mustafa sarp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mustafa sarp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ekim 2010

Rica ediyorum siktirip gidin (2)

Valla serisel bir durum düşünmemiştim. Hatta şöyle özetleyeyim 36 yaşındayım hayatımda hiçbir futbolcu için 'siktir git' kelimesini kullanmamıştım (OFK maçı sonrası Sabri'ye söylemiştim) ama bu arkadaşları o forma altında görmek bana eziyet haline gelmeye başladı birkaç zamandan bu yana. Hele de, Fenerbahçe maçından sonra.

Seri gibi olmasını istemedim ama ilki budur, ikinci parça aşağıda.

Umarım o forma altındaki kimseye bu sözü bir daha etmem. Ama bu adamlar ağzıyla değil kıçıyla kuş tutsa, benim için hayalet forma niteliğinde olacaktır, kendilerinin varlığı.


Rica ediyorum siktir git. Delikanlılığın, açık sözlülüğünü al ve git olur mu? Ayrıca şahane (!) geri paslarını da götürürsen pek sevinirim.


Rica ediyorum siktir git.


Rica ediyorum siktir git. Rijkaard dönemi boyunca sapır sapır dökülüp, Rijkaard gönderildikten sonra aniden toparlanma çabanı al ve git.


Rica ediyorum siktir git. Taraftara yaranma çaban, 10 yıldır beceremediğin ortalarınla birlikte, dilediğin yere gitmekte özgürsün.


Rica ediyorum sus artık. İstanbul'dan Pensilvanya'ya kadar uzanan yolu, kat ettiği mesafe kadar sikeyim.

Ulan Hagi için de "İyiydi filan ama biz idare ettik" dedin ya, bravo sana. Laf etmediğin bir Hagi kalmıştı, ona da dil uzatarak seriyi tamamladın. Ali Sami Yen ve Metin Oktay için bekliyoruz artık senden eleştiri. Bir onlar kaldı çünkü laf etmediğin.

28 Mart 2010

Atak yapmadan maç kazanmayı becerebilmek

İşte Galatasaray-Fenerbahçe derbileri böyledir. Rakip Fenerbahçe olunca, Galatasaray'ın futbol IQ'su sıfırın altında bir noktada dolanıyor.

Maçın 25. saniyesi Mustafa Sarp kaleciyle karşı karşıya, kaleye vuramıyor, ortaya çıkartıyor topun olduğu noktada tek bir sarı-kırmızılı formalı oyuncu yok.

Maçın 70. dakikası, tıpkı Trabzonsporlu Colman'ın olduğu gibi Galatasaray maçlarının gole abone oyuncusu Selçuk 30 metreden vuruyor, top önce yere sekiyor, sonra kalecinin (kaleci diyorum ben ama pozisyon açısından söylüyorum yoksa sezon başından beri Galatasaray'ın kalesinde bir adam duruyor o kadar) elinden sekiyor ve gol oluyor.

Bu maçın 25. saniyesi ve 70. dakikasının Kadıköy'de yaşandığını düşünürsek o 25. saniyedeki pozisyon gol olur, maç 4'e 5'e gider, 70. dakikadaki pozisyonda dağlara taşlara gider.

Yenilen gole kadar Galatasaray gayet iyi futbol oynadı, sahada yapması gereken her şeyi yaptı. Benim için maçın dönüş anı Arda'nın oyuna girişidir. Gereksiz yere zorlama bir değişiklikti, takımın orta alandaki tüm ahengini ve rimtini bozdu.

Oysa Mehmet Topal gayet iyi ve başarılıydı. En azından rakibin orta alanda rahat top yapmasını engelledi.

Maçın ikinci kırılma anıysa Dos Santos'un yapamadığı goldü. O pozisyon dışarı çıktıktan sonra iç ses olarak "Bu maçı kaybettik" cümlesini gayet net biçimde duydum.

Dedim ya, rakip Fenerbahçe olunca Galatasaray'ın futbol zekâsı kalmıyor, saçmalıyor.

Söylenebilecek bir şey yok. Ligin bu gidişatında her şeyin değişebileceğini görüyoruz fakat o kadar çok bireysel hata yapıyor ki Galatasaray, işte bunlar insanı umutsuzluğa itiyor. Son Trabzonspor ve Fenerbahçe maçlarındaki iki hata 6 puana mal oldu. Elbette, hata yapacak sahada futbol oynayan bu adamlar ama böylesi kilit maçlarda hataları minimize etmezsen, sezon sonu da ligin tepesini göremezsin.

Fenerbahçe'yi tebrik ederim. Hakem, makem hiçbir şey söylenecek maç değildi. Çıkacaksın, alacaksın bu kadar basit.

Aklıma gelmişken, Hakan Balta'nın suyu mu çıktı? Daha önce bir yerlerde söyledim mi bilmiyorum. söylemediysem, söyleyeyim. Caner'den hiç hazzetmiyorum. Saçma sapan ortalar, garip hareketler. Hakan Balta'nın oynamadığı hiçbir maçta bu takımın savunmasına güvenmiyorum.

Son söz tribünlere olsun. 20 dakika boyunca kalecisini yuhalayan taraftar, tek kelimeyle 'rezildir'. Ama bunlara alıştık, taraftar dediğin böyle bir şey. Üç hafta önce Güiza ağlayarak sahadan çıktı, sonra alkışlarla. İki maç kurtarsa Leo Franco (ki, bunu asla yapamaz) herkes omuzlarda taşır.

Böylesi iğrenç bir taraftar kitlesi ile futbol izlemek de, futbol oynamak da mümkün değil. Türkiye'deki insan malzemesi bu. Ne söylesen boş.

18 Mart 2010

Galatasaray antrenmanından diyaloglar


Arda'dan Mustafa Sarp'a: Google’a İsmail YK yaz, bak aynı Mustafa.

Mustafa Sarp'tan Arda'ya: Sen de aynı Berdan Mardini’sin.

Mustafa'dan Arda'ya: Aslında biraz saçını uzatsan aynı Ajdar olursun.

Çocuk lan bunlar. Millet koca adamların yerine koyuyor. Bildiğin mahallede top oynayan tipler gibi.

7 Aralık 2009

Onlar utanmaz Mustafa

"Ben Premier Lig'i seyredince futbolculuğumdan utanıyorum, keşke bizim hakemler de izleyip, onlar da hakemliklerinden utansalar."

Ah be Mustafa, onlarda utanacak yüz olsa, yedikleri ana-avrat küfürleri sineye çekerler mi? Bir tanesi de, "Ben bu kadar küfür yedim, bu maçı keserim" diyebilirler mi? Yüz surat, hacı murat misali birçoğu. Binbir çeşit hırsızlık türü var Göçek ve onun gibilerininki emek hırsızlığı.

Geldiğin günden bu yana seni çok seviyorum, bugün gözümde daha da büyüdün. Gerçekten adammışsın.

Galatasaray-İBB maçına dair

Çok şey var aslında bu maçta konuşulması gereken ama ben içlerinden tane tane ayıklayarak gideceğim.

1- Galatasaray futbol iştahı olarak, Fenerbahçe maçı sonrası yaşadığı buhranlı dönemi atlatmışa benziyor. Sahada ne yaptığını bilen bir takım vardı maçın 80. dakikasına kadar.

2- Arda Panathinaikos maçıyla başlayan çıkışını bu karşılaşmada da gösterdi. Yeniden kendini futbola vermiş bir Arda izlemek, beni çok mutlu ediyor.

3- Elano Galatasaray'a geldiği günden bu yana en efektif oyununu oynadı, sahanın her yerinde varlığını gösterdi. Attığı diyagonal paslar, gol noktalarını zorlaması, ilk kez "Bu muymuş Elano?" cümlelerini boşa çıkarttı.

4- Baros'un eksikliği bu kaçta bir kez daha kendini gösterdi. Nonda harika bir yedek ancak Galatasaray'ın ileri ucunda sürekli dikine oynayan bir oyuncuya ihtiyaç var, sistem itibariyle.

5-
Teknik direktör Rijkaard, açın son 20 dakikasında önce Elano ardından da Arda'yı çıkartmakla, takımın daha da geriye çekilmesini sağladı. Bu tip oyuncular, tam da bu anlar için büyük ihtiyaç.

6- Hüseyin Göçek, maçın genelinde her iki takım adına da berbat kararlar verdi. Gözünün önünde Uğur'un rakibinin bileğine basmasını faulle geçiştiren bir adamın, yine gözünün önünde kornere çıkan topa aut kararı vermesi, onun ne kadar yeteneksiz olduğunun göstergesiydi. Ancak Göçek'in her yönettiği Galatasaray maçında verdiği kararların yanlışlığı artık bardağı taşırma noktasına gelmiştir.

7- Galatasaray, 1-0 öne geçtiği tüm maçlarda, son 15 dakikaları oynamak konusunda çok acemi davranıyor. Bütün bir maç üstünlüğünü kabul ettirdiğin rakip karşısında her ne kadar baskı yesen de geriye çekilmek Galatasaray'a yakışmıyor. Maçın 87. dakikasında ekranda beliren 'Son 5 dakika topla oynama süresi Galatasaray % 20 - İBB % 80' rakamının analiz edilmesi şart. Galatasaray hiçbir rakip karşısında bu denli mahkûm olmamalı.

8- Aydın takıntım gün geçtikte daha da büyüyor.

9- Mustafa Sarp'ın o yırtık forması Hüseyin Göçek'e hediye edilmeli. Çünkü İBB'nin aldığı 1 puanda büyük emeği var.

4 Aralık 2009

Kendine güven, gerisi hikâye

Galatasaray, her ne kadar sezon başındaki etkili futbolunun uzağında olsa da, Manisaspor ve Bursaspor karşılaşmalarında oynadığı kötü oyunu da sergilemedi.

Bu maçın önemi, grubu lider bitirmenin dışında Rijkaard'ın maç öncesi basın toplantısında söylediği "Takımın güvenini yeniden kazanması" açısından da önemliydi.

Zaten benim açımdan da maçın başka bir anlamı yoktu. Maç boyunca dikkatimi çeken iki şey oldu. Biri tıpkı takım gibi Arda'nın da kıpırdandığı ve Elano'nun ikinci yarının 60. dakikasına kadar ismini duymamam.

Elano alışma devresi, rotasyon, diye diye ikinci yarıyı buldu. İkinci yarıda da, kendisini böyle görmemeye devam edersek, nasıl katlanılabileceği konusunda fikrim yok.

Halen yetersizliği sağda solda tartışıladursun Mustafa Sarp, sadece yüzündeki hırs ifadesi için bile oynatılması gereken oyuncu. Oyunu sürekli forse eden, maçı son dakikasına kadar bırakmayan hırslı bir oyuncu. Şahsen kariyeri fantastik 11 adam yerine böylesi 11 adamı tercih ederim.

Son not Sabri ve Leo Franco'ya olsun. Sabri sezon başındaki şaşırtıcı futbolundan özüne dönmeye başladı, bu kötü haber. Leo Franco fena gözükmediyse de, Galatasaray'ın kalesini koruyacak nitelikte de değil. Ufuk ya da Aykut'u görmek istiyorum artık.

Yok, vazgeçtim son söz Kewell'a olsun. Kızım olsa veririm, bir saniye bile düşünmeden. Bir adam ancak bu kadar sevimli olabilir.

29 Ağustos 2009

Mustafa Sarp niye sürpriz olsun ki?

Milli Takım'ın, Estonya ve Bosna-Hersek'le yapacağı 19. Dünya Kupası Eleme Grubu maçları için aday kadrosu belli oldu.

Hemen hemen tüm basın organları haberi "Mustafa Sarp sürprizi" olarak verdi. Garip ve ilginç geldi doğrusu "sürpriz" nitelemesi. Sezon başından bu yana Turkcell Süper Ligi'nin en istikrarlı ve en iyi oyuncularından birinin Milli Takım kadrosunda yer bulmasının neresi sürpriz acaba.

Bugüne dek ilginç olan şey, bazı oyuncuların "3 İstanbul" takımında forma giyemedikleri için Milli Takım'da kendisine yer bulamaması diye düşünürüm hep. Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş'a transfer olmadan Milli Takım'da forma giymek sanki imkânsız gibi bir şey. Ya Avrupa'da oynayacaksın ya da İstanbul 3'lüsünden birinde.

Avrupa'daki takımlara baktığımızda ise bambaşka örnekler görüyoruz. Milli Takım kadrolarında genelde form durumuna göre oyuncu alınırken, bizde ise denge unsuru gözetilirmiş gibi bir durum var.

Evet, kabul ediyorum ki; Mustafa Sarp biraz bu şablonun dışında bir oyuncu fakat yine de, göz göre göre, bu denli göze batan bir oyuncunun Milli Takım'a seçilmesini "sürpriz" olarak değerlendirmek de, biraz iş bilmezlik oluyor. Kanatlanıp uçması mı bekleniyor acaba bazı oyuncuların?

Bence Nihat'ın, Semih'in ve İbrahim Kaş'ın Milli Takım'da olmaları büyük sürpriz. Biri daha doğru düzgün forma giymedi, diğer ikisi ise formsuzluktan sürünüyorlar. Seçimlere değil itirazım, sadece adalet duygusunun daha fazla zedelenmemesi.

24 Ağustos 2009

TSL 3. hafta panoraması


3. HAFTANIN SONUÇLARI

Bursaspor 1 - 0 Ankaragücü
İstanbul B.B. 0 - 0 Eskişehirspor
Gençlerbirliği 0 - 0 Beşiktaş
Antalyaspor 2 - 0 Kasımpaşa
Manisaspor 1 - 0 Trabzonspor
Gaziantepspor 1 - 1 Ankaraspor
Galatasaray 4 - 1 Kayserispor
Diyarbakırspor 1 - 3 Fenerbahçe
Denizlispor - Sivasspor 2 Eylül 21:00

GOL KRALLIĞI

Tazemeta-Diyarbakırspor: 3
Arda Turan-Galatasaray: 2
Baros-Galatasaray: 2
Ceyhun-Ankaragücü: 2
Güiza-Fenerbahçe: 2
Isaac-Manisaspor: 2
Kazım-Fenerbahçe: 2

HAFTANIN GOLÜ

Elano Blummer-Galatasaray

HAFTANIN OLAYI

Kayserisporlu Makukula'nın 4 dakika içinde hem Galatasaray'a hem de kendi kalesine gol atması.

Diyarbakırspor-Fenerbahçe maçında çıkan olaylar.

Gençlerbirliği'nin 3 haftada 3 beraberlik alması.

HAFTANIN FUTBOLCUSU

Mustafa Sarp-Galatasaray

TSL'DE 4. HAFTA MAÇLARI

Trabzonspor-Bursaspor
Fenerbahçe-Manisaspor
Beşiktaş-Gaziantepspor
Ankaragücü-İstanbul B.B
Kayserispor-Denizlispor
Sivasspor-Diyarbakırspor
Kasımpaşa-Gençlerbirliği
Eskişehirspor-Antalyaspor
Ankaraspor-Galatasaray

OGBMAYPAv
1 Galatasaray330011497
2 Fenerbahçe33008197
3 Bursaspor32015461
4 İstanbul B.Ş.B.31204252
5 Beşiktaş31203152
6 Ankaraspor31203251
7 Eskişehirspor31203251
8 Manisaspor31202151
9 Diyarbakırspor3111564-1
10 Gençlerbirliği30301130
11 Trabzonspor3102343-1
12 Antalyaspor3102233-1
13 Gaziantepspor3021452-1
14 Ankaragücü3021342-1
15 Kayserispor3021252-3
16 Sivasspor2002150-4
17 Kasımpaşa3003270-5
18 Denizlispor2002160-5

23 Ağustos 2009

Yoksa Kayseri takım değil mi (!)



Bugüne kadar oynadığı hiçbir takımın rakip olarak görülmediği Galatasaray, Kayserispor'u da 4-1 yenerek uğurladı Ali Sami Yen'den. Elano'nun golüne kadar ikinci yarının başlarında sıkıntı yaşayan sarı-kırmızılı takım, bu sezon orta alanda en fazla top kaybı yaşadığı maçını oynadı. Ancak şu var ki; Mustafa Sarp gerçekten senelerce görüş dışı kalmış ve çok yazık olmuş.

Denizlispor maçından sonra "Acaba Galatasaray'ın 11'i nasıl olacak?", "Rotasyon nasıl işleyecek?" derken, teknik direktör Rijkaard, rotasyonu rövanştaki Talinn maçına sakladığını Perşembe günkü kadroyla sahaya çıkarak yaptı.

KAYSERİ HÜCUMU DÜŞÜNDÜ

Kayserispor'da ise Tolunay Kafkas, beklenenin dışında Troisi, Makukula, Cangele ve Gökhan Emreciksin gibi hücum gücü yüksek oyuncularla sahaya çıkarak, Galatasaray'a boyun eğmeye değil, kafa tutmaya geldiğini gösterdi.

Galatasaray, formsuz golcü Milan Baros'un karambolde bulduğu golle öne geçerek, rahat bir galibiyet alacağı sinyalini verse de, Makukula kornerden eşitliği sağladı.

Maçı izlemeyenler için şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki; Galatasaray bütün bir maç boyunca yan topların hepsinde rakibinden daha zayıf kaldı kendi birinci bölgesinde. Benim saydığım 7 topta Kayserisporlu oyuncular vurdu topa.

Ancak Makukula 4 dakika sonra Galatasaray kalesinde yaptığı işin benzerini kendi kalesinde gerçekleştirerek, takımının soyunma odasına 2-1 mağlup girmesini sağladı. Hemen belirtmek lazım, Makukula Türkiye'de iş yapacak görüntüsü verdi. Fiziği güçlü, uzaktan sert şutlar çekiyor ve mücadeleden yılmıyor.

KEITA-ELANO DEĞİŞİKLİĞİ MAÇI KOPARDI

İkinci yarıya Keite-Elano değişikliğine giden Frank Rijkaard, 63. dakikada gol geldiğinde en çok sevinen isim olmuştur şüphesiz. Çünkü verdiği kararın ne denli doğru olduğunu herkes gördü. -Tabii bir de, Haldun Üstünel çok sevindi.-

45-62 dakikaları arasında, bu sezon izlediğimiz en vasat Galatasaray'ı izledik. Orta alanda fazlaca top kayıpları yapan, hücumda etkinlik gösteremeyen İstanbullu sarı-kırmızılı takım, Elano'nun harikulade golüyle de maçı bitirdi.

Elano oyunda kaldığı 45 dakika boyunca yaptığı tek bir hareketle belki ilerleyen dakikalarda zorlaşabilecek maçın kilidini çözdü. Her halinden belli ki, daha 90 dakikayı kaldırabilecek kapasitede değil.

DAHA ÖNCE NERELERDEYDİN MUSTAFA SARP?

Mustafa Sarp'a ayrı bir parantez açmak gerekir. Gerçekten de, sahanın her bölgesinde vardı. Toplara müdahaleleri, zaman zaman hücuma katkısı, defansla yardımlaşması tek kelimeyle harika. Transfer edildiğinde "Sakatlıklar doğunca işimize yarayabilir" düşüncesi, şimdi yerini çok başka düşüncelere bıraktı.

28 yaşına gelmiş, futbolculuk kariyerinin en iyi dönemi sayılacak bir zamanda Galatasaray'a gelmesi, hem kendisi hem de takımı için büyük kazanç. Yedekte bekleyen Mehmet Topal, Barış Özbek ve Linderoth'un işi O'nun varlığında kolay değil.

Arda Turan maçın ilk dakikasından 90. dakikada Baros'a attırdığı gole kadar, sağda-solda-ortada-geride yani sahayı enlemesine ve boylamasına her biçimde katteti. Türk futbolu için gerçek anlamda bir nimet.

SABRİ ŞAŞIRTIYOR (!)

Ve takımın en antipatik ve en istenmeyen adamı Sabri Sarıoğlu. Bugün son dakikalarda yaptığı iki top kaybı dışında çok iyiydi.

Özellikle maçın daha 1. dakikasında Leo Franco'nun kaybettiği topta doğru yerde, doğru zamanda bulunması Galatasaray'ın maça 1-0 yenik başlamasını engelledi.

Geçtiğimiz yıllardan hatırladığımız o itici, sürekli hakeme itiraz eden, rakipleriyle kavga-dövüş futbol oynayan adam yerine gitmiş, sanki PAF takımdan yeni çıkmış genç edasındaydı. Hep doğru yerlerdeydi ve -her ne kadar ortaları isabetsiz olsa da- hücuma genişlik kattı.

Baros formsuz başladığı sezonda halen hazır olmamasına karşın 2 gol bularak, üstündeki kara bulutları dağıttı. Bundan sonra daha iyi bir Baros izleyeceğimizi düşünüyorum.

ALDATMACA SONA ERDİ

Sonuç itibariyle, haftalardır söylenegelen "Galatasaray, daha ciddi rakiple karşılaşmadı" aldatmacası Kayserispor maçıyla sona ermiştir. Kimse çıkıp "Kayseri eski Kayseri değil" demesin. Galatasaray ciddi bir rakip karşısında da 4 golü bulabileceğini hatta daha fazla pozisyonu da bulabileceğini açık ve net biçimde gösterdi.

Galatasaray'ın, Kayserispor maçında en büyük zaafı yan toplar ve gereksiz top kayıpları oldu. Ama Neeskens ve Rijkaard bu işi çözecektir, buna inancım tam.

KÜFÜRSÜZ ALİ SAMİ YEN MASALI

Galatasaray taraftar gruplarından UltrAslan'ın sezon başlamadan önce yaptığı "Küfürsüz Ali Sami Yen" açıklamasının içinin ne denli boş olduğunu da görmüş olduk bu maçta. 80. dakikadan sonra Beşiktaş aleyhinde yapılan tezahürat bu ülkede küfürün statlardan silinemeyeceğnin açık bir göstergesi.

Zaten böyle olacağını biliyorduk da, bari boş ve anlamsız açıklamalar yapılmasa.