14 Temmuz 2011

10 dakika gözümü kapattım


Şikeydi, yemin kriziydi, cinayetti, tecavüzdü derken sıcaklar da bastırınca fena bunaldım. Dün eve giderken gözlerimi kapattım şöyle bir fotoğraf çıktı ortaya...

Bir balıkçı kasabasındayım, sabah'ın 5'inde uyanmışım. Kahvemi elime almışım, bahçede bir sigara içiyorum, kendime gelmek için. Yanımda alet çantasından bozma, olta takımlarının bulunduğu bir çanta. Domates ekmişiz öyle çok değil ama yetecek kadar, biraz patlıcan, maydanoz, o kadar işte.

Eve bakıyorum, boya gerekiyor inceden, bir yıl götürür diye geçiriyorum içimden. Denizi görüyorum; 500 metre, bilemedin 700 metre. 'Aslan' kulübesinden çıkıp geliyor yanıma, kafasını sevdiriyor. Kocaman bir kangal, Aslan gibi bir şey. "Hadi öğleden sonra görüşürüz" deyip, öpüyorum ıslak burnundan. Tam ayağa kalkıyorum, kapıdan ufak kızım sesleniyor "Baba nereye? Beni de balığa götür" diye sesleniyor, gözlerini ovuşturarak.
"Gideriz kızım, gideriz ama akşam misafirler gelecek bugün iş çok. Onlar gitsin ablanla, anneni de alıp birlikte gideriz."

Geçiştirmek için söylemiyorum. Sarılıyor bana, gözlerinden uyku akıyor. Gözlerinden öpüyorum, kokusunu içime çekiyorum. Sanki dünyanın tüm çiçeklerinden derlenmiş, harikulade bir parfüm gibi. Ama parfüm gibi yapay bir koku değil. "Hadi kızım sen yat. Sonra da annene yardım et" diyerek, kalkıyorum ayağa, belimden sıkı sıkı sarılıyor, "Seni çok seviyorum babacım" diyor. "Ben de kızım, ben de."

Sahile doğru yürüyorum, güneş kızıl kızıl ortalığı velveleye vermeye hazırlanıyor. Denizin üstünde sanki bir örtü var gibi sakin, dingin, kıpırtısız. Sahile vardığımda benim ufak sandalı görüyorum ilkin. Tertemiz ve bembeyaz, arkasında kıpkırmızı 'Devrim' yazıyor. "Yapabildiğiniz tek devrim ancak bu sandal olur" diye dalga geçen ahaliyle takıştığımız aklıma geliyor. 'Pat pat pat' sesleriyle sahilden uzaklaşıyorum.

Çelik balık ağında akya ve çipuralarla dönüyorum eve. Üstüm başım leş gibi balık kokuyor, dünyanın en güzel üç kadını, o kokuya aldırış etmeden sarılıyor. Büyük kızım Doğa, "Baba kusura bakma, bok gibi balık kokuyorsun" diye, ilk geri çekilen oluyor. Balıklardan birini alıp, saçlarına sürtüyorum. "Al sen de bok gibi oldun"...

İstanbul'dan çocuklar gelecek akşam. Bahçede upuzun masa hazırlıyoruz. Salata malzemelerini, hemencecik orada ellerimle toplayıp, çeşmede suya tutuyorum. Domatesin kokusuna dayanamadan ısırıyorum, tuza banıp.

Mangalın başına geçip, çipuraları ızgara yapıyorum, içeride akyalar kızarıyor yağda. Ulan nasıl güzel bir kokudur o.

Masada 4 büyük var, 14 tabak, çatal bıçaklar jilet gibi. Salatalar çeşit çeşit, hanım ben balıktayken boş durmamış, kalamar, midye kızartmış, yanında minik tabaklarda soslar da var. Haydari, enginar, biber kızartması, şakşuka, lakerda, deniz börülcesi, humus, süzme yoğurt.

Benim ufaklık Defne soruyor, "Babacım kimler geliyor bize?" Daha ben yanıtlamadan atlıyor Doğa, "Babamın arkadaşları. Yazıyor ya baba bir yerde, oradan arkadaşları" Sizsiniz lan işte, koyun kendinizi oraya...

Sokaktan sesler geliyor, tahta kapı açılıyor. Sarılıyoruz birbirimize, hasret gideriyoruz, uzun uzun. Elde poşetler, rakılar, şaraplar, İstanbul hatıraları. 5-6 yıl olmuş İstanbul'dan ayrılıp, buraya geleli. Kışları belki bir belki 2 kez geliyoruz.

Masada Fenerbahçeli, Beşiktaşlı, Galatasaraylı, Trabzonsporlu arkadaşlar var. Bazılarının yanlarında eşi, bazılarının kız arkadaşları var. Bir iki taneniz çoluk çocuğa karışmışsınız. Çocuklar, bahçenin diğer tarafından kurulu masada köfte yiyor.

Kimsenin uyumaya niyeti yok, sohbetin dibini buluyoruz. Mangaldaki kömürü canlandırıp, kahve yapıyoruz, kimileri rakıdan vazgeçmiyor. Müzeyyen Senar'dan "Sevmekten kim usanır" çalıyor. Çakırkeyf olmuşuz, eşlik ediyoruz.

10 dakika gözlerimi kapattım, şunları gördüm. Hayali bile güzel a.k.

Çok şey mi istiyorum lan? Bu arada, çok net söylüyorum, gelmeyenin ağzına sıçarım.

22 yorum:

Ata İsmet Özçelik dedi ki...

İlk misafirin ben olurum herhalde :) Hepimizde böyle bir gelecek hayali var da hayal olarak kalacak gibi..

ozdmroz dedi ki...

Hayatta istediğim en çok şeydir, bir kız çocuğu babası olmak :)

öyle bir kızım olsun sarılsın boynuma bırakmasın hiç :). hoş zamanı gelince gidecek ama olsun.

il capitano dedi ki...

abi hepimizin böyle hayalleri var senden önce ben gerçekleştirirsem ben de beklerim hepinizi :) çok güzel olmuş abi,o masayı hayal etmesi bile güzel.gerçi muhtemelen yine kavga ederiz fenerliyle galatasaraylıyı aynı yere koyup kavga etmemelerini sağlamak pek mümkün değil ama orda kavganın da tadı bambaşka olur ;)

fazıl dedi ki...

Seni tebrik ederim kardeşim ..Eline beynine sağlık

hayatvefutbol dedi ki...

ozan abi bende gelebilir miyim =) tanışmak ve sohbet etmek istediğim güzel insanlardansınız :) bir gün ziyaret edeceğim çalıştığınız yeri ama nerede çalıştığınızı bilmiyorum ...

Adsız dedi ki...

:) gelmeyen ne olsun, sen raki/rokayi masada bol tut yeter ki!

Bu arada baligi, colugu, cocugu simdilik erteleyip raki/rokayi bir aralar gerceklestirsek mi gercekten?

Selamlar,
Selim

Barakuda dedi ki...

çok güzel olmuş.. duygulandım.. küçük kız detayı hele, çarptı.. şu kadar basit hayallerle yetinmeyip de kendisini ısrarla kirleten, daha fazlasını isteyen, şerefsizleşen kim varsa beynini sikeyim ayrıca..

Burak Eren dedi ki...

Bu ortamı ancak Karadeniz'de yakalarsın abi. Sinop ile Giresun arasında bir yerde :)

Jordi Metal dedi ki...

çocuklu olarak beni hayal ettin sanırım :D

chao grey dedi ki...

"babacım"ı görünce behzat'ın kızının "babacık"ı geldi hemen aklıma. ne zaman onu söylese gözlerim doluyor.

Adsız dedi ki...

sen daha burada masallar anlat

13 şehidimiz var

7 yaralı 2 si ağır

vatan hainlerine kalmayacak inşallah bu memleket.

koala dedi ki...

@ Adsız; lan itoğlu it, ben bunu yazdığımda olay daha olmamıştı, basına düşmemişti. masalını siktiğimin götvereni. sen ne yapıyorsun yas mı tutuyorsun bilmediğin bir olay hakkında.

Sali dedi ki...

bursasporlu arkadaşlara masada yer yok herhalde!..

koala dedi ki...

@ Sali; o masada herkese yer var olur mu öyle şey

fabrizio dedi ki...

bu memlekette hayal kurmak da kabahat! bu @adsız gibi adamları muhtemelen dedeleri, babaları veya amcaları küçükkenn taciz etmiş olmalı ki adamların dünü de bugünü de yarını da mutsuzluk üzerine kurulu... Sorsan ülkenin bir ucunda hangi il diğer ucunda hangi il var diye mal mal yüzüne bakar. SOrsan milliyetçidir; ama millieyetçiliğin ideolojisini bilmez. Tam bir Türkiye fotoğrafı aslında...

neyse... bizi de götürdün ozan abi o kasabaya... Hayal senindi bir anda kendimi gördüm karede. 0 10 dakika içindeki mutluluğa eminim çok adamı da ortak ettin; bir figüranken üstelik! "Sizsiniz lan işte, koyun kendinizi oraya" demişsin ya; söyleyeyim o 'ulan'lardan birini alındım üzerime...

Sali dedi ki...

sağolasın... tatlı niyetine, balıkların üzerine gider mi bilemem, kestane şekeri getirdim... sevgiler...

Adsız dedi ki...

Gelmiş kadar olduk. Eline sağlık.

Adsız dedi ki...

sis pek aile babasi olacak birine benzemiyorsunuz ama umarim hayaliniz gerceklesir.

ps: hemen kizmayin. baba olursunuz muthemelen harika cocuklar yetistirirsiniz mesele o degil. yazdiklarinizdan anladigim kadariyla sizin bir ev hayatiniz olmazmis gibi geliyor. yani dusunemiyorum koala: evde, koala: esini ariyor "bisey lazim mi gelirken getireyim" diyor. koala mutfakta salata yapiyor, koala, cocuklarina sesleniyor. neyse sizi daha fazla sinirlendirmeden freudien aciklamalarimi noktaliyayim. (yorumumu yayinlamazsanizda olur: umarim okurken sizi gulumsetmistir)

dt.ibo dedi ki...

gelmezsem adımı ibneye çıkart ;)

koala dedi ki...

@ Adsız; üzüldüm şu değerlendirmeye

Adsız dedi ki...

pardon ama sizi uzmek en son isteyecegim sey olur: anca siz bir eylem adamina benziyorsunuz ve bu tarz adamlarinda evle herhangi bir ilgileri yoktur. pek tabii ki bunlar benim oznel degerlendirmelerim sonucta sizi tanimiyorum ve sadece yazdiklarinizdan kafamda olusan imaj boyle: affedersiniz. ama yarica eylem adami olmak kotu bisey degil hatta ve hatta bence aile babasi olmaktan daha iyi. sizin bir aile hayatiniz olsa bu tarz ozgun yazilar yazacaginizi sanmiyorum ve muhtemelen bu blogunuz bile olmayacak.

koala dedi ki...

@ Adsız; bir yorum yapmayacağım. ama şu kadarını söyleyebilirim, bu yazılar aile hayatında oluyor, olur, olacak.