24 Ocak 2011

Yaşasaydı ne olurdu?


Bu ülkeye aydın yetişmiyor çok fazla. Yetişse de bozuk para gibi harcıyoruz.

Ya öldürüyoruz, ya yakıyoruz, ya çapraz pusuya alıp vuruyoruz, ya arkasından sinsice kafasına silah çekip vuruyoruz.

Eğer ölmezse hapse atıyoruz ki, fikirlerini paylaşmasın, diğerlerine kötü örnek olmasın diye.

Hapse atmazsak, toplumdaki değerini itibarsızlaştırıyoruz, insanlar onu okuyup, fikirlerini benimsemesin diye.

Uğur Mumcu, 18. yılda da katilleri bulunamadı. Öyle çok uzağa bakmaya gerek yok. Devletin kadrolarını biraz araştırsınlar bulurlar katillerini ve bombayı patlatanları.

"Uğur Mumcu yaşasaydı" deyip duruyoruz ya. Uğur Mumcu yaşasaydı çoktan içeri atılmıştı.

Bu devletten daha fazlasını beklemek büyük hata. Hele de bu iktidarın kadrolarıyla. Hoş, hepsi aynı bokun soyu ya, neyse..

Stad ne ayak, takım ne durumda?


O kadar söylendim, ettim "gitmem" diye ama pilot olmak için ABD'ye gidecek ve 13 ay boyunca göremeyeceğim kuzenim "Lan oğlum bir daha izleyemem hadi bu maça gidelim" deyince, dayanamayıp iki bilet aldım.

Stada gidiş beklediğimin aksine gayet rahat ve kolay oldu. Mecidiyeköy'den hareket etip, stat içine girmemiz yarım saati ancak buldu. Hoş, metroda herkesle akraba olduk, kalabalıktan ötürü.

Stada uzaktan bakınca ilk dikkati çeken şey, beton ve çelik yığını ile karşılaşmak oldu. Özellikle boyanmamış ve sıva halinde bırakılan duvarlar ciddi anlamda sırıtıyor. Benzer görüntü stadın içinde de mevcut. Boyalar belli katlara kadar yapılmış ve bitirilmemiş olduğu için bütün merdivenlen ve duvarlar sıvalı halde duruyor.

Stadın içine girdiğimizde gerçekten heybetli bir görüntüyle karşılaştım. Işıklandırma, zemin, tribünler, akustik hakikaten şahane. Ama bence hepsi o kadardı, daha fazlası yoktu.

Stadın seslendirme sistemi berbat ötesi. Hiçbir anons ve dev ekranlardaki hiçbir şey duyulmuyor. Maç bittikten sonra biraz etrafı dolaşınca stadın defoları bir bir ortaya çıkmaya başladı. Hele de kuzenim yeni Wembley Stadı'na gittiği için orada nasıl, burada nasıl mukayesesine girince daha da bir göze battı.

Bir kere, doğru düzgün restoran yapılmamış. Yapılmış olanlara da bizim gibi çapulcu müşterilerin girişi yasak. Bize düşen 10 TL'ye sosisli, 8 TL'ye soğuk sandviç, 8 TL'ye 2.5 litrelik Cola Turka'dan bir bardak kola almak.

Bu kadar zekâsız, bu kadar anlamsız ve bu kadar mantıksız bir uygulama görmedim. Ayrıca sadece VIP'lilerin kullanabileceği restoran yapmak da ne demek. Nereden biliyorsun ki, benim kaç para harcayacağımı? Kısacası bu işi planlayanlar 'büyükler' çapulcu müşteri ile VIP müşteriyi birbirinden ayırmış.

Yeni yapılmış bir stadın dışında, yağan üç damla yağmurda her tarafın göl halini almasını biri bana anlatırsa sevinirim. Sağa sola Allah kuruş geyiği yapmak kolay. Yaptığınız stadın elle tutulur bir yanı yok ki, neye hava basıyorsunuz.

Maç sonunda evinize gidebilmeniz için birtakım işkence seanslarından geçmeniz gerekiyor. 45 bin kişi metroya demir kapılardan bölüm bölüm geçiyor.
Bir demir kapı var, orada bekliyorsunuz tabii o kadar yakına gidebilmişseniz. Toplama kampı görüntülerini andırıyor. Böyle mal gibi bekliyorsunuz, kapı açılsın da siz de metroya ulaşabilen mutlu azınlıktan biri oluverin.

Siz siz olun eğer maça gidecekseniz, kesinlikle çocuğunuzu filan götürmeyin. Hakikaten şakası yok, izdiham tehlikesi fazlasıyla var.

Şu kadarını söyleyeyim, ben stadı sevmedim. Sevebileceğimi de düşünmüyorum. Ve bu hissi nasıl içimden atarım onu da bilmiyorum. Kendimi ait hissettiğim bir stadın olmaması berbat bir duygu.

MAÇA GELELİM

Sivasspor bu ligin en berbat takımlarından biri. O yüzden alınan sonucun ve oynanan oyunun tam bir karşılığı yok. Evet takım fizik açıdan kuvvetlenmiş, daha çok mücadele var ama ondan fazlası yok.

Forvetsiz, orta sahasız ve defansı yarım yamalak bir takımın başarılı olmasının imkânı yok. Üstünden bin kere geçmek anlamsız Barış, Ayhan, Mustafa Sarp'tan ancak ve ancak yedek olur.

Kazım denen herif, daimi olarak ofsaytta duruyor, Galatasaray'ın kendisinden herhangi bir beklentisi varsa zaman kaybından başka bir şey olmaz.

Culio hazırlık maçlarındaki görüntüsünden çok uzaktı. Fiziğini çok iyi kullanıyor ve iyi top saklıyor fakat Galatasaray'ın bundan fazlasına ihtiyacı var.

Yekta garip bir biçimde ilk 11'de yer aldı. Arda olsa 18 kişilik kadroda olmayacak bir futbolcunun sihirli değnek değmiş gibi ilk 11'de oynaması, teknik direktörün bir zaafı gibi geldi.

Stancu yeni transferlerden en olumlu görüneni oldu, tabii benim gözüme. Topa hakimiyeti iyi, gayet kıvrak ve bol şut atacağa benziyor. Çünkü sürekli pozisyon alıyor, şut çekmek için. İlk maçta, kısıtlı bir sürede de olsa gayet yararlı olacağını düşünüyorum.

Maçın son 3 dakikasında Culio ve Kazım'ın süreye oynaması sinir bozucuydu. Kendi stadınızda, Sivasspor'la oynuyorsunuz ve kaza golü yememek için bilerek ofsayta düşmek, korner bayrağının dibinde aptalca zaman harcamak gibi şeyler yapıyorsunuz. Bunu bir Avrupa Kupası maçının sonunda yaparsın anlaşılır da, Sivas maçında yapıyorsun olmaz. Aptallıktan başka bir şey değil.

Hagi halen arayışta. Maç içinde sık biçimde oyuncuların pozisyonlarını ve yerlerini değiştirdi. Ama eldeki kalite yetersiz olunca, arayışlar da sonuçsuz kalıyor.

Hagi'den tek isteğim Hakan Balta ısrarından vazgeçmesi. Oynadıkça köreliyor ve taraftara daha antipatik geliyor.

İnsanlar umut içinde bekliyor doğal olarak ancak ne bu kadroyla, ne bu anlayışla Galatasaray'ın başarılı olmasının mümkünü yok. Keşke olsa, keşke güzel bir şeyler söyleyebilsem fakat aptalca bir beklenti içine de giremem.

Sanırım sezon sonuna kadar her maçta bir ümit beklemeye devam edeceğiz.

Adnan piçlerini al ve git


Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak: Galatasaray Liseliler protesto edebilir, bizden pek hoşlanmazlar.


Adnan Polat: İki kale arasında maçlarda en güçlü tezahüratı yapan taraftarlarımız olacak. Olabilecek protestoları bastırmaya yeter.

Vay be, bak sen hadiseye. Herif beslediği itleri, protestoları bastırması için kullanıyor. Demek ki, emir önceden gitmiş, piçlere. Ulan bu kadar aşağılık bir adam olabilir mi?

Siz bakmayın adam diyorum ama lafın gelişi. Yoksa adamlığın milyonda biri bu herifte bulunmaz.

Herife çok laf söyledim ama fazlasını hak etmiş.

"Adnan'ı da al git" diyorlar ya. Yok aslında öyle olmamalı "Adnan'ı ve beslediğin piçleri de al git" olmalı.

Galatasaray Kulübü Başkanı'nın, devlet bakanına verdiği güvenceye bak sen. Kale arkasında bilmem kim varmış. O kale direkleri götüne girsin, piçlerinle birlikte.

Dün maça gittim, elinde koçanlarla dolanan birtakım yavşaklar vardı. Lafa gelince "Yeni statta karaborsa bitecek" nameleri ile inliyordu her yer ama karaborsa bitmez. Çünkü Adnan Polat var ve onun beslediği piçler var.

Bu arada aslında ayrı bir yazı konusu ama stadı hiç mi hiç beğenmedim. Gitmeden "Benim evim olamaz" diyordum, gittikten sonra bu fikrim daha da güçlendi. Dediğim gibi gün içinde yazmaya çalışacağım, dünkü maçı ve statla ilgili görüşlerimi.

23 Ocak 2011

Nice yıllara


Doğum günün kutlu olsun güzel insan.

22 Ocak 2011

Herkese teşekkürler....


Yarın akşam konuşuruz, olan biteni. Fena bir boyun ağrısı, berbat bir başağrısı ve beraberinde hafif bir dişağrısı ile boğuşuyorum.

Şu fotoğraf çok şey anlatıyor. Birbirine yem edilmeye çalışılan, toplumun sıcak gündemini gözden kaçırmak için yumurta tokuşturur gibi insanları birbirine kırdıran, anlayışın yüzüne tokat gibi çarpan bir kare.

Şu olay sportif yönü dışında bir şeyi iyi gösterdi; toplumun büyük bir kısmı ülkede olan bitenden rahatsız. Türkiye'de bir kesim alabildiğine zenginleşirken, halk kitleleri açlık ve yoksullukla boğuşuyor.

Her şeyi bir stat ve sonrasında yaşananlara bağlayamayız. Ne Tayyip Erdoğan o statlarda koltukları dolduran, gırtlağı patlarcasına bağıran insanları, onların evinde neler yaşandığını anlayabilir ne de yardakçılığına soyunan Adnan Polat bilebilir.

Cicili-bicili statlar yaparak, insanların takım sevgisini paraya çevirmeye çalışanlar şunu iyi bilsin. Futbl ezilen halkların mutluluğudur. Ve bu mutluluğu elimizden almaya kimsenin gücü yetmeyecek.

Biz statlarda sushi yemek değil, köfte ekmeğimizi hiç tanımadığımız bir renktaşımızla paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz.

Onbinlerce dolarlık kombinelerle doldurulmuş statlar değil, imece usülüyle bir dostumuza aldığımız biletlerle doldurulmuş statlarda olmaktan mutlu oluyoruz.

Faşizmin pompalandığı, cemaat şirketlerinin cirit attığı, zenginlerin oyuncağı haline getirilmiş bir oyun yerine, iki taşı üst üste koyup kale yaptığımız, plastik bir topun peşinde bütün günümüzü geçirdiğimiz oyunu tercih ediyoruz.

Birbirimizi tanısak da, tanımasak da Fenerbahçelisi, Galatasaraylısı, Beşiktaşlısı, Göztepelisi, Dersimsporlusu, Adanademirsporlusu, Karşıyakalısı v.s. v.s. aynı acıları yaşıyoruz, aynı sıkıntıları paylaşıyoruz.

300 kişilik sızıntılar, daha büyük kitleler halini, parayla satın alınmış taraftar grupları, renk sevdalıları halini alınca, hepimiz bu oyundan daha büyük zevk alacağız.

21 Ocak 2011

Başkanı olduğu kulübün büyüklüğünü ancak 6 gün sonra anlayabildi


Acziyetini 50 dakika boyunca izledik. Israrlı bir biçimde 300 kişi sayısından söz ediyor. 300 kişinin kurban olarak seçildiği çok açık biçimde anlaşılıyor.

Bu 300 kişinin kimler olduğunu hepimiz gayet iyi biliyoruz. Konuşmasında verdiği "Tribüne siyaset sokmam" cümlesi de zaten, söylediklerimi destekler nitelikte.

Hayır, iş öyle bir noktaya geldi ki, sanki bu arkadaşlar tribünde devleti yıkmaya yönelik faaliyetle bulunuyorlar. Adı konulmasa da, tribünde emekten yana tavır alan insanların olması istenmiyor. Ya da bunların bireysel olarak takılmaları isteniyor.

Benim adıma en dikkat çekici şey, daha dün Ultraslan'ın sitesinde "Selim Terzi'ye özür dilettik" mealindeki tavrın benzerini Galatasaray Kulübü Başkanı'nda da gördük.

Erdoğan Bayraktar'ın telefonla özür dilediğini söyleyerek, bu işin kapatılması gerektiğini söyledi.

Samimi insanlar olmadığı buradan belli oluyor. Kardeşim, sen o açıklamayı spontane yapmadın, hazırlanıp, yazılmış bir yazı, karşında monitörden okuyorsun. Millet sana tepki gösteriyor, sen daha sertleşiyorsun. Bütün Türkiye önünde Galatasaray'ı ve onun merhum başkanını yerin dibine sokacaksın ama iş özre gelince telefon açacaksın. Valla kusura bakmasınlar ama eğer telefona çok meraklılarsa oturup phonesex yapsın ikisi.

Nasıl herkesin önünde aşağıladıysan, o şekilde de özür dileyeceksin. Sizin zihniyetinizdeki adamların söylediğini ne kadar gerçek kabul edebiliriz ki. Madem çok iyi Galatasaraylı, basına haber verecek, çağıracak herkesi. Söylediklerinden pişman olduğunu, tüm Galatasaraylı taraftarlar ve Galatasaray camiasından özür dilediğini söyleyecek. Bu kadar basit midir? "Telefonla özür diledi, bu iş bitti."

Siz içinize sindirebilirsiniz ama kusura bakmazsanız, biz içimize sindiremiyoruz.

Adnan Polat, "Galatasaray itilip-kakılacak bir camia değildir" diye kükredi (!)

Cumartesi, Pazar, Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe ve Cuma.
Aradan ne kadar geçti? 6 gün

Günaydın Adnan Bey! Hayırlı sabahlar olsun size. Başkanı olduğunuz kulübün büyüklüğünü fark ettiğiniz için hepimiz sizi öpücüklere boğmak istiyoruz. Ancak mı idrak edebildiniz Galatasaray'ın büyüklüğünü? Bu kadar sene yöneticilik yaptınız, başkanlık yaptınız, sizin deyiminizle Ali Sami Yen'in parmaklıkları arkasında geçen 47 seneden sonra büyüklüğünü yeni keşfettiniz! Bravo size...

Çok açık, net belli ki, 6 gün boyunca bir yol haritası çizildi. Yol haritasının ilk ayağı Ultraslan'a düştü. Onlar işin Selim Terzi ayağını, Polat da Erdoğan Bayraktar kısmını halletti güya.

Ortaoyunu gibi yaşananların hepsi. Galatasaray Başkanı ve kendisini tribünün tek hakimi ilan eden bir grup birlikte hareket ediyor ve birlikte bir kurtarma planı uyguluyor. Dün itibariyle düğmeye basılıyor ve bugün son hamleyi Adnan Polat yapıyor.

Adnan Polat'ın bütün konuşması boyunca derin Galatasaray'a söylediklerine tamamen katılıyorum. Onun dışında Mehmet Helvacı ya da bir başkasıyla kavgası beni zerre ilgilendirmiyor. Adama sorarlar "Yönetime silah zoruyla mı aldın?" diye.

Galatasaray Başkanlık makamı işgal altındadır. Kimse çıkıp kahramanlık taslamasın. 6 gün boyunca siz susarken, Galatasaray'ın onurunu kurtarmaya çalışanlara "300 kişilik sızıntı", "Artık susun" gibi ifadelerle ancak günü kurtarabilirsiniz. Belki 3 gün, belki 3 hafta belki 3 ay. O koltuktan ineceksiniz.

Ne transferler, ne bu söylemler o koltuktan inmenize engel olmayacak. Pazar günü görüşmek üzere kağıttan kahraman Adnan...

Anamıza sövülürken, el etek öpenlere ihtiyacımız yok.

70 milyon önünde aşağılamaya, telefonla özür. Yemezler Bay Polat


Şu işleri toparlayayım yazacağım. Bunu yaptığım için de özür dilerim. Bir nevi devamı az sonra tadında oldu.

Acziyetini 50 dakika boyunca izledik.

Sadece şunu söyleyeyim. Selim Terzi-Ultraslan ilişkisi nasılsa Adnan Polat-Erdoğan Bayraktar ilişkisi de aynıdır.

Türkiye önünde aşağıla, küfür et, dalga geç, telefonla özür dile. O da dileyip, dilemediği bile belli değil.

Bir-iki saate yazacağım. Buradan devam ederim.

Bağımsız Galatasaray Taraftarları


BASIN VE KAMUOYUNA DUYURUDUR
15 Ocak 2011 Cumartesi akşamı, uzun yıllardır beklediğimiz yeni stadımıza kavuşmanın heyecanını, gözbebeğimiz Ali Sami Yen Stadını terkedip, Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Arena'ya taşınmanın buruk sevincini tattık.

Tarihimizin mihenk taşlarından biri olacak o gecede yaşananları takip eden bazı hadiseler, Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Arena'nın açılış kutlamalarını gölgelemiştir.

Bu sebeple, müşterek olarak Galatasaray Kulübü taraftarlığından başka hiçbir kurum, grup, örgüt, kişi, veya siyasi hareket ile ilişkisi olmayan bağımsız vatandaşlar ve taraftarlar olarak kamuoyuna seslenmeyi görev sayıyoruz.

15 Ocak 2011 gecesi Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın stada girişi anons edildiğinde, taraftarımızın bir bölümü kendisini alkışlamış, diğer bir bölümü de ıslıklamıştır. Söz konusu tepki, medeniyet sınırları içerisinde kalmış, her hangi bir kötü söz içermemiştir. Tepkilerin boyutunun en üst noktaya çıktığı an, Toplu Konut İdaresi (TOKİ) başkanı Sayın Erdoğan Bayraktar'ın, merhum başkanımız Özhan Canaydın'ı, geçmiş yönetimlerimizi ve Galatasaray camiasını kabul edilemez bir üslupla eleştirerek, tüm Galatasaray taraftarları, kulüp ve kongre üyelerini ağır şekilde tahrik ettiği konuşmasıdır.

16 Ocak 2011 günü Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Sayın Adnan Polat, protestocuları yönetim olarak "Galatasaraylı kabul etmediklerini" söyleyerek stadyumda bulunan Galatasaray taraftarlarına ağır şekilde hakaret etmiştir. Ayrıca protestocuları emniyet ile birlikte tespit ederek stada almayacaklarını söyleyerek onları tehdit etmiştir.

Yukarıda özetlenen hadiselerin ışığında Bağımsız Galatasaray Taraftarları olarak aşağıdaki tespit ve taleplerimizi kamuoyuyla paylaşırız:

* Her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının mevcut ya da muhtemel iktidar organlarını övme, eleştirme ve protesto etme hakları, altında Türkiye'nin de imzası bulunan uluslararası sözleşmeler ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın teminatı altındadır.

* Önemle ifade etmek gerekir ki, siyasi liderler bireylerin gündelik yaşamlarına doğrudan etki eden kararların mimarlarıdırlar ve övgüye de eleştiriye de hazır olmalıdırlar.

* Galatasaray taraftarlarının bu protesto sebebiyle devlet kademesi, medya organları ve Galatasaray Yönetimi tarafından hakarete maruz bırakılmasına, tehdit edilmesine ve baskı altına alınmasına Galatasaray Spor Kulübü ve kamuoyu seyirci kalmamalıdır.

* Söz konusu gecede yapılan protestolar neticesinde ortada kamera kayıtlarıyla tespit edilecek bir suç unsuru ve buna bağlı suçlular yoktur. İstanbul Emniyeti'nin güvenlik kaynakları suçla bağlantılı olmayan eylemlerin tespiti için seferber edilemez.

* Galatasaray Başkanı Adnan Polat ve Yönetim Kurulu üyeleri Galatasaray taraftarlarına karşı yapılan tehdit ve hakaretlere karşı kayıtsız kaldıkları gibi, söz konusu eylemleri gerçekleştirenlerle söylem birliğine giderek bulundukları mevkiye ihanet etmişlerdir. Bahsi geçen şahıslar Galatasaray camiasından ve taraftarlarından özür dilemeli ve derhal istifa etmelidirler.

* Galatasaray Kulübü Kongre Üyeleri , Başkan Adnan Polat ve yönetimini kınamalı, haklarında gerekli disiplin cezalarını uygulayacak süreci hemen başlatarak sorumluluklarını yerine getirmelidirler.

* TOKİ Başkanı Sayın Erdoğan Bayraktar, haddini aşan ve tahrik edici konuşması sebebiyle tüm Galatasaraylılardan özür dilemelidir.

* Protesto eden Galatasaray taraftarlarına medya aracılığıyla ve alenen ağza alınmayacak küfürler ve hakaretler savuranlar, onları "nankörlük", ve "teröristlik" ile itham edenler hakkında gerekli yasal işlemler Galatasaray Kulübü ve taraftarlarınca müşterek olarak başlatılmalıdır.

* Bağımsız Galatasaray Taraftarları olarak, Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Arena'nın Galatasaray Kulübüne kazandırılması adına çalışan herkese sonsuz müteşekkiriz. Emeği geçen bütün kişiler ve kurumlar teşekkürü ve saygıyı hak etmektedir.

* Ali Sami Yen Spor Kompleksi'nin yapımıyla ilgili, tarafımızdan teşekkürü öncelikle hak edenler, stadın her köşesine emeklerini harcayan işçilerdir. Stadın yapımına ilişkin katkısı olanlara teşekkür edilirken hayatlarını kaybeden işçilerin anılarına saygı sunulmamış olması üzüntü vericidir.

* Tüm Türkiye'yi defalarca gururlandırmış, ülkenin adını tüm dünyaya duyurmuş kulübümüz, bu tesisleri ve çok daha fazlasını sonuna kadar hak etmiştir. Camiamızın, bu tesisle ilgili hiçbir kuruma veya şahsa en ufak bir borcu yoktur. Unutulmamalıdır ki; Galatasaray Spor Kulübü, arazisi son derece değerli olan Mecidiyeköy'deki Ali Sami Yen Stadyumu üst kullanım hakkı ile birlikte Seyrantepe'deki yaklaşık 384 dekar arazinin 264 dekarlık üst kullanım hakkından feragat etmiştir. Bu arazilerin ihalelerinden devlet ciddi bir kazanç sağlamıştır ve sağlamaya da devam edecektir.Ayrıca bu kazancın yalnızca bir bölümü Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Arena'nın yapımı için ayrılmıştır.

* Konumu ne olursa olsun, hiçbir kişi veya kurum Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Arena'nın Galatasaray'a kazandırılmasını kişisel bir lütuf olarak gösteremez.

* Bu tesislerin Galatasaray Spor Kulübü'ne söz verildiği gibi teslim edilmesinin, şartnamelerle belirlenmiş taahhütlerin eksiksiz olarak yerine getirilmesinin sonuna kadar takipçisi olacağız.

Bağımsız Galatasaray Taraftarları

20 Ocak 2011

Ultrayalakalar Selim Terzi'nin sözcüsü olmuş


"Bulunduğum konum itibari ile kullanmış olduğum üslubun bana yakışmadığının farkındayım ve bu üsluptan ötürü tüm Galatasaraylılar’dan ve camiamızdan özür diliyorum."

Eeeee söylediklerinden ötürü pişman değilsin yani. Sorun sadece üslup muydu? Biz halen "babaları belli olmayan" tipleriz yani, öyle mi?

Ulan Selim! DNA tespiti ile baba tespiti yaptırsam muhtemelen 100 ayrı DNA'ya rastlanır.

Bu arada, Ultraslan denilen grubun da Selim Terzi'nin sözcüsü olduğunu anlamış bulunduk. Hoş, zaten kendileri Akp'li filan olduklarını açıkça itiraf etmişlerdi.

Başka çok daha fazla şeyi itiraf edecekleri zamanlar gelecek. Emin olsunlar.

Al takke, ver külah. Mis ulan mis. Ultraslan'ı bundan böyle Selim Terzi ve onun gibilerinin sözcüsü ilan ediyorum.

BU LAFLARI YEDİRECEKLER SANA

nankor kopekler basbakanı yuhluyor. ınsan bıle degılsınız. kulubunuz yapabılırmıydı bu stadı. serefsızler.

bu gun gs ın yenı stadında basbakanı yuhlayan ınsanlar kesınlıkle turk kulturu almamıs haysıyet yoksunu kısılerdır ıster kadın ıster erkek

serefsızler yuhlayan kahpe gs taraftarı.

basbakanı tt arenada yuhlayanların babaları bellı degıldır buna emınım

aksam gazetesı benı haber yapmıs sanırım daha gormedım ama goren varsa bıldırsın bana (Burada götü tutuşmaya başlamış)

bu arada ben bır gs lıyım (Burada yalamaya başlamış)

galatasaraylıym.orada basbakanı bılerek yuhlayanlara tepkım bazı sozlerım agır olmus olabılır uzgunum baba konusundakı sozumu gerı alıyorm. (Burada kimi yalayacağını şaşırmış)

agır hakaret babındakı sozumden dolayı harkesten ozur dılıyorum.

basbakanmz stat da cok emegı var merhum baskanımız canaydınında oyle.ben tepkım ıslıklayan yujalayanlara. ama agır cumlem ıcın ozur dılıyorm

basbakanmz stat da cok emegı var merhum baskanımız canaydınında oyle.ben tepkım ıslıklayan yujalayanlara. ama agır cumlem ıcın ozur dılıyrm

ben bır galatasaraylıyım hıc bır galatasaraylıya laf soylemem soyletmem. derdım yuhlanlarla maalesef

haddımı astım kufur ederek. ama dıger soyledıklerımın arkasındayım yuhlayanların terbıyeszlık yaptıgını dusunuyorum.

Ulan senin kullandığın dili sikeyim ben. Türkçe yazmaktan aciz herif

Susun amına koyayım


Şişli Başsavcılığı, Seyrantepe'deki Türk Telekom Arena'nın açılışında Başbakan Erdoğan'a yönelik protestoyla ilgili soruşturma başlatmış.

Kanun bazen çok seri çalışıyor. Hizbullah gibi eli kanlı örgütlerin üyelerini yargılamak konusunda zorluk çeken adalet, Başbakan ıslıklandı diye soruşturma başlatmak konusunda zaman bile kaybetmiyor.

Yazamıyorum çünkü söz verdim çok sevdiğim bir dostuma. Bu akşam kendisiyle görüştükten sonra üslubunda yazabilir miyim diye soracağım kendisine. Yoksa kişisel olarak çekinmiyorum kimseden. Bu soruşturmayla ilgili değil sadece o kadarını söyleyebiliyorum.

Türkiye'nin gözü önünde aşağılandık, ana avrat küfür yedik, ciğeri beş para etmez adamlar ağzına geleni söyledi. Ve sonuç, Başbakan ıslıklandı diye soruşturma açıldı.

Bunlar 12 Eylül'de referandumda gelen özgürlüğün ilk sinyalleridir. Siz hele bir de seçimden sonra görün olacakları.

Hakikaten demokraside ileri düzeyi yakaladık. O kadar ileri bir noktadayız ki, dünyanın hiçbir ülkesinde yaşanmayacak bir biçimde ıslıklama ve yuhalama soruşturma konusu oluyor.

Herkes piyon olmuş ülkede. Adama rastlamak, çölde yağmur beklemek gibi bir şey.

Siz de oturun ekzantrik isimli bloglarınızda pusuya yatmış sırtlan gibi ortalığın durulmasını bekleyin. Susun amına koyayım, yakında basında hepinize kalem verecekler ya. O yüzden kimseyle dalaşmayın, kimseye ses etmeyin.

Götünüzün sikileceği gün o kadar yakın ki, farkında bile değilsiniz. Oturun oturduğunuz yerde, rahatınızı da sakın bozmayın. Twitter'dan iki mesaj atar, vicdani mastürbasyonunuzu gerçekleştirmiş olursunuz ve gönül rahatlığıyla hayatınıza devam edersiniz.