10 Kasım 2010

Fatma Nine'nin suçu ne?

Merak ediyorum o başlığı atan herifin ruh halini. Nasıl bir nefrettir bu acaba? Bunu sadece "Fenerbahçe medyası" bağlamında değerlendirmemek lazım. Bambaşka bir şey olmalı, içlerindeki Galatasaray nefreti.

Bunu taraftar yapar, adamın eğlencesi bu çünkü. İşe gidecek, dalgasını geçecek, rahatlayacak, mutlu olacak. Taraftarın bunu yapmasına kimsenin kızmaması lazım. Çünkü bunu Galatasaraylısı, Beşiktaşlısı, Trabzonsporlusu v.s. v.s. yani herkes yapıyor.

Ama bunu Türkiye'nin en 'prestijli' gazetesi yapınca ayıp oluyor. Kaldı ki, bu bir değil, iki değil, üç değil. Sürekli bir aşağılama, alay durumu söz konusu.

O kadar gerizekâlılar ki, aslında attıkları o başlıkla ince mizah yaptıklarını sanıyorlar ama işte mizah zeki insanların işi. O kadar aptal adamlardan kurulu bir düzen var ki, herifler kendilerini zeki sanıyorlar.

İşin Fatma Nine boyutuna gelecek olursak, Galatasaray'ı aşağılamak için 105 yaşında bir kadını, tecavüze gönderme yaparak başlığa malzeme yapmak kadar aşağılayıcı bir durum olamaz.

O başlığı atanın, o başlığın sayfaya konulmasına izin verenin acaba ninesi yok mudur? İnsan düşünüyor ister istemez. Bu herifler hiç mi değer taşımaz acaba?

Fatma Nine'nin suçu, klavye başında "Hürriyet'e gününü göstereceğiz" diye sayfa sayfa yazı yazanların, oturduğu yerden tepki vermek dışında aslında tepkisiz asalakların olduğu bir ülkede yaşaması.

Fatma Nine'nin suçu, her gün kendi kurumuna söven gazetenin ayağına kadar gidip röportaj veren başkana sahip olması.

Fatma Nine'nin suçu, teknik direktörünü kovduracak yetkiye gelmiş adamların futbol oynadığı bir takımın renklerine gönül vermesi.

Fatma Nine'nin suçu, beleşe alınmış futbolcusu menajerlik peşinde olan Galatasaray'ı sevmiş olması.

Fatma Nine'nin suçu, şike hesabını verememiş adamların kulübün en tepesinde dolandığı bir takımı alkışlamasıdır.

Fatma Nine'nin suçu, Servet'in, Mustafa Sarp'ın, Barış'ın, Hakan Balta'nın futbolcu diye önüne konulduğu bir takımı o yaşına rağmen Artvin'den Trabzon'a gelip desteklemesidir.

Fatma Nine'nin suçu olmaz mı? Tabii ki Fatma Nine'nin de suçu var. En büyük suçu, o başlığı atan orospu çocuklarıyla aynı ülkeyi paylaşması ve aynı havayı soluması.

Fatma Nine'nin suçu, ülkeye gazete diye sunulan paçavranın, her gün Galatasaray'a sövmeyi görev bilmesine karşın, taraftarının gazete önüne gidip Spor Müdürü'nü istifaya zorlayamayacak bir taraftar grubuyla aynı takımı tutmasıdır.

Bu kadar atıp tutuluyor ya, bu kadar laf söyleniyor ya, o başlık atanın yanına kâr kalır. Al işte daha bugün "Fener'e Aslan tarifesi" diye başlık atmışlar. Mesaj belli, siz konuşadurun biz geçirmeye devam ediyoruz.

Galatasaray taraftarının gücü bu kadardır, herkes bunu bilsin. "Hadi gelin bakalım Hürriyet'in önünde protestoya" desem, bir tane adam çıkmaz ama forumlarda, bloglarda atıp tutar.

Sözün özü, Fatma Nine'nin suçu Galatasaraylı olmaktır. Başkanının bile kulübüne sahip çıkamadığı bir takım yani.

Şikecimizden sonra artık yetkisiz menajerimiz bile var. Bir hafta oldu, bir kimse şu konuyla ilgili kulüpten açıklama yapmadı. Ahlaksızlık Galatasaray'ın ahlakı olmaya başladı.

Artık yeni stada geçince beyaz bir sayfa açar herkes. Olan biten unuturuz, hele de şampiyonluk filan gelirse birkaç yıl içinde; kimse ne Fatma Nine'yi, ne de Galatasaray'a yapılanları hatırlar.

Şampiyonluk dediğin şey, emzik misali. Çok konuşanın ağzına sokup, susturursun. Şu an emzik götümüzde; sokanın, çıkartanın haddi hesabı yok. Gün gelir götümüzden çıkarttıklarını ağzımıza sokarlar, biz de hiçbir şey olmamış gibi yaşamaya devam ederiz.

Özel Not: Melih, Bora, Murat, Ata'ya teşekkürler. Özellikle Bora'ya halen bir şey yazmadım cevaben. Oysa uzun uzun yazmış, içtenlikle. Haklısın kaçıp gitmek bugüne dek yazılanlara ters düşmek demektir.

1 Kasım 2010

Kilit


Derdim futbol yazmak değildi. Eyvallah, futbol geyiği de çevirdik ama daha nitelikli bir kitle düşünmüştüm.

Türkiye'deki insan malzemesi bu. Kendimi de dahil ederek söylüyorum. Boktan bir maç yazısı elden ele dolaşırken, eylemdeki bir kadına destek vermek için bir adam bulamamak insana koyuyor.

Oysa yorumlara bakıyorsun, herkes aykırı, herkes marjinal, herkes direnç abidesi. Klavye başında tabii rahat rahat atıp tutabiliyor herkes, hem de her konuda. Eylem-söylem arasındaki farklar rahatsız ediyor insanı.

Neyse sonuçta kimse zorunda değil o da ayrı mesele.

Bambaşka şeyler yazmak istiyorum artık. Burası ömrünü tamamlamıştır. Bir hafta isteyen istediğini kullansın blogdan. Sonra tamamen kapatılacaktır.

Sizi 4-3-2-1'lerle, keyifli futbol sohbetleriyle, yırtmaya çabalayan bloggerlarla, bir baltaya sap olamamış ama kendini medyaya eklemlendirmeye çalışan arkadaşlarla, sinema-dizi-futbol üçgeninde dolanan tiplerle başbaşa bırakıyorum.

Dur giderayak sokayım lafımı. Her diziyi, her konuşulan filmi sayfalarına taşıyan adamlardan birinin bile, bugüne dek okuduğu bir kitap hakkında yorum yazdığını görmedim. TV başında, elinde kola, -muhtemelen cips de vardır- FM-CM arasında çalakalem klavyeye tutunan güruhun yırtınma çabalarını izlemek eğlenceli oluyordu, onu kaçıracağım.

Koymuşum alayına. Hadi yine iyisiniz, kurtuldunuz benden.

31 Ekim 2010

'HES'iktir


Taksim'deki saldırı yorumu: Bu oyunların temelinde bu tür kalkınmaların engellenmesi yatıyor. Bu oyunların temelinde Ilısu gibi barajların engellenmesi yatıyor. Bu oyunların temelinde kalkınmış modern Türkiye’nin engellenmesi yatıyor.

Maç yazısı kıvamı


Valla kızgınım söyleyeyim. Bir tane insan şuradan kalkıp da "Biz de gelelim" demedi.

Antalyaspor maçının değerlendirmesi burada.

İsteyen okur, isteyen okumaz.

Fotoğraf: ntvmsnbc

30 Ekim 2010

Nice yıllara aslan parçası


Büyüksün lan, çok büyük adamsın. Seviyoruz seni delicesine...

50 olmuş, çok daha fazlasını görür umarım...

29 Ekim 2010

Türkan Abla'ya destek için bekliyorum


HİÇ SÖYLEMEM AMA TWITTER, FACEBOOK FİLAN NE VARSA BUNU YAYARSANIZ TEŞEKKÜRÜ BORÇ BİLİRİM

Bilenler biliyordur, bilmeyenlere söyleyeyim. Bu ablamızın ismi Türkan Albayrak.

Türkiye'deki taşeron belasının keyfiyeti yüzünden işsiz kaldı. Kendisi temizlik işçisi. 152 gündür evine bile gitmiyor. Çocuklarını göremiyor, evinin sıcaklığını hissedemiyor.

İşsiz kalmasının nedeni sendikalı olması. 152 gündür Paşabahçe Devlet Hastanesi'nin bahçesinde kurduğu çadırda direniş başlatmıştı.

Direnişin boyutu bugün itibariyle değişti ve açlık grevine başladı. Açıkçası ne yapabilirim diye düşündüm, aklıma gelen tek şey, 'hiçbir bok yiyemesek de yanında olduğunu gösterebilmek' dedim.

Pazar günü Türkan Abla'nın yanına gitmeyi planlıyorum. Gelmek, destek vermek ve yanlız olmadığını göstermek isteyenler bana mail ya da buradan yorumlar aracılığıyla ulaşsın.

Tek başımıza sap gibi gitmektense, görece olarak daha kalabalık gidip, bu ablamızı desteklemek daha mantıklı.

Dediğim gibi Pazar günü belirleyeceğimiz bir saatte gidip, destek olalım. Bir boka yarayalım işte, onu demeye getiriyorum. Bakalım bloğu okuyan kaç delikanlı çıkacak?

Bu arada Türkan Ablamız, açlık grevine başlamasının gerekçelerini şöyle açıklamış:

"Bir kadın olarak, bir anne olarak, bir işçi olarak emeğim onurumdur. Onurum için direniyorum. Bu hayatta sahip olduğum tek şey, emeğimdir. Emeğimi elimden alarak beni işsizliğe, açlığa mahkûm ediyorlar. Bir insanı aç bırakmak, onursuzluğa, yozlaşmaya mahkûm etmektir.

İşsiz bırakılan insan, emeğinden, onurundan yoksun bırakılmış demektir. İşsiz insan, çocuklarına yemek yapamaz, onları okutamaz. İşsiz bırakarak benim annelik hakkımı bile elimden alıyorlar.

Ben onursuzluğu, yozlaşmayı reddediyorum. Emeğimle çalışmak ve emeğimin karşılığıyla yaşamak istiyorum. Emeğimi, onurumu korumak için açlık grevine başlıyorum."

Ben tek başıma da olsa gideceğim, sizi de bekliyorum. Hadi hadi Fenerbahçeli olsanız da birlikte gidelim. Hem ısınmış, kaynaşmış oluruz...

Ne yalan söyleyeyim yaratıcı olmuş



Iverson kıyağı





Biraz da yabancı kaysın


İthal oto
İthal sebze
İthal meyve
İthal içki
İthal ilaç
İthal et
İthal maden
İthal oyuncak
İthal balık
İthal buğday
İthal petrol
İthal baharat
İthal diş macunu
İthal ameliyat malzemeleri
İthal seramik
İthal kurbanlık
İthal, ithal, ithal....

Her şeyi ithal ediyoruz. Tarım Bakanı çıkıp, "Türkiye tarımda kendine kendine yetebilen bir ülke söylemi masaldı" diyor, gayet rahat bir biçimde. Kimse sormuyor, "Dayı sen ne iş yapıyorsun peki?" diye.

Bizim insan ithal etmemiz gerekiyor. Zekâsı olan, düşünme kapasitesi geniş, araştıran, soran, sorgulayan insanlara ihtiyacımız var.

Hangi parti olduğu önemli değil ama oyunu kurda, kuşa, oka, boka atan insanlar yerine; sokaklarda kedileri, köpekleri tekmeleyerek öldüren insanlar yerine; sokakta sağa sola tüküren insanlar yerine; minibüste, otobüste kokan insanlar yerine; kaderine razı insanlar yerine; boktan bir futbol maçını savaşa çeviren insanlar yerine; işini yapmayan, asalak gibi yaşamaya alışan insanlar yerine; adam gibi doğru düzgün insan ithal etmemiz gerekiyor.

İETT zam yaptı kimseden ses çıkmıyor, ülkenin Maliye Bakanı "Yılbaşına kadar zam yok" dedi, alkollü ürünlere gece yarısı zam geçirdiler.

Sağa bakıyorum, sola bakıyorum, bir kişiden bile ses çıkmıyor. Sanki gayet doğal bir durummuş gibi öylece yaşantımıza devam ediyoruz. İnsanlar yoksulluk sınırından açlık sınırına düşeli çok oldu artık açlık sınırından sefil sınırına ilerliyoruz.

Sanki herkes bok gibi para kazanıyor, herkes hayatını rahat bir biçimde sürdürebilecek şekilde yaşıyormuş gibi. Bir kişiden ses çıksın, birileri tepki göstersin. Yok, hiç ses yok.

Neye yanıyorum biliyor musunuz? Şu blog sayfalarında futbol konuştuğumuz kadar şu işleri konuşsak en azından tepkili bir toplum oluşturma yolunda adım atmış oluruz.

Bizim afyonumuz da futbol olmuş.

İyiden iyiye aşağılık bir toplum olduk çünkü. Beyinsiz, asalakça yaşayan topluluklar biçiminde yaşıyoruz.

İthal insan istiyorum, tabii bununla birlikte ithal politikacı.

Yok, hayır o değil. Yerlisi bize geçirebildiği kadar geçirdi, en azından ithal yarrak yemiş oluruz.

28 Ekim 2010

Fındık kadar beynin var mı acaba?


Volkan Demirel, bugün yumurtlamış. Galatasaray maçında favori gösterilmelerinin kendilerini nasıl etkilediğine yönelik soruya şu cevabı veriyor: Maçtan önce Galatasaray’da hoca değişikliği oldu, birçok şey konuşuldu. Gündem değiştirilmeye çalışıldı, maçın önemini ve konsantrasyonumuzu bozmaya çalıştılar. 10 yıl süren bir geleneğimiz vardı ve bu bozuldu. Maçtan sonra ’Beraberliğe seviniyorlar’ derken bunu anlatmaya çalışıyordum aslında.

Karşı tarafa olumsuz bir yorum yapmak için konuşmadım. Anlatmak istediğim; rakibimiz karşısında ezici bir üstünlüğümüz olduğu ve bunun devam etmesini istediğimdi.

Evet, zaten Rijkaard, Fenerbahçe maçının öncesinde gündem değiştirilsin diye gönderildi. Birkaç hafta sonra geri alacağız. Derbiyi bekledik, derbi bitti. İki bilemedin üç hafta sonra geri gelecek.

Türkiye'de neden futbolcuların birçoğu gerizekâlılardan oluşuyor, ciddi merak içindeyim. Aklını kullanabilen adamlar neden çıkmıyor bu topluluğun içinden? Herifin cevaba bak, "Gündem değiştirilmeye çalışıldı, konsantrasyonumuzu bozmaya çalıştılar."

Bu arada Niang'tan sonra kendisi de sertlikten yakınmış ve şunları söylemiş: "Kasten yapılan, sakatlığa sebep olan bir sertlik varsa bu çok rahatsız edici oluyor. Fenerbahçe, bu sertliklere biraz daha fazla maruz kalıyor. Çünkü çok süratli, çok yetenekli, kanatlardan topu aldığında direkt kaleyi bulabilen futbolcularımız var. Bunlara engel olabilmek için sertlik uyguluyorlar, ancak faul yaparak durdurabiliyorlar ve hakem de buna müdahale yapmayınca futbolcular da olumsuz etkileniyor."

Belli ki, sıraya dizmişler, her gün birini ağlatıyorlar. Gerçi sığlıkla eleştiriliyorum bunu söyleyince ama zerre umrumda değil.

3 yıldır biz yırtınıyorduk, kimse kafasını bile çevirip bakmadı. İşler yolundaydı çünkü kendileri için. Şimdi sakatlıklar çıkmaya başlayınca, bas bas bağırtılar geliyor.

Ayrıca bu gerizekâlıya biri Galatasaray'ın ismini öğretirse iyi olur. Karşı taraf nedir? Ya hakikaten bu zihniyetteki herifler, en büyük rakibimiz diye utanıyorum çok kez.

Herif terbiye yoksunu, ahlâk yoksunu ve aynı zamanda da zekâ yoksunu. Hepsi bir araya gelince kendisini oluşturuyor.

Hep söylüyorum, cidden yetenekli bir adam ama aptal. Beyin yerine ne taşıyor bu familya acaba?

Aslantepe'deki derbi maçından önce Hagi gönderilir mi dersiniz, gündem değiştirmek için?