8 Aralık 2009

Kendimizi kandırıyoruz


Evet, birtakım romantik hayaller kurulsa da, "çeşitli renkleri içinde barındıran bir ülkeyiz" söylemleri söylenedursa da, bu toplum çok net biçimde ayrışmıştır.

Bugün çok ufak bir azınlık dışında kimse, birarada yaşamaktan söz edemez. Artık birarada yaşamak ütopya haline dönmüştür. Evet, birlikte yaşıyoruz ama zorunluluktan yaşıyoruz. Toplumun birçok katmanında birbirinin boğazını sıkacak insanlar durumuna geldik.

Dikkat edin, sokakta, otobüste, minibüste etrafınıza iyi bakın. Artık herkes birbirine şüpheli gözlerle bakıyor.

Birarada yaşayamayacağımızın en belirgin örneğidir, birbirimizin acılarına birlikte gözyaşı dökmememiz. Bugün 7 şehit askerin cenazeleri toprağa verilirken, ülkenin başka bölgelerinde Öcalan protestoları hız kesmeden sürüyor.

Acıyı paylaşmak, birlikte gözyaşı dökmek önemlidir, benim açımdan. Geldiğimiz noktada artık bunları paylaşamıyoruz. Birbirimize nefretle bakıyoruz, içten içe kin besliyoruz.

Ben ümitvar değilim birlikte yaşayabilme noktasında. Keskin ve belirgin noktalarda ayrıştırıldı bu toplum. Şu an birlikte yaşadığımıza kimse bakmasın, tamamen bir zorunluluk hali, bir mecburiyet durumu. Tehlikeli günler bizi bekliyor. Çok büyük olaylara gebe Türkiye. Kanlı mı olur kansız mı bilmiyorum.

Çok daha fazla fikrim var ancak bu kadarını yazıyorum. Yazmaktan korktuğum için değil. Biraz daha bekleyip görmek gerekir, gerginliğin gideceği noktayı...

Not: Bu blogda ne zaman siyasi çizgide bir yazı yazılsa, sonrasındaki birkaç günde insanlar gelmeye korkuyor gibi bir tavır sergileniyor. Başta da söylediğim gibi burada sadece futbol ya da spor yazısı görmeyeceksiniz. Böyle beklentisi olan arkadaşları, bir daha uğramamaya davet ediyorum. Gölgesinden korkan insanlardan hoşlanmam.

Dünyanın en çok okunan 15 haberi

Medya takip kuruluşu Global Language Monitor, ilginç bir araştırmaya imza atmış. Araştırmanın konusu son 10 yılın dünyada en çok okunan haberleri.

Binlerce basın, elektronik medya ve internet kaynağı tarayarak oluşturulan listede beklenildiği üzere "Irak Savaşı" ve "11 Eylül Saldırıları" yer almış. Ancak en çok okunan haber Çin'den gelmiş.

"Çin'in yükselişi" başlıklı haber dünyanın en fazla okunan haber olma özelliğini açık ara önde götürmüş.

1999-2009 YILLARI ARASINDA EN ÇOK OKUNAN HABERLER

1- Çin’in yükselişi
2- Irak Savaşı
3- 11 Eylül Saldırıları
4- Teröre karşı savaş
5- Michael Jackson’un ölümü
6- Obama’nın başkan seçilmesi
7- Ekonomik durgunluk
8- Katrina Kasırgası
9- Afganistan’ın işgali
10- Finansal kriz
11- Pekin Olimpiyatları
12- Güney Asya’da yaşanan Tsunami
13- Taliban’a karşı savaş
14- Papa II. John Paul’ün ölümü
15- Osama Bin Laden

Görüldüğü üzere, savaş ve felaket ve kriz haberleri dünyanın ilgisini fazlasıyla çekiyor. Bu araştırmanın Türkiye'de yapılmasını çok isterdim. Acaba neler okuyoruz diye. Az-çok tahmin ediyorum ama yine de daha bilimsel bir araştırma olsa, daha rahat ederdim..

Vj Bülent ve medyada ayrımcılık

Bütün bir hafta boyunca Vj Bülent'in yalvarıp yakarmalarını okuduk gazetelerde. İşten çıkarılmasının nedenini eşcinsellik olarak açıklamış. Medyada ayrımcılık olduğuna dair, veciz cümlelerini sayfa sayfa gözümüzün içine soktular.

Vj Bülent kimdir, nedir, necidir beni hiç ilgilendirmiyor açıkçası. Kendisini sevmem, benimsemem. Ancak eşcinselliği yüzünden değil. Genel tavır açısından (Gerçi bir tavrı var mıdır onu da bilmiyorum)

Şimdi bu Bülent'le röportaj yapan arkadaşlara sormak lazım. Sabah-ATV'de bir yılı aşkın süreden bu yana grev yapan basın emekçileriyle röportaj yapmak aklınıza geldi mi? Yok eğer aklınıza gelmediyse, eşcinsel olmadıklarından ötürü mü?

Akşam gazetesinde maaşlarını alamayan gazeteciler için haber yapmayı, onlarla röportaj yapmayı düşündüler mi peki? Hadi hepsini geçtim, yanı başınızdaki arkadaşlarınız kartlarını giriş kapısındaki optik okuyucuya okuttuğunda, işten atıldığını o an anlayan arkadaşlarınızla, o duygunun nasıl olduğuna dair bir konuşma yaptınız mı?

Evet Vj Bülent haklı, medyada bir ayrımcılık var. Ancak onun söz ettiği biçimde bir ayrımcılık değil. (O ayrımcılık zaten toplumun her yönünde var) Medyada sendikalıysanız çalıştırılmazsınız, medyada sesinizi yükseltirseniz kovulursunuz. Yani ayrımcılık bu arkadaşın ifade ettiği biçimde değil, başka türlerde var.

Medyadaki ayrımcılığın en bariz göstergesi de, yüzlerce insan işsiz kalırken; eşcinsel olduğu için gazetelerde, televizyonlarda yer alanların medyada görünmesidir.

Cannibalizm


Birçok kişi fotoğrafı görünce "Aman Tannrım, bu da ne?" türünden bir tepki verebilir ama doğal böyle güzel. Kutup ayısınınki biraz cannibalizm örneği ve de gerçekten insanı dehşete düşüren cinsten.

Yine de yaşamak için birçoğumuz, bunu yapabiliriz.

Bu da benim takımım olsun



Ehh, her yıl sonunun adetidir 'yılın takımı' oylaması. Adet yerini bulsun diye sabah'ın 8'inde oyladım.

Teknik direktör seçimi niye Lucescu diye soranlara söyleyeyim, Lucescu Barça'yı çalıştırsa o takım yenilmez hiç de ondan...

7 Aralık 2009

Hüseyin Göçek'in Galatasaray istatistiği


02 Aralık 2007 Galatasaray: 2 İBB : 2

15 Nisan 2008 Galatasaray: 1 - Gençlerbirliği: 1 Fortis Türkiye Kupası

05 Ekim 2008 Bursaspor: 2 - Galatasaray: 1

09 Kasım 2008 Fenerbahçe: 4 - Galatasaray: 1

27 Ocak 2009 Galatasaray: 1 - Sivasspor: 1 Fortis Türkiye Kupası

19 Nisan 2009
İBB: 0 - Galatasaray: 1

06 Aralık 2009
Galatasaray: 1 - İBB: 1

Son iki Türkiye Kupası maçını yöneten Göçek'le Galatasaray üst tura çıkmayı da başaramadı.

Bu arada her İBB maçını bu mu yönetmek zorunda. Amaaa, son 15 dakikada böyle oynamak da Galatasaray'a yakışmıyor o ayrı..

Serdar Ortaç'tan 'açılım türküsü' beklentisi

Yıl 1999; dönem gereği Türkiye'de havanda su dövenlerin milliyetçilik tavrı pek gelişmiş.

Magazin Gazetecileri Derneği'nin gecesinde Ahmet Kaya, "Yeni albümüme Kürtçe şarkı koymak istiyorum ve bir de klip çekeceğim" der. Demesiyle de, kızılca kıyamet kopar. Çatal-kaşık-bıçak fırlatanlar, en basit ve en iğrenç şoven milliyetçilik hamasetiyle mikrofonu eline alıp 10. Yıl Marşı söyleyenler ve neredeyse Ahmet Kaya'yı linç edecek, ortak bir tavır (!)

Aradan 10 yıl geçti, zaman 'demokratik açılım dönemi'. O gün sahneye yırtık dondan fırlar gibi çıkanlar, bugün konjonktür gereği başka şeyler söylüyor. Tabii ki Serdar Ortaç'tan söz ediyorum.

Çok pişmanmış o gün yaptıklarından, genç ve de cahilmiş. Her Türk genci gibi gaza gelmiş. (Her Türk genci nasıl gaza geliyorsa). Aslında o gece Ahmet Kaya'nın Kürtçe şarkı söylemesine izin verilmeliymiş (Ahh, çok teşekkürler iznin için)

Serdar Ortaç'ın Milliyet gazetesindeki röportajında bomba cümleler bundan sonra başlıyor. "Bugün aynı şey olsa böyle bir tepki asla göstermem. Şimdiki hükümetimiz bize birlikte yaşamayı öğretiyor. Bunu anlamamızı gerçekten istiyor. Osmanlı İmparatorluğu’nda nasıl onca millet bir arada yaşadıysa, ABD’de o kadar etnik grup bir bütün olabiliyorsa biz de başarabiliriz. Başarmalıyız."

Vay Serdar vay. Seni ılımlı insan, seni Türk müziğinin uslanmaz ve ele avuca sığmaz harika-afacan çocuğu. Demek "Hükümetimiz bize birlikte yaşamayı öğretiyor". Bundan önce birlikte yaşamayı bilmiyorduk ancak ve ancak yeni yeni öğreniyoruz birlikte yaşamayı.

Bayrak direğindeki bayrak karakterindeki adamların ileri gelenlerinden biri Serdar Ortaç. Rüzgârın yönüne göre ne tarafa doğru dalgalanmayı kısa zamanda öğrenen bu tiplerin en büyük özelliklerinden biri de; katı halden sıvı hale, sıvı halden katı hale çok çabuk geçiş yaparak, bulundukları ortamın şeklini ve hacmine kavuşmaları.

Kendisinden bir an önce 'demokratik açılım türküsü' bekliyorum. Şöyle göbek üstünde dilim dilim Diyarbakır karpuzu da olursa döneme denk düşer, tadından yenmez. Hatta türkü Kürtçe olursa, Diyarbakır karpuzuyla birlikte daha bir lezzetli olur.

Coritiba-Fluminense 1. meydan savaşı

Campeonato Brasileiro'dan Coritiba-Fluminense maçı. Tabii buna ne kadar futbol karşılaşması denirse..


Onlar utanmaz Mustafa

"Ben Premier Lig'i seyredince futbolculuğumdan utanıyorum, keşke bizim hakemler de izleyip, onlar da hakemliklerinden utansalar."

Ah be Mustafa, onlarda utanacak yüz olsa, yedikleri ana-avrat küfürleri sineye çekerler mi? Bir tanesi de, "Ben bu kadar küfür yedim, bu maçı keserim" diyebilirler mi? Yüz surat, hacı murat misali birçoğu. Binbir çeşit hırsızlık türü var Göçek ve onun gibilerininki emek hırsızlığı.

Geldiğin günden bu yana seni çok seviyorum, bugün gözümde daha da büyüdün. Gerçekten adammışsın.

Galatasaray-İBB maçına dair

Çok şey var aslında bu maçta konuşulması gereken ama ben içlerinden tane tane ayıklayarak gideceğim.

1- Galatasaray futbol iştahı olarak, Fenerbahçe maçı sonrası yaşadığı buhranlı dönemi atlatmışa benziyor. Sahada ne yaptığını bilen bir takım vardı maçın 80. dakikasına kadar.

2- Arda Panathinaikos maçıyla başlayan çıkışını bu karşılaşmada da gösterdi. Yeniden kendini futbola vermiş bir Arda izlemek, beni çok mutlu ediyor.

3- Elano Galatasaray'a geldiği günden bu yana en efektif oyununu oynadı, sahanın her yerinde varlığını gösterdi. Attığı diyagonal paslar, gol noktalarını zorlaması, ilk kez "Bu muymuş Elano?" cümlelerini boşa çıkarttı.

4- Baros'un eksikliği bu kaçta bir kez daha kendini gösterdi. Nonda harika bir yedek ancak Galatasaray'ın ileri ucunda sürekli dikine oynayan bir oyuncuya ihtiyaç var, sistem itibariyle.

5-
Teknik direktör Rijkaard, açın son 20 dakikasında önce Elano ardından da Arda'yı çıkartmakla, takımın daha da geriye çekilmesini sağladı. Bu tip oyuncular, tam da bu anlar için büyük ihtiyaç.

6- Hüseyin Göçek, maçın genelinde her iki takım adına da berbat kararlar verdi. Gözünün önünde Uğur'un rakibinin bileğine basmasını faulle geçiştiren bir adamın, yine gözünün önünde kornere çıkan topa aut kararı vermesi, onun ne kadar yeteneksiz olduğunun göstergesiydi. Ancak Göçek'in her yönettiği Galatasaray maçında verdiği kararların yanlışlığı artık bardağı taşırma noktasına gelmiştir.

7- Galatasaray, 1-0 öne geçtiği tüm maçlarda, son 15 dakikaları oynamak konusunda çok acemi davranıyor. Bütün bir maç üstünlüğünü kabul ettirdiğin rakip karşısında her ne kadar baskı yesen de geriye çekilmek Galatasaray'a yakışmıyor. Maçın 87. dakikasında ekranda beliren 'Son 5 dakika topla oynama süresi Galatasaray % 20 - İBB % 80' rakamının analiz edilmesi şart. Galatasaray hiçbir rakip karşısında bu denli mahkûm olmamalı.

8- Aydın takıntım gün geçtikte daha da büyüyor.

9- Mustafa Sarp'ın o yırtık forması Hüseyin Göçek'e hediye edilmeli. Çünkü İBB'nin aldığı 1 puanda büyük emeği var.