19 Eylül 2009
Giggsy

Lakabı: Galli Büyücü, Giggsy
Forma numarası: 11
Oynadığı takımlar: Manchester United
Kariyeri boyunca attığı gol sayısı: 567 maçta 104 gol
Milli takımlarda attığı gol sayısı: 64 maçta 12 gol
Kulüp Başarıları: UEFA Şampiyonlar Ligi (1999, 2008), UEFA Süper Kupası (1991), (FIFA Kıtalararası Kupası: 1999), FA Premier Lig Şampiyonluğu (1993, 1994, 1996, 1997, 1999, 2000, 2001, 2003, 2007, 2008, 2009), Federasyon Kupası 'FA Cup' (1994, 1996, 1999, 2004), Lig Kupası (1992, 2006), FA Süper Kupası 'Community Shield' (1993, 1994, 1996, 1997, 2003, 2007, 2008)
RYAN GIGGS'İN FUTBOL YAŞANTISI
O zamanki adıyla Ryan Joseph Wilson 13 yaşında Manchester sokaklarında top oynarken Manchester City altyapı gözlemcileri tarafından keşfedildi. Özellikle şaşırtıcı derecedeki adam geçme (dripling) yeteneği ve sürati ile George Best, Maradona, Cruyff gibi dünyaca ünlü yıldız oyuncularla kıyaslanmasına neden olmuş ve daha o yaşlarda ismi duyulmaya başlanmıştı.
16 yaşında anne ve babasının boşanması üzerine Wilson soyadından vazgeçerek annesinin soyadını almış ve dünyanın onu Giggs olarak tanımasına vesile oldu.
Manchester United Menajeri Alex Ferguson bizzat evine giderek Giggs'in annesi ile görüşmüş ve 3 yıl içinde onu profesyonel takıma alma vaadi ile M.United'a kazandırdı. Galli oyuncu 37 yaşında olmasına rağmen hâlâ aynı takımın formasını o yıllardan bu yana hiç ara vermeden giyiyor.
Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi sol açıklarından biri neden Manchester'da kaldığı ve bu yaşına rağmen formunu nasıl koruduğuna ilişkin soruları şu şekilde cevaplıyor:
"Futbolla yatıp kalkmam, kendimi işime adamam, idmanları her zaman için ciddiye almam, hocalarımı dikkatle dinlemem, içimdeki futbol oynama açlığını korumam ve oynamaktan zevk almam beni bu seviyelere getirdi. Futbolun avantajları sayılmayacak kadar çokken dezavantajları hemen hiç yoktur.
Evet, paparaziler tanınmış futbolcuları ve sevdiklerini özel yaşantılarında pek rahat bırakmazlar ama bu normaldir. Çünkü insanlar futbolcuların saha dışında neler yaptığını öğrenmek ister. Çalışmak muhakkak ki önemlidir ama doğal yeteneklere sahip olmayan birini sadece çalışmak süper yapmaz.
Biz İngilizler bir parça muhafazakârız. Onun içinde yurtdışında oynamak bizlere pek cazip gelmiyor. Kariyerimizde başarısız bir yurtdışı deneyimi yaşamak korkusu, belki bizim İngiltere dışına çıkışımızı engelliyor.
Ancak burada yaşayan futbolcular arasında genel bir kabul var; eğer bulunduğun şartlardan memnunsan niye risk alasın ki? Seneler geçtikçe haliyle hepimiz değişiyoruz. On sene öncesine baktığım zaman o Giggs ile bugünkü Giggs arasında hayli fark görüyorum.
O zamanlar belki biraz daha çabuktum ama bu kadar tecrübeli de değildim. Kulüp takımı olarak Ajax'ın da futbol felsefesini beğeniyorum. Madem ki, dünyanın en güzel işlerinden birisini yapıyoruz; bunun keyfini çıkarmalıyız!"
"GALATASARAY TARAFTARI KABUS GİBİYDİ"
Genç oyunculara Avrupa'da nasıl başarılı olabilecekleri yolunda tavsiyelerde bulunan Giggs ilk maddede 'Deplasman maçlarında taraftara karşı hazırlıklı olunması gerektiği'nden bahsediyor.
Tecrübeli oyuncu bu madde altında örnek olarak Galatasaray taraftarını gösterdi ve Sarı-kırmızılı taraftarların Avrupa'daki en 'ateşli' taraftar olduğunu söyledi.
Giggs, açıklamasında şunları söylüyor: "Onlarla 1993 yılında Şampiyonlar Ligi'nde karşılaştığımızda gecenin geç saatlerinde iki-üç bin taraftar ellerinde 'Cehenneme hoş geldiniz' pankartlarıyla bizi havaalanında bekliyordu. Öyle ateşliydiler ki, otelde bile kendimizi güvende hissedemiyorduk.
Taraftarlar odalarımızın kapılarını çalıyor bizi bu şekilde rahatsız ediyorlardı. Ben Paul Ince'le birlikte kalıyordum ve o taraftarlara küfretmeye başladı. Ben içimden 'Ne yapıyorsun?' diyordum. Taraftarlar daha sonra otelin dışında sabaha kadar korna çalmaya devam ettiler. Bir kabus gibiydi ama buna bile hazırlıklı olmalısınız."
Bireysel Başarılar:
Kıtalararası Kupa Maçın Oyuncusu: 1999
Manchester United Sezonun en değerli oyuncusu ödülü: 2005/2006
U-21 Avrupa'da yılın futbolcusu unvanı: 1993
Galler yılın futbolcusu unvanı: 1996, 2006
İngiliz futbol tarihinin en değerli oyuncuları listesi 2005
Premier Lig on yılın altın karması: 2003
"FA Challenge Cup"ta atılan en güzel gol ödülü: 1999, 2005
Yılın sol kanat oyuncusu: 1996
Manchester United takımında 759 maç ile Sir Boby Charlton'dan sonra en çok forma giyen futbolcu unvanı.
Hazırlayan: Umut Tipi
The best of Ryan Giggs
Etiketler:
boby charlton,
manchester united,
paul ince,
ryan giggs
Mesut'a ırkçı hakaret
Almanya ırkçı parti NPD'den Mesut Özil'e ırkçı partidan saldırı gelirken, Almanya Futbol Federasyonu Türk asıllı futbolcuya sahip çıktı.NPD sözcüsü Klaus Beier, bir televizyon kanalında yaptığı açıklamada, Mesut Özil'in "Gerçek değil, kâğıt üzerinde Alman" olduğunu ve milli formayı hak etmediğini söyledi. Beier'ın ırkçı saldırısına en büyük tepki ise, Alman Futbol Federasyonu Başkanı Theo Zwanziger'den geldi.
Zwanziger, "Mesut Özil'in Alman milli takımı oyuncusu olmasıyla gurur duyuyoruz. Alman Futbol Federasyonu'nun arzuladığı ülke, özgürlük ve hoşgörünün egemen olduğu bağımsız Almanya'dır. Böyle bir Almanya'da, NPD'li aptalların yaymaya çalıştıkları milliyetçi ve ırkçı düşüncelere yer yoktur." açıklamasında bulundu.
Etiketler:
Klaus Beier,
mesut özil,
npd,
Theo Zwanziger
Şşşt o nasıl gol sevinci # 3

Bu Almanların gol sonrası sevinçlerine takmış durumdayım. Ya Bundesliga'da ya Alman Milli Takımı'nda birbirinden garip sevinç gösterileri var
Bunlardan iki adet göstermiştim sizlere. Bir tane daha buldum. Gerçi bu Avrupa Şampiyonası'nda finale yükselme sevinci. E yuhh diyorum birader.
Etiketler:
Bastian Schweinsteiger,
lukas podolski
18 Eylül 2009
Ankaragücü; siyah-beyaz fotoğraflar

Sağa sola bakındım ama göğüs reklamındaki 'Yorumsuz'un ne olduğunu bulamadım. Kuvvetle muhtemeldir ki, reklam alamadıkları için bir protesto niteliğinde.

Ankaragücü'nin 1981 yılındaki sezon açılışı..

Yıl yine 1981, hafta sonu oynanacak Trabzonspor maçı hazırlıkları.

Kızılcahamam kampı yıl 1982. Sanırım o dönem güreş, antrenmanlarda kullanılıyordu!

Trabzonspor'la oynanan Devlet Başkanlığı Kupası maçı.

Ankaragücü kaptanı Hüsnü ve Trabzonspor kaptanı Turgay. Arka planda efsane hakem Doğan Babacan görülüyor.

Ankaragücü 1981 yılında Devlet Başkanlığı Kupası maçında, Trabzonspor' 1-0 yenerek şampiyon oldu.

Teknik Direktör Sabri Kiraz, futbolcularla konuşuyor. Yıl 1974.

Fatih Terim, Ankaragücü ile Galatasaray karşısında ter döküyor. Yıl 1988.

İşte favori fotoğrafım. Yıl 1972, Ankaragüçlü futbolcular Kent Meyhanesi'nde kulübün balosunda.
Etiketler:
ankaragücü,
doğan babacan,
sabri kiraz
Nasıl bir saplantıdır bu?

UEFA Avrupa Ligi'nde Fenerbahçe-Twente maçı öncesi saha ortasında açılan UEFA Avrupa Ligi logosu, taraftarlarca ıslıklandı, haberini okuduğumda hem çok şaşırdım, hem hiç şaşırmadım. Fenerbahçe taraftarlarındaki bu sarı-kırmızı saplantısı, içinden daha da çıkılmayan ve anlaşılmaz hale dönen bir saplantı olma yolunda ilerliyor.
Bununla ilgili ilk hafızamda kalan şey, Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'ın bir üniversite söyleşi sırasında sarı-lacivertli formaya imza atmamasının nedeninin kırmızı bir kalem olması. İlk anda izlediğimde "Hadi canım kesin şakadır bu" diye düşündüm.
Ancak Aziz Yıldırım ciddi ciddi "O kalemle olmaz" deyince kulaklarım ve gözlerim birbiriyle paralel biçimde görüntülere ve seslere inanamadı.
Kırmızı görmüş boğa misali, Fenerbahçe'nin taraftarından, başkanına kadar 'sarı-kırmızı' rahatsızlığı var. Bu insanların bilinçaltı nasıl çalışıyor, hangi düşünceler içinde böylesi bir tavır geliştirmiş bilmiyorum.
Lacivert ya da sarı-lacivert bir nesneyi yuhalayacağımı düşünüyorum bir an için, cidden gülümsüyorum. Formamın altına lacivert bir t-shirt ya da gömlek giydiğim için maça gittiğimde uyarıldığımı düşünüyorum, "Bir dakika durmam o tribünde, çıkar giderim" diyorum.
Tıp dilinde bunun adı saplantı. Obsesyon (saplantı) irade dışı gelen, bireyi tedirgin eden, benliğe yabancı, bilinçli çaba ile kovulamayan, tekrarlayıcı düşünce yani. Bu insanlar da, ama öyle ama böyle sarı-kırmızı saplantısı içindeler.
Şimdi, UEFA Avrupa Ligi logosunu yuhaladınız sarı-kırmızı diye, neden olduğunu da anladık. Eee, paki o zaman formadaki sarı-kırmızıya bir tepkiniz var mı? Ya da sarı-lacivert formaya kırmızı kalemle imza atmayan Aziz Yıldırım, formalarındaki logoyu gördü mü?
Koca koca insanların böylesi tepkiler vermesi, kendi sağlıkları açısından çok da olumlu bir davranış biçimi değil. Tam tersi, davranış bozukluğu. Yahu oyun işte ve o oyun içindeki kendince kabul ettiğin tek rakibin. Ne bu nefret, ne bu içlerde yer etmiş saplantı.
İki bayrak direğine de, bakamıyordur bu insanlar. Ya da hakem, aynı anda hem sarı hem kırmızı kart gösterdiğinde daha bir çıldırıyorlardır. Hakikaten komik bir durum. Renkleri yuhalayacağınıza, Twente maçından bir gün önce "UEFA'da şampiyonluk zor" diyen teknik direktörünüze yönelin, ya da hedef olarak kendine ligden başkasını seçemeyen başkanınıza.
Son söz olarak, söylemeden edemeyeceğim; formanıza çok yakışmış sarı-kırmızı logo...
Etiketler:
aziz yıldırım,
fenerbahçe,
logo,
taraftar,
uefa avrupa ligi
5'i bir yerde

'Alışmamış kıçta don durmaz' hesabı, 5 hakemi birarada görünce şaşırmadım değil. UEFA jargonuna göre 'ek yardımcı hakemler', topun çizgiyi geçip geçmediğini, hakemleri aldatan oyuncular konusunda hakeme bilgi vermek gibi konulardan sorumlular.
Erman Toroğlu ve onun gibilerine gün doğdu. Eleştirecek ve giydirecek hakem sayısı 5'e yükseldi. Biri olmazsa, diğerine lafı gelişine çakar artık.
17 Eylül 2009
G e l i y o r u z

En başta söylemem gerekir ki, bu sonuç benim açımdan da sürpriz oldu. Bugüne kadar olan bölümde "Galatasaray'ı daha ciddi bir rakip karşısında görmedik" savı her hafta biraz daha güçlü seslendirilmekle birlikte, çok daha güçlü biçimde çürüyor.
UEFA Kupası'nı aldığımız yıldan, bir Fenerbahçeli dostla aramızda geçen sohbet, sanırım bu yıl bu saçma savı savunanları daha iyi anlatıyor. İlk iki diyalog maç öncesi 3. diyalog ise tur sonrası. Ne demek istediğimi diyaloglar sonunda daha iyi anlayacaksınız..
Naim: Bologna'yı eleyemez Galatasaray. İtalyanlar'ı geçmek zordur. Bu turda elenirsiniz.
Ozan: Bekleyip görmek lazım, bu yıl takıma güveniyorum.
Naim: Bologna iyi bir takım değilmiş. Bundan sonraki turda patlarsınız.
Rakip Borussia Dortmund'dur. Ve şu konuşmalar geçer.
Naim: Oğlum, Dortmund sizi kabak gibi oyar. Her iki maçta da yenilirsiniz. Herifler birkaç sezon önce Şampiyonlar Ligi'ni aldı daha.
Ozan: Naimciğim, bak bir önceki turda da böyle çok emin konuştun, hatırlıyorsan. Oynanmamış maç hakkında yorum yapıyorsun gereksiz yere.
Naim: Ahı gitmiş vahı kalmış lan bunların. Bu muymuş abarttıkları Dortmund.
Rakip Real Mallorca'dır artık. Her Fenerbahçeli gibi Galatasaray'ın bir an önce elenmesini bekleyen Naim'de söz.
Naim: Herifler geçen yıl İspanya Ligi'nin altını üstüne getirdiler. İki maçta da, bırak beraberliği gol atamazsınız.
Ozan: Valla Dortmund'u eledikten sonra kimseden çekinmiyorum Naimciğim. Mallorca'yı da eleyebiliriz.
Naim: Ulan harbiden ballısınız. Geçen yılki takımdan eser kalmamış. Bitmiş bu Mallorca, bir daha İspanya Ligi'nden maç bile izlemem.
'Yusuf yusuf' sesleri eşliğindeki Naim ve benzerleri yarı final maçından büyük ümitler beklemektedir.
Naim: Hahahaha, Leeds geldi, Leeds. Eğer beraberlik alırsanız iki maçtan birinde, bir daha futbol konusunda yorumda bulunmayacağım.
Ozan: Naim bak kupayı almaya doğru ilerliyoruz, farkında değilsin. Mantıksız yorumlar yapıyorsun.
Naim: Var ya, süper şerefsiz bir takımsınız. Adamların taraftarlarını öldürdünüz, beyin olarak bittiler. Yoksa maymun ederlerdi sizi.
En sonunda final maçı gelmiş çatmıştır. Rakip Arsenal tabii ki...
Naim: Acıyorum size biliyor musun? Bir final maçında en fazla fark yiyecek takım olarak tarihe geçeceksiniz. Rezil olacaksınız ve pişman olacaksınız finale çıktığınız için.
Ozan: Biz bu kupayı alırız Naim. Ümitsizce çırpınıyorsunuz, farkında bile değilsiniz.
Naim: Penaltılarla alırsınız ancak. Bu maç 100 kere oynansa 99'unda yenilirdiniz, o biri denk geldi.
Bana biraz bu diyalogları hatırlatıyor, spor yazarlarının bu yılki ümitsiz çığlıkları. İddiam, "UEFA Avrupa Ligi'ni alırız" demek değil.
Ancak, ortada bir realite varken, 15 yaşında çocuklar gibi yorum yapmak da biraz komik kaçmaya başladı. Bugünden sonra ne söylenecek ciddi bir merak içindeyim. Korkunun ecele faydası yok beyler, G E L İ Y O R U Z...
Etiketler:
galatasaray,
panatinaikos,
uefa avrupa ligi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


