4 Haziran 2010

Pek sevgili blog okuruna duyuru


Dünya Kupası başlamak üzere. İşin tartışması, maçı, şampiyonu, analizi, geyiği bir kenara hastası olduğum bir konuyu anlatmayı borç bildim.

Bu 'fantasy football' olayının hastasıyımdır. Uzun senelerden bu yana oynarım. Dedim ki, 2010 Dünya Kupası başlamış, FIFA'da şahane bir hadise yapmış neden hep birlikte toplanıp oynamıyoruz.

İsterseniz ortaya bir iddiada koyarız. Ne bileyim kim birinci olursa, tuttuğu takımın formasını alırız v.s. gibi.

Bir lig kurdum ismi "Kuzenler" Kodu da; 270684-64359. Bu da head-to-head lig kodu: 270684-93976

Bugün itibariyle takım kurabiliyorsunuz. Şahane bir hadise herkesi beklerim.

Ortaya iddia koyma hadisesini yorumlara göre belirleriz. Bekliyorum, haydin...

Unutmadan link budur: en.mcdonalds.fantasy.fifa.com/

Yeni sezona mı hazırlanıyorsunuz?


Lig bitti, Arda Turan-Sinem Kobal haberleri sanki bıçak yemiş gibi kesildi.

Hep diyorum ya; "Acaba ben mi kötü niyetliyim?" diye.

Yok, ben kötü niyetli değilim, bizim spor basınımız yavşak.

Ya da, bardağın iyi tarafından bakarsak; "Bütün sezon boyunca Arda'yı heder ettik, sinirlerini yıprattık, seyircisiyle karşı karşıya getirmeyi başardık. Yeni sezon için gücünü toplasın" diye 'insancıl' bir yaklaşım içindeler.

Zaten, bu kadar yalan haber yapıp, nasıl rahat rahat maaş alıyorlar merak içindeyim. İnanmadıkları haberlerin altına imza atanlar, emirle haber yapanlar, iç huzuru nasıl buluyor acaba?

Ayıp lan!


Genelde girmem, şeytan dürttü tık'ladım. Yaşlı, sakat dediğin ve göndermek istediğin adam için 'oyuncumuz' demek pişkinlik olmuş.

Daha fazla yorum yapmayacağım.

3 Haziran 2010

Fundamentalistlerin canı cehenneme










Bu fotoğrafların çekildiği ülke "Müslüman'ın soykırım yapmadığı" yer olan Sudan'dan. Tamamı yeni fotoğraflardan oluşuyor. Yani öyle 3-5 yıllık değil.

Nüfusunun yüzde 95'i Müslüman. Lideri Ömer El Beşir, faşist cunta liderlerinden biri. Hayatı 'darbe'lerle geçmiş nev-i şahsına münhasır bir kişi. Son 30 yılda yapılmış 3 darbede de imzası var.

Cinayet, toplu infaz, işkence, tecavüz ve zorla uzaklaştırma, kasten masum sivillere yönelik saldırı emri vermek ve yağma yapmak gibi pek çok eylemin emredicisi ve uygulayıcısı.

Konunun nereye geleceğini az-çok tahmin edeceksiniz. O yüzden iyisi mi şimdiden okumayı kesin.

Mavi Marmara ve devamında yaşananlar içinde gariplikler taşıyor. Geminin satılması, bayrağının değiştirilmesi, yeni gemi alarak Gazze'ye ikinci bir sefer düzenlenmesi v.s. v.s.

Vakfın işlevi nedir, bugüne kadar olan yardımları kimlere, yöneticileri kimlerdir, kuruluş amacı nedir; bunların hepsi tartışılacak şeyler. İsteyen tartışmasın ama ben tartışmaya açık olduğunu düşünüyorum.

Mesela bu vakıf, neden Sudan'a gitmez? Neden Müslüman olmayanlara karşı uygulanan ambargoya karşı koymaz? Neden İHH, Sudan'a bir gemi göndermez? İHH neden, Ömer El Beşir'in Sudan'da yüzde 5 nüfusa sahip Hıristiyanlara ve yerel direnişçi kabilelere uygulanan asimilasyon politikalarına karşı koymaz?

Koymaz? Neden? Çünkü "Müslüman soykırım yapmaz" değil mi? Müslüman yapsa yapsa 'cihad' adı altında adam öldürüp cinayet işler değil mi? Müslüman adam öldürdüğü zaman bunun adı 'cihad'dır. Müslüman karıncayı bile incitmez değil mi?

Şunun adını bir koyalım önce. İHH'nin, onlar gibi düşünenlerin, destekçilerinin; ezilmişler, soykırıma uğrayan ama Müslüman olmayanlarla işi gücü yok.

Salt dini kimliği nedeniyle birilerine yardım eden, sadece Müslüman olduğu için yardım eli uzatan kimseye saygı duymamı beklenmesin benden.

Ne yani, biz yardımı; dini, dili, ırkı, cinsiyeti ayırt ederek mi yapacağız? Yardım mı oluyor bu? Ya da nasıl bir yardım anlayışıdır bu?

Kimse kusura bakmasın; ama bu zihniyette kim var kim yoksa siktirsin gitsin!

İki günden bu yana bir şehit edebiyatı almış başına gidiyor. Kim veriyor bu payeyi? Tanrı adına kendilerini mi ödüllendiriyor bu insanlar, yoksa bu görev vahiy mi edilmişti daha önce kendilerine?

Bu ülkede bok yedirilen, babasının götünden çıkartılıp oğlunun ağzına sokulan copa ses çıkartmayanlar, anne olma hakları işkencehanelerde alınmış kadınlara gözyaşı dökmeyenler, Gazze için ağlayacak, yardım gemileri gönderecek. Hadi yaaa...

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Cihan Alptekin, FKÖ'ye (Filistin Halk Kurtuluş Örgütü) katıldığında 'terörist' yaftasını yapıştıran bu zihniyet değil mi? İdamlarında tabureye tekme atmak isteyenler, o günün Müslümanları değil mi? Konjonktür değişince mi birdenbire demokrat kesildi herkes?

Hakikaten siktirip gidin!

Bugün bu ülke topraklarında ölen Kürt'e-Türk'e, Sudan'daki direnişçiye, Filistin'de abluka altındaki insanlara, faşistlerin, oligarşik elitlerin hepsine ses çıkartabiliyor musun? Çıkartamıyorsun değil mi? İşte o yüzden siktirip gidin.

Herkes ortadaki rantın peşinde. İnsanlık, yardım kimsenin umrunda değil. Birileri dünya coğrafyasında radikal dincilik pompalıyor. Musevi, Hıristiyan ya da Müslüman fark etmiyor. Herkes kendine payendeler arıyor.

Siktiğimin dünyasında Çeçenistan veya Filistin'den başka ezilen halk mı yok? İstanbul'un göbeğinde ezilen, itilen, binlerce insanı bir çırpıda görebilecekken, nedir bu dini hassasiyet.

İsteyen istediğine yardım etsin ama bunu mazlum edebiyatına çevirmekten vazgeçsin. Bu dünyada sadece Müslümanlar yok.

Turkcell Süper Lig'in en nefret edilesi 11'i


Hepimiz az-çok birilerinden hazzetmiyoruz. Kimi futbolcuyu izlerken, ağzımıza geleni söylüyoruz; kimisini de ne yapsa seviyoruz (Bkz. Harry Kewell).

Haliyle benim de nefret ettiğim futbolcu sayısı küçümsenmeyecek kadar. Şimdi listeyi görünce, sakın "Önyargılısın hacı" demeyin ama.

Genel bir kişilik testi yapmış değilim hiçbirine ama sahada futbol oynarken görmekten rahatsızlık duyduğum adamları şöyle bir düşündüm ve "Hadi lan yaz" dedim.

Okuyan insan evlatları listeye katkıda bulunmak için isim yazarsa sevinirim. "Benimkiler de bu adamlar" minvalinden.

Ya futbolsuzluk ne kötü bu arada, yazdığım şeye bak. Kendime engel olamamakla beraber, kendimden soğumaya da başlıyorum an be an.

Her neyse, bu benim 'favori 11'im.

1- Volkan Demirel: Bloğu devamlı takip edenler iki favorimden biri olduğunu tahmin edecektir. Ezelden beri sevmediğim bu şahıs, Ali Sami Yen'de götünde top durdurarak, bu hislerimin tavana vurmasına neden olmuştur.
At yarışında vardır ya, favori, sürpriz, plase. Hah işte, Volkan'ın sürprizi Ömer Çatkıç'tır. Plase için kasmayacağım ama kasarsam Leo Franco ismi ortaya çıkar.

2- Yalçın Ayhan: Kendisi futbolcudan daha çok, kasap nitelikleri taşımakla birlikte, eskilerden kalma bir stoper tiplemesidir. Saha içindeki tüm rakiplerine karşı hareketleri ile nefretimin oluşmasına sebep olan bu eleman, Kewell'a yaptığı hareketle bu listeye girmeye hak kazanmıştır.

3- Bilica: Ne yalan söyleyeyim ilk anda aklımda yoktu ama Beşiktaş maçındaki kunduzvari hareketi ile birdenbire listeye girdi. Hoş, o hareketle sadece benim değil Fenerbahçelisi'nden Eskişehirlisi'ne kadar herkesin nefretini kazanmıştır.

4- Elyasa Süme: Bak aslında bu çocuğa o kadar büyük bir nefretim yok ama saçıyla uğraştığı enerjiyi futboluna harcasa bir şey olacak o yüzden kendisine sinirliyim. Yani bir nefret durumu yok.

Bir de listeye Lugano'yu yazmamak için kendisini ekledim. Evet Lugano'ya sevmiyorum fakat listede Fenerbahçeli sayısı artacak ve Fenerbahçe düşmanı sıfatını kazanmamak için Elyasa'yı kurban ettim. O saçlarla da olmaz, eklemeden geçemeyeceğim.

5- Emre Belözoğlu: Listenin olmazsa olmaz iki isminden biridir kendisi. Bu nefretim konusunda da yalnız değilim. Muhtemelen kendisi dönem dönem Türkiye'de tüm taraftarlardan küfür yemiştir bu nefret karşılığında.

Kendisini gördüğüm anda, bir şey yapsın ya da yapmasın sinkafı çekiyorum. Çünkü nasılsa o küfürü hak edecek bir şey yapacaktır. Yanılmıyorum, yapıyor da. O yüzden listenin en nadine gülüdür kendisi.

6- Hürriyet Güçer: Ankaraspor'un lige çıktığı günden beri sevmiyorum bu herifi. Futbolcu değil çünkü, bildiği ve uyguladığı tek şey rakibe tekme atmak.

Önden, arkadan, yandan, aşile, dize. Onun için fark etmiyor. Altyapıda buna ne öğrettiler bilmiyorum ama genel anlamda insanlıktan nasibini almadığı muhakkak.

7- Murat Erdoğan: Genelde kel adamı severim nedense ama Murat Erdoğan sevmediğim ender kellerden biridir. Buna kıllığımın nedeni iki yıl önce söylediği bir sözden ötürüdür. Artık ağzıyla kuş tutsa kurtulamaz. Saha içinde takındığı tavırdan da hoşnut değilim zaten.

8- Barış Özbek: İlk geldiği sene sempatimi kazanırmış gibi olsa da, gereksiz yere sürekli kendisini atmasıyla bu listede yer almayı sonuna kadar hak etti.

Hadi itiraf edeyim, listede bir de Galatasaraylı bulunmalıydı. Ama cidden, kendisini sanki çifte ile vurulmuş gibi yere atan bu çocuğu sevemedim, sevemeyeceğim. Bir de, hamle yapmayı bilmeyen adamdan futbolcu olmasın mümkünse.

9- Engin Baytar: Gençlerbirliği döneminden bu yana izlerim kendisini. Bu kadar yetenekli olup da, kendisine bu kadar ihanet eden bir adam daha yoktur.

Futbolculuk yetilerine kimsenin söyleyebilecek bir şeyi yok (olabilir aslında niye olmasın ki) ama sahada her önüne gelenle didişmesi, bolca küfür etmesiyle, ileriye yönelik orta saha kontenjanında listede kendine yer buldu. Tebrikler Engin!

10- Mert Nobre: Eski gözağrımdır kendisi. Aslında birkaç yıldan bu yana eskisi gibi değil ama beynimde yer etmiş işte.

Her havaya zıpladığında alamadığı top için hakeme ağlayan, rakibi çekiştirip kendini yere bırakan Nobre, listemin banko forvetidir. Zaman zaman partneri değişebilir ama kendisinin yeri garanti.

11- Semih Şentürk: Semih'e olan antipatim tamamen gol sevincinden ötürüdür. Ne zaman o mal sevinci bir kenara bırakır, o zaman listeden çıkar. Tabii, bu liste onun umrunda mı? O da ayrı mesele.

Evet bir sezon daha geride kalırken, bu denli salak bir liste yapmayı kendime borç bildim. Listenin teknik direktörü ve başkanı olmazsa olmaz. O sebepten yorumsuz yazıyorum.

Teknik Direktör: Bülent Uygun
Başkan: Yavru Gökçek ve Aziz Yıldırım
Mansiyon: Galatasaray Sağlık Kurulu

Mutlu yıllar usta



ÇEKİLMEZ BİR ADAM

Çekilmez bir adam oldum yine
Uykusuz, aksi, lanet
Bir bakıyorsun ki ana avrat söver gibi
Azgın bir hayvan döver gibi
O gün çalışıyorum
Sonra bir de bakıyorsun ki
Ağzımda sönük bir cigara gibi tembel bir türkü
Sabahtan akşama kadar sırt üstü yatıyorum ertesi gün
Ve beni çileden çıkarıyor büsbütün
Kendime karşı duyduğum nefret ve merhamet
Çekilmez bir adam oldum yine
Uykusuz, aksi, lanet
Yine her seferki gibi haksızım
Sebep yok olması da imkansız
Bu yaptığım iş ayıp rezalet
Fakat elimde değil
Seni kıskanıyorum.

Nâzım Hikmet

Adriano'nun başı fena halde dertte


Olayların adamı Adriano'ya Brezilya'da çok ciddi bir suçlamayla karşı karşıya.

Rio eyaleti savcıları, Adriano'nun geçtiğimiz sene bir 3 polisin öldüğü helikopterin düşürülmesinden sorumlu tutulan, uyuşturucu kaçakçılığı yapan çete liderine yüklü miktarda para aktardığına dair "güçlü kanıtlar" bulunduğunu açıkladı.

Rio eyaleti savcılarının açıklamasında, Adriano’nun sorgulandığı ve hakimlerden futbolcunun banka hesaplarının ve telefon kayıtlarının incelenmesi için izin istendiği belirtildi.

Açıklamada, Adriano’nun şüpheli görüldüğü ve uyuşturucu kaçakçısı Fabiano Atanasio da Silva’ya 27 bin Euro gönderdiğine dair güçlü kanıtlar bulunduğu kaydedildi.

Hakkında henüz dava açılmayan Adriano, ifadesinde yanlış bir şey yapmadığını söyledi ve basına açıklamada yapmadı.

Hasta, yaşlı, sakat vol.3


Harry Kewell'a yaşlı diyenler acaba, bu adamın Hagi'nin Türkiye'ye geldiği yaşta olduğunun farkında mı?

Şu Dünya Kupası, bir an önce gelip çatsın, Kewell özlemi bitsin..

1 Haziran 2010

10 mu? Yetmez serbest bırakın (!)


Dur hele işim var, bitsin saydıracağım. 10 yabancı kararı çıkartıldı, vatana millete hayırlı uğurlu olsun. İşim bitsin geliyorum... Ahan da geldim şimdi.

VE YAZI BAŞLAR...

Türkiye Futbol Federasyonu, Turkcell Süper Lig'de yer alan takımların 10 yabancı ile sözleşme imzalamasına hükmetti.

Yeni karara göre; sözleşme yapılan 10 yabancı futbolcunun 8'i maç kadrosunda bulunurken, bunların 6'sı takımı adına sahada yer alabilecek. 2 yabancı oyuncu da kulübede bulunabilecek.

Bu karara kim ya da kimler destek verdiyse, başına taş yağar umarım. Şimdi kimileri çıkıp "Türk piyasası yüzünden alınıyor bu karar. Mehmet Topuzlar, Sercanlar bu kararla o fiyat etmeyecek" diye savunmaya geçecek.

Evet, kısmen haklı ama sadece kısmen. Çünkü bu ülkede ahmak yöneticiler olduğu sürece, sidik yarışı hiç hız kesmeden devam ettiği müddetçe Mehmet Topuz 8.5 milyon Euro edecek.

Biri çıkıp, bana desin ki; "Türkiye'de 6 yabancı kontenjanını X takım çok iyi kullandı." Kim söyleyebilir bunu? Hangi takım bugüne kadar mantıklı seçimler yaptı ki bu ülkede? Kim seçimlerinde büyük bir yüzdeyi yakaladı? Tabii ki, hiçbir takım. Al sana Galatasaray. Elano, Keita, Dos Santos, Leo Franco, Jo.... Yarım sezon boyunca Dos Santos'un yerine Emre Çolak oynasa en az Meksikalı kadar fayda sağlardı. Hatta bence daha fazlasını da yapardı.

Bu kararı kimin istediğini Türkiye'de herkes biliyor. Aziz Yıldırım yaklaşık 10 yıldan bu yana, sayıyı artırdı. Çünkü sanıyor ki, devşirdiği adamlarla başarı sağlayacak. Kendine güveni olmadığı için kendi insanına da güveni yok.

Herif, Türk futbolunu istediği gibi yönlendiriyor. Paşanın keyfi ne isterse o oluyor.

Bu ülkede Aziz Yıldırım, Yıldırım Demirören, Adnan Polat, Ali İpek gibi başkanlar olduğu sürece Mehmet Topuz'a 8.5 milyon Euro verilir, hatta daha fazlasını bile verirlir.

Anadolu takımlarına çıkıp bir bakın, çöplük gibi.

Elbette ki, iyi futbolcunun yerlisi, yabancısı olmaz. Ama parmak hesabı yapıp, sayı artırmakla bu ülkedeki futbola kimse bir şey kazandıramaz. Çünkü bu ülkeye Ribery bir kez gelir, Hagi bir kez gelir, Alex bir kez gelir, Ferdinand bir kez gelir.

Öyle yaptığın her transferde Kona'yı, Moshoeu'yi bulamıyorsun. Attın zarı, 6*6 geldi. Senelerdir zar sallıyorsun ancak bir kez atıyorsun 6*6.

Yabancı futbolcuya değil karşıtlığım. İsterse serbest olsun sorun değil. Ama ülkede var olan futbol mantığıyla devam edildiği sürece yabancı sayısının 10'a yükseltilmesi kimseye bir fayda getirmez. Kendi aptallıklarını, böylesi kararlar alarak örtmeye çalışmak ise daha büyük aptallıktır.

Karar herkese hayırlı uğurlu olsun. Türkiye Futbol Federasyonu da, işi matematiğe dökmesin boşuna. 6+2+2 gibi saçmalıklarla uğraşmasın, doğrudan yabancı sayısını serbest bıraksın.

Bu ülkede Hagi, Popescu, Taffarel ve Capone'yle UEFA Kupası kazanan bir takım var. Sayının önemi zerre kadar yok, önemli olan o sayı içindeki futbolcuların karakterleri, yetenekleri ve nitelikleridir.

Haaa, ama sen diyorsan ki, ben takımımı tamamen yabancılardan oluşturacağım. Onu da paşa gönlün bilir.

Ayrıca bu kadar komik bir karar olabilir mi? 6+2+2 nedir yahu? Cidden birisi beni aydınlatsın bu konuda. Madem yapacaksın adam gibi 6+4 yap. 2 kişinin tribünde oturmasının mantığını, neyle açıklayacaklar ciddi anlamda merak ediyorum.

Yok aslında onun yerine 6+3+2+1 yapsınlar. 6'sı sahada, 3'ü yedek kulübesinde, 2'si tribünde, 1'i de kulübe arkasında gaz versin arkadaşlarına. Ya da olmadı 6+2+2+2 yapsınlar. 6'sı sahada, 2'si yedekte, 2'si tribünde son ikisi de evde sevişsinler birlikte.

Cidden çıldırılmayacak gibi değil. Bu ülkenin karar alıcıları ne kadar aptal insanlardan oluşuyor.

Bu arada Yıldırım Demirören, kararı kutlamaya başlamıştır muhtemelen Schildenfeld, Tabata ve Zapo'yla birlikte.

31 Mayıs 2010

Hasta, yaşlı, sakat vol.2


Avustralya Milli Takımı Teknik Direktörü Pim Verbeek: Yarın zorlu bir antrenmanı var. Perşembe günü de bizimle antrenmanlara başlamasını umuyoruz. Kewell, planladığımız gibi formuna kavuştu.

Yapacağımız ilk maça gayet hazır görünüyor.