3 Ekim 2009

Bayern Münih eriyor



Bundeslig'da sezona kesin favori olarak giren Bayern Münih, Köln karşısında da galibiyet elde edemedi. Karşılaşma 0-0 berabere sonuçlanırken, Bayern Münih'in lider Leverkusen'le arasındaki puan farkı da 8'e yükseldi. Van Gaal'in bundan sonra işi hiç ama hiç kolay değil.

Bu arada Eren Derdiyok kırmızı kart cezası bittikten sonra çıktığı ilk karşılaşmada golünü attı, unutmamak lazım.

BUNDESLİGA'DA SONUÇLAR


Bayer Leverkusen:4
Nuremberg: 0
- - -
Bayern Munich: 0
Köln: 0
- - -
Mainz: 2
Hoffenhei:1
- - -
Hanover 96: 5
Freiburg: 2
- - -
VfL Bochum: 1
VfL Wolfsburg: 1
- - -
Schalke 04: 2
Eintracht Frankfurt: 0
- - -
Monchengladbach: 0
Borussia Dortmund: 1

Galatasaray'ın hayali 11 kaleci mi?



Hadi Beşiktaş ve Trabzonspor'u anladım da; Leo Franco, Aykut ve Ufuk varken, Galatasaray kalecilerden kurulu bir 11'le mi sahaya çıkacak bunu anlamadım.

Bir haberi yaparken sallamak, sallarken düşünmeden sallamak, düşünmeden sallarken, "Bak Fenerbahçe nasıl diğerlerine geçirdi" türünden üstü açık-kapalı göndermelerde bulunmak artık iyiden iyiye modası geçmiş bir anlayış.

Sallarken, mantık sınırları dahilinde sallamak, en azından okuyanı iğreti etmemeli. Ama hâlâ köhne bir zihniyetle "Fenerbahçeliler yorum yapsın, Galatasaraylılar altta kalmasın" şeklinde saçmalıklar artık son bulsun.

Günün pulu vol.29


Değişiklik olsun dedim...

2 Ekim 2009

Rio de Jenario böyle sevindi

2016 Yaz Olimpiyat Oyunları'nın Rio de Jenario'ya verilmesi oynak millet Brezilyalıları deli gibi sevindirdi. Ünlü Copacabana plajında onbinlerce Brezilyalı, zaferi kutladılar.















2016 için en şanslı aday Rio -doğru seçim-


Bugün bütün dünyanın gözü Danimarka'da alınacak bir karara çevrildi. 2016 Yaz Olimpiyat Oyunları'na hangi şehrin ev sahipliği yapacağı Uluslararası Olimpiyat Komitesi tarafından bugün belli olacak.

2016 yılı Yaz Olimpiyat Oyunları'na aday şehirler Chicago, Rio de Janerio, Tokyo ve Madrid.

HANGİ ŞEHİR, NASIL SEÇİLİYOR?

Danimarka'da dört aday önce kendilerini tanıtacak. Ardından Uluslararası Olimpiyat Komitesi (Değerlendirme Komisyonu Üyeleri, nihai rapor sunup, oylamaya geçecek.

Komite Başkanı, zorunluluk olmamasına karşın bir gelenek olarak çekimser oy kullanıyor. Vatandaşlık bağıyla bağlı oldukları ülkeden bir kentin aday olduğu komite üyeleri ise oy kullanamıyor.

Bir kentin, oyların salt çoğunluğunu alması halinde oylama sona eriyor. Aksi takdirde en az oyu alan kent oylama dışı kalıyor ve yeniden oylama yapılıyor.

KİMLER VAR KİMLER

Danimarka'daki oylama öncesinde Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula Da Silva, Japonya Başbakarı Yukio Hatoyama, İspanya Kralı Juan Carlos ve Başbakan Zapatero Kopenhag'da temaslarda bulunurken, ABD Başkanı Barack Obama ise kendi şehri Chicago'ya destek vermek için Danimarka'da görüşmelerde bulunuyor.

Chicago ve Rio de Janerio en şanslı şehirler arasında gösteriliyor. Özellikle Rio de Janeiro, bugüne dek Güney Amerika hiçbir ülkenin Olimpiyat Oyunları'na ev sahipliği yapmadığı için şansı yüksek gösterilen şehirlerden ilki.

Şehirlerin seçilebilmeleri için aktif biçimde çalışan isimlerden Pele-Rio, Raul-Madrid ve Oprah Winfrey ve Barack Obama David Robinson-Chicago.

1984 ve 1996'da ABD'de yapılan iki olimpiyat yakın tarihte düzenlenen organizasyonlar olduğundan, umuyorum Rio de Janerio 2016'ya evsahipliği yapar.

Edit: Karar açıklandığı sırada internetten uzak bir ortamdaydım en az Brezilyalılar kadar sevindim. Doğru karardı.

Günün fotoğrafı

Olmadı, olmazdı


Galatasaray'ı hazırlık kampından bu yana tüm maçlarda izledim. Çok açık ve net ifade etmem gerekir ki; bu kadar pas hatası ve daha da önemlisi kontrolsüz olmasını görmemiştim. Rakip Sturm Graz değil de, bir gömlek üstün bir takım olsa, Galatasaray bugün puansız ayrılabilirdi Ali Sami Yen'den.

Futbolda, her ne kadar kadrolar maçların kazanılması için büyük etken olsa da, doğrular ve yanlışlarınızın arasındaki fark, alacağınız skoru ortaya çıkartır. Galatasaray ve Sturm Graz'ı terazi kefesine çıkarttığımızda sarı-kırmızılı takımın çok baskın bir ağırlıkta olacağı kuşkusuz.

Fakat terazi kefesinden sonraki yeşil saha kısmında, yaptıklarımız ve yapamadıklarınız sizin alacağınız skoru tayin ediyor. Galatasaray, maçın başından sonuna sahada istediğini yapamadı.

Tek tek isimler üstünden gitmek istemesem de Mehmet Topal'a ayrı bir parantez açmak şart. İlk yarı boyunca Mehmet Topal'ın göndermek istediği 7 diyagonal pasın hepsi rakipte kaldı. Ve bu 7 topun hemen tamamı kontraatak olarak Galatasaray kalesine yönlendi.

Muhtemel oyuncu değişikliğinde ilk aklıma gelen isimdi. Hatta ilk yarı bitmeden bile Mehmet Topal-Mustafa Sarp değişikliğini bekliyordum. Rijkaard'ın sabrına hayran kaldım.

Eskişehirspor maçı sonrasında futbolun çok bilenleri tarafından ortaya atılan "B planı" devreye sokulunca, Baros-Keita-Arda-Elano ve Kewell gibi yani 5 hücum gücü yüksek oyuncunun sahada kalması, Galatasaray'ın komik pozisyonlarda yakalanmasına neden oldu.

Türkiye'de ne yazık ki, "B planı" olarak algılanan hadise, orta saha ya da defansından bir oyuncu eksilterek, hücuma bir fazla oyuncu eklemek.

Buna benzer bir "B planı"nı Galatasaray-Kocaelispor maçında izlemiştim ve Galatasaray tarihinin en farklı yenilgilerinden birini alarak, koskoca bir sezonu heba etti. Ayhan-Kewell değişikliğinde ilk düşündüğüm şey "İyi ki, rakip Sturm Graz" demek oldu, bu yüzden.

Rijkaard, her ne kadar eleştirilse de, Eskişehirspor maçında sistemine ihanet etmeyerek, doğruyu yapmıştı. Sturm Graz maçı içinse aynı şeyi söyleyemeyeceğim.

Galatasaray takımında Eskişehir ve Sturm Graz maçlarında, sezinlediğim şey; hep en zoru yapmaya yönelmeleri oldu. Her iki maçta da, Servet'ten Arda'ya kadar, basit oynamak sanki bir suçmuş gibi fantastik paslar, gereksiz zorlamalarla dolu 180 dakika geçirildi.

Oysa sezon başından bu yana izlediğimiz Galatasaray; etkili, gösterişli ancak basit oynuyordu. Kuvvetle muhtemel, bu sorunlar giderilecektir.

Yanlışların, doğrulardan daha fazla yapıldığı, kontrolün çabuk kaybedildiği Sturm Graz maçında, tatsız geçen bir maç izledik. İki ucu keskin bıçak şeklindeydi, her iki takım da kazanabilirdi. Daha yol almak için katedilecek mesafeler var. Kimsenin etkisinde kalmadan, doğru bildiğinden şaşmadan yola devam etmek gerekir.

Son not: Karşılaşmanın hakemi, her yönden berbattı. Gerek Galatasaray, gerekse de Sturm Graz aleyhine ve lehine yanlışlar yaptı. Parlatılmak istenen bir organizasyon yapılıyorsa, hakemlerin de aynı şekilde kaliteli olması gerekli.

1 Ekim 2009

Sahi ne oldu?


Statlarda alınan sigara yasağı vardı? Hatırlayan var mı? Herkes çatır çatır içiyor da, o yüzden aklıma düştü birden.

Arsene Wenger'in sihirli 10 imzası


13 yıldan bu yana Londra temsilcisi Arsenal'i çalıştıran Arsene Wenger, hiç şüphesiz Gunners tarihinin en başarılı teknik direktörlerinden biri. Japonya'nın Nagoya Grampus Eight takımından 1996'da takımın başına geçtiği dönemden sonra Arsenal'i sınıf atlatmış ve üstündeki ölü toprağını atan adam yani.

Wenger'in sportif başarılarındaki en büyük sırlardan biri, transferde yatıyor. Pek çok genç futbolcuyu Londra'ya getiren Fransız teknik adam, Arsenal'e hatırı sayılır paralar kazandırdı. İngiliz basını bu transferlerden 10 tanesini seçmiş, ana da el atmak kaldı.

Hemen belirtmek gerekir ki, liste salt para kazandıran oyuncu olarak hazırlanmamış. Başarı+para kıstası gözönünde bulundurulmuş. Niye Adebayor ve Toure yok türünden eleştiriler için guardımı almış oldum böylece.

10. SOL CAMPBELL

Şimdilerin çokça tartışılan ismi Sol Campbell, Tottenham'dan Bosman kurallarından faydalanarak transfer edildi. 2000'li yılların Arsenal'inin en önemli oyuncularından biriydi.



9. MARC OVERMARS

1997 yılında Highbury'e Ajax'tan 6 milyon sterlin karşılığında gelen 'The Roadrunner'ı tarif etmeye gerek yok. Sürati, çabuk ayakları rakip defanslarda hep bir korku ve panik havası yarattı.

2000 yılında Barcelona'ya transferinde kulübün kasasına tam 25 milyon sterlin kazandırdı. Arsenal'de oynadığı 3 yılda 100 maçta forma giyip 25 gol de takımın yanına kâr kaldı. Zaten bu transferden sonra ismi 'Overbars' olarak değişti.



8. ANDREI ARSHAVIN
Arsene Wenger'in bir diğer sihirli transferi Rus Arshavin. Zenit St Petersburg'dan 15 milyon sterlin karşılığında alındı. Premier Lig'de henüz çok kısa süre oynamasına karşı, özellikle Liverpool-Chelsea ve MANU maçlarındaki performansları dikkat çekti.



7. FREDDIE LJUNGBERG

1998-2007 yılları arasında Arsenal'de forma giyen İsveçli Ljungberg, Halmstad'dan 3 milyon sterline transfer edildi. Arsenal'in şaşaalı dönemlerinde takımın en önemli parçalarından biriydi. 9 yıl süresince 216 maçta 46 gol attı.



6. EMMANUEL PETIT

Wenger'in Monaco'dan öğrencisi olan Petit, 1997 yılında 2.5 milyon sterline transfer edildi. Vieira ile birlikte orta sahada kurulan birliktelik Gunners'ın zor gol yiyen ve zor yenilen bir takım olmasında büyük pay sahibi oldu. 2000 yılında Barcelona'ya 7 milyon sterline transfer oldu.



5. CESC FABREGAS

2003 yılında Barcelona'dan geldiğinde 16 yaşındaydı. 2003'ten bu yana Arsenal'de forma giyen genç İspanyol, Wenger'in dünya futboluna armağan ettiği birçok genç oyuncudan sadece biri. Üstün tekniği ve oyun vizyonu ile Premier Lig'in en klas orta saha oyuncularından olmayı başardı.



4. ROBERT PIRES

Overmars'ın Barcelona'ya gidişinden sonra B planı olarak devreye sokulan Pires, Marsilya'dan 2000 yılında 6 milyon sterlin karşılığında transfer edildi.

Arsenal'de oynadığı 6 sezon süresince 189 maçta 62 gol attı. Daha ikinci senesinde Futbol Yazarları Derneği, onu Premier Lig'in en iyi futbolcusu seçti.



3. NICOLAS ANELKA

Mali açıdan Arsene Wenger'in en önemli imzası Anelka. 1997'de PSG'den 500 bin sterline alınan Anelka, iki yıl sonra Real Madrid'e 23 milyon sterline satıldı. 2 yılda 68 maç ve 23 gol tabii yanında da 22.5 milyon sterlin.



2. PATRICK VIEIRA

Dünyada önlibero kavramının ilk ve en önemli temsilcilerinden biri Fransız Vieira, Arsenal'deki 9 sezonunda sayısız başarı kazandı. Bir takımın sınıf atlamasında bu bölgede forma giyen bir oyuncunun, ne denli önemli olduğunun en büyük göstergesidir.

Başarısız AC Milan kariyerinden sonra 3.5 milyon sterline transfer edildi. 2007 yılında Juventus'a giderken, onun için ödenen para 20 milyon sterlindi. Bu sene başında Wenger ve Vieira çok istemesine karşın yeniden birliktelik sağlanamadı.



1. THIERRY HENRY

1999 yılında Highbury'ye 10 milyon sterline geldiğinde Wenger, İngiliz basını tarafından hoyratça eleştirildi. Kendi vatandaşlarını kayırmakla suçlanan Wenger'in haklılığı ise kısa sürede ortaya çıktı. Arsenal'in İngiltere'de mamağlup şampiyonluğununn en kilit oyuncularından biriydi.

Ada'dı iki kez yılın futbolcusu seçildi ve 8 yıl boyunca 200'e yakın gol attı Arsenal formasıyla. Barcelona'ya 16 milyon sterlin karşılığında transfer oldu. Wenger'in kendisi için cümlelerinden biriyle bitirelim; "Thierry Henry orta sahadan topu alabilir ve Dünya'da kimsenin atamayacağı bir gol atabilir."

Günün pulu vol.28