
Sevgili Ozan Abi, 18 yaşındayım. Ozan Abi dememe kızmazsın inşallah. Seni 1 yıldır okuyorum. Diyarbakır'da oturuyoruz biz. Benim dışımda 3 kız kardeşim, bir ablam, 2 tane abim var. Babam belediyede işçi olarak çalışıyor. Annem evhanımı.
Bir tane odamız var evde. Yatak odasısında annem babam ve 3 küçük kız kardeşim kalıyor. Salon gibi olan odada bir abim, ablam bir de ben kalıyorum.
Diyarbakır'a geldin mi bilmiyorum. Güzeldir bizim buralar, hakkaten çok güzel bir yer. İşte sen de biliyorsun yaşadığımız sıkıntıları.
Bizim evde internet yok. İnternet kafede arkadaşlarla oyun oynamaya gideriz. Bir gün, yine oyun oynuyorduk biz, yan masamda oturan biri senin bloğa bakıyordu. Ordaki resmi görünce, merak ettim baktım. Yan masada oturan abiden neyi okuduğunu sordum, karışık bir isim söyledi. Yabancı isimleri öyle iyi bilmiyorum, gittim kağıt aldım ona yazdım. Okudum yazıyı, bizim bölgeden bir üniversite öğrencisi inşaatta çalışırken düşüp ölmüş.
Sonra ben ne zaman internet kafeye gitsem, mutlaka baktım yazdığım kağıttan adresini yazıp. Artık her gün mutlaka bir kez giriyordum. İnternet kafeci Reşit Abi, para almadı benden. Bana böyle oyun için değil de, okumak için girersem para almayacağını söyledi.
Ben senden bir sürü şey öğrendim abi. Hiç tanımadığım, görmediğim bir abim varmış gibi geliyor artık. Bazı olaylar olunca Ozan Abi ne yazacak diye düşünüyorum. Bizim bölgenin insanısın sandım ama bir mail atıp konuştuk ya, hatta inanmadım sana. Kürt olmayıp sanki bizim yaşadıklarımızı yaşıyormuş gibi olmanı çok sevdim abi.
Yazmıyorum demişsin ya abi, valla çok üzüldüm. Sinirden mahalleden bir arkadaşımla kavga ettim. Sonra "Ozan Abi duysa kızardı" dedim kendi kendime barıştık arkadaşla.
Senin için çok güzel, temiz, insan gibisin sen. Hani küfediyorsun ya bir sürü şeye, yemin ediyorum ben de küfrediyorum onlara. Belki bazıları sevmiyor ama inan seviyorum ben. Niye biliyor musun, sen haksıza, zalime, şerefsize küfrediyorsun. Benim anam bile onlara küfrediyor.
Yaz be Ozan Abi. Ben abim yerine koydum seni. Sen yazacaksın, ben öğreneceğim. Sırf ben değil, bir sürü kişi vardır böyle. İstemeyen okusun, ne olacak. Kimse istemese ben istiyorum. Artık kavga etmiyorum, sürserilik yapmıyorum, vaktimi öyle boş boş değerlendirmemeye çalışıyorum. Yemin ederim senin sayende. Namus üstüne, yalanım yok.
Galatasaraylıyım abi. Öyle spor yazısı yazdığında da seviyorum seni. Abi sen ağzına geleni söylüyorsun, doğru bildiğini. O yüzden seviyorum seni. Okuyan çok olsun, herkes öğrensin daha güzel işte. Esas az okuyan olunca üzül.
Bu yazıyı okuduktan sonra da, eğer yazmazsan güzel canın sağolsun senin. Ben yine seni severim. Buralara gelirsen mailim sende var. Ara abi telefonla, misafirim ol, gezeriz, konuşuruz. Hem babama anlattım seni, o da seviyor seni. Tanrı misafirimiz ol abi.
Ozan Abi, bırakma be abi.
İsmet
Şunu okudum, biri karşıma çıkıp ağzına geleni söylese umrumda olmazdı. Vay amına koyayım böyle işin. Ne boktan şey lan bu. Bir insanın hayatında böyle yer etmek, hayatına işlemek nasıl bir sorumluluk böyle?
Uzun süredir ağlayamamıştım. Daha birkaç satır okuyunca koyverdim. İsteyen istediğini söylesin, şöyle bir şeye yanıt vermemek mümkün değildi.
İsmet, eşeklik ettim, mailde yazmayı unuttum. Ben gelemezsem, sen atla gel İstanbul'a.
