necati ateş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
necati ateş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Eylül 2012

Ayıp



Sabah ilk okuduğum haberdi, Necati'nin ayrılma kararı. Kadro açısından karar tartışılır ancak yapılan ayıp tartışılmaz.

"Kendisi gitmek istediyse" ile başlayan ve sonuna eklemlendirilecek her türlü cümle sonuna da katılmıyorum.

Ayıp oldu hem de çok ayıp.

Tribündeki birtakım itler seni sevmese de, biz seni seviyoruz.

Teşekkürler Necati...

3 Ocak 2011

Hazır Necati geliyorken okuyuverin artık


Necati ile ilgili 2 Eylül 2009'da şöyle bir post yazmışım. "Necati kurban edildi"

Eğer söylentiler doğruysa Serdar Özkan'dan kurtulmak her şeyden öte ve önemlidir benim adıma. Necati ne yapar, ne eder bilmem ama sevgili kuzenim Umutcan böylece muradına ermiş oldu. İki yıldır "Şu Necati'yi alalım" deyip duruyordu.

Umutcan, Adnan Sezgin'le benzer bir beyne sahip olduğunuzu kanıtlamış oldun. Artık futbol konuşmazsan mutlu olacağım.

Serdar Özkan ve Ali Turan'dan kurtulmak mı güzeldir yoksa Necati'nin gelişi mi karar veremedim.

10 Şubat 2010

Bazen olmayınca olmuyor


Uzun zamandan bu yana en iyi futbolunu oynadı Galatasaray ama Türkiye Kupası'ndan elendi. Futbolun güzelliği de bu zaten. Rakibin iki kez üstüne geliyor, ikisinde de golü atıp turu kapıyor.

Maçla ilgili söylenebilecek çok şey var aslında ama bir türlü elim gitmiyor yazmaya. Nedeni, Galatasaray'ın elenmesi değil tabii ki.

Epey olmuştu tribünde maç izlemeyeli, insanların tepkilerini ölçmek adına gayet de iyi oldu.

Bu maçı izledikten sonra şu karara vardım ki, Dos Santos Galatasaray'da kalıcı olmaz. Ayrıca, hazır değilse oynatılmasın, eleman da yıpratılmasın. Daha üçüncü maçta küfürle karışık uğultular başlamış hakkında. Bundan sonra ağzındaki kuş sayısı, onun kalıcılığını belirleyecek.

Özellikle ilk yarıdaki Elano'yu izlemek bana iyi geldi. Sahada duruşu, oyunu açması, kritik noktalara akil toplar göndermesi, kafalardaki soru işaretlerini sildi.

Arda, oyuna ileri uçta başladı, baktı olmayacak (zaten olmuyor da) Dos Santos'la yer değiştirdi. Daha efektif bir hüviyete büründü. Yine de, öyle parlak bir Arda performansı gösteremediği kesin. Hatta ben hiç beğenmedim.

İki maçtır denenen Neill-Emre Güngör ikilisi, her ne kadar Antalya iki kere gelip 2 gol attıysa da, gayet başarılı oynadılar. Özellikle Neill, müthiş bir özgüvene sahip. Tribünlerin kendini paniğe bıraktığı pozisyonlarda bile, o aslında gayet soğukkanlıydı. Emre Güngör kesici olarak iyi ancak topu ileri göndermek konusunda garip bir telaş ve panik içindeydi.

Orta sahada Mustafa Sarp, tüm iyi niyetine karşın golü bulamadı, hatta bir pozisyonda golden bile etti denebilir. Mehmet Topal ile birlikte vasat seviyesinde gezindiler.

Dedim ya; futbol bu, her zaman istediğini alamazsın. Ama doğruları ısrarla yapmak gerekir. Bu maçta da Galatasaray doğruları yapan ekipti. Bugün iki topunuz direkten döner, saç-baş yolduran pozisyonlar kaçırsın, yarın hepsini rakip kaleye bırakırsın.

Doğrusu, yeniden iyi futboy oynayan bir Galatasaray izlemek içimi ferah tutmamı sağladı.

Yanlız rakip kalede bulunan kel herif, iğrençti. Hatta iğrenç bile denemeyecek nitelikteydi. Bir maç nasıl provake edilir, şahane örneklerini gösterdi. Çeşitli yerlerinin oynadığını düşündüğüm Bünyamin isimli kara gömlekli şahıs ise bu kel herife ancak 90'da sarı kart gösterebildi.

Hatta tam kırmızı kartını gösterecekken, aklına ne geldiyse birdenbire vazgeçti. Bunları seyretmek için para vermiyor, maça giden insanlar. Kendisini SS subayı zanneden kara gömlekli ve ağzında düdük olan şahıs, bu işi yapmasın mümkünse. Ne zaman kendisin izlesem, bir futbolsever olarak tatmin olamıyorum, olamayacağım da. Ama böyle devam edecekse, kendisini tatmin etmeye talip çok insan olduğunu bilsin.

Açıkçası Galatasaray turu atlasaydı da, bunu söyleyecektim. Bir yükten kurtuldu Galatasaray. Kafi derecede bu kupadan mevcut çünkü. Türkiye Kupası'nı kazanmaktansa UEFA Avrupa Kupası'nda bir tur atlamayı tercih ederim.

Bilerek ve isteyerek Caner'den söz etmeyeceğim. Kimin hakkında olumlu bir şey söylesem, o adam sakatlanıyor çünkü. O yüzden Caner ancak idare etti (!) diyeyim, siz parantez içindeki ünlemden anlayın. Transfer edildiğinde "Nedense içime hiç sinmedi" demiştim, Servet'ten sonra ikinci bir kapak geliyor bana doğru onu hissediyorum.

Böyle oynasınlar, isterse şampiyon olmasınlar, umrumda değil. Çünkü günü ve anı yaşamıyoruz, bunun yaşanmasını da istemiyorum asla.

Eklemeden geçemeyeceğim, Necati hakkında "Ulan sırf bize mi oynuyor" şeklindeki yorumlara da katılmıyorum. Profesyonel oyuncudur, Galatasaray'da da gayet başarılı olmuştu. İnanmayan istatistiklerine bakabilir bu linkten. Link

Not: Fotoğraf pclionfc.blogspot.com'dan alınmıştır.

2 Eylül 2009

Necati Ateş kurban edildi


Biraz önce istatistiklerine baktım Necati Ateş'in. Galatasaray'daki gol ortalaması neredeyse maç başına 0.5'e denk geliyor. Bir forvet için hiç fena sayılmayacak bir rakam.

Sezonlar itibariyle Necati Ateş 2003/04'te 14 maçta 9, 2004/05'te 34 maçta 15, 2005/06'da 28 maçta 18 gol atmış. Toplamda 76 maçta 42 golü var yani. Oynadığı sürenin toplamı 5867 dakika.

Aynı sezonlarda Galatasaray'ın diğer golcülerinden Hakan Şükür 89 maçta 38, Ümit Karan 37 maçta 20 ve Hasan Kabze 30 maçta 14 gol atmış. Sırasıyla bu oyuncuların aldıları süreler Hakan Şükür 7075, Ümit Karan 2186, Hasan Kabze ise 717 dakika forma giymiş.

Rakamlara baktığımızda Necati Ateş, Galatasaray'ın en golcü ismi oynadığı sezonlar dahilinde. Oyunu sürekli dikine oynayan, güçlü yapısı, ince bilekleri ve hava hakimiyeti ile adından sıkça söz edilen bir oyuncuydu.

Galatasaray taraftarı ile arasında anlaşılmaz bir biçimde kara kedi girdi. Ruhsuz futbol oynamak, formasını terletmemekle suçlandı. Önce tribünlerden küfürler edildi, sonra kamp döneminde yumruklu bir kavga ve en sonunda da uçakta tartaklandı. Muhtemelen Necati Ateş ile Galatasaray arasındaki bağların kopması aynı zamana denk geldi.

Kalli dönemi çattı ve Necati kadro dışı bırakıldı. Tabii ki, Necati'nin de bu dönem kilo alması, belinin kalınlaşması gibi kendine bakmamakla ilintili birtakım hataları olmadı değil.



Seyirci ile arasına giren o kalın çizgiyi aşmakta zorlandı. Her televizyona çıktığında bunu üstüne basa basa anlattı. Belki daha narin ve daha zeki bir biçimde yapabilirdi bunu ancak her ortalama Türk futbolcusu gibi davranmayı seçti.

Sonra kiralık dönemleri başladı; Ankaraspor, İBB, Real Sociedad. Transferin son gününe gelindiğinde Galatasaray-Necati Ateş ilişkisi tamamen bitti.

Tabii herkesin kişisel fikri var Necati Ateş hakkında. Benimkiler genel anlamda bana bu yazıyı yazdıracak noktaya geldiğime göre iyi. Ben onu hep iyi anımsayacağım ve taraftarın kurban ettiği bir Galatasaray futbolcusu olarak hatırlayacağım. Ve Necati'yi Olimpiyat Stadı'ndaki gol sevinciyle hatırlayacağım hep.

Her ne kadar kendi hataları da olsa, söz gümüşse sükût altındır sözünü idrak edemese de, Necati'nin hâlâ çözemediğim bir komployo kurban gittiğini düşüneceğim. Birçok kişi bu söylediğime kızabilir ama benim için öyle. Bana bunu söyleten rakamlar ve oynadığı futbol.

Bu da hatıra olsun.