25 Kasım 2009

Ehh kısmet Trabzon'a


Manchester United kimseden çekmediği kadar çekti şu Türk takımlarından. Galatasaray, Şampiyonlar Ligi'ne gitmesini engelledi. Fenebahçe ve Beşiktaş ise uzun süreli yenilmezlik serilerini sonlandırdı.

Öyle ya da böyle eksik-gedik kadro ama deplasmanda MANU'yu yeniyorsan başarıdır. Helal olsun demek gerekir. Beşiktaş bağladı seriye önüne kim gelirse deviriyor. Şu performansı keşke Şampiyonlar Ligi'nde yakalasalardı da, bugün bir üst tura çıkmasını izleseydik.

Bence gecenin sürprizi değildi yine de. Hem Beşiktaş istim üstünde hem de Manchester United o eski takım değil. CSKA karşısında kılpayı kurtulmuşlardı ama çekirge bir kez daha zıplayamadı. Ronaldo'nun ayrılmasının ardından artık şapkadan tavşan çıkartan bir yıldızları da yok.

Kocaman tebrikler Beşiktaş'a, hepsine tekrar helal olsun. Trabzon da bir ara kıstırıp yenerse Manchester United, bir daha tövbe eder Türk takımlarıyla oynamaya.

Son not; Manchester United'lı futbolculara uyarımdır, Türk takımları şut çekerken derhal toptan olabildiğince uzaklaşsınlar. Çarpıp girme olasılığı çok fazla çünkü.

Asya futbolunda yılın en iyileri



En İyi Futbolcusu: Yasuhito Endo

En İyi Teknik Direktörü: Huh Jung-moo

En İyi Milli Takımı: Güney Kore Milli Takımı

En İyi Kulübü: Pohang Steelers

En İyi Hakem: Ravşan Ermatov

En İyi Genç Futbolcu: Ki Sung-yueng

Hayat dursun, mücadele durmasın

Nâzım yaşasa AKP'li olurdu!

TBMM Başkanı M.Ali Şahin, Rusya'da akıllara ziyan, hafızalara durgunluk verecek bombayı patlattı. Şahin'e göre Nâzım "İnançlı ve Kadir Gecesi camiye giden" bir mümin.

Evet, aslında Nâzım fazlasıyla inançlı biriydi ama Şahin'in kastettiği türden bir inanca sahip değildi. Bunu zaten aklı başında her insan biliyor.

Şahin'in bu sözleri, AKP'nin 7 yıllık iktidar döneminin bir özeti gibi aslında. Herkesi kendileştirmeye çalışan, farklılıklara, kendi gibi olmayana tahammül sınırı olmayan bir anlayışa sahipler.

Açılım, kaçılım hadiselerinin temelde özü budur zaten. Farklı olanı, kendileştirmek, kendi gibi yapmak, kendine benzetmek.

Ancak Şahin, Nâzım Hikmet'i kuvvetle muhtemeldir ki, hali hazırda bakanlık yapan Ertuğrul Günay'la karıştırmış olacak. Yoksa Nâzım'ın camiye gittiğini hatta bir adım daha ileriye giderek, 'inançlı' biri olduğunu söylemezdi.

Aslında kale boş, herkes sallıyor sallıyabildiği kadar. Yakında Nâzım'ın yaşadığı takdirde AKP'li olacağını bile söylerler. Bu kadar yalan-yanlış bilgi içinde buna inanacak çok sayıda insan bulurlar.

Birader, Nâzım Hikmet komünistti be. Yuh yani! İşin bokunu çıkarttınız. Kadir Gecesi camiye gitmiş de, inançlıymış da. Eyvallah bu halk aptal da, herkesi de aptal yerine koymayın, yeter artık.

O'nun inancını anlamak istiyorsanız buyrun bir okuyun isterseniz...

Beyazıt Meydanı'ndaki Ölü

Bir ölü yatıyor
on dokuz yaşında bir delikanlı
gündüzleri güneşte
geceleri yıldızların altında
İstanbul'da, Beyazıt Meydanı'nda.

Bir ölü yatıyor
ders kitabı bir elinde
bir elinde başlamadan biten rüyası
bin dokuz yüz altmış yılı Nisanında
İstanbul'da, Beyazıt Meydanı'nda.

Bir ölü yatıyor
vurdular
kurşun yarası
kızıl karanfil gibi açmış alnında
İstanbul'da, Beyazıt Meydanı'nda.

Bir ölü yatacak
toprağa şıp şıp damlayacak kanı
silâhlı milletimin hürriyet türküleriyle gelip
zaptedene kadar
büyük meydanı.

Barcelona-Inter maçı özeti


Mourinho'yu bu denli çaresiz bakışlarla izlememiştim. Keyiften dört köşe oldum...

24 Kasım 2009

Çadırımın üstüne şıp dedi damladı


Zamanında Necmettin Erbakan girmişti Kaddafi'nin çadırına. Şimdi sıra Tayyip Erdoğan'da.

Bakalım o zaman yeri göğü inletenler yarın bu haberi nasıl verecek?

Bülent Ersoy'un müritleri



Ne kurbandan hazzederim ne de Bursaspor'dan. Hangi taraftar sitesine ait olduğunu bilmediğim bu imajda, tam anlamıyla aşağılık kompleksinin dışa vurumu göze batıyor.

Bu ülkede Galatasaraylılar hariç hiç kimse 2000 yılında, 'kol gibi' alınan UEFA Kupası'nı içine sindirememiş. Kendilerine rakip yaratmak için yıllardan bu yana Beşiktaşlıları gözüne kestiren ve istediklerine ulaşan bu garipler, son iki yıldan beri de Galatasaray'ı gözüne kestirmiş durumda ama kimsenin bunları umursadığı yok. Bu yüzden de, böylesi abukluklarla uğraşıp duruyorlar.

Elindeki kanlı bıçakla Türkiye'de varolan vandal futbol düzenin ileri gelenlerinden olan Bursasporlulara bol bol Zeki Müren ve Bülent Ersoy dinlemelerini salıkveririm.

Hacım sen koş iki bomba at gel

Osman Pamukoğlu diye eski asker, yeni siyasi parti lideri bir şahıs var. Siyasi parti lideri olarak gittiği yerlerde 30 bilemedin en fazla 50 kişiye konuşuyor. Söylediklerinin hepsi deli saçması türünden.

Kendisine dudağının üstünde şöyle en kısasından bıyık öneriyorum, biraz kalın olabilir ama. Arkadaş, senelerce dağlarda kalmış kendi söylemiyle, kuvvetle muhtemeldir ki, çok fazla dağlardan kalmaktan olacak birtakım yerlerini üşütmüş.

Adama sorarlar, o kadar sene dağlardaydın, Madem bu kadar iyi biliyordun neden bitiremedin 'terörü' diye. Faşizanlığın üst boyutlarında gezinen bu şahıs, siyaset ve eski günlerini karıştırıyor olmalı.

Süper vaatleri var. Evlenenlere düşük faizli kredi ve bedelli askerlik yapanları yeniden askere almak gibi. Hakikaten kimsenin aklına gelmemiş şeyler bunlar. Partinin internet sitesine girdim, daha eğlenceli şeyler var. İfadeler aynen şu şekilde; "Yapılacak, kaldırılacak, bırakılmayacak." Arkadaş halen kendisini askerde sanıyor muhtemelen. Halk arasında bir emir komuta zinciri oluşturup, ülkeyi düzen ve dirlik içinde yönetecek muhtemelen.

Zaten bir adam saçını boyuyorsa o adama inanmam ve güvenmem.

İçine Del Bosque kaçmış


Bir Del Bosque havası yok mu Dynamo Kiev teknik direktörü Valeriy Gazzaev'de.

23 Kasım 2009

Kim tanır ki, Ali Özdemir'i

Bugün futbol dünyasından bir ölüm haberi daha geldi. Yine kalp krizinden kaynaklı bir ölüm. Keçiören Bağlumspor'da oynayan Ali Özdemir, antrenman sırasında geçirdiği kalp krizi sonucu öldü.

28 yaşında gencecik bir çocuk, üstelik de spor yaparken yaşamını yitiriyor. Ne yazık ki, ismi pek anılmadı, gazetelerde, televizyonlarda kimse yer vermeyecek. Verse bile kısacık bir haber şeklinde. Enke ya da De Nigris gibi tanınmıyordu. Enke'nin anıldığı gibi anılmayacak, tribünlerde kimse Ali Özdemir'in maskesini takmayacak.

Ama işte, ateş düştüğü yeri yakıyor. Bu haberler sıklaştıkça, hayat tatsızlaşıyor...