tolunay kafkas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tolunay kafkas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Aralık 2009

Herkese günaydın beyler!

Biraz önce bloglara bakındım. Herkes Kayserispor'u yazmış. İşte tam da bu yüzden Türk futbolu adam olmaz, tıpkı medyadan farklı olduğunu savunun blog yazarları yüzünden.

Haftalardır bu ligin en iyi futbol oynayan takımlarından biri. Gol yemiyorlar, hiçbir oyuncuya gebe kalmadan sistem içinde oynuyorlar. Geçtiğimiz yılların Sivasspor örneğinden çok farklılar yani.

Tolunay Kafkas bu ligin en düzgün insanlarından biri, hocalık vasıfları dışında. Oynattığı futbol bana Kalli'nin ilk Galatasaray dönemini anımsatıyor. Takıma baktığımızda hangi oyuncu Fenerbahçe'de, Galatasaray'da ya da Beşiktaş'ta ilk 11 oynar, söylemekte güçlük çekersiniz -muhtemelen tek isim Makukula olur-.

Söylediğim gibi, Türkiye'de futbol ortamı, "Ben farklıyım" diyen adamların bile farksızlığı ve renksizliği yüzünden bir adım ilerlemez. Bir şeyi görebilmek için gözünüzün tam içine sokulmasına gerek yok. Bazen o kendisini çok önceden belli eder.

Tabii ki, kimsenin ne yazdığını sorgulamak değil niyetim ancak Kayserispor daha liderliğe yükseldiği anda Arşimet'in "Evreka! Evreka!" dediği gibi bir anda harekete geçmek ve alttan alta "Ulan şu basında benim gibi yazan bir tane adam yok" düşüncesini birtakım spektaküler kelimelerle dile getirmek gerçekçi olmuyor.

Yani sözüm şu ki, aslında görülmeyeni görmek gerekiyor. Gerçek gözümüzün önünde belirmeden...

19 Ekim 2009

Kimse Kayserispor'un farkında değil mi?


Galatasaray'a 4-1 yenildikleri maçtan sonra 5 maçı kazandılar, 1 maç ta berabere kaldılar. Kazandıkları maçların hiçbirinde de gol yemediler. Makakula bu 5 maçın 4'ünde gol attı.

Rijkaard'ın B planı, Fenerbahçe'nin serisi, Beşiktaş'ın protestolarını konuşmaktan, kimsenin dikkatini çekmiyor sanırım. Spor basınını eleştirip, onlar gibi hareket eden, blog yazarları da dahildir bu eleştiriye, hatta kendim de. Yatıyoruz, kalkıyoruz, aynı şeylerin üstünden geçiyoruz defaetle. Yani aslında aşağı-yukarı hepimizin kıblesi aynı. Farklı yerlere bakmakta fayda var.

Tolunay Kafkas'ın takımı zaten iki yıldır az gol atmasının yanında minimum düzeyde gol yemeseyle ünlü. Önce Gökhan Ünal, sonra Mehmet Topuz'u kaybettiler ama yollarına devam ediyorlar.

Sistem takımı olmak böyle bir şey olsa gerek. En büyük iki yıldızın gidiyor fakat etkilenmiyorsun bile. Belki başdöndürücü bir tempo ile oynamıyorlar, belki çok zevkli çok heyecanlı geçmiyor maçları, yine de izlemeye değerler.

İki yıldır efsane haline getirilmiş Bülent Uygun'a dizilen methiyelerin yüzde 1'ini bile almıyor Tolunay Kafkas. Çünkü eyvallahı yok kimseyle, çapraşık ilişkilerin adamı değil, mafyayla görüntülenmiyor, gazetelerde yer alayım diye eblehçe açıklamalar yapmıyor. Helal olsun demekten başka bir söz düşmüyor. Adam gibi bir adam, doğru, düzgün ve net.

4-1'LİK GALATASARAY MAÇI SONRASI ERMAN'IN SÖYLEDİKLERİ

Hemen flasback yapıyorum 4-1'lik Galatasaray-Kayserispor maçında büyük futbol bilgini Erman Toroğlu'nun yorumuna dönüyorum, "Bu Kayserispor helva gibi olmuş hocam. Ne basıyorlar, ne koşuyorlar. Öylece Galatasaraylı futbolculara baktılar maç boyunca. Böyle giderse düşmemeye oynarlar. Bu aldıkları Makakula da, Türkiye'de iş yapmaz."

Futbol ulemamızın söyledikleri buydu işte. Eşek yüküyle para verip, maçları izliyoruz fakat yorum yaptırdıkları adam bu. Türk futbolu tabii adam olmaz.

23 Ağustos 2009

Yoksa Kayseri takım değil mi (!)



Bugüne kadar oynadığı hiçbir takımın rakip olarak görülmediği Galatasaray, Kayserispor'u da 4-1 yenerek uğurladı Ali Sami Yen'den. Elano'nun golüne kadar ikinci yarının başlarında sıkıntı yaşayan sarı-kırmızılı takım, bu sezon orta alanda en fazla top kaybı yaşadığı maçını oynadı. Ancak şu var ki; Mustafa Sarp gerçekten senelerce görüş dışı kalmış ve çok yazık olmuş.

Denizlispor maçından sonra "Acaba Galatasaray'ın 11'i nasıl olacak?", "Rotasyon nasıl işleyecek?" derken, teknik direktör Rijkaard, rotasyonu rövanştaki Talinn maçına sakladığını Perşembe günkü kadroyla sahaya çıkarak yaptı.

KAYSERİ HÜCUMU DÜŞÜNDÜ

Kayserispor'da ise Tolunay Kafkas, beklenenin dışında Troisi, Makukula, Cangele ve Gökhan Emreciksin gibi hücum gücü yüksek oyuncularla sahaya çıkarak, Galatasaray'a boyun eğmeye değil, kafa tutmaya geldiğini gösterdi.

Galatasaray, formsuz golcü Milan Baros'un karambolde bulduğu golle öne geçerek, rahat bir galibiyet alacağı sinyalini verse de, Makukula kornerden eşitliği sağladı.

Maçı izlemeyenler için şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki; Galatasaray bütün bir maç boyunca yan topların hepsinde rakibinden daha zayıf kaldı kendi birinci bölgesinde. Benim saydığım 7 topta Kayserisporlu oyuncular vurdu topa.

Ancak Makukula 4 dakika sonra Galatasaray kalesinde yaptığı işin benzerini kendi kalesinde gerçekleştirerek, takımının soyunma odasına 2-1 mağlup girmesini sağladı. Hemen belirtmek lazım, Makukula Türkiye'de iş yapacak görüntüsü verdi. Fiziği güçlü, uzaktan sert şutlar çekiyor ve mücadeleden yılmıyor.

KEITA-ELANO DEĞİŞİKLİĞİ MAÇI KOPARDI

İkinci yarıya Keite-Elano değişikliğine giden Frank Rijkaard, 63. dakikada gol geldiğinde en çok sevinen isim olmuştur şüphesiz. Çünkü verdiği kararın ne denli doğru olduğunu herkes gördü. -Tabii bir de, Haldun Üstünel çok sevindi.-

45-62 dakikaları arasında, bu sezon izlediğimiz en vasat Galatasaray'ı izledik. Orta alanda fazlaca top kayıpları yapan, hücumda etkinlik gösteremeyen İstanbullu sarı-kırmızılı takım, Elano'nun harikulade golüyle de maçı bitirdi.

Elano oyunda kaldığı 45 dakika boyunca yaptığı tek bir hareketle belki ilerleyen dakikalarda zorlaşabilecek maçın kilidini çözdü. Her halinden belli ki, daha 90 dakikayı kaldırabilecek kapasitede değil.

DAHA ÖNCE NERELERDEYDİN MUSTAFA SARP?

Mustafa Sarp'a ayrı bir parantez açmak gerekir. Gerçekten de, sahanın her bölgesinde vardı. Toplara müdahaleleri, zaman zaman hücuma katkısı, defansla yardımlaşması tek kelimeyle harika. Transfer edildiğinde "Sakatlıklar doğunca işimize yarayabilir" düşüncesi, şimdi yerini çok başka düşüncelere bıraktı.

28 yaşına gelmiş, futbolculuk kariyerinin en iyi dönemi sayılacak bir zamanda Galatasaray'a gelmesi, hem kendisi hem de takımı için büyük kazanç. Yedekte bekleyen Mehmet Topal, Barış Özbek ve Linderoth'un işi O'nun varlığında kolay değil.

Arda Turan maçın ilk dakikasından 90. dakikada Baros'a attırdığı gole kadar, sağda-solda-ortada-geride yani sahayı enlemesine ve boylamasına her biçimde katteti. Türk futbolu için gerçek anlamda bir nimet.

SABRİ ŞAŞIRTIYOR (!)

Ve takımın en antipatik ve en istenmeyen adamı Sabri Sarıoğlu. Bugün son dakikalarda yaptığı iki top kaybı dışında çok iyiydi.

Özellikle maçın daha 1. dakikasında Leo Franco'nun kaybettiği topta doğru yerde, doğru zamanda bulunması Galatasaray'ın maça 1-0 yenik başlamasını engelledi.

Geçtiğimiz yıllardan hatırladığımız o itici, sürekli hakeme itiraz eden, rakipleriyle kavga-dövüş futbol oynayan adam yerine gitmiş, sanki PAF takımdan yeni çıkmış genç edasındaydı. Hep doğru yerlerdeydi ve -her ne kadar ortaları isabetsiz olsa da- hücuma genişlik kattı.

Baros formsuz başladığı sezonda halen hazır olmamasına karşın 2 gol bularak, üstündeki kara bulutları dağıttı. Bundan sonra daha iyi bir Baros izleyeceğimizi düşünüyorum.

ALDATMACA SONA ERDİ

Sonuç itibariyle, haftalardır söylenegelen "Galatasaray, daha ciddi rakiple karşılaşmadı" aldatmacası Kayserispor maçıyla sona ermiştir. Kimse çıkıp "Kayseri eski Kayseri değil" demesin. Galatasaray ciddi bir rakip karşısında da 4 golü bulabileceğini hatta daha fazla pozisyonu da bulabileceğini açık ve net biçimde gösterdi.

Galatasaray'ın, Kayserispor maçında en büyük zaafı yan toplar ve gereksiz top kayıpları oldu. Ama Neeskens ve Rijkaard bu işi çözecektir, buna inancım tam.

KÜFÜRSÜZ ALİ SAMİ YEN MASALI

Galatasaray taraftar gruplarından UltrAslan'ın sezon başlamadan önce yaptığı "Küfürsüz Ali Sami Yen" açıklamasının içinin ne denli boş olduğunu da görmüş olduk bu maçta. 80. dakikadan sonra Beşiktaş aleyhinde yapılan tezahürat bu ülkede küfürün statlardan silinemeyeceğnin açık bir göstergesi.

Zaten böyle olacağını biliyorduk da, bari boş ve anlamsız açıklamalar yapılmasa.