
Statların dünya siyaset tarihinde büyük önemi vardır. Kimi zaman faşizmin gövde gösterisine sahne olmuşlardır, kimi zamansa faşizme başkaldırının mabedi haline gelmişlerdir.
Pek çoğunuz zaten biliyorsunuzdur ama yine de hatırlatmakta fayda var aşağıdaki olayı.
Estadio Chile, 1973 yılında faşist darbenin ve darbecilerin ölüm tapınakları oldu.
Tarihler 15 Eylül 1973'ü gösterdiğinde, Pinochet'nin esas oğlanı Albay Manriquez Bravo, Estadio Chile'ye binlerce insanı ellerini-gözlerini bağlayarak topladı.
Binlerce taraftarın bağırdığı statta nefes alışverişlerinin sesleri duyuluyor, o kadar sessiz yani. Sonra karanlığı ve sessizliği yırtan bir ses "Venceremos" -biz kazanacağız- diye haykırıyor. Bu ses Victor Jara'dan başkasının değildi.
Tek bir ses binlerce sese dönüşür. Toplama kampı değil de, sanki bir şölen halini alır bu utanç günü.
Askerler Victor Jara'nın sesini kısmak için dipçiklerle kafasını parçalarlar, ellerini keser ve herkese ibret olsun diye stadyumun ortasında asarlar.
Eylül 2003 tarihine gelindiğinde ise Victor Jara'nın 30. ölüm yıldönümünde Estadio Chile stadyumunun ismi Estadio Víctor Jara olarak değiştirildi.
Galatasaray Kulübü ve onu yönetenlerin, onu yönetmeye talip olanların hemen hepsinin el öpme yarışına girip, bayramda harçlık koparma heyecanı yaşayan çocuk gibi aportta beklemeleri aslında bugüne dek bildiğimiz ancak kabullenemediğimiz gerçeklerin yüzümüze tokat gibi çarpmasından ibarettir.
İstifaya davet ettiği Adnan Polat'la özür konusunda aynı dili kullanan İnan Kıraç'ın, bu kulüpte hep aşağılanmış Abdurrahim Albayrak'ın arasında ne yazık ki tek bir fark bile yok, duruş açısından.
Mehmet Cansun, Fatih Altaylı, Mehmet Helvacı ya da Sebahattin Şirin. Hepsi toplumun bambaşka katmanlarından, hepsi farklı kültürlerin temsilcileri ama bugün bütün bu isimler, damlata damlata göl haline getirdikleri yağ damlacıklarından koskoca bir göl oluşturmayı başardılar.
Olayların üstünden geçen bunca süreye rağmen koskoca Galatasaray Kulübü'nün içinden bir tane adam çıkıp da, "Beyler ne 600 trilyonu, babanızın hayrına mı yaptırdınız bu stadı? Ali Sami Yen arazisini kimlere verdiniz, Aslantepe'yi hangi şirketlere ihale ettirdiniz? Sizin misafir diye adlandırdığınız yerde misafir bizdik. Bu kulübün ölen bir başkanı hakkında kimse böyle konuşamaz." diyemiyor.
Bırakın bu tondan olmasını, daha düşük bir ses bile gelmiyor. Camianın bütünü -taraftar hariç- hep bir ağızdan, el etek öpüyor.
Galatasaray taraftarı; bok çukuruna batmış ihbarcı başkanlara, kul olan yöneticilere ve siyasi iktidarın gücüne karşı tek başına bırakılmıştır.
Bu kulübün onurunu, gururunu, şerefini, haysiyetini bir avuç elite bırakmayacağımızı görmüş olduk. Kendi kişisel çıkarları, kendi şirket gelecekleri için siyasal güce tapan, ondan aman dileyenlere karşı onur savaşı vermek bize düşüyor.
Koskoca bir yalanın içinde savrulup durmuşuz yıllarca. Futbolu zenginlerin oyuncağı haline getirmemek için herkes elinden geleni yapmalı. 'İki taş, bir top' masallara konu olmak üzere.
Victor Jara'nın, sessizliği ve karanlığı yırtan sesi şimdi biziz.
Çünkü halkız ve haklıyız. Çünkü gerçek şeref, onur, gurur, haysiyet sahipleri bizleriz.
İster sarı-kırmızı, ister siyah-beyaz, ister sarı-lacivert, ister bordo-mavi olsun.
Artık hep birlikte "Venceremos"u söyleme vakti geldi.