21 Kasım 2009

Kazım mesaj atsana Twitter'a


Kazım'ın Twitter'deki mesajıyla Cuma günü, kendisinin ne kadar zeki, akıllı (!) olduğunu ortaya koymuştu. Maçtan sonra kendisinden mesaj bekliyoruz. Gerçi benim Twitter hesabım yok ama yine de bir yerlerden bulurum.

Futbolda; ukalalığa, terbiyesizliğe, ahlaksızlığa ve rakibini küçük görüp aşağılamaya yer yoktur. Ama bin 500 volt elektrik yemiş gibi yürüyen bir adamdan bunu beklemek de, Kazım'ın zekâ seviyesine inmekle eşdeğer bir durum oluşturuyor.

Hadi Kazım koş Twitter'a; amcalara, abilere, kardeşlere mesaj at, tamam mı canım. Hadi paşam, koş bakalım.

Beşiktaş-Fenerbahçe maçı öncesi 4 hissi


Hiç yapmadığım bir şeyi yapacağım bu kez. Beşiktaş-Fenerbahçe maçına yaklaşık 25 dakika var. Favori Fenerbahçe durumunda.

İçimden bir his, Beşiktaş'ın bu maçta 4 gol atacağını söylüyor. Neden bilmiyorum, aniden tıpkı şu an İstanbul'un üstüne çöken sis gibi, bir his çöktü üstüme. (Sis gibi his. Harbiden süper oldu)

Neyse, maçtan sonra maymun olma riskini göze alarak yazdım bunu. Haydi bakalım, hayırlı uğurlu olsun.

Maçtan sonra çok üstüme gelmeyin...

De Nigris ve Enke



20 Kasım 2009

Henry: Maç tekrar oynanmalı


Henry'den beklediğim açıklama geldi. Tartışmaların odağındaki adam, hilekâr olmadığını ve hiçbir zaman olmayacağını belirterek, "Top oldukça hızlı geliyordu. Kontrol etmek için içgüdüsel bir harekette bulundum. Hiçbir zaman topu elle kontrol ettiğimi inkar etmedim. Bunu maçtan sonra İrlandalı oyuncular, hakem ve medyaya da söyledim" dedi.

"İRLANDA, 2010'U FAZLASIYLA HAKKETTİ"

"Bu durumdan oldukça utanıyorum" diyen Fransız yıldız, "Tabii ki en adaletli çözüm bu maçın tekrar oynanmasıdır. Ancak durumun kontrolü bende değil. Biz kazandık ama İrlanda için gerçekten çok üzgünüm. Onlar, fazlasıyla Güney Afrika’da olmayı hak ettiler" diye konuştu.

Bakalım daha önce maçın kesinlikle tekrar edilmeyeceğini açıklayan FIFA'nın kararında bir değişiklik olacakmı?

Abidal ve Toure domuz gribi, İbra şüpheli

'El Clasico' yaklaşırken, Barça'dan ard arda kötü haberler geliyor. Barcelona'nın Fransız sol kanat oyuncusu Abidal de, domuz gribine rastlanırken, Toure'nin de aynı şüpheyle müşahade altına alındığı belirtildi.

Her iki futbolcunun da, hafta sonu oynanacak Bilbao maçında oynaması imkansız.

Bu iki futbolcunun dışında Zlatan'ın da, arka adalesindeki sorun nedeniyle Real Madrid maçında oynayıp oynamayacağı şüpheli.

Zlatan'ın El Clasico maçına yetiştirilmesi için kulüp doktorlarının yoğun tedavi programı uyguluyor.

Turkcell Şike Ligi


Almanya'da şike ve bahis skandalına ilişkin soruşturma tamamlandı. Bochum Savcılığı, Avrupa genelinde 200 maçta şike yapıldığını açıkladı.

Bu 200 maçın 29'unun ise Turkcell Süper Lig'de yapıldığı belirtildi. Senelerden bu yana, Türkiye'de kimsenin kılının bile kıpırdamadığı bir konuda Almanya, gerekeni yaptı.

Şimdi sorun şu; bu olay tıpkı Deniz Feneri davasında olduğu gibi (Almanya'daki davada RTÜK Başkanı'ndan pek çok iş adamına kadar isim geçiyordu ancak dosyanın Türçe'ye çevrilmesi bile 3 ay sürmüştü. Ve suçlu olduğu ispat edilenler Türkiye'de elini kolunu sallaya sallaya dolaşıyor hâlâ) üstü örtülecek ve hiç kimse sesini çıkarmayacak mı?

Yoksa Almanya'da maçlar, isimler, takımlar açıklandıktan sonra gereken soruşturma burada da başlatılıp, her kim ya da kimler bu işin içindeyse cezalandırılacak mı?

Açıkçası benim umudum yok. Türkiye'de bu işin üstü, tıpkı kedinin pisliğini örttüğü gibi örtülür. Ancak iddialar yenilir yutulur cinsten değil. Milli Takım forması giyen oyuncuların işin içinde olduğu ve 29 maçta şike yapıldığı söyleniyor. Bunlar geçiştirilecek iddialar değil.

Gün geçtikçe futboldan soğuyorum, gün geçtikçe Türkiye'deki futbol ortamından daha da nefret ediyorum. Üstüne bunlar da eklenince, daha da tiksinmeye başladım.

Şimdi iyi seyredin süreci, herkes pisliği birbirine bulaştırmak için elinden geleni ardına koymayacak.

8taş, 8JK, 6S, F5.....


Hadi çoluk-çocuk ya da en gerizekâlı taraftar tiplemesi 6S, 8taş filan yazar anlarım da, bir takımın formasını giyen bir futbolcunun bunu yazmasına ne demeli bilmiyorum.

Senin en önemli iki rakibinden biri bu takım. Hiçbir şey için olmasa bile, bunun için saygı göstermen gerekir. Ben yönetici olsam bunu herhangi bir yerde dile getiren, yazan adamı takımda bir saniye tutmam.

Rakibini aşağılamak, onunla en bayağı, en pespaye biçimde dalga geçmek nasıl bir his acaba? İnsana, kendisini nasıl rahatlatıyor merak içindeyim.

Niçin Türkiye'ye gelen insanlar, hemen bizim gibi oluyor, bize benziyor ve biz de bununla övünüyoruz.

19 Kasım 2009

2010 yolcusu kalmasın































































Darbe isteyen Gine'ye gitsin



Bu ülkede, kendisinin sol düşünceyi benimsediğini öne süren bir grubun, darbe hevesiyle yanıp tutuşması anlaşılabilir bir durum değil. Anılarda, hafızalarda 1960, 1971 ve 1980 darbeleri hâlâ sımsıcak bir biçimde dururken, bu insanların darbeyi açık açık istemesi, tek kelimeyle aptallık.

Neresinden baksan, neresinden tutsan elinde kalır cinsten. Kendisine, aydınım diyen insanlar Genelkurmay Başkanı'ndan medet umuyor, daha da ötesi, göreve çağırıyor. Önüne geleni asacağını ilan eden, açık ve net biçimde Kürt düşmanlığı yapan, buram buram faşizan çizgide milliyetçilik kokan bu dergi ve bu dergi ertafında toplananlar, sanıyorum 'sol'un ne demek olduğu hakkında bir fikri yok.

Jakobenizm kokan bu grubun, bilmediği şeyse, temellerini işçi sınıfından almayan hiçbir sol grubun dünyada barınamadığıdır. Yazık ki, bu ülkede kendilerine 'sol' ibaresi yapıştıranlar, kendisini alenen faşist ilan edenlerden bile daha faşist çizgidedirler.

Ve en kötüsü de, bu ülkede birilerinin halen darbeden medet umması, darbe özlemi içinde bulunması ve darbeyi basbas çağırması.

Bu güruh eğer çok fazla darbe özlemi içindeyse, kendilerine önerim, bir Afrika ülkesine gidip (Mesela Gine olabilir. Taze darbe yaşandı) orada yaşamaları.

Maradona'yı farklı kılan neydi?


Her yerde Henry'ye nefret kusulmuş. İyi de, bu hareketin, -ben de dahil- herkesin hayran olduğu ve taptığı Maradona'nın yaptığından farkı neydi? Henry, İrlanda'yı 2010 kapısından döndürürken, Maradona İngiltere'nin 20 yıl sonra bir Dünya Kupası almasını engelledi belki de.

İki hareket arasındaki fark ne? Bu kadar eleştirip, nefret kusan biri mantıklı bir açıklama getirirse sevinirim.

Kimse yanlış anlamasın, emek hırsızlığı renk, isim gözetmez, herkes için aynıdır. Ama Maradona'yı farklı kılan neydi? İsmi mi, yoksa 'Tanrı'nın eli' diyerek, olayı sempatikleştirmesi mi?