19 Aralık 2009

Gezegende başka kupa varsa, ona da talibiz


Gezegenin herhangi bir yerinde başka bir futbol organizasyonu varsa haber verin.

Evren de olabilir, bu evrende hayat olan herhangi bir yerde, futbol oynanıyorsa ve kupa varsa ona da talibiz.

Yoruma gerek yok. Barcelona son 20 yılın en büyük takımıdır. Hatta oynadığı futbol için "Gerektiğinden iyi" türünden, 5 yaşındaki çocukların bile aklına gelmeyecek ve söylemeyeceği yorumlar yapılmakta. Kusursuzluğun, futbol sahasındaki yansımasıdır Barça.

Daha iyisini yapabilecek bir takımın çıkabileceğini de hiç sanmıyorum. Çünkü daha iyisi yok. Bu 6 kupa tarihte bir daha tekrarlanamayacak bile...

Güz şampiyonu Bayer Leverkusen

Bundesliga'da ilk yarının maçları üç maç dışında tamamlanırken, Bayer Leverkusen, 2-1 geriye düştüğü maçta Monchengladbach'ı Eren Derdiyok ve Kroos'un (2) golleriyle 3-2 yenerek, 'Güz Şampiyonu' oldu.

Doğrusu varolan tablo pek kimsenin beklediği gibi değil. Öncelikle, Bayer Leverkusen'den bu performansı kimse beklemiyordu. Bayern Münih'in ligi domine edileceği Wolfsburg, Schalke 04 ve Hamburg'un da peşine takılacağı yönündeydi tüm öngörüler. Fakat 'zor oyuu bozar' misali Leverkusen harika bir performansla ilk yarıyı lider tamamladı.

Van Gaal'li Bayern Münih iyi bir giriş, berbat bir devam fakat şahane bir sonla ilk yarıyı tamamladı. Son haftalarda oynadığı tüm rakipleri sürklase eden Bayern Münih, sanırım Bundesliga'nın ilk yarısının bitmesine en çok üzülen takımdır.

Magath'ın teknik direktörlüğündeki Schalke'de ilk yarının iyilerindendi. Eğer bu yıl Schalke 04 şampiyon olursa, Magath Almanya'da büyük bir efsane haline gelir, teknik direktör olarak. Çünkü başına geçtiği takım sanki sihirli değnek okunmuşcasına bir performans sergiliyor.

Eren Derdiyok, bugün attığı golle 6 gole ulaştı. Bundesliga'da gol krallığının tepesinde 12 golle Stefan Kießling bulunuyor. Dortmund'dan Lucas Barrios 9 golle ikinci, Bayern Münih'ten Mario Gomez ve Schalke'den Kevin Kuranyi ise 8 golle bu isimleri takip ediyor.

Tüm maçlar bittikten sonra daha geniş bir değerlendirme yapmayı planlıyorum. Şimdilik bu kadarı yetsin...

Not: Herta Berlin bağıra bağıra düşüyor, üzülmüyorum desem yalan olur.

Seviyoruz seni futbol


Hiçbir şey olması gerektiği gibi değil. Ne top, ne kıyafetler ne de saha. Ama futbol işte. Her yerde, her zaman, her şekilde oynayabiliyorsunuz.

Seviyoruz bu yüzden, konuşuyoruz, tartışıyoruz, bazen kalp kırıyoruz. Olmasa daha iyi mi ne?

Gol için yaratılmış

Makukula ilginç bir adam, biraz önce Antalyaspor'un kullandığı kornerde, topukla kendi kalesine çok şık bir gol attı.

Hakikaten gol için yaratılmış. Tıpkı Galatasaray maçında olduğu gibi bir de Antalyaspor kalesine gol atmasını bekliyorum.

Golcü şansı mı desem, şanssızlığı mı bilemiyorum ama adam vurdu mu kale ayırt etmeksizin golü atıyor...

18 Aralık 2009

Bursa sapına kadar hak etti

Genelde adetim değildir, Galatasaray'dan başka bir takım yazmak ama buün Bursaspor'u yazmazsam futbola ihanet olurdu diye düşünüyorum.

Çılgın bir maç izledim doğrusu. 0-1'den 2-1, 2-1'den 2-3 gibi 5'er 10'ar dakikalık periyotlarda ansızın değişen bir mücadeleydi.

Mustafa Denizli, dün yaptığı basın toplantısında, teknik direktörlüğe başladığı günden bu yana hücum futbolunu benimsediğini ve 1-0 ya da 2-0 kazanmaktansa 6-5 kazanmayı tercih ettiğini söylemişti.

Açıklamanın çok etkisinde kalmış olacak ki, 2-1 önde götürdüğü ve bu denli ağır bir zeminde oynanan karşılaşmada maçta Yusuf'la harakiri yapmayı tercih etti.

Bursaspor, Galatasaray maçında da etkin bir futbol sergilemişti ancak İnönü Stadı'nda çok daha farklı bir oyun oynadılar. Öncelikle Ertuğrul Sağlam'ın önünde saygıyla eğilmek gerekir. Oynattığı futbol, maç içinde yaptığı hamleler ve Bursaspor'un bulunduğu konumdan ötürü.

Kalecisinden forvetine kadar golü düşünen, golle yatıp kalkan bir takım görünümündeydi Bursaspor. Tabii burada önemli olan nokta, bu çizgiyi sezon sonuna taşıyıp taşımamaları. Daha önce de Gaziantepspor, kısmen Gençlerbirliği ve Sivasspor örneklerinde gördüğümüz üzere, sezonun ikinci yarısının ortalarından itibaren genel görünümlerine tam ters düşen pozisyona giriyorlar, bu tip takımlar.

ŞU İŞİ BECERİN ARTIK

Bursaspor ve Kayserispor'u bekleyen tehlike bu. Küçük ama emin adımlarla gitmek hem daha önce şampiyonluğa oynamamış oyuncular üstündeki baskının minimuma indirilmesinde önemli hem de sendeleyip düştüğünde aldığın hasar açısından. Bu yüzden yola nasıl devam edecekleri büyük önem taşıyor.

KÜFÜR YAYINLAMAK YAYINCILIK MIDIR?

Beşiktaş seyircisi, Türkiye liglerindeki en antipatik taraftar olma yolunda hızlı ve emin adımlarla ilerliyor. Ali Tandoğan'ın 90+3'te korner çizgisine gittiği andan maç sonundaki 10 dakika boyunca ana-avrat-sülale, önüne gelene küfretti. (Burada parantez açmak şart oldu. Lig TV maç bittikten sonra ısrarlı bir biçimde yayın kesmeden küfürleri yayınladı. Maçtan sonra yapılan bir yorum varsa izlemediğimi belirteyim. Ancak özellikle küfür yayınlamak nasıl bir yayıncılık anlayışıdır onu da dehşetle merak etmekteyim).

Birader, bir kez olsun alkışlamayı bilmek lazım. Çok açık ve net belirtiyorum, hatta altını keçeli kalemle çiziyorum; şu maç Galatasaray-Bursaspor maçı olsaydı yemin ediyorum ayakta alkışlardım Bursaspor'u. Çünkü 2-1'den sonra 5 dakika içinde yaptıkları geri dönüş takdire şayandı. Tam da büyük takımların yapacağı türden bir iş becerdiler. Sadece bu yüzden bile alkıştan fazlasını hak ettiler.

Türkiye'de, -taraftar gözetmeden söylüyorum- taraftar filan yok. İyi giderken şarkı-türkü söyleyip, kötü giderken önüne gelene sülale boyu küfretmek acizliğin daniskasıdır. Zapo'nun suçu gönderilmek midir? Ertuğrul Sağlam'ın günahı arkasına teneke bağlayıp "Zaten yetersizdi" diye göndermek midir?

Komşunun tavuğu komşuya kaz görünürmüş, tam o hesap, birkaç yıl önce alkışlayıp bağırlarına bastıkları adamlar, kendi canlarını yakınca söyle ağzına geleni. "Farklıyız, herkesten farklıyız" edebiyatı yapıp duran Beşiktaş taraftarı keşke bugün Bursaspor'u alkışlasaydı da, gerçekten farklı olduğunu gösterseydi.

Ben yağmura,çamura rağmen gayet güzel 90 dakika izledim. Bursaspor sapına kadar kazanmayı hakketti. Bunda Mustafa Denizli'nin dahli oldu tabii.

Son söz Sercan'a olsun. Maçın ikinci yarısının daha başında kaçırdığı gol akla ziyandı. Bursaspor maçı kaybetseydi benim açımdan tek sorumlu kendisi olacaktı.

Bir futbolcunun gol kaçırması kadar doğal bir durum yok ama lakayt ve laubali olmak apayrı. Otobanda 260 yaparken direğe bindirirsin, bir de bakmışsın 2. ligdesin. Çok örneği var, yeteneklerine ihanet etmesin...

Son bir sözüm daha var. Tolga Özkalfa'dan hakem olursa, hakikaten benden astronot olur.

Zor dostum, hatta çok zor

UEFA Avrupa Ligi'nde gerek Galatasaray, gerekse de Fenerbahçe'nin rakipleri kelimenin tam anlamıyla 'demir leblebi' kıvamında. Kişisel fikrim, her iki takımın da bu turda kupaya veda edecekleri.

Galatasaray'ın A.Madrid eşleşmesinin en ilginç yanı Leo Franco'nun eski takımına karşı oynayacak olması ve Rijkaard'ın yenien İspanya yollarına düşmesi. Muhtemelen yarından sonra gazetelerde bolca "Leo, Atletico Madrid'i çözdü", "Galatasaray'ın casusu Leo Franco", "Leo Franco, Rijkaard'a Atletico Madrid'i bitirme planını anlattı" türünden bolca haber göreceğiz.

Erken öten horozun kafasını keserler misali, çok erken konuşmak iyi değildir fakat ben direkt olarak söyleyeyim. Galatasaray var olan formuyla, ne kadar kötü durumda olursa olsun Atletico Marid'i eleyemez.

Benzer bir durum Fenerbahçe için de söz konusu. Oldum olası Fransa ligini severim ve beğenirim. Lille bu yıl ilginç sonuçlar aldı. Tıpkı Lyon maçında olduğu gibi. Son haftalarda inanılmaz bir form grafiği yakaladılar. Her iki maçta da Fenerbahçe'yi yeneceklerini düşünüyorum. En fazla İstanbul'da bir beraberlik çıkar.

Umuyorum her ikisi de, turu atlarlar fakat sonrası da pek parlak değil. Çünkü Fenerbahçe'yi Liverpool, Galatasaray'ı da Everton ya da Sporting Lizbon (bence Lizbon turu atlar) bekliyor. Belli ki, erken bitecek Avrupa macerası. Mart ayını görebilecekmişiz gibi gelmiyor.

Mourinho'ya Londra sürprizi

Şampiyonlar Ligi'ne 2. tur kuraları çekildi. En ilgi çekici eşleşme, yıllarca Chelsea'nin teknik patronluğunu yapan Jose Mourinho'nun bu kez Londra ekibine rakip olmasıydı.

Zico'nun yeniden çeyrek final görebileceğini düşünüyorum, Bordeaux'un harikulade performansına karşın. Açıkçası, Zico'yu çeyrek finalde de görmek istiyorum...

Bold'lu yazılan takımların çeyrek finalist olacağını düşünüyorum.

Stuttgart-Barcelona
Inter-Chelsea
Olympiacos-Bordeaux
Bayern Münih-Fiorentina
CSKA Moskova-Sevilla
Lyon-Real Madrid
Porto-Arsenal
AC Milan-Manchester United

Haydi rastgele


Galatasaray ve Fenerbahçe'nin rakipleri saat 13.00'ten sonra belli olacak. Ondan önce gönlümden geçen eşleşmelerle, tahmin ettiğim eşleşmeleri yazayım...

Gönlümden geçen: Galatasaray-Twente/Fenerbahçe-Standart Liege

Çıkmasını düşündüğüm: Galatasaray-Lille/Fenerbahçe-Hertha Berlin

Umuyorum her ikisi de finale kadar yoluna devam eder. Rastgele..

17 Aralık 2009

Nedir bizim ortak özelliğimiz?


Aslında çok da zor olmayan bir soru. Bu fotoğraftaki futbolcuların tümünün ortak özelliği nedir? Başka isimler de vardı ama çok bariz kopya olmasın diye onların fotoğrafını koymadım.

Yanıtları bekliyorum...

Kopya niyetine: Futbolcular sırasıyla, George Best, Eric Cantona, George Weah, Ryan Giggs, Ian Rush ve Bernd Schuster.

Galatalı da gitti

Türk tiyatrosunun önemli isimlerinden Ali Taygun hayatını kaybetti. Ali Taygun diye hatırlanmaz ama Şekerpare'deki Galatalı deyince bilmeyen yoktur gibi kendisini.

Sadece oyunculuğu değil yönetmenliğiyle de Türk tiyatrosuna büyük emek vermiş olan Ali Taygun, 1996 yılındaki Habitat'ın açılışında gerçekleştirilen Lirik Tarih gösterisini de hazırlayan kişidir.

Ali Taygun'un bilinmeyen bir özelliği de, dünyanın en önemli 10 insan hakları gözlemcisinden biri olmasıydı.

Dedim ya, Ali Taygun'u tanımayan çoktur ama Galatalı'yı tanımayan yok gibidir. Saygıyla önünde eğilmeyi borç bilirim...