robert enke etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
robert enke etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Kasım 2009

17 Kasım 2009

Enke'nin emanetçisi


Florian Fromlowitz birçoğumuz tanımıyoruz belki de. Hannover 96'da kale artık ona emanet.

Hayat biraz böyle, hiç beklemediğin anda şans kapını çalıyor. Çok değil, belki birkaç hafta sonra Enke unutulacak. Bugün sayfalara taşıdığımız adam hakkında iki kelime bile etmeyeceğiz.

Gerçi bu ülkeden 13 günde 'sepetlediğimiz' bir adam hakkında ancak öldüğü zaman yazabiliriz. Çünkü bu ülkenin insanı ne yazık ki, fazlasıyla riyakâr...

15 Kasım 2009

Güle güle

11 Kasım 2009

Kısa... kısa... kısa...


Fenerbahçe macerası, bir İstanbulspor maçı sonrasında Balili'nin harikulade oyunuyla 13 günde sona ermişti. Kısa süreli İspanya kariyeri sonrasında Hannover 96'ya gitti ve Bundesliga'nın en iyi kalecisi oldu. Tabii bu beraberinde Almanya Milli Takım kapılarını da açtı. İntihar kötü bir son. Hayattan kişisel istekle istifa bir nevi. İlk duyduğumda inanamamıştım Enke'nin intihar edebileceğine ama Alman polisi bunu doğruladı. Boktan bir şey ölüm, hem de çok.

SIFIR BEDEN PEDOFİLİ İLİŞKİSİ

Birkaç aydır yazacağım, yazacağım ama bir türlü fırsatım olmamıştı. Son günlerde sıkça çok küçük yaştaki kızların hamile kaldığı, hastane tuvaletlerinde doğurduğuna yönelik haberler akıyor ajanslardan. Manevi değerlerinin bu denli yüksek olduğunu düşünen -üstüne siyasal iskidar da düşünüldüğünde- ve söyleyen bir ülkede, bu tip haberlerin artması garip bir durum.

Bu sıfır beden hadisesi ortaya çıktığında, ilk yorumum pedofilinin dünyanın her yerinde artacağıydı. Gün geçtikçe artıyor bu haberler. Çünkü güzel kadın diye sunulan mankenler, şarkıcıların fiziklerine baktığınızda ufak kızlarınkiyle aynı olduğunu görüyoruz. Yani kadın ve çocuk kavramı bu sıfır beden olgusuyla birbirine karıştı. İdamı kesin ve kati savunan biri olarak, belli yaştaki çocuklarla cinsel ilişki kuranların acilen idam edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yoksa bu vakaların önüne geçilemeyecek.

HEPİMİZ GRİBİZ, HER YER GRİBAL ENFEKSİYON ALANLARI

Domuz gribi, domuz gribi diye bütün dünya korkutuldu. Independent gazetesi "Bu mu salgın" diye bir haber yapmış. Halihazırda grip olan biri olarak net olarak ifade ediyorum, "Hepimiz gribiz". Bildiğin grip yani; aksırırsın, tıksırırsın, burnun akar, ateşin çıkar bazen ishal olursun. Başka bir şey değil. Kuş gribi çıktığında yediğim tavuğun haddi hesabı yoktu, domuz sosisi bulsam afiyetle yerim. Zaten olayın domuzla da bir ilgisi yok.

SÜREYYA AYHAN VE YÜCEL KOP'A FİLM ÖNERİSİ

Süreyya Ayhan hadisesine değinmek gerekir. Her suçlu olay yerine gider mutlaka, Süreyya'nınki o hesap. Sen 4 yıllık cezanın indirimi için git, ömür boyuna çevrilsin. Bir gün film yapmaya karar verirsem "Ülkeden çıkmış en iyi atletlerden birinin spor hayatının içine nasıl sıçılır?" isimli filmimde Yücel ve Süreyya'yı başrol oynatmayı düşünüyorum.

Bu arada söylemeden edemeyeceğim. Ömür boyu men cezası alacağı belli olmasına rağmen CAS'a gidip cas'manın ne almanı vardı?

TUNCAY ŞANLI, MESSİ MİDİR?

7 dakikada oyundan alınan Tuncay Şanlı için milletçe seferber olduk. "Nasıl oyundan alınırmış, Tuncay'a bu yapılır mıymış, Tony Pulis bu işi bilmiyormuş" türünden yüzlerce saçma sapan yazı ve yoruma maruz kaldık. Duyan, Tuncay değil de Messi ya da Lampard söz edildiğini sanacak. Türkiye'deki teknik direktör eleştirileri bitti, hızımızı alamayıp Pulis'i eleştiriyoruz. Tuncay'dan söz ediyoruz; bu bildiğimiz Tuncay Şanlı'dan. İyi futbolcudan öte olmayan bir adamdan yani.

HABER PORTALI PROBLEMATİĞİ

NTVMSNBC'nin son haliyle birlikte Türkiye'de şu an tek bir tane bile haber portalı kalmamış durumda. Göt, meme, felaket, ucubik haberlerden başka doğru dürüst haber okuyamaz hale gelmiş durumdayız. Ha, bu kadar öfkelenip kızıyoruz, ama okur gerçekten de bu haberleri okumak istiyor, ayrı mesele.

23 Eylül 2009

İmzanın mürekkebi kurumadan ayrılanlar


Sezon başında ismi Ankaragücü ile de anılan Sol Campbell, Notts County ile çıktığı ilk 90 dakikanın ardından kulüpten ayrılma kararı aldı.

Futbol dünyasında çokça gördüğümüz örneklerden birini oluşturdu Sol Campbell. Bizim ülkemizde de, böylesi transferler yaşandı. Hatırlamak isterim diyene hazırlanmıştır.

KISA SÜREN KARİYERLER

John Obi Mikel: 2005 yılında Norveç ekibi Lyn'den Manchester United'a transfer olan Nijeryalı Mikel, yaklaşık bir ay sonra Chelsea'ye katılmak istediğini açıkladı. Mikel'in haklarını elinde bulunduran Lyn Başkanı Morgan Andersen'in MANU ile ketempere sonucu imza attığının ortaya çıkması sonucunda, Mikel Chelsea'ye katıldı.

Christian Vieri: Futbol dünyasının en büyük gezginlerinden Vieri (yanılmıyorsam 14 kulüpte oynadı) ile Sampdoria beraberliği tam 35 gün sürdü. Vieri ve Sampdoria 35 günün sonunda ayrılma kararı aldı.

Robert Jarni: 1998 yılında Real Betis'den Coventry City'ye 2.6 milyon sterline transfer olan Hırvat Jarni, tek bir maç bile oynamadan, bir ay sonra 3.4 milyon sterline Real Madrid'e transfer oldu. Coventry bir ay içinde 800 bin sterlin kazanmış oldu böylece.

Hameur Bouazza: Ağustos ayında Türkiye'de gerçekleşen bir transferin bu listeye kesin girmesi gerekiyordu. Bouazza, sadece bir maç sonrasında Sivas'tan ayrılma kararı aldı ve Blackpool ile sözleşme imzaladı.

Robert Enke: 2002 yılında Barcelona'dan Fenerbahçe'ye transfer olan Alman kaleci Enke, daha ligin başında İstanbulspor'dan yediği 3 gol sonrası Türkiye'deki kariyeri sona erdi. Önce Tenerife'ye kiralandı daha sonra da yıllardır formasını giydiği Hannover'e.

Mike Marsh-Barry Venison: Graeme Souness'ın göreve geldiği 1995 senesinde Coventry City'den Galatasaray'a gelen Marsh, 3 resmi müsabakada oynadıktan sonra ülkesinin yolunu tutarken, Venison ise 8 resmi maçtın ardından sarı-kırmızılı takımdan ayrıldı.

Robert McDonald: Walsh ve Wilson'la birlikte Gordon Milne tarafından İngiltere'den transfer edilen McDonald, iki resmi maçta forma giydikten sonra gönderildi.

Not: Hatırladıklarınızı eklerseniz, sevinirim.