8 Ekim 2009

Ama, ama hepsine vuramam...

Bu ceza uygulanır mı?



CONCACAF Başkanı ve aynı zamanda da FIFA Başkan Yardımcısı Jack Warner ilginç bir öneri dile getirmiş; kendini bilerek yere atan futbolculara maç içinde 10 dakika oynamama cezası verilmesi.

Bir nevi emek hırsızı denebilecek bu hareketi alışkanlık haline getirmiş oyuncular için büyük caydırıcılığı olacağı kuşkusuz. Fakat bu kararı alacak hakemlerin niyetleri devreye girince iş karmaşıklaşıyor.

Sahada, kale çizgisinde topu kaleci gibi topu eliyle çıkartan oyuncuları görmeyen hakemlerin var olduğu dünyada futbolcunun kendisini yere atıp atmadığı nasıl tespit edilecek?

Her ne kadar Platini, teknolojiyi futbolun içine sokmamakta dirense de, bu iş artık masa hakemliğine gidiyor. Çok da uzak olmayan bir zamanda, saha kenarında monitör başındaki hakemleri görebileceğiz.

Çünkü herkes emeğinin çalınmasından rahatsız zaman zaman. ki, bu bir de şampiyonluk ve kümede kalma maçlarının olduğu dönemlerde daha da önem arzediyor.

İnsanın olduğu her yerde hata vardır, hata insana aittir savından hareketle, topun çizgiyi geçip geçmediğine yönelik teknolojiyi kesin desteklemekle birlikte, teknolojinin sahaya girmesinden yana değilim.

Bu oyunun güzelliği; he kadar kızsak da, öfkelensek de içinde barındırdığı hatarlarla ortaya çıkıyor.

Ada futbolunun zengin patronları

1) Lakshmi Mittal - 18.4 milyar sterlin - QPR



2) Sheikh Mansour bin Zayed Al Nayan - 17 milyar sterlin - Manchester City



3) Roman Abramovich - 7.8 milyar sterlin - Chelsea



4) Joe Lewis - 2.5 milyar sterlin - Tottenham Hotspur



5) Stanley Kroenke - 2.079 milyar sterlin - Arsenal



6) Denis O'Brien - 1.73 milyar sterlin - Celtic



7) Malcolm Glazer - 1.5 milyar sterlin - Manchester United



8) Lord Grantchester - 1.2 milyar sterlin - Everton

7 Ekim 2009

Günün pulu bu kez Ferguson'dan

Harikulade bir Arda tespiti

Yazı Mehmet Demirkol'a ait. Okumayan var mıdır bilmiyorum ama herkesin okumasında fayda var.

Arda klişe olmasın

Hikmet Abi formülü


Hikmet Çetin, bu ülkenin en saygıdeğer siyasetçilerinden biridir. Bugüne dek yaptığı görevler, siyasi çizgisinde olumsuzluklar görebilmek mümkün değil.

Çetin'in, Beşiktaş'taki muhalif kanattan gereken desteği alacağı ve başkanlık için yeterli sayıda oyu alacağından da kuşku yok.

Fakat ne var ki, Hikmet Çetin Beşiktaş Spor Kulübü'ne başkanlık yapabilecek yapıda değil. Daha doğrusu Türkiye'de bir futbol kulübüne başkanlık yapamaz. Ilımlı adamları sevmez, futbol ailesi. Kavgacı, her söylediği olay olan, despot ya da diktatör yapılı insanlar daha yeğdir.

Futbol çevreleri, böylesi mülayim insanları yerden yere vurmak için hep fırsat kollar. Tabii ki Hikmet Çetin'in bir ağırlığı söz konusu ancak "Seba gitsin Ahmet dursun" diyen tribünler dahil bir süre sonra Hikmet Çetin de, eline bavulunu alıp gider.

Çetin; kavgayı, mücadeleyi sevseydi CHP içinde yapardı bunu. O hep, bu tip karmaşalardan uzak, bürokrat çizgisini korudu.

Bir gerçek var ki, eğer Hikmet Çetin Beşiktaş başkanlığına seçilirse, futbol camiasında parmakla bile gösterilemeyecek sayıdaki saygın kişilerden biri olacaktır. Şahsen bu tip insanların varolmasını gönülden istiyorum.

Umuyorum, Hikmet Çetin başkalarına yapıldığı gibi yem edilmez ve kuyruğuna teneke bağlayıp gönderilmez, başkan seçildigi taktirde.

6 Ekim 2009

Günün fotoğrafı

Teslimiyete karşı başkaldırı


Taksim'e giden, orada bulunan, ülkenin şerefini, onurunu yem edenlere karşı çıkan herkese selam olsun.

5 Ekim 2009

Leş yiyiciler işbaşında


Akbabalar, çakallar, sırtlanlar işbaşında. Bekliyordu kafası çalışan her Galatasaraylı bunu. Önce B planları, Sparta Rotterdam ve "Barcelona'yı ben de şampiyon yaparım" şimdi "Burası Türkiye, İspanya'ya benzemez", "Zaten Milan'a gitmek istiyor" cümleleri.

Muhtemeldir ki, benzer savlarla saldırmaya devam edecek bu leş yiyiciler. Vücut bulabildikleri, yaşam alarları kaos olan bu tayfa için tek önemli şey "Ben demiştim" diyebilmek.

Kurdukları yüzlerce cümle içinden sadece birinin gerçekleşmesi bu sözü söylemeleri için yeterli. Çünkü onlar geçmişlerinde yaşadıkları teknik direktörlük, futbolculuk kariyerlerini unutmuş durumdalar ve herkesin de unuttuğunu sanıyorlar.

8-0'lık hezimetleri gülerek anlatan, boktan Doğu Avrupa ülkelerine karşı aldıkları beraberlikleri bile destansı anlatımlarla süsleyen leş yiyiciler, hedef kelimesinin anlamını bilmezler ve hedefleri olanları sevmezler.

Rijkaard'a, gerçekten de bu ülkenin Hollanda ya da İspanya gibi bir ülke olmadığını söylemek lazım. Çünkü burada, çakallar, sırtlanlar ve akbabalar sayısı oldukça fazla.

Günün pulu vol.31