17 Ekim 2010

Rooney şutlandı


Perşembenin gelişi Çarşambadan belli olurmuş. Son bir aydan bu yana keman yayı gibi gerilen Ferguson-Rooney ilişkisi bugün itibariyle koptu.

Rooney, Ocak ayında Manchester United'dan ayrılıyor. Eleman önce eşini kaybetti, şimdi işini kaybediyor. Rooney'nin yükselişi hızlıydı, tahminim düşüşü de hızlı olur.

Yeni bir Gazza vakası olursa şaşırmam. Şimdilik bu kadar bilgi yeter, nasılsa herkes yazar, çizer okursunuz.

9 TL olmuş lan!


Fiyatı 9 TL. Bildiğin 9 lira yani.

Ağzına sıçtığımın ülkesinde HSYK, türban gibi embesil muhabbetlerle meşgulüz.

Her yıl bir şeylerin fiyatı olağanın dışında artıyor. Bu artış öncesinde o ürünle ilgili birtakım iddialar ortaya atılıyor. (Bkz: YÖK Başkanı'nın İsrail'in domatesle Türkiye'nin soyunu yok edebileceği açıklaması)

Sonra fiyatları düşürüyoruz ayağına ithalatın önü açılıyor. İthalat başladığı andan itibaren fiyatlar normal seyrine dönüyor.

Yemeyin abi domates. Hayatta aramam, yemezsem. Kahvaltıda da yemem. Kahvaltıda domates yiyen insanı da sevmem.

Kimse domates yemesin, koymayın yemeğinizin içine, yemeğinizin kırmızı görünmesi şart değil.

Bu ülkenin olanca yakıcılığıyla duran onlarca sorunu varken, bize bambaşka şeyler tartıştırmaya çalıştırmaları ve bunu her seferinde becerebilmeleri, ülke yönetenlerinin yegâne başarısıdır.

9 TL olmuş diyorum lan! Hâlâ türban diyorsunuz siz.

14 Ekim 2010

Fatma Ninem maça geliyor


Benim bir tanecik Artvinli Fatma Ninem Galatasaray-Ankaragücü maçını izlemeye geliyormuş. Daha önce kendisine dert yanmıştım, sırf seni görmeye geleceğim maça.

Görmesem de, birlikte aynı maçı izlemiş oluruz. Canımsın sen benim, güzeller güzeli Fatma Ninem...

Fatma Nine'ye dert yanışlarım

13 Ekim 2010

Sahada sen, tribünde biz, alayını sikeriz


"E zaten biri çıkıp artık diyor işte seks yüzünden olmuştur diye bir şeyler söylüyor, biri bir şerefsizlik yapıyor, ötekisi o şerefsizliği alıp gastesine manşet olarak koyuyor. Şimdi ben böyle konuşuyorum, hani hep biz dava ediyoruz ya, artık onlar birazcık bizi dava etsin diye düşünüyorum.

Hani biz sustukça çünkü onlar üste çıkıyorlar. Bugün bir gastenin manşetinde, benim seks yaptığımdan dolayı bu sakatlık olmuş ama 258, 238 maç oynayan bir Arda'ya saygı yok ama bu sebepten dolayı olmuş.

Ve utanmadan o gazete de, benim kız arkadaşımla fotoğrafımı koymuş. Benim bir ailem yok, onun bir ailesi yok ama nasıl olsa onların da bir ailesi yok yani nasıl olsa bi, şerefsizliktir gidiyor. Ama bunlara karşı yapılacak bir şey yok, burası Türkiye, bazı şeylerden artık nefret ediyorum, nefret ettirdiler. Bu röportajı hatta kulübümden izinsiz yapıyorum, belki bu yönden, bu yüzden dolayı ceza da alacağım ama artık bazı şeyler çok fazla ağrıma gitmeye başladı.

Çok fazla gitti bazı şeyler, fazla ilerledi, artık sevmiyorum yani. Çünkü şöyle bir şey var, şerefsizlik diz boyu, bir şey yapamıyorsunuz, bir şey söylettirmiyorlar, çok sıkıntılı yani, bu ülkenin durumu çok sıkıntılı."


Her seferinde Arda Turan hakkında bu son yazı diyorum ama işte ülkenin en yetenekli adamını gözü yaşlı görünce insan dayanamıyor. Hakkında yazılanları, söylenenleri görünce Arda'nın yaptığı bu açıklamanın ne kadar masumane olduğunu anlıyoruz.

"Şerefsizlik diz boyu" diyor sadece. Oysa Erman Toroğlu denen çaptan düşmeye başlamış hakem eskisi yavşağın söylediklerini duyunca şerefsizlik kavramının az geldiğini, ağız dolusu küfür savurulabileceğini, hatta karşısına çıkıp suratının ortasına kafa indirileceğini düşünüyorum.

Çünkü kendisinin şeref denen kavramın yakınına bile uğramadığını görüyoruz. Daha önce bir maç sonrası Ümit Karan için gayet aşağılık ve adice bir soru sorduğunu hatırlarsanız, ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız.

Bizim çocuğumuz, bizim evladımız olduğu için Arda'ya en çok biz kızıyoruz. Çünkü biliyoruz ki, şu anda dibe vuran Türk futbolunda ülke içinden yetişmiş tek yetenek Arda Turan. Hep daha fazlasını bekliyoruz. 2 gol atsa, niye 3 gol atmadı diye hayıflanıyoruz. En ufak hatalarını bile yerden yere vurmamızdaki sebep bu.

Amaaa başkasına da yem yapmayız bu genç adamı. Erman Toroğlu gibi bir yavşağa hiç yem etmeyiz. Gerekirse Arda'nın atamadığı kafayı biz indiririz suratının ortasına, gerekirse Arda'nın en kibar halde söylediği şerefsizlik kavramını puşta, yavşağa, götverene biz çeviririz.

"Kimsenin hakkı yok buna" gibi ince ifadeler kullanmayacağım. Erman Toroğlu'nun kim olduğunu, ne olduğunu Türkiye'de futbolu takip eden herkes az-çok biliyor. Ama temel sorun Erman Toroğlu değil ne yazık ki. Çünkü bu ülkenin futbol ortasında hemen herkes Erman Toroğlu tadında puştlardan oluşmakta.

Rakibi için "Nasıl siktik?" diyen damattan bozma gazeteci mi istersin, "Amına koyayım ilk kez Galatasaray'ın kazanmasını istiyorum" diyen tarafsız yorumculuk kıyafeti üstüne iliştirilmiş kumarbaz mı istersin ne ararsan var bu ülkenin futbol tarlasında.

Gazetede, televizyonda konuşan, yazıp çizen kaç tane adam için donanımlı diyebilirsiniz? Hepsi ortadaki büyün rantın peşinde, en bayağı, en adi, en pespaye adamlardan oluşuyor. Sorun bu futbol ortamını elden geçirmek ve düzeltmekle halledilecektir.

Arda Turan'ın hatası Galatasaraylı olmak ve Galatasaray'da oynamaktır, bunu önce itiraf etmemizde fayda var. Çünkü oynadığı, kaptanlığını yaptığı kulübün başkanı bugün bile çıkıp, "Galatasaray hakkında karalama kampanyası var, bunu anlamakta güçlük çekiyoruz" diye konuşuyor. Anlamakta güçlük çekeceğine, masaya yumruk vurması gerektiğini hâlâ anlayamamış bir başkanla karşı karşıyayız. O yüzden Arda Turan için puştun teki ağzına geleni söylüyor, o yüzden iki yavşak spiker maç anlatacağı yerde Galatasaray'ın futbolcusundan, teknik direktörüne kadar saydırıyor, o yüzden sahaya çıkan her hakem maçların ağzına sıçıp sıvıyor.

Sen o kulübün başkanı olduğun sürece anlamakta güçlük çekeceksin ve senin kaptanın hakkında üç-beş it ağzına geleni söyleyecek.

Galatasaray taraftarına düşen Arda Turan'ı bu şerefsizlere yem ettirmemektir. Tribünlerden ana-avrat söverek, pankart asarak yapılabilecek şeyler değil bunlar. Futbolcusuna, kaptanına ama en önemlisi Florya'dan çıkmış evladını yediren taraftar da, bundan gayri benim gözümde Erman Toroğlu'dur.

Arda'ya gelince; gözyaşlarını içine gömeceksin, o sahaya çıkacaksın, bu ülkeden kaçmadan savaşıp; bu lafı söyleyen orospu yorumculara yedireceksin her bir kelimeyi. Kız arkadaşınla el ele tutuşup, hiçbir şeye aldırmadan yürümeye devam edeceksin.

Gitmek, kaçmak yok Arda. Bu puştlara, veled-i zinalara gereken yanıtı hep birlikte vereceğiz.

Sahada sen, tribünde biz, alayını sikeriz. Yeter ki sen yılma, yıkılma, savaşmaya devam et.

Ölüm madencinin kaderi! (!)


Demek ki neymiş abicim, "Ölüm madencinin kaderi" olmayabiliyormuş.

Şili'nin Devlet Başkanı Sebastian Pinera kafasına kaskı geçirip olay yerinde bizimkisi TBMM'de grup toplantısında abuk subuk açıklamalar yapıyor.

Kader mader hikâye. Önlemini alırsın, kaderin pay biçmesini engellemiş olursun. Oturduğun yerden kadercilik oynamanın anlamı yok.

12 Ekim 2010

Olacak oğlak bokundan belli olur


Maç kaç kaç biter bilmiyorum, an itibariyle Azerbaycan 1-0 önde. Rezil mi rezil bir futbol oynuyoruz. Dün Hiddink, "Sanki dünya 1.siymişiz gibi konuşmayın" diye medyayı kalayladı.Kimseden ses çıkmadı.

Türk basını pusuya yatar, yatmayı da sever. Bu maç alınmazsa adama yedirirler o açıklamayı.

Hayır, O.Ç'ye yardımcı hoca getirmek için Hiddink'e ihtiyaç yoktu, o kadar para vermeye hiç gerek yoktu. Özer ve Selçuk sahada anlamsız bir biçimde. Bundesliga'da sezonun en iyilerinden Nuri Şahin oyunda yok.

Rıdvan efendi, her Fenerbahçeli futbolcu için "Aferin" diye yırtınıyor. Özer'i maçın en iyisi ilan etti dakika 20'de.

Umarım Azerbaycan bir-iki tane daha sallar ve maçı kazanır. Almanya'yı yenmek için belki dünya birincisi olmak gerekebilir ama Azerbaycan karşısındaki bu anlamsız kadro seçimi ve futbolla dünya birincisi olmaya ihtiyaç yok.

Hiddink'in Türkiye macerasının neden erken bittiğini şimdi anlamış bulunuyorum. Kimse kusura bakmasın ama Özer Hurmacı milli takımda ilk 11'de oynuyorsa yemin ediyorum herkes az-çok oynayabilir.

Erime süreci ufaktan kendisini çöküş sürecine doğru bırakıyor. Ne Avusturya'yı, ne de Belçika'yı yenebiliriz bu mantıkla.

Bu maçı alırız, almayız, önemli olan bu değil.

Ama Anadolu'da bir laf vardır milli takım için cuk oturuyor; "Olacak oğlak bokundan belli olur."

Bizde bir bok yok. Her maçta biraz daha ortaya çıkıyor.

MAÇ BİTİMİ YORUMU

Kasmayın beni fazla, başlıkta açıklamışım zaten. O.Ç, G.H ve özellikle tüm federasyon ailesi. Bursaspor'a kazandırılan 3 puanlar kadar mesaiyi biraz da Milli Takım için harcayıverin.

Hangi koçyiğit acaba Hiddink'e "Azerbaycan'ı yenmek için dünya birincisi olmaya gerek var mı?" sorusunu soracak?

Favorim Süleyman Rodop'tur, bu soruyu sorsa sorsa ancak o sorar.

Dünya Kupası'ndan sonra Avrupa Şampiyonası'nı da evden izlemeye devam. Almanya maçı sonrası söylemiştim, yineleyeyim; "Bekleyin Türkler fark yemeye geliyor."

Fotoğraf: ntvmsnbc

11 Ekim 2010

Orospu çocuğu demek bu götverenlere az bile -tamamen küfür var-




Ben bu ülkenin üniversite öğrencisini de sikeyim, üniversitelerini de sikeyim, bunların gelmişlerini, geçmişlerini, sülalerini sikeyim.

İzmir Bornova'da, 4 tane orospu çocuğu, bir büfecinin baktığı sokak kedisini tekmeleyerek öldürmüş.

Orospu çocukları ellerindeki pitbull'la kediyi saldırtmış önce. Beceremeyince sinirlenmişler ve tekmelemeye başlamışlar hayvanı.

Ulan var ya sizin inandığınız bütün değerlerin amına koyayım ben. Orospu çocukları şu an birisini görsem tekmeyerek öldürmezsem adam değilim. Lan nasıl bir psikolojidir bu, nasıl bir iğrençliktir.

Ege Üniversitesi'nde okuyormuş bunlar. Sizi üniversiteye alan sistemin de...

Özür dilerim ama kendime hakim olamıyorum, hâlâ etkisindeyim.

Not: 687 TL para cezası verilmiş katil piçe.

Galatasaray kahramanı olma fırsatını ıskalamak


Kuzenim pilotluk sınavı için Almanya'ya gitmişti. Cumartesi günü öğlen saatlerinde buraya döndü.

Uçakta kimler olduğunu söylediğinde, "Niye bombalamadın uçağı, Galatasaray kahramanı olma fırsatını kaçırdın" diye takıldım.

Öyle bir eylemde bulunsa Aslantepe'nin girişine heykeli yaptırılırdı muhtemelen.

Uçakta kimler mi varmış? Ercan Saatçi, Acun Ilıcalı, Rıdvan Dilmen, Burcu Esmersoy, Sergen Yalçın, Levent Kızıl. Birkaç tane vardı ama isimleri unuttum. Yemin ediyorum, Dream Team havası varmış uçakta.

O değil de, uçakta eğer ben olsaydım, inişimde ne yapar eder Ercan Saatçi ile kavga gürültü koparmaya çalışırdım. O fırsat kaçar mı hiç? Hiç olmadı arkadan ayağına basar, özür bile dilemez, onun sataşmasını beklerdim.

Eleman; bloğa bakınırsan hatırlat isimleri. Oldu mu?

9 Ekim 2010

Al sana Türk futbolu, al sana başındakiler


Bucaspor Teknik Direktörü Samet Aybaba: Kazanmak adına hiçbir şey yapmadık.

Antalyaspor Teknik Direktörü Mehmet Özdilek: Milli Takım'da iştah yok.

Kasımpaşa Teknik Direktörü Yılmaz Vural: Avrupa futbolu ile Türk futbolu arasındaki fark dün görüldü.

Bursaspor Teknik Direktörü Ertuğrul Sağlam: Gerekli dersler mutlaka alınmıştır.

Manisaspor Teknik Direktörü Hikmet Karaman: İki takımın oyuncularının atletik özellikleri arasında büyük fark var.

Güvenç Kurtar: Bence genel olarak 2 oyuncu dışında milli takımda büyük bir sorun yoktu.

Rıza Çalımbay: İstediklerimizi sahaya yansıtamadık, her şey daha farklı olabilirdi.

Bu adamlar değişken olarak her takımın başına geçiyor. Bir tane adam gibi yorum var mı? Biri dünkü maç adına, Türk futbolu adına bir şey söyleyebilmiş mi? Al birini vur ötekisine. "İştah yoktu" demiş Mehmet Özdilek, iştah ne merak ettim. Diğeri "Mutlaka ders alınmıştır" diyor.

Türk futbolunun bugünlere gelmesinin en büyük nedenlerinden biridir şu isimler. Sağdan sola, yukarıdan aşağıya, bulmaca gibi herifler. Bir gün orada, bir gün burada. Söyleyebilecekleri hiçbir şey yok. Takılmış plak gibiler. Türk futboluna ne getirmişler cidden merak ediyorum.

Sadece Yılmaz Vural'ı biraz dışında tutuyorum. Onun da derdi ağız ishali olması.

Türk futbolunda adam gibi bir şeyler yapılması bekleniyorsa bu adamların futbol ortamından yok edilmesi şart. Televizyonlarda yorumcu, gazetelerde yazar, sahalarda teknik direktör v.s. v.s.

Yeteneğin yoksa yapmayacaksın bir işi. Zorlamanın mantığı yok. Yapmayın birader, bu işi yapmayın.

O değil de, harbiden "İştah yok" ne lan...

Giren çıkan Oğuz Çetin ve Hiddink'e, ayağına sağlık Almanya


Öyle adamı ezim ezim ezerler. Mesut golü attı daha bir mutlu oldum.

Hele götveren Volkan'ın bacağının arasından geçen topta mest oldum. Ayağınıza sağlık. İstanbul'da da çakmanız dileğiyle.

Yemin ediyorum içimin yağları eridi.

Not: Küfür edecekler yormasın kendini. Edecekseniz içinizden edin.

Maça dair: Bu kadar laf ettim maça dair de birkaç söz söylemek gerekir. Berbat bir kadro seçimi vardı. Sadece sahaya çıkan adamlardan söz etmiyorum, alınmayan oyuncular da dahil bunun içine.

Türk futbolu 30-40 yıl öncesine koşar adımlarla ilerliyor. Hem de hiç hız kesmeden. Berbat futbol, oyuncu seçimleniyle ülkeyi bölmüş bir O.Ç., ne yaptığı belli olmayan simsar bir teknik direktör, sahada futbolla uzaktan yakından ilgisi olmayan futbolcular, hiçbir yeteneği olmayan adamların 90 dakika forma giymesi... Daha uzun uzun yazılır aslında ama sıkıldım burada bırakayım.

Kimse kusura bakmasın da, bu milli takımdan bir bok olmaz. Teknik direktörlerin açıklamalarına bak anlarsın zaten ne halt olduğunu.

Löw'e soruluyor maçtan iki gün önce, "Bastian Schweinsteiger'ın eksikliği sizi nasıl etkiliyecek?", Türkiye'den paket yaptığımız adam yanıt veriyor, "Kimin oynayıp oynamadığı sorun değil. Önemli olan sistem ve bu sistemin işlemesi."

Simsar teknik adam Hiddink'e, "Arda'nın yokluğu takımı nasıl etkileyecek?" diye soruluyor, herif hâlâ, "Oynayıp oynamayacağı ya yarın ya da yarından sonra belli olur" diyor.

İşte aramızdaki fark bu. 8-0'lık İngiltere maçında tribündeydim. Gayet net söyleyebilirim ki, bugün oynadığımız futbolun o günkü futboldan hiçbir farkı yoktu. Yeniden dönüyoruz, bekleyin Türkler fark yemeye geliyor.