16 Şubat 2010

Şeref, onur, haysiyet ve gurur


TEKEL'i kurum olarak yağmaladılar....

TEKEL Unkapanı binasını, İskenderpaşa tarikatına sattılar...

TEKEL Paşabahçe binasını AS Asya grup diye kimsenin bilmediği bir şirkete sattılar (kuvvetle muhtemel tarikat bağlantısı var)...

Başbakan daha 4 gün önce televizyonlarda TEKEL işçilerini, iki büyükşehir belediyesine 'satmaya' çalıştı...

S-A-T-A-M-A-Y-A-C-A-K-S-I-N-I-Z

Şeref, onur, gurur, haysiyet. Acaba bu ifadeler ne ifade ediyor birileri için?

YALNIZ DEĞİLİZ

Bir ufka vardık ki artık
Yalnız değiliz sevgilim.
Gerçi gece uzun,
Gece karanlık
Ama bütün korkulardan uzak.
Bir sevdadır böylesine yaşamak,
Tek başına
Ölüme bir soluk kala,
Tek başına
Zindanda yatarken bile,
Asla yalnız kalmamak.

Şafakları ben balığa çıkarım
Akan akmayan sularda
Benim, bütün tezgahlarda paydosa giden
Bir bahar akşamı dünyada.
Ben dört duvar arasında değilim
Pirinçte, pamukta ve tütündeyim,
Karacadağ, Çukurova ve Cibalide.

Zehirli kör yılanları
Ve sıtmasıyla
Gün yirmidört saat insan avında
Karacadağda çeltikler.
Bir kız çocuğunun gözyaşı gibi
- Ayak bileklerinde bir dizi boncuk,
Sol omzunda nazarlık,
Dağ başında unutulmuş üşümüş,
Minicik bir aşiret kızının -
Damla-damla, berrak olur pirinci.
Kamyonlarla, katır kervanlarıyla
Beyler sofrasına gider...

Çukurovam,
Kundağımız, kefen bezimiz
Kanı esmer, yüzü ak.
Sıcağında sabır taşları çatlar,
Çatlamaz ırgadın yüreği.
Dilerse buluttan ak,
Köpükten yumuşak verir pamuğu.
Külhan, kavgacıdır delikanlısı,
Ünlü mahpusanelerinde Anadolumun
En çok Çukurovalılar mahpustur,
Dostuna yarasını gösterir gibi,
Bir salkım söğüde su verir gibi,
Öyle içten
Öyle derin,
Türkü söylemek, küfretmek,
Çukurova yiğidine mahsustur...

Tütünü bilir misin?
"Kız saçı" demiş zeybekler,
Su içmez her damardan,
Yerini kolay beğenmez,
Üşür
Naz eder,
Darılır
İki parmak arasında kıyılmış,
Bir parçası var kalbimin
İncecik, ak kağıtlara sarılır,
Dar vakit yanar da verir kendini.
Dostun susan dudağına...

Sokaklardan,
Kıyılardan,
Gök mavisinden,
Ekmeğinden,
Canevinden ayrı düşmeye
Yani bütün hasretlerin kahrına
Ve zehrine çaresiz kalmaların,
İlk nefesi Hızır gibi yetişir
Cibalide sarılan cıgaranın...

Tütün işçileri yoksul,
Tütün işçileri yorgun,
Ama yiğit
Pırıl - pırıl namuslu.
Namı gitmiş deryaların ardına
Vatanımın bir umudu..

Ahmet Arif

15 Şubat 2010

Ah Busacca unutulur mu o hareket


İsviçre'de karnaval zamanı. Hiç unutulur mu o hareket?

Massimo Busacca'yı bütün bir ömrü boyunca gölge gibi takip edecek. Buyurunuz fotoğraf bunun bir kanıtı.

Şeytanın bacağı bu kez kırılır mı?

Manchester United ve AC Milan arasındaki maçlar. Görüldüğü üzere Manchester United'ın Milano'da henüz golü olmadığı gibi, rakibini hiç eleyememiş de.

Öte taraftan Rooney, kariyerinin en parlak günlerini yaşıyor. Sorumuz şu; ManU gol atar mı? Turu geçebilir mi?

1958 Manchester United: 2 - AC Milan: 1/AC Milan: 4 - Manchester United: 0
1969 AC Milan: 2 - Manchester United: 0/Manchester United: 1 - AC Milan: 0
2005 Manchester United: 0 - AC Milan: 1/AC Milan: 1 - Manchester United: 0
2007 Manchester United: 3 - AC Milan: 2/AC Milan: 3 - Manchester United: 0

TIR dorsesi altında kalması gereken yaratıklar


Telekom, Beşiktaş maçında linç olayı yaşandı. Spor sayfalarına bakınmayı sevmem o yüzden nasıl görüldü bu haber hiçbir fikrim yok. Baktığım iki gazetede geçiştirilmiş biçimde verilmişti.

Şimdi, suratları daire içine alınmış bu yaratıklar konusunda Ankara Emniyeti'nin bir şey yapmaya niyeti var mıdır merak içindeyim. Kim oldukları belli, ne yaptıkları belli... O zaman niye bir işlem yapılmıyor?

Devletin gücü-kuvveti (!) taş atan, baklava çalan çocuğa mı yetiyor? Sokaktaki vatandaşın, kendi adaletini kendisinin işletmesi işte tam da bu yüzden kaynaklanıyor. Çünkü biliyor ki, yapanın yanında kâr kalacak. Yapan yaptığıyla sağda solda havasını basacak. Olansa linç olan adama olacak.

Tiplere bak zaten ne bok oldukları belli oluyor. Yarının Polat'ları, Memati'leri işte bunlar. Allah belanızı versin sizin. Bir TIR dorsesi altında hayvan leşi gibi gebermeniz dileğiyle.



Siyahlardan kurulu bir lig


Sanıyorum Fenerbahçe'nin en büyük kabusu olurdu. Sabah sabah aklıma geldi ansızın, öyle zorlama filan olmadan.

Gerçekten de en büyük Fenerbahçe'nin Fani Madida'dan bu yana, siyahi oyunculardan çektiğini hiç kimse çekmedi. Zaten Fenerbahçe de, onlardan çekti.

Niye bilmem, rakipte siyahi bir oyuncu varsa, bir de defansta Deniz oynuyorsa o maçta Fenerbahçe'nin kazanamayacağı duygusu ağır basıyor içimde. Tazemata'dan sonra İsaac 4 puanı aldı götürdü.

Aslında bunu bir istatistik olarak toplamak lazım, epey ilginç olurdu. Hatta ben bunu şöyle boş bir vakitte yapayım.

Bu kadar yazdım ama Atkinson'ı unutmuş değilim. Bak şimdi yine aklıma geldi anlatayım, pazartesi sabahı eğlenceli olur.

Atkinson'ın Türkiye'ye geldiği seneydi. Eylül ayı gibi Kemancı'ya gitmiştik birkaç arkadaş. Gece 2 civarı alkol bolca tüketilmiş haliyle, tuvalete girdim. Pisuvar başındayım, şöyle kafayı sola çevirdim Atkinson, sağa çevirdim Uche. "Ne oluyor lan" dedim, kendi kendime. Nasıl bir kabus, nasıl bir kader bu? Atkinson gülümsedi, Uche o cool tavrıyla baktı suratıma. "İyi akşamlar" dedim, çıktım.

Elemanlar mekânda gayet sote bir yerde oturuyorlardı. Yanlarında Rus olduğunu düşündüğüm 6 hatunla birlikte. Gecenin nasıl sonlandığını az çok tahmin ediyorum.

14 Şubat 2010

Gülümseyen Aslan


Tatil günü, üstelik de oynamadan liderlik geldi. Buna ancak gülümsenir.
Ehh, biz de öyle yapıyoruz.

Amaaa, "Son gülen iyi güler" diyecek olursa da, tepki vermeyiz. Elbet biri gülecek bu işin sonunda.

İyi oldu, iyi...

Asaletin bir canlıda vücut bulmuş hali


Bir canlı bu kadar asil görünemez. Ronaldo ile bırakamazdım sayfayı.

Zaten Galatasaray'ın maçı da yok buruğum. İyi pazarlar herkese...

13 Şubat 2010

Sevimsizlik abidesi


Mutlaka fazlaca seveni vardır. Ama bir insan bu denli itici olamaz be birader. Futbolculuğuna lafım yok, olamaz da ama iticilik abidesi herif. Gitgide sevimsizleşiyor.

Hele, şu herifi yakışıklı bulanları hiç anlamış değilim. Cebindeki para ya da popülariten, karşıdan seni yakışıklı gösteriyor demek.

Yarın Galatasaray maçı da yok, sayfada bu herifin fotoğrafıyla sizi baş başa bırakma ihtimalim var. Şimdiden kusura bakmayın.

Ne şiş şansın ne kebap önerisi


Tayyip Erdoğan: TEKEL işçilerini Diyarbakır ya da İzmir Büyükşehir Belediyeleri bünyelerine alsın.

Tabii canım, zeytinyağının üstünden sıyrılma çabasını takdir ettim. Diyarbakır ya da İzmir belediyeleri, özelleştirme adı altında yağmaladı ya TEKEL'i. Böylece ne şiş yansın ne de kebap. Ohhhh, suyundan da istiyorum. Çok istiyorsanız aldırın İstanbul Belediyesi'ne ya da TEKEL fabrikalarının yakınındaki Ak Parti belediyelerine. Niye İzmir ve Diyarbakır?

Onurları ve yarınları için mücadele edenler kazanacak. Bir eli yağda bir eli balda, ülkeyi yağlayayan ve yağmalatanlarsa elbet hesap verecek bir gün. Gün olur, devran döner.

Bu işten yakayı sıyıramayacak hiç kimse, altında imzası olanlar yani. Bakansa da, başbakansa da, cumhurbaşkanıysa da fark etmez. Demokratik ülkelerde herkes hesap verebilir konumdadır.

Ateşten gömlek arkadaşların üstünde, çıkartmaya çabalıyorlar ama o kadar kolay değil.

Ooooo, kimler gitmiş kimler!!!


Aşağıdaki isimler Kanada'nun Vancouver kentinde gerçekleştirilen 2010 Kış Olimpiyatları'nı izlemeye giden kafile. Bakalım kimler varmış?

Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Faruk Özak, AK Parti Trabzon Milletvekili Safiye Seymenoğlu, Erzurum Valisi Sebahattin Öztürk, Trabzon Valisi Recep Kızılcık, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı AK Partili Ahmet Küçükler, Erzurum Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hikmet Koçak, Üniversite Sporları Federasyonu Başkanı Kemal Tamer, Uluslararası Spor Organizasyonlarından Sorumlu Başkoordinatör Mehmet Atalay, Kış Oyunları Koordinatörü Bekir Korkmaz, Erzurum Gençlik ve Spor İl Müdürü Fatih Çintımar, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı öğretim Üyesi ve eski Buz Hokeyi Federasyonu Başkanı Prof. Dr. Abdülkadir Dökmeci’nin yanı sıra Karayolları 12’nci Bölge Müdürü Şenol Altınok.

Peki katılan sporcu sayısı kaç: Rakamla 5, yazıyla (Beş).

Kelime Çetinkaya, Sabahattin Oglago, Tuğba Taşdemir, Erdinç Türksever ve Tuğba Karademir.

Yoruma gerek yok. Zaten şu kadar isim alt alta yazılınca küfür gibi oluyor, ekstradan bir şey yazmanın anlamı yok.

Kanada'yı görmeyenler, mis gibi tatil yapıp geliverir işte.