
Yarın konuşuruz, tartışırız. Daha uzun uzadıya yazarım Aziz Yıldırım ve Arda arasındaki şu diyalogdan söz ediyorum.
Aziz Yıldırım: ULAN, Arda sen de mi buradasın.
Arda Turan: Açılışlardayım artık Başkanım, futbolu bıraktım.
Arda için idam sehpaları kurulmuştur ya da kurulacaktır. Arda hakkındaki fikirlerimi az-çok biliyor insanlar. Ne yazık ki, çok büyük bir sempati ile bakamıyorum eskisi gibi. Fakat şu diyalogdan çıkardığım sonuç; Arda ile Aziz Yıldırım arasındaki terbiye farkıdır.
İşte bu yüzden, Galatasaray isterse küme düşsün, sarı-kırmızı sevdanın gönül vereniyim.
Uzun zaman sonra ilk kez "Helal olsun Arda" cümlesi ağzımdan çıkıverdi.
Umarım Arda bu hareket ile kurban edilmez -ki, Galatasaray'dan gönderilmesi taraftarıyım-.
Herkes nasıl bakar bu olaya bilmiyorum ama benim bakış açımda koskoca Fenerbahçe Kulübü Başkanı'nın "Ulan", hitabına "Başkanım" diye yanıt vermesini Galatasaray terbiyesine bağlıyorum.
Ortadaki terbiyesizlik Arda'ya ait değildir. Tam tersi, tam da bir kaptana yakışacak şekilde davranmıştır.
Haa, şu olay dışında Arda eleştirilmez mi? Hem de fazlasıyla ama bu diyalogdan Arda'yı asarsak, "Ulan" hitabını kendine yakıştıranların seviyesine düşmüş oluruz.
Helal lan Arda! Kedi olalı fare tuttun. Belki de, ilk kez kolundaki o kaptanlık bandının gereğini yerine getirdin.
Bu arada şu anki tartışma ile alevlendirilecek tartışma işin hikâyesi. Alex'in son demleri, Arda'ya yer yapılmaya çalışılıyor. Ama bizimkilerde onu anlayacak beyin yok, o ayrı.



















