Padişahım çok yaşa...

Hepinizi inlete inlete mutasyona uğratacaklar


Arda'yı ve altyapıdan çıkan diğer futbolcuların -hatta örnek olarak 'bu havada oynanmasın sakatlık olur' denmesine rağmen oynatılan Konyaspor maçında Batista'nın öküz gibi dalmasını hiç yazmadan- Florya'nın çimlerinden ötürü sakatlandığı haberlerinden sonra Emre Belözoğlu'nun neden müzmin sakat olduğu da açıklığa (!) kavuştu.

Emre'yi mutasyona uğratmış Galatasaray. Halterci gibi çalıştırmışlar da, o yüzden de hayatı sakatlıklarla geçmiş. Hatta Emre'ye aynen şöyle denmiş:

"1 - Galatasaray'ın gelecekteki 10 numarası olacaksın. Ancak takımda Hagi var ve A takımda düzenli oynamak için en az 10 yıl beklemen gerekecek.
2 - Orta saha oyuncusu olursun ve bir yıl içinde A takım forması giymeye başlarsın."


Haberi yazan arkadaşın süper bir hayal gücüyle birlikte aynı zamanda da beyinsiz olduğunu bu alternatiften anlamış bulunuyoruz.

Neden?

Çünkü dönem itibariyle Hagi 33 yaşında. Emre'nin 10 yıl beklemesi için Hagi'nin 43 yaşına kadar futbol oynaması gerekiyor.

Hadi diyelim Hagi 43'e kadar futbol oynadı. Peki Emre 10 yıl içinde hiç mi forma giyemeyecek? Bu kadar aptallık sarmalının içine girmek mümkün mü?

Galatasaray hakkında her tür haber çıktı. Artık götlerinden ne uyduracaklarını bilemiyorlar. Sınırları aşmak konusunda ciddi anlamda aşama kaydediyorlar. Herif Fenerbahçe'de sakatlanıyor, hesabını Galatasaray'a kesiyorlar.

İtin götüne soktular kulübü, yetmedi itin götünden çıkartıp başka götlere sokup çıkartıyorlar. Tabii herifler, götten çıkma bu kadar haber yapınca o göt senin, bu göt benim dolanıyorlar.

İpin ucu iyiden iyiye kaçmaya başladı. Akla hayale sığmayacak türden haberler türetiyorlar ve hepsinin öznesi de Galatasaray.

Yönetim boşluğunu fırsat bilip atan atana, tutan tutana.

Biri çıkar "Böyle batıya açılan pencerenin içine edeyim" der, diğeri çıkar "Galatasaray değil enkaz" der, öteki çıkar "Emre'yi Galatasaray sakatladı" der.

E yeter ama. Hakikaten yeter. Biri çıksın şunlara adam gibi yanıt versin. "Emre mutasyona uğramış!"

Be pezevenk, Emre'nin mutasyona uğradığı kesin de, fiziki durumundan ötürü değil, ruhani durumundan. Galatasaray'da oynarken, her türlü bok söylendi herife, Fenerbahçe'ye geldi birdenbire melek oldu. Ki, şu an yaptığı hareketlerin 10'da birini o zaman yapamıyordu.

Şu an bokun üstüne üşüşmüş sinekler gibisiniz ve gitgide daha da mide bulandırıcı hale geliyorsunuz.

Galatasaray er ya da geç hepinizi mutasyona uğratacaktır. Kiminizi sikerek, kiminizi göt ederek.

Ne Galatasaray nefreti varmış millette. Düşene vurun, kalktığımızda inlete inlete biz vuracağız.

İbne olduğunuzu kabul edin


Bu manşeti atan arkadaş, bu manşete onay veren yazıişleri, bu manşetin haberini yapan, bu manşeti onaylayan genel yayın yönetmeni, bu manşeti savunan köşe yazarları v.s. v.s.

ÖSYM kabul etti şifrelemeyi, siz de bir zahmet ibne olduğunuzu kabul edin. Paçalarınızdan akan iktidar yalakalağını kabul edin.
Dezenformasyon haberciliğin üstadı olduğunuzu kabul edin.
Edin lan işte, pezevenk olduğunuzu kabul edin bir zahmet.

İçlerinden iki kişiyi ayırıyorum... Onlar bilirler kendilerini.