30 Ağustos 2009

Kezman 1 yıl Zenit'te


Mateja Kezman, Rusya'nın Zenit St. Petersburg takımıyla bir yıl kiralık olarak anlaştı.

PSG ile 2 yıllık daha sözleşmesi bulunan Sırp golcü Malaga, Betis, Sevilla gibi takımlarla transfe görüşmelerinde bulunmuş ancak bir sonuç alamamıştı. Öğle saatlerinde Rusya'ya uçan Kezman, bugün sözleşme imzalayacak.

Bir futbolcunun kariyerinin nasıl dikine iniş çizdiğinin örneğidir Kezman. PSV, Chelsea, Fenerbahçe, PSG ve Zenit. Muhtemelen kendisi açısından en iyi seçimi yaptı. Bundan iyisini bulamazdı.

Ankaragücü, Ankaraspor ve Gökçek

İlk maç hatırası



Ayaktakiler: Iker Casillas, Karim Bedzema, Ezequiel Garay, Xabi Alonso, Kaka, Cristiano Ronaldo

Çömelenler: Raul Albiol, Marcelo Vieira Da Silva, Raul Gonzalez, Alvaro Arbeloa, Lassana Diarra.

Sezonun ilk maçının 11'i. İlk maç sıkıntılı geçti. Yeni bir kadro, yeni bir takım; haftalar ilerledikçe, ne gibi değişiklikler olacağımı merak ediyorum. Raul gitmeden huzur yok size.

Özledim be.... # 4



Uzun bacaklarını kadife gibi kullanan adam: Dr. Socrates.

Sizin haberciliğinize turp sıkayım


Fotoğraf gazetevatan adresinden alınmıştır. Bu habercilik anlayışını ne zaman terk edecek bu insanlar.

"Çok merak edin, fotoğrafı göstermeyiz, hepiniz kerizsiniz" dercesine, "Galatasaray sol çizgiye kiralık oyuncu aldı" gibi 'hipersoniksalakça' bir başlıkla haber sunmak.

Kendi salaklıklarının sınırlarını çizmeye mi çalışıyorlar yoksa hangimiz daha salağız diye her gün yarışıyorlar mı, bu editör müsvetteleri.

Hayır, ben dünyada örneğini görmedim. Eğer gören, bilen varsa lütfen bilgilendirsin. Bu kadar aptalca başlıklar atıp, sonra Caner Erkin'in suratına photoshop'ta 'blur' atarak, kaç kişiye daha fazla tıklatıyorlar acaba.

Haberin hiçbir unsuru yok şekilde görüldüğü üzere. Başlık zaten spot kıvamında olarak, başlık demeye bin şahit ister.

Tam emin olmamakla birlikte bu tip haberciliğin öncüsünün Ufuk Güldemir olduğunu düşünüyorum. Başka birinden çıkabileceğini sanmıyorum.

Milliyet, Hürriyet ve isimlerini bilmediğim ve hiç içine girip de bakmadığım bir dolu internet sitesi de bu işi böyle yapıyor.

Aferin size, devam edin böyle. Umarım sizi binlerce kez 'tıklarlar'.

Inter kedi AC Milan fare olursa


Milano derbisine değinmeden olmaz. Sezonun ikinci haftasında iki takımı karşı karşıya getiren maçın ismi dışında derbi özelliği taşımayacağını ve Inter Milan'ın kedi-fare oyunu sergileyeceği çok açıktı. Maç bir nevi Oscar De la Hoya-Mike Tyson'un karşılaşması gibiydi.

Transfer döneminde Zlatan Ibrahimovic'i kaybeden Inter, kadrosunu Eto'o, Lucio, Motta, Sneijder ve Diego Milito ile takviye ederken, AC Milan bütün bir transfer döneminde yaptığı tek akılcı hamle Pirlo'yu takımda tutmak olmuştur.

Zaten iki yıldır ligi domine eden Inter bir de, kadrosunu olabildiğince güçlendirmişken, "Derbidir her sonuca açıktır" gibi bir anlayışın olması hiç mantıklı değil. Evet, futbol bu her sonuca açıktır ama bu her zaman gerçekleşmez. Dün gece bunu bekleyenler fena halde yanıldı.

Eğri oturup doğru konuşmak gerekir, bugün Türkiye'de hangi kulüp Pirlo ve Pato haricinde bir futbolcuyu ister takımında. Şahsen Galatasaray'da ikisi dışında hiçbir futbolcuyu görmek istemem, AC Milan'dan.

Inter'e baktığımızda Maicon, Samuel, Lucio, Eto'o, Stankovic, Milito, Sneijder.... Bitmiyor isimler. Oyuncu listesine bakıldığında zaten Inter Milan maça 1-0 önde başlıyor. Buna bir de Jose Mourinho-Leonardo faktörü eklendiğinde 2-0'a geliyor.

AC Milan, İstanbul'da kaybettiği Şampiyonlar Ligi finalinde takımı yeniden revize etmesi gerektiğini anlamalıydı. Son atımlık barut 2005 yılında bitti ancak Berlusconi-Galiani ikilisi sinekten yağ çıkartmaya uğraştılar senelerce.

Şimdi harç bitti yapı paydos. AC Milan ne Roma'nın, ne Juve'nin rakibi olamaz. Bu yıl Şampiyonlar Ligi'ne gitmeleri bile hayal olabilir.

Sıklet farkı maçı da belirledi. Leonardo muhtemelen ligi tamamlayamayabilir. Alınan sonuçlar Casanova Silvio ve Galiani ikilisinin hanesine yazılmalı. Çünkü günahı da vebali de onların üstünde.

Koca bir transfer sezonu Huntelear hamlesinden ve ağlamaklı geçen "Futbolcu maliyetleri çok yüksek" nidalarından başka bir şey duymadık. Malumun ilanı bu ağlamaklı günlerden başlamıştı.

29 Ağustos 2009

Chelsea ve Tottenham işi sıkı tutuyor


Günlerdir beklenen Manchester United-Arsenal maçı nihayet vuku buldu. Maçı Manchester United, Foster'ın 2. yarının başında Van Persie'nin 6 pas içinden kaleye gönderdiği topu mucizevi kurtarışı sayesinde kazandı desek, yalan olmaz.

Kırmızı Şeytanlar geçen yıl Liverpool-Chelsea-Arsenal üçlüsüne karşı pek parlak maçlar ve sonuçlar almadı. Bu yüzden İngiltere'de şampiyon olmasına karşın çokça eleştirildi.

Ronaldo'nun gönderilmesine, Burnley yenilgisi de eklenince Sir Alex Ferguson hiç olmadığı kadar eleştirildi. O yüzden maçın önemi büyüktü. Bu tip maçlarda içine Süpermen kaçtığını düşündüğüm Arshavin'in harika golüyle 1-0 yenik soyunma odasına gidince, maçı çeviremeyecekler düşüncesi belirmedi değil kafamda.

Ama işte böyle büyük maçlarda bir aksiyon olur ve maçın tüm seyri değişiverir. Foster'ın kurtarışında da o aksiyonun yaşandığını hissettim ve hislerimde yanılmadım. Zaten üstüne Diaby'nin kendi kalesine attığı gol tuz biber oldu.

Sonuç olarak, Manchester kara bulutları dağıtmış gibi görünüyor olsa da, bu yılın kendileri açısından kolay geçmeyeceğini düşünüyorum.

Hakeme bir şey söylemiyorum, söylenecek laf bulamadığım için.

CHELSEA VE TOTTENHAM 4'TE 4 YAPTI

Sezona harika başlangıç yapan iki takımdan Chelsea, Manchester United ve Everton'ı evinde 1-0'lık sonuçlarla geçen Burnley karşısında hemen hemen tek kale maç yaptı. Ter idmanı şeklinde geçen mücadelede ilk gole kadar olan bölümde, olabildiğince direnç gösterdiler ama kalite ve kadro farkı maçın gidişini belirledi.



Anelka-Ballack-Ashley Cole'la 3-0 öne geçen mavilerin patronu Roman Abramoviç'i uzun dönemden beri bu kadar neşeli görmemiştik.

Tottenham çekirge misali sıçrıyor. Geçen hafta West Ham deplasmanında son dakikalarda gelen golle 2-1 galip gelen Londra ekibi bu hafta da bir benzerini Birmingham'a yaptılar.

Son dakikalarda Aaron Lennon'un golüyle 2-1'lik galibiyeti yakalayan Tottenham 12 puana ulaşarak, lider Chelsea'nin ensesine yapışmış durumda. Haftaya Man. Utd. karşısında gerçek güçlerini test edeceğiz hep birlikte.



LIVERPOOL, DAVIS'E ŞÜKREDİYOR

Liverpool bu yıla hiç iyi başlamadı. Belki de, 0 puan alacakları maçan 3 puanı bir biçimde almayı başardılar.

Şampiyonlar Ligi başarısına rağmen koltuğu sallanan Benitez, bu galibiyetle herkesten fazla nefes almıştır muhtemelen. Çünkü bu yıl işler onun istediği gibi başlamadı ve iyi sinyaller de vermiyor.



Xabi Alonso'nun yeri kesinlikle doldurulamamış. Orta sahada mutlaka yardıma ihtiyaçları var. Davis'in kırmızı kartı olmasaydı Liverpool'da taşlar yerinden oynardı.

Robben-Ribery tam yol ileri


Farkındayım, son günlerde çok fazla sayıda Ribery ve Robben fotoğrafı ve postu gördünüz ama bu kez elimizde olmayan sebeplerden ötürü.

Robben, Bundesliga'ya hızlı bir giriş yaptı. Ayağının tozuyla oynadığı Wolfsburg karşılaşmasında 2 gol atarak, takımının 3-0 galip gelmesinde büyük pay sahibi oldu.

Hemen her yerde aynı tartışma dönüyor Robben geldi Ribery'e yol göründü mü? Yoksa ikisi birlikte kanatlardan uçuracak mı Bayern Münih'i? Her ne olursa olsun Bayern Münih fantastik bir transfer yaptı. Hamle ve zamanlaması açısından.

Bundesliga'da haftanın maçlarında ise Schalke'nin Freiburg'a 1-0 yenilmesi ve Stuttgart'tın Nurnberg'le 0-0 berabere kalması dışında sürpriz olmadı. Ehh bir haftada iki sürpriz zaten yeterli olur.

Skibbe'nin takımı Eintracht Frankfurt Dortmund karşısında yenik duruma düşmesine karşın 4. haftada da yenilmedi.

BUNDESLİGA'DA ALINAN SONUÇLAR

Monchengladbach 2 - 0 Mainz
Bayer Leverkusen 2 - 1 Bochum
E.Frankfurt 1 - 1 Borussia Dortmund
Hannover 0 - 1 Hoffenheim
Schalke 0 - 1 Freiburg
Stuttgart 0 - 0 Nurnberg
Bayern Munich 3 - 0 Wolfsburg

Evim evim güzel evim

Andriy Shevchenko nam-ı diğer Sheva, Londra'da olmayacağını anlayınca ve talip de çıkmayınca eski takımı Dinamo Kiev'e döndü.

Tabata'nın Mehmet Topuz'un 7-8 milyon Euro'ya transfer olduğu ülke toprakları dahilinde aslında akıllıca bir hamle olurdu Sheva'yı almak. 29 yaşındaki Tabata yerine bin kez 33 yaşındaki Andriy Shevchenko'yu tercih ederdim doğrusu.

Belki biraz riskli ama Manchester United karşısına çıktığın zaman Tabata yerine Andriy Shevchenko'yla çıkmak daha korkutucu olurdu. Hedefsizlik, vizyonsuzluk, iş bilmezlik; belki de başka bir şey ama ben adını bulamadım.

Sheva her şeye rağmen bir dönemin en etkili gol silahlarından biridir ve hep öyle hatırlanacaktır. En büyük hatası sanırım AC Milan'dan, Chelsea'ye gitmek oldu. Candır Sheva severiz...

Şşşt o nasıl gol sevinci!

Bayer Leverkusen'i Bochum önünde 2-1 öne geçiren golü atan Stefan Kiessling ve Sami Hyypia'nın gol sevinci biraz ekzantrik olmuş.

Ya da en azından bana öyle geldi...