2 Aralık 2009

İverson yuvasına döndü

Geçtiğimiz günlerde kariyerini sonlandırdığını açıklayan Allen Iverson, yuvası Philadelphia 76ers'a döndü.

Philadelphia 76ers Genel Menajeri Ed Stefanski, 34 yaşındaki Iverson ile anlaştıklarını, deneyimli oyuncunun ilk maçına Pazartesi günü Denver Nuggets karşısında çıkacağını söyledi.


Kariyerine 1996 yılında 76ers’ta başlayan Iverson, burada 10 yıl oynadıktan sonra Denver Nuggets, Detroit Pistons, son olarak da Memphis Grizzlies’de forma giymişti.

14 yıllık kariyerinde 27 sayı ortalaması tutturan Iverson, 10 kez All-Star, 4 kez de NBA’in en skorer oyuncusu oldu.

Celtic taraftarından istenen

İskoç işçi sendikaları, Celtic taraftarlarına, Hapoel Tel Aviv maçında Filistinlilerle dayanışma adına Filistin bayrakları sallamaları çağrısında bulunmuş.

Tabii Celtic taraftar gruplarından ret yanıtı gelmiş. Gerek kulüp yönetimi, gerekse de İskoç İşçi Sendikaları, İsrail ve Filistin barışına uzun vadede destek konusunda bayrakların sallanmamasını istiyor

Bu dünyada her ülkeyi rahatlıkla eleştirebilir ve protesto edebilirsiniz ama ne hikmetse, İsrail'i eleştiremiyorsunuz. Bunu yaptığınız anda anti-semitist oluyorsunuz.

Türkiye'de bir yasa çıkartılsa ve her türlü Türkiye eleştirisi Türkiye düşmanlığı sayılsa, sonra bunu da uluslararası yasalarla uygulatsa nasıl olur acaba?

İsrail, Filistin'de her gün insan öldürüyor. Herkesin "Milenyum çağındayız" diye kıçını yırttığı bir dönemde, koskoca bir duvar ördü. Çoluk-çocuk yaşlı, kadın demeden insanların üstüne kimyasal silahlar ve misket bombaları attı. Küçücük Filistinli çocukların kafasında dipçik kırdı. Sınırlarda insanlara her türlü işkenceyi yaptı. Ve bunları bütün dünya izledi.

Ama İsrail'i eleştirince anti-semitist olacağım. Hadi canım sen de...

Beytullah olmayı başarmak


Yarın 3 Aralık Dünya Engelliler Günü. Ülkemizde ve dünyada milyonlarca engelli var. Bu engelliler arasında hayatı sımsıkı tutunmayı başaranlar, hayatla bağlarını asla ve asla koparmadan yaşantısına devam eden insanlar mevcut.

Beytulah bunlardan biri. 2012 Londra Olimpiyatlarında madalya almak istiyor. Bu hayatın tüm zorluklarını birlikte omuzluyoruz, üstelik Beytullah gibi handikapları olmasına karşın.

Sanırım Beytullah olmayı başarmak çok güç.

Dünya Kupası 'pot'ları


Birinci pot: Brezilya, İspanya, Hollanda, İtalya, Almanya, Arjantin, İngiltere, Güney Afrika

İkinci pot: Avustralya, Japonya, Kuzey Kore, Güney Kore, Honduras, Meksika, ABD, Yeni Zelanda

Üçüncü pot: Cezayir, Kamerun, Fildişi Sahili, Gana, Nijerya, Şili, Paraguay, Uruguay

Dördüncü pot: Danimarka, Fransa, Yunanistan, Portekiz, Sırbistan, Slovakya, Slovenya, İsviçre

Yönümüz ne tarafta?


Reuters 'Yılın fotoğraflarını' servislemiş. Bu fotoğraf Türkiye'den. Aslında sinir bozucu bir durum.

Türkiye'ye dair fotoğraflar genelde ya bu şekildedir ya da Boğaz vapuru ve Ortaköy Camii-Boğaz Köprüsü kesişmesidir.

Sinir bozucu olan durumsa bu fotoğraf. Benim açımdan "Aman dünya bizi nasıl tanıyacak?" gibi bir endişem yok. Kimsenin yargıları beni zerre kadar ilgilendirmiyor. Din, vicdan özgürlüğü diye bas bas bağıranların aldıkları minare yasağı kararını herkes gördü. Avrupalılar uygar görüntülü barbarlar benim için. Bu fikrimden hiçbir zaman sıyrılmadım.

Sinir bozucu olan durum, yönümüz. Biri çıkıp şunu açık açık söylese de rahatlasak. Şu saçma sapan Medeniyetler Buluşması sözlerinden de kurtulmuş oluruz. Pardon Medeniyyy-yetler Buluşması....

1 Aralık 2009

Rijkaard geldi O.Ç. tayfası (Olumsuz Çaba)

Hamile olan eşinin rahatsızlığı nedeniyle Bursaspor maçı öncesi Hollanda’ya giden ve hakkında binbir türlü spekülasyon çıkan Galatasaray’ın teknik direktörü Frank Rijkaard, İstanbul’a döndü.

Rijkaard'ın yokluğunda atılıp tutulmayan kalmadı; "Gitti, gelmeyecek, dönmez, devre arası gidici, Türkiye'yi kafasında bitirdi."

Eeeee, şimdi ne olacak, ne diyeceksiniz, kıçınızdan uydurduğunuz haberleri nereye çevireceksiniz.

Yıllardır basının içindeyim, ama Türk spor basını bu mesleğin yüzkarasıdır bunu gayet net bir biçimde söyleyebiliyorum. Hem de tabandan tavana kadar. (Kimse bu söz üzerine alınganlık yapmasın)

Rijkaard ve Neeskens'in futboldan anlamadığını, futbolu bilmediğini söyleyen Hıncal Uluç'a da tavsiyem; bilmediği konularda ahkâm kesmesin. Biz biliriz onun Derwall'e "Bu takım böyle oynamaz" dediğini, biliriz daha sonra yalayıp yuttuğu Terim'e "Bu takım sana 3 numara bol, derhal istifa et" dediğini, biliriz 4 forvet oynatan Gerets için "Korkak dediğini".

Hıncal futboldan zerre anlıyorsa.... Önce Bosman'ların arasındaki farkı öğrenecek, sonra yorum yapacak.

Süper ikili

Her şey bitti halı sahalar kaldı


Annemin bir lafı vardır "Her boku yedik fıstıkiyesi kaldı" diye. Türkiye Futbol Federasyonu tam da bu söze uygun bir uygulama başlatmış. Bugünden geçerli olmak üzere artık halı sahaları denetmeyeceklermiş.

Türk futbolu şike skandalı ile sarsılıyor, Avrupa'da ortaya çıkan bu rezalette milli takımın ve oyuncularının bile adı geçiyor ama TFF halı saha denetleyecek.

Yahu, bu ülkede ne zaman doğru düzgün bir iş yapılacak, ne zaman hesap sorulması gereken kişi ve olaylara karşı harekete geçilecek. Eften püfte hadiselerle günü gün etme durumu ve günü kurtarma çabalarıyla nereye kadar gidilecek.

Önce milli takımına hoca bul sonra halı saha denetle...

30 Kasım 2009

Yücelman ve Uluçay artık yok


Bugün iki tane boktan ölüm haberi aldım. Biri spor gazeteciliğinin duayen isimlerinden Abdülkadir Yücelman.

Bir diğeri ise herkesin çok sevdiği "Karpuz kabuğundan gemiler yapmak" filminin yönetmeni Ahmet Uluçay.

Yazarken bile içim bir garip oluyor. İkisi de çok güzel insanlardı.

Futbolun boşboğaz ve ukala ulemaları


Geriye sarmayı severim, hele de konu futbolsa. Ama önce şu anki tabloyu vermek elzem.

Fenerbahçe 31 puanla lider, Beşiktaş 1 puan gerisinde ikince, Bursaspor 29 puanla üçüncü, Galatasaray aynı puanla döndüncü ve Kayserispor da 28 puanla beşinci durumda.

Flasback yaptığımızda futbolun boşboğaz ulemalarının sezon başı ile ligin 8. haftasına kadar olan bölümde yaptığı yorumların hepsinde Fenerbahçe ile Galatasaray'ın ligi açık ara önde götüreceğini, bu iki takımı zorlayacak takımın çıkamayacağını, kadro olarak her iki takımın da ligin çok üstünde olduğunu söylediklerini herkes anımsıyordur.

İş artık öyle bir noktaya geldi ki, Fenerbahçe ve Galatasaray arasındaki şampiyonluk yarışında Turkcell Süper Lig'deki diğer 15 (Ankaraspor'u sayamıyoruz) takımın figüran rolünde olduğu bile söylendi.

Futbol ukalalık kaldırmaz nitelikte bir oyundur, hele boş ukalalığı hiç kaldırmaz. Elbette ki, Beşiktaş'ın içinden geçtiği buhran dolu günler hesaba katıldığında önyargılı yorumların olması doğal. Ancak ligdeki takımların hepsini, kendi içinde sindirme planları 14. hafta geride kalırken, tatlı bir tebessüm olarak hatırlayacağız.

Aslında, sadece bu yıla özgü bir durum değil. Yaklaşık 10 yıldır Fenerbahçe ve Galatasaray ekseninde bir lig geçmesi isteniyor. Güzel kızı iki esas oğlandan hangisinin kapacağına yönelik, kuru gürültü içeren kavgada diğerleri ise -ki Beşiktaş da dahildir diğerlerine- bu iki esas oğlana zaman zaman yardımcı olan, zaman zaman da birinin kazanmasını isteyen figüran rolündeler.

Geçen yıl, Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören'in aslında çok da haklı biçimde dillendirdiği "İki büyük yaratılmak isteniyor" çıkışı, her ne kadar sezon sonunda kendi lehine gelişse de, çok ama çok haklılık içeriyor.

Sadece son 10 yıla baktığımızda bu gerçeği görebilmek mümkün. Evet, kabul ediyorum ki, zaman zaman bu takımlar ligi haklı olarak forse ettiler fakat sesi yüksek çıkanın haklı göründüğü Türkiye futbol ortamında, başkalarının sesinin çıkması sürekli olarak engelleniyor.

Esas oğlan-figüranlar eksenindeki lig, Beşiktaş'ın Sivasspor deplasmanındaki 1-0'lık galibiyeti ile Bursaspor'un Galatasaray'ı yenmesiyle sona erdi. Bu çok devam eder mi, açıkçası bilemiyorum. Bildiğim tek şey, bunun devam etmesini istediğim. Her yıl Fenerbahçe-Galatasaray yarışından çok sıkıldım, bu saçma ligi iki takımın benzer yöntemlere başvurarak forse etmesi içimdeki futbol sevgisini de baltalıyor.

Bir Anadolu-İstanbul ayrımı yapmak istemiyorum ancak önce futbolsever sonrasında Galatasaraylı olarak -çünkü önce futbolseverim- bu ligde Kayseri'nin, Gençlerbirliği'nin, Bursaspor'un -her ne kadar sevmesem de- şampiyon olmasını diliyorum. Çünkü ulus futbolu Fenerbahçe-Galatasaray kayıkçı kavgasından büyük yara alıyor ve bu yarayı en çok futbolu sevenler alıyor.

Umuyorum Kayserispor ya da Bursaspor bu yarışın içinde sonuna kadar olur, geçtiğimiz yılın şampiyonu Beşiktaş'ın yeniden yarışın içinde olması, beni mutlu ediyor.

Yazının en başına dönersek. Futbolun boşboğaz ve ukala ulemalarının "Bu iki takımı kimse zorlayamaz", "Mustafa Denizli 2. yılında asla başarılı olamaz", "Kayserispor helva gibi olmuş" gibi zırvalar umarım sonlanır.

Kimse futbol konusunda ukalalık yapmasın mümkünse. Oturalım ve doğru düzgün izleyelim. Sezon sonu şampiyon olanın -tabii eğer şike-teşvik-bahis üçgeninde yer almamışsa ki, umutsuzum bu konuda- elini sıkmasını bilelim.

İki kelimeyi biraraya getirip konuşamayan adamları da okumaktan vazgeçelim mümkünse. Kahvedeki adamla aynı dili konuşan gazeteciler ne yazık ki sadece bizim ülkemizde var.