27 Mart 2010

Derbi sonrası...


Bilinçli ve istekli bir susuştu iki günden bu yana. Derbiye kadar, kendimi nadasa alayım dedim.

Yarın akşam derbiden sonra görüşmek dileğiyle. Temiz maç olsun gerisi hikâye...

25 Mart 2010

Biletix soygun ve karaborsa kurumu


Hadi diyelim ki, bundan önceki senelerde milyonlarca taraftar bilet için internete aynı anda girip, sistemi kilitliyordu.

Ehh, artık kaçış da yok. Galatasaray Bonus Card sahibi kaç kişi vardır ki, biletler anında tükenir ya da internete girdiğimiz an sistem kilitli ibaresi görürüz.

Şunun bir gerçek olduğunu görelim; bu kurum biletleri el altından karaborsaya sunmaktadır. Başka bir açıklaması olamaz. Pazar günü maça giden herkes görecek, karaborsada deli gibi bilet satılacak.

Uzman sorumu sorayım o zaman: Herkesin bir bilet aldığı yerde, bu biletler nasıl karaborsaya düşüyor peki? Hakikaten komik olmaya başladı. Birileri eşek yüküyle para kazanıyor kulüplerin üstünden ve kimse bunu sesini çıkarmıyor.

O zaman aklıma bu rant ve karaborsanın içinde daha yüksek düzeyde birileri var diye geçiyor. Yeter artık bu milleti soyduğunuz.

Not: bonaventure'den bir yorum var, mutlaka okuyun...

Adam olmayı başarabilmek

Dolandırıcılık ve çete üyesi olmak suçundan tutuklandı. Ağır suçlamalar, insanın asla üstüne yapışmasını istemediği suçlar, hele ki dolandırıcılık.

Karaktersizlik, başlıca karakter özelliğiydi, ne tip bir adam olduğu net bir biçimde anlaşıldı.

Galatasaray'dayken, Fenerbahçeli taraftara saldırdı; Fenerbahçe'ye gitti ana-avrat sövüp eliyle '6' işareti yaptı.

Girdiği kabın şeklini alanlardan, en sıvı en vıcık vıcık olanından hem de. Futbolcu olmak, para kazanmak, meşhur olmak, sevilmek hepsi hikâye, öncelikli şart adam olmak. Ne yazık ki, başarabilmiş değildi.

6 yıl ceza alırsa fazla ironi yüklü olur.

Centilmenlik sınırı


Saygı iyi hoş da; bir dakika alkış, iki pankart 90 dakika küfür.

Centilmenlik de bir yere kadar ama değil mi?

24 Mart 2010

Sporda Şiddet Yasası'nda verilecek cezalar


STATLARA YASAK MADDE SOKMAK VE KULLANMAK

3 yıldan 5 yıla kadar müsabakalardan men, 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası.

USULSÜZ BİLET SATIŞI

2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ve 5 bin liradan 10 bin liraya kadar para cezası. Ayrıca ilgili kulübe 250 bin liradan, 1 milyon 500 bin liraya kadar para cezası.

ÇİRKİN VE KÖTÜ TEZAHURAT

2 yıldan 4 yıla kadar men, 5 bin liradan 10 bin liraya kadar para cezası.

MAÇLARDA YASAK ALANA GİRMEK

Tribünlerden oyun alanına giren kişiye 2 yıla kadar müsabakalardan men, oyunun durmasına neden olanlara 3 yıldan 5 yıla kadar müsabakalardan men cezası.

YASAK BEYAN VE DEMEÇ

100 bin liradan başlayan para cezası.

DİNİ VE ETNİK AYRIMCILIK

3 yıldan 5 yıla men ve para cezası.

TAHRİK EDİCİ YAYINLAR

Haber ve yorum yazan medya mensubuna 200 bin, ilgili medya kuruluşuna 500 bin liradan başlayan para cezası.

ŞİKE VE TEŞVİK PRİMİ

5 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası.

ŞİDDET OLAYLARINDA KAVGA EDEN VE YARALANMAYA NEDEN OLANLAR

3 yıldan 5 yıla kadar men ve 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası.

SPOR ALANLARINA HASAR VERENLER

1 yıldan 3 yıla kadar müsabakalardan men cezası.

Evladım sizi kim işe alıyor?

Anadolu Ajansı'nı ben yazmaktan bıktım, bunlar sığırlık yapmaktan bıkmadı. Yeni bir vaka bu kez cahilliğin ötesinde bir durum var. Aynen alıntılıyorum:

"Almanya Birinci Futbol Ligi (Bundesliga) takımlarından Bayern Münih’in teknik direktörü Franz Beckenbauer, Wayne Rooney’nin, İngiltere’ye Dünya Kupası’nı kazandırabileceğini söyledi."

Evet, 15 yıl önce teknik direktörüydü. Sanırım haberi 'yapamayan' arkadaş biraz gerilerde kalmış.

Bülent Arınç'a tavsiyem, Anadolu Ajansı ve TRT'ye editör alırken; partizanlığı, cemaatçiliği dışında biraz da bilgisi olmasını kriterler arasına soksun. Çünkü hemen her gün, bu gibi aptallıkları yapıyorlar.

Tabii copy-paste habercileri de bunu aynen yapıştıracakları için, haber portallarının birçoğunda da Beckenbauer, teknik direktör olarak geçecek.

Offff, offfffff.

Ağlak imam operasyonu olmasın bu?

Kimse kusura bakmasın da, haftalardır gerçekleştirilmeyen operasyon tam da İstanbul Büyükşehir Belediyespor-Bursaspor maçı öncesi yapılırsa insanın aklına çok şey geliyor.

Misal Fethullah Gülen geliyor, toplumda yaratılacak yeni bir rüzgâr geliyor, Bursaspor'un şampiyonluğunda yazılacak destanın baş aktörü geliyor.

Gerizekâlılar ülkesi Türkiye'de herkes uyumaya devam etsin.

Türkiye'de ilginç şeyler oluyor, olmaya da devam edecek. Bu siyasi iktidarın varlığında daha çok şey göreceğiz, kimsenin endişesi olmasın.

Eleştirebilme özgürlüğü


Sevmek zorunda değilsin, hatta nefret bile edebilirsin ama öldükten sonra "Zaten sevmezdim" türünden yorumlar yapmak, en hafif tabiriyle terbiyesizlik oluyor.

Hayatını Galatasaray'a adamış, Galatasaray uğruna yüzlerce işe imza atmış, bu kulüp için ter akıtmış, forma giymiş, sen bir dergi-bilet almak için otuz takla atarken 40 milyon doları hibe etmiş birinden söz ediyoruz.

Hepsini geçtim, böylesine birinin arkasından "Kör ölür badem gözlü olur" demek, haysiyetsizlik örneğidir.

Muhtemelen bunları yazanlar, çizenlerin başlıca savunması "Bu benim kendi fikrim" demek olacaktır. Her fikre saygı duymamayı çok önce öğrendiğim için, kendi açımdan kabullenilebilir bir durum değil.

Siz İnamotoların, Saidou'ların kızgınlığı içindesiniz. Sizi ve beni başka şeyler heyecanlandırıyor. En son Kosecki transferinde heyecanlanmıştım, o zaman da ortaokula gidiyordum. Anlayan anlamıştır.

Aslında yazacak çok şey var ama yazmayacağım. Keşke Özhan Canaydın'ı eleştirenler, onun yaptıklarının milyonda birini bu kulüp için yapabilseler.

Bir de, başka taraftan konuşanlar var. Adam çıkıp "Bizim şampiyonluğumuzu çalmıştı" diyor. Yavşak herif, 16 dakika boyunca bir gol atamadıysan bunun suçlusu Özhan Canaydın mı?

Güle güle başkanım...

22 Mart 2010

Ulan ölüm kahpesin


Şu kulübün başında gördüğüm en büyük adamdı benim için. Gözü dönmüş taraftardan tepki alacağını bile bile, rakibinin elini sıkmayı bilen bir centilmendi.

Spor adamıydı, adamdı.

Ulan bazen yazmak zor oluyor. Sarıyla-kırmızıyla birlikte yat başkanım. Sevdiğim ilk başkandın, duruşunla. Öyle kalmaya devam edeceksin.

Embesil taraftar modeli

Şu bloglarda biraz gezinince, insan neler görüyor, neler. Herkes Trabzonspor-Galatasaray maçının hakemi Yunus Yıldırım üstünden, Galatasaray'a alabildiğine giydirmeye çalışmış.

A benim embesilim; çıkıp bunları takır-takır yazmışsın. Bak sen bir Galatasaraylı olarak gayet açık ve net biçimde diyorum ki; "Sabri atılmalıydı, Caner ve Baros da sarı kart cezalısı olmalıydı."

Şimdi sen diyebiliyor musun, "Benim başkanımın soyunma odasında hakem azarlamakla ne işi var? Hemen her maçta Emre'nin maçı bitirebilmesine şaşırıyorum."

Yok haliyle söyleyemiyorsun. Çünkü bu ülkede işler böyle yürüyor. Birtakım olayları unutturmaya çabalamak için, başka olayların üstüne gidersin.

Bir başkan, hem de maç sürerken devre arasında hakem azarlıyor ama bunun yazılır, çizilir bir durumu yok değil mi? Gayet doğal bir durum bu. Aziz Yıldırım, her yere girebilir, herkese her şeyi söyleyebilir, gerekirse ağzının payını verir.

Bak, ben diyorum ki; ortada haksız bir durum varsa buna herkesin tepki vermesi gerekir. Doğrunun sarısı, kırmızısı, laciverti, siyahı, yeşili, beyazı yoktur. Doğru herkes için doğru olmalı. Senin doğrun ve benim doğrum gibi olgu yok.

Adalet mi istiyorsun? Valla ben de istiyorum adalet. Senin için, onun için, ötekisi için, benim için yani herkes için istiyorum.

Sen çıkacaksın; bir maçı cımbızlayıp çekeceksin, başka bir olayın üstünü de, kedinin pisliğinin üstünü örtmesi gibi örtmeye çabalayacaksın. Yok öyle yağma.

Acemi katil misali, şüpheleri başka yöne çekmeye çalışmak. Hadi canım, hadi, bunları yutturacak birkaç klavye miniği bulun, onlara yedirin bunları.

Son olarak ekleyeyim, Yunus Yıldırım'a düdük astırılsın mümkünse. Yönettiği bütün maçlar skandal niteliğinde. Kendisini geçen sezon oynanan Sivasspor-Galatasaray maçından unutabilmiş değiliz ancak unutmayı umuyoruz.