11 Ağustos 2009

Bazen onlar da duruyor...

Biri 90'lı yılların geçilmez rekortmeni Etiyopya'nın milli kahramanı Haile Gebrselassie.

5 bin, 10 bin, 10 kilometre, 20 kilometre ve maratonda dünya rekorları sahibi.

Diğeri, atletizmin yeni yıldızlarından Usain Bolt.

2008 Pekin Olimpiyatları'nda 100 metreyi 9.69, 200 metreyi ise 19.30'da koşarak, olimpiyat ve dünya rekoru sahibi, nam-ı diğer 'Rüzgârın Oğlu'.

Haile Gebrselassie, Bolt'tan kopya çekmiş olmalı, poz için.

Bu eller kimin?


Bir nevi "Yüzüklerin efendisi" sendromu yaşıyor olmalı Michael Ballack.

Basın toplantısında medyanın da ilgisini çekmiş olacak ki, kadrajın içine alıvermişler Ballack'ın parmaklarını ve yüzüklerini.

Aykut Oray da gitti


Cuma günü Bahadır Akkuzu'nun gidişine üzülmüştük, şimdi çocukluğumuzun gençliğimizin Katil'i, Aykut Oray kalp krizine yenik düştü.

Bir büyük Beşiktaşlı, güzel insan Aykut Oray, gittiğin yerde mutlu ol. Bu gidişler hep zamansız oluyor.

Arda için düğmeye basıldı

Medya düğmeye bastı, Arda konusunda. Hem de geçen seneden daha güçlü bir biçimde. Bir nevi Cristiano Ronaldo yaratılmaya çalışılıyor Arda'dan, İngiliz basının yaptığı gibi.

Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor. Biri çıkıp "Arda, Messi'nin kramponunu taşıyamaz", bir diğeri "Arda Avrupa'da top oynayamaz, fiziği güçlü değil", ötekisi "Bu genç yaşta Galatasaray'ın kaptanlığını kaldıramaz" diye saçmalıyor.

Hemen her gün gazetelerde, Arda yazılıyor, televizyonlarda Arda üstüne ahkâmlar kesiliyor. Transfer haberleri, play station partileri, Messi karşılaştırmaları. Hiç bitmeyecek ve sonu gelmeyecek gibi. Ta ki, 22 yaşındaki bu gencecik çocuğun sonu getirilene kadar.

Önce Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'ın transfer teklifi geldi. "Arda'yla 15 dakika bir odada kalsam yeterli" diyen Aziz Yıldırım'a verilen yanıt sonrası, medya garip bir biçimde düğmeye basılmışcasına Arda haberleri yağdırmaya başladı. Futbolu filan hiç ortalarda yok ama. Ne oynadığı ya da oynamadığı kimseyi ilgilendirmiyor.

'Özel yaşantısını nasıl didikleriz de, bir açığını çıkartırız' diye çabalanıyor. Eğer bulunabilinirse, toplu linç harekatı başlayacaktır, muhakkak. Hakemler bile itip kakacak kadar rahatlar. Olur da ters bir hareket yaparsa basarsın cezayı.

İlginç olansa, tüm bu haberlerin Lincoln'ün gidişinden sonra daha da artması. Bir tehlike, kendisinin de büyük çabalarıyla bertaraf edildi çünkü.

Rasyonel düşünmeye çalışıyorum, olmuyor. Türk futboluna son yıllarda armağan edilen en büyük futbolcudan söz ediyoruz çünkü. Bu yüzden hiç akıl-mantık süzgecinden geçirmek istemiyorum kelimeleri. Çirkin bir oyun, bir tezgâh var ortada. Öyle görünüyor. Eğer Galatasaray'dan kopartılırsa herkes rahatlayacak gibi.

Sadece futbolcu değil, hangi 22 yaşındaki adamın üstüne bu kadar giderseniz, bir patlama noktası yaratırsınız. Hani o 'deli-kan'lı dediğimiz bir adamdan söz ediyoruz, çünkü burada. Ya sahada patlar, ya sokakta, ya bir maç çıkışı mikrofonlar uzatıldığında.

Sinir harbi başlatıldı alenen. Birileri sahip çıkmalı, kaptanına, futbolcusuna, altyapısından çıkardığı bu çocuğa.

Biletix Makedonya!


Önce fotoğrafı gördüm, az çok tahmin ettim. Fotoğraf Makedonya'dan. İspanya ile yapılacak maçın biletleri için sırada insanlar.

Sonra hatıralar canlandı beynimde. Burası olsa olsa Biletix'in Makedonya şubesi olmalı. Ki, burada daha insancıl görüntüler var.

Bizim derbi kuyruklarını hatırlıyorum da, bunun yanına yaklaşamaz bile. Hiç karaborsacı tip yok, tepelere tırmanan insanlar da yok, birbirine yumruk atan şahıslar da gözlenmiyor. Demek Biletix Makedonya'da böyle çalışıyor. Darısı başımıza.

2009'un en pahalı 15 transferi


Bu yıl futbolseverler ve basın -tabii ki blogerler- açısından oldukça hareketli ve bereketli günler yaşandı. Hemen her gün; İtalya, İspanya, İngiltere ve Almanya'dan bomba mahiyetinde transferler gördük.

Eh madem öyle, bir el atmak lazım deyip işe koyulduk. İşte ortaya çıkan tablo...

15 - Felipe Mello: Fiorentina-Juventus / 17.4 milyon sterlin

Brezilya ve Fiorentina'nın dünya piyasasına sonduğu bu defansif orta saha oyuncusu tam 17.4 milyon sterlin karşılığında Juventus'a transfer oldu. Brezilya Milli Takımı'nda da forma giymeye başlayan (hikâye millilerden değil tabii) Mello'nun adını sık sık duyacağız bundan sonra.

14 - R.Santa Cruz: Blackburn-Manchester City / 17.5 milyon sterlin

Transfer piyasasını allak bullak eden Manchester City'nin sayısız forvet transferlerinden biri de, Paraguaylı Santa Cruz oldu. 27 yaşındaki oyuncu, Blackburn formasıyla oynadığı 70 maçta 29 gol attı. 17.5 milyon sterlin karşılığında Manchester City'e transfer oldu.

13 - Glen Johnson: Porsmouth-Liverpool / 17.5 milyon sterlin

24 yaşındaki sağ kanat oyuncusu, İngiltere'de iki yıldan bu yana sıkça konuşulan isimlerden biriydi. İngiltere Milli Takımı'nda da forma giyen oyuncu 17.5 milyon sterline Anfield yolunu tuttu.

12 - Yuri Zhirkov: CSKA Moskova-Chelsea / 18 milyon sterlin

Fiyatı dudak uçuklatan bir diğer savunma oyuncusu transferini Chelsea gerçekleştirdi. 18 milyon sterlinle Rusya'da tüm zamanların en pahalı oyuncusu olma unvanını da kazanan Zhirkov, Rus Milli Takımı'nın da en önemli oyuncusu konumunda.

11 - Alberto Aquilani: Roma-Liverpool / 20 milyon sterlin

Xabi Alonso'yu Real Madrid'e göndermesinin üstünden 24 saat geçmeden Roma'dan kopartılan Aquilani, Benitez'in de dediği gibi genç yaşına karşı Şampiyonlar Ligi ve Serie A kariyeri oldukça fazla olan bir oyuncu. Liverpool, bu transfer için Roma'ya 20 milyon sterlin ödedi.

10 - Lisandro Lopez: Porto-Lyon / 20.4 milyon sterlin

'Yıldızı yarat, pahalıya sat' taktiği ile tanınan iki ekipten Porto ve Lyon bu yaz ilginç bir transfere imza attı. Portekiz'de 2008 yılının en iyi oyuncusu ödülü alan Lopez, 20.4 milyon sterlin karşılığında Ligue 1 ekiplerinden Lyon'a transfer oldu.

9 - Diego: Werder Bremen-Juventus / 20.7 milyon sterlin

Şike skandalı nedeniyle ikinci lige düşürülen ve ancak bu yıl transfer hamlesi yapan Juventus, Bundesliga'nın gözbebeği futbolcularından Diego'nun işini daha transfer sezonu başlamadan bitirdi. 20.7 milyon sterline Werder Bremen'den alınan Brezilya playmaker, geçen sezon Werder Bremen'de 21 lig maçında 12 gol attı.

8 - Adebayor: Arsenal-Manchester City / 25 milyon sterlin

Arsenal'in dünyaya sunduğu önemli oyunculardan biri olan Togolu yıldız Emmanuel Adebayor, Manchester City ile 5 yıllık sözleşme imzaladı. Adebayor için Arsenal'e ödenen bonservis bedeli 25 milyon sterlin.

7 - Mario Gomez: VfB Stuttgart-Bayern Münih / 25.4 milyon sterlin

24 yaşındaki devşirme Alman, Bundesliga'da 2008-2009 sezonunun en başarılı golcülerinden biri olarak dikkat çekti. 32 lig maçında 24 gol atan Gomez; Luca Toni, Klose ve Ribery gibi sıradışı futbolcular kervanına tam 25.4 milyon sterlin karşılığında katıldı.

6 - Carlos Tevez: M.United-Manchester City / 25.5 milyon sterlin

Manchester, kentinden ayrılmak istemeyen Tevez, hiç yabancılık çekmeden sokakları özgürce gezebilmek, hep gittiği lokantada yemek yiyebilmek için City'e transfer oldu. Bu iki takım arasında 1999 yılından bu yana hiç transfer olmamıştı. Olması için de 25.5 milyon sterlinin ödenmesi gerekti.

5 - Karim Benzema: Lyon-Real Madrid / 29.7 milyon sterlin

2008-2009 sezonunda hem skor, hem sonuç, hem de itibar olarak Barcelona'nın karşısında inim inim inlediği için Real Madrid de, Manchester City gibi oluk oluk para saçtı transfere. Bu transferlerden biri de Lyon ve Fransa Milli Takımı'nın genç golcüsü Benzema oldu. 29.7 milyon sterline Madrid yollarını tutan genç Fransız için ödenen bonservisin hâlâ 'az' olduğu tartışılıyor ve hatta Lyon Başkanı yerden yere vuruluyor.

4 - Xabi Alonso: Liverpool-Real Madrid / 30 milyon sterlin

Destansı ve masalsı bir uzunlukta geçenr transfer görüşmelerinden sonra Xabi Alonso, 30 milyon sterline Galacticos oldu. Eski takım arkadaşları Dudek ve Arbeloa'nın kendisine yarenlik yapacağı (Ulan orası İspanya, adamın memleketi ne yarenliği) Alonso'nun transfer ücreti sadece bir tahmin. Çünkü gizli tutuluyor gerçek rakam.

3 - İbrahimovic: Inter Milan-FC Barcelona / 39.4 milyon sterlin

Aslında fiyatı bu değil. Çünkü Barcelona 39.4 milyon sterlinle birlikte, bir o kadar ederi olan -hatta daha bile fazlası- Eto'o'yu da İnter'e gönderdi. Barcelona formasındaki armayı öperek, bir Florya ya da Kadıköy'de imza atıyormuş tadı veren Zlatan daha fazla gol atabileceği bir ligde artık.

2 - Kaka: AC Milan-Real Madrid / 56 milyon sterlin

Transfer sezonunun ilk bombası sayılabilecek 27 yaşındaki Kaka'nın da ücreti sadece tahminden ibaret çünkü rakam halen açıklanmadı. Basında dolaşan rakam ise 56 milyon sterlin. Eder mi etmez mi bilinmez ama 2009 yazının en pahalı 2. transferi olma unvanını kazandı.

1 - Cristiano Ronaldo: Manchester United-Real Madrid / 80 milyon sterlin

Bu yılın hiç kuşkusuz hem transfer hem de ücret açısından adından en fazla söz ettiren oyuncusu Ronaldo oldu. Galacticos'un en parlak mücevheri konumundaki Portekizli için tam tamına 80 milyon sterlin ödendi. Manchester United'ı birçok maçta şapkadan tavşan çıkarır gibi kurtaran bu genç adam bakalım, La Liga'da aynı şeyleri yapabilecek mi? Nitekim orada Messi adında bir adam var bunları yapıyor. Ronaldo bunlardan fazlasını yapmak zorunda...

10 Ağustos 2009

Türkiye'de futbol yorumculuğu



Dün akşam, televizyonlarda futbol programları arasında gezinti yapıyorum. Her dakikası eğlenceli, her saniyesi insanı dehşete düşüren cinsten.

Hiçbirinin Türkiye Ligi dışında bilgisi yok (istisnaları saymıyorum). Sinan Engin çıkmış diyor ki, "Hugo Broos Belçika'nın önemli futbolcularındanmış." Ehh be birader, yaşın benden büyük, aynı dönemlerde futbol oynamışsınız, hiç mi ilgilenmedin, hiç mi izlemedin? 1986 Meksika Dünya Kupası'nda dünya 4. olan efsanevi takımın defansında oynadı bu adam. Jean-Marie Pfaff, Gerets, Broos, Vanderelst, Vandereycken, Scifo, Vercauteren, Ceulemans, Veyt, Vandenbergh, Czerniatynski. 4-3'luk SSCB maçını o dönemlerde yaşayan hangi futbolsever hatırlamaz ki?

Bu adamlar futbolculukları dışında ne yaptılar merak içindeyim. Hatun peşinde koşmak, araba satın almak. Eeee hayat bu mudur? Hiç mi ilgi alanı olmaz insanın. Her şeyi bir kenara bırak, yaptığın meslekle ilgili dünyada ne oluyor, ne bitiyor ilgilendirmiyor mu sizi?

Sonra Ahmet Çakar, "Arda attığı gol ve 2 asist dışında ne yaptı?" diyor. Hoppala paşam, malkara keşan. Amuda kalkıp, ağzınla kuş tutamadı haklısın. Galatasaray maçta 3 gol atmış, 3'ünde de imzası var çocuğun. Daha ne yapması gerekiyor acaba? Hava sıcaklığı, daha ligin başı olmasına karşın 3 günde maç yapılmasını söylemiyorum bile.

NTV'de Rıdvan Dilmen var sonra. "Keita'yı ilk kez izledim, beğendim". Of ki of. Keita'yı ilk kez izlediysen Fransa ligini izlemediğini varsayıyoruz. Ehh hadi kabul edilebilir bir durum diyelim. Şampiyonlar Ligi maçı izlemediğini anlıyoruz. Eh o akşam işin vardı onu da izlemedin. Dünya Kupası'nı da mı izlemedin be adam.

Gittiğin ve yerinde izlediğin Dünya Kupası'nda Fildişi Sahilleri diye bir ülke var hani. O takımın ilk 11'inde oynuyor. Bu işten para kazanan bir adamın, böyle bir lüksü yok. Tabii ki, 24 saati futbolla geçmeyecek ancak Keita'nın da kim olduğunu bileceksin. Hiç bilmiyorsan, bu adam hakkında yarın yorum yapacaksın, az biraz araştır bari. Ayda 30 bin dolar para alacaksın, bunları bilmeyeceksin. Burası Türkiye haklısın.

Sonra Fox'ta bir abla vardı. "Keita numaradan kendini atmış olabilir mi?" dedi. Ağzımı bozmamak için yoğun gayret sarf edeceğim ama "Senin insanlığına tüküreyim" demekten de kendimi alamıyorum. Evet numaradan attı ama iyi beceremediği için dili soluk borusuna kaçtı.

Gerçekten yaptıkları iş konusunda kara cahil konumunda, birkaç kelimeyi ezbere alıp aynı sözcüklerle benzer cümleler kuran bir güruh söz konusu. 34 hafta boyunca olumlu ve olumsuz cümleleri var. Ona göre konuşuyor adamlar. Bilgi, araştırma gibi olgular hak getire. Sonra "Arda, Messi'nin ayağı olamaz" türünden, deli saçması şeyler söyleniyor. Biz de oturup izliyoruz. Hemen savunmamı yapayım "malzeme topluyorum" yoksa katlanılacak türden değil.

Otoritenin dayanılmaz hafifliği!

Gaziantep-Galatasaray maçı, dakika 91 civarı, Arda oyundan çıkarken, biraz da zaman kazanmak için ağır ağır yürüyor. Bünyamin Gezer, "Oradan değil, buradan çıkacaksın" diyor ve Arda'nın önünde set gibi duruyor. Hatta direkt olarak fiziksel temas kuruyor, eliyle koluyla ittiriyor.

Hacım, sen hakemsin misin yoksa külhanbeyi mi? Zaten 90 dakika acayip bir surat ifadesiyle maç yönetiyorsun. Arada bir gülümser insan, hiç olmadı vücut dilinle rahatlatırsın oyuncuları. 22 adamı daha da gerecek bir surat ifadesi.

Yukarıda gördüğünüz fotoğraf da, Community Shield maçından. Sir Alex Ferguson, hakem Chris Foy'a, yedikleri golün başlangıcından kaybedilen topta Ballack'ın kırmızı kart görmesini anlatıyor sert bir ifadeyle. Hakem Foy değil de Bünyamin olsa maazallah Sir filan dinlemez basardı tokadı herhalde.

Türk toplumu ve İngiliz toplumu arasındaki fark bu olmalı. Ağızdaki düdükle Sultan Süleyman rolü oynuyor birileri. Ne kadar otorite manyağı bir toplummuşuz be birader! Okulda başlıyor, askerde devam ediyor ama bitmiyor, işyerinde, evde, hastanede. Her yerde garip bir otorite hastalığı var. "Aman bunlara göz açtırmayalım, yularlarını sıkalım. Başka şeylere mahal vermeyelim" anlayışı.

O yüzden bir toplumdan sinemada-edebiyatta-resimde-müzikte-heykelde-sporda başarılı insanlar çıkarken, diğer toplumda bu alanlarda çıkan başarılı insanlara "vurun abalıya" biçiminde yükleniyoruz.

Yıkın bentleri, özgür toplum istiyoruz....

Aston Villa-Tuncay evliliği çok yakında

Aston Villa ve Middlesbrough, Tuncay Şanlı'nın transferi konusunda 7 milyon sterline anlaşma sağladı.

Alman kulüpleri Stuttgart ve FC Köln'ün de takımda görmek istedikleri Tuncay için Villa elini çabuk tutmak istiyor.

Daha önce yaptıkları 5 milyon sterlinlik teklifin Boro tarafından reddedilmesi ve Alman kulüplerinin transfer girişimleri, Aston Villa'nın 7 milyon sterlinlik yeni bir teklif yapmasını sağladı.

Tuncay Şanlı'nın Premier Lig başlamadan Aston Villa formasını giymesi beklenirken, menajer Martin O'Neill, Portsmouth'un defans oyuncusu Sylvain Distin'i de transfer etmek istediğini söyledi.

TSL 1. hafta panaroması



1. HAFTANIN MAÇLARI

İstanbul B.Ş.B. 1 - 1 Beşiktaş
Diyarbakırspor 2 - 2 Ankaragücü
Antalyaspor 0 - 1 Ankaraspor
Sivasspor 1 - 2 Trabzonspor
Gaziantepspor 2 - 3 Galatasaray
Bursaspor 2 - 1 Kasımpaşa
Gençlerbirliği 0 - 0 Kayserispor
Manisaspor 0 - 0 Eskişehirspor
Denizlispor 0 - 2 Fenerbahçe

GOL KRALLIĞI
Ceyhun-Ankaragücü: 2
Güiza-Fenerbahçe: 2
Fink-Beşiktaş: 1
İ.Akın-İBB: 1
Selçuk-Trabzonspor: 1
Arda Turan-Galatasaray: 1

HAFTANIN GOLÜ

Julio Cesar-Gaziantepspor

HAFTANIN OLAYI

Denizli Atatürk Stadı'nda Denizlispor-Fenerbahçe karşılaşmasında, stat ışıkları sorunu nedeniyle maçın 40 dakika durması.

Diyarbakırspor-Ankaragücü maçında Ceşhun Eriş'in 2 frikik golü atması.

Bursaspor'un, ligin ilk haftasında kendi sahasında maç kazanan tek ekip olması.

HAFTANIN KARMASI

Petkovic-Ali Güneş-Murat Tosun-Ali Turan-Zapotocny-Mustafa Sarp-Alex-Ceyhun Eriş-Arda Turan-Güiza-İbrahim Akın

HAFTANIN FUTBOLCUSU

Arda Turan-Galatasaray

TSL'DE 2. HAFTANIN MAÇLARI

15 Ağustos C.tesi:
Trabzonspor-Diyarbakırspor 19.30
Ankaragücü-Manisaspor 21.00
Galatasaray-Denizlispor 21.45

16 Ağustos Pazar:
Ankaraspor-Gençlerbirliği 21.00
Eskişehirspor-Bursaspor 21.00
Kayserispor-Gaziantepspor 21.00
Kasımpaşa-İstanbul B.B 21.00
Fenerbahçe-Sivasspor 21.00

17 Ağustos P.tesi:
Beşiktaş-Antalyaspor 21.00

OGBMAYPAv
1 Fenerbahçe11002032
2 Galatasaray11003231
3 Trabzonspor11002131
4 Bursaspor11002131
5 Ankaraspor11001031
6 Ankaragücü10102210
7 Diyarbakırspor10102210
8 Beşiktaş10101110
9 İstanbul B.Ş.B.10101110
10 Gençlerbirliği10100010
11 Kayserispor10100010
12 Manisaspor10100010
13 Eskişehirspor10100010
14 Gaziantepspor1001230-1
15 Kasımpaşa1001120-1
16 Sivasspor1001120-1
17 Antalyaspor1001010-1
18 Denizlispor1001020-2