4 Şubat 2011

OSTİM'den geriye kalanlar


Daha geçen gün yazmıştım, "Kimin hayatı Defne Joy'dan daha değersiz ki?" diye.

Ankara OSTİM'de ölenler, geride ciğerleri dağlayacak öyküler bıraktı. Hiçbirinin ismini bilmiyoruz, hiçbirini tanımıyoruz..

Mesela Aydın ve Aydemir kardeşler, kaynakçılık yapıyorlardı. Her ikisi de, yanarak can verdi.

Ya da işçi emeklisi Abdullah Karakulak. Üniversiteyi kazanan oğlu için emekliliği bir kenara bırakıp, yeniden çalışmaya başladı, asgari ücrete talim ederek.

Üniversite eğitimini, ailesine bakmak için yarıda bırakan Hüseyin Yıldız.

Ya da Keçiören Belediyesi'nden işten çıkartıldıktan sonra uzun süre işsiz kalan Abdulkadir Kurt. Daha yeni işe başlamıştı ama patlamada öldü.

Babasıyla aynı işyerinde çalışan Aytaç Akkaya ölürken, baba Ramazan Akkaya yaralı olarak kurtuldu.

Makine mühendisi Dilek Gürer ve diğerleri...

18 insan yanarak ya da patlama sonucu hayatlarını kaybetti. Hepsinin ayrı hikayeleri vardı. Ortak noktaları hayat kavgasıydı. Kavgada yaşamlarını kaybettiler.

Şu fotoğraftaki kişi, sabahtan beri bakıyorum. İsmi, işi, mesleği hiçbir şeyi bilmiyorum. Ama sanki çok yakın bir tanıdığımı kaybetmiş gibi hissediyorum. Bir kapı önünde yanmış, parçalanmış bir ceset.

Hepsinin başı sağolsun..

Şimdi tekrar sormak lazım. Hangisinin hayatı daha değersizdi?

Olmuyor, olmuyor, olmuyor; olmaz da


Evde internet mağduru oldum o yüzden yazamadım dünkü maça dair söyleyeceklerimi.

Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim: Dün Galatasaray iyi mücadele etti ama futbolcu kalitesi ve yönetim (gerek teknik direktör, gerekse de kulüp yönetimi) farkıyla Gaziantepspor kazandı.

Dün sahaya çıkan iki takıma bakıldığında, oyuna sonradan dahil olanlarla birlikte Gaziantepspor'un Galatasaray'dan üstün olduğunu söylersem kimse kızmasın. Hadi biraz insaflı davranayım ve "Eşit güçte" diyeyim.

Şu yönetim hadisesine girelim önce. 300 bin Euro'yu 'çok' bulan yönetim Cenk Tosun'u almaması, aptallık olmuş. Aptallığın boyutu, Gaziantepspor'un 550 bin Euro'ya aldığı Cenk Tosun'la, 3 milyon 750 bin Euro'ya Yekta'nın alınması karşılaştırıldığında daha net ortaya çıkıyor.

Biliyorum, aynı mevkide oynamıyorlar fakat iki rakam arasındaki karşılaştırma Galatasaray'ın nasıl yönetildiğinin kanıtıdır. Be aptal herifler, 300 bin Euro nasıl 'çok' olur.

Neyse maça dönelim. Neill ve Kewell'ın takıma katılmasıyla biraz daha takıma benzer bir görüntüsü vardı Galatasaray'ın. Fakat bu kez defans berbattı.

Bir kere anlaşalım, Cana'dan stoper filan olmaz. Eyvallah, adam canını dişine takıyor, yırtınıyor ama hamleleri feci, sürekli adam kaçırıyor. Sözün özü, Cana stoper değil. Stoper olarak alınan Neill ise orta sahada oynadı, gayet de başarılıydı.

İyi de, takımda bir stoper sıkıntısı olduğu belliyken neden devre arasında buraya bir adam düşünülmedi? Neden yama mantığıyla taşlar yerinden oynatılıyor? Yanıtı bilenler versin. İnsanlara, bu boktan takımın bir şeyler yapabileceği umudunu dağıtanlar versin hatta.

Hagi'nin Hakan Balta inadı gün geçtikçe daha çekilmez bir hal alıyor. Hakan Balta'ya tanıdığı opsiyonun yarısını Insua denen çocuğa gösterse sol kanadımız böylesi parasız geçişli otoban görüntüsü çizmez. Herif ağır, sürekli adam kaçırıyor, her deparı basanın arkasından, giden eski sevgiliye bakar gibi bakıyor, hamlelerinin tamamına yakını hatalı. Nedir bu ısrar anlamış değilim. Yabancı kontenjanına takılıyor desek, o da değil.

Yenilere gelelim. Stancu, Zapata, Culio ve Yekta. Stancu ve Culio hariç ikisinin de pek kalıcı olacağını düşünmüyorum. Zapata'nın 3 gol yemesinden ötürü söylemiyorum bunu. Adamın önünde doğru düzgün bir savunma hattı yok. Ancak yediği 3. goldeki duruş hatasını maç boyunca tam 4 kez yakaladım. Sürekli önde duruyor, Leo Franco tadı bıraktı damağımda.

Yekta için zaten bir şey söylemiyorum. Bugün "Yekta Yekta" diye ortalığı ayağa kaldıranlar, 6 ay sonra Yekta'ya Barış muamelesi yapacak, bundan eminim.

Galatasaray'ı izlemek her geçen gün biraz daha işkence hali almaya başladı. Hagi maçtan sonra "İyi oynuyoruz kaybediyoruz, kötü oynuyoruz kaybediyoruz" dedi. Sorun da bu zaten. Galatasaray'ın iyi oynadığını düşünmek. Galatasaray iyi futbol filan oynamadı dün. Sadece iyi mücadele etti.

"3-2 avantajlı bir skor" muhabbetleri dönse de, Gaziantepspor'un İstanbul'da daha rahat bir galibiyet alacağını Popov, Wagner, Cenk, Sosa, Olcan gibi adamlar, tipik deplasman oyuncuları. Ukalalık yapmak istemiyorum ama turu kaybettiğimizi düşünüyorum. Ki, adamların son dakikada net bir penaltısı da verilmedi.

Hadi diyelim, bu turu geçtik. Kim Beşiktaş maçından umutlu?

Tolunay Kafkas, çok sağlam adımlar atıyor ve adım adım ilerliyor. Kurduğu takım, oyuncu seçimleri, oynattığı futbolla Türkiye'de iyi bir teknik direktör yetiştiğinin kanıtı. Kesin ve net olarak söyleyeyim, bugün Galatasaray'ın başında Hagi mi yoksa Tolunay Kafkas mı deseniz, tereddüt bile etmeden Tolunay Kafkas derim. İçimdeki his, en geç iki yıl içinde Galatasaray'ı çalıştıracağını söylüyor.

Haa, unutmadan. Olcan Adın, güç geçtikçe daha iyiye gidiyor. Kesin bir dille ifade etmek lazım ki, şu gün itibariyle Arda'nın çok önünde. Arda her geçen gün geriye giderken, Olcan ilerliyor.

Galatasaray ne yazık ki, tadını yitirmiş şaraba döndü. Gayet lezzetli bir şarap fırsatını yönetim aptallıklarıyla sirkeye çevirdiler. Bu tat bir süre daha damakta kalır.

3 Şubat 2011

12 Eylül 1980-21 Temmuz 2010-3 Şubat 2011



Aradaki farkları bulun?

Not: Fikir Ata'nın yorumundan esinlenerek gerçekleştirilmiştir...

Demokratik Türkiye manzaraları


Sizi gidi cemaat artıkları sizi.
Sizi gibi efendilerinin önünde boyun eğmeye alışık şeref yoksunları sizi.
Sizi gidi bit yavruları sizi.

Alın lan size demokrasi! Sezen Aksu, Yılmaz Erdoğan, Lale Mansur ve türevi tatlısu demokratları, hikâyeden muhalif tipler acaba şu görüntüler hakkında ne düşünüyor. Mikrofonu uzatıp sormak lazım.

Ama bir taraftan da hak veriyorum adamlara. Çıkıp televizyonlarda, "Türkiye çok demokratik bir ülke. Bu anayasa ile her türlü eylem, grev ve sendikalaşma hakkı tanınacak" dediler ama "Sendikalaşanı, eylem yapanları dövmeyeceğiz. Meydanlarda gaza boğmayacağız" demediler.











Geri vitese takılmış ileri demokrasi


Tarih: 1 Şubat 2011
Yer: TBMM Akp Grubu

Recep Tayyip Erdoğan: İçindeki sorunları çözemeyen, iç karışıklıklardan kurtulamayan, kendi arasında uzlaşı sağlayamayan ülkeler aydınlık bir geleceğe de ulaşamazlar.

Halkın haykırışına, son derece insani taleplerine kulak verin. Halktan gelen değişim arzusunu hiç tereddüt etmeden karşılayın.

Mısır'ın huzuru, güvenliği, istikrarı adına önce siz adım atın. Halkı tatmin edecek adımlar atın.

Tarih: 3 Şubat 20100
Yer: Ankara

KESK, DİSK, TTB ve TMMOB tarafından Torba Yasa Tasarısı’nı protesto etmek amacıyla organize edilen eyleme katılmak isteyenler 160 otobüsle Ankara'ya hareket etti. 80 otobüs Ankara'ya ulaştı. 80 otobüs ise polis ve jandarma tarafından Ankara'ya sokulmadı.

Ankara Valiliği, gösteriyi 'yasadışı' ilan etti.

Mısır'a, Tunus'a 'demokrasi' dersi veren Türkiye Cumhuriyet Başbakanı (Bak aslında bu bambaşka bir yazı konusu ama üstüne çok yazıldı ve çizildi. Mübarek'e 'akıl vermek' için ABD ve AB'den gelecek tepkileri bekleyen 'Kasımpaşalı' Erdoğan'ın delikanlılığı ancak o kadar olur) ve onun hükümeti kendi halkının taleplerine polis ve jandarmayla karşılık veriyor, 'ileri demokrasi'nin inceliklerini gösteriyor.

Bu ülkedeki yönetimin adı faşizmdir, başka bir açıklaması yoktur. Herkes kendini kandırmaya devam etsin 'demokrasi' diyerek.

Ülkenin siyasi gücünün 'demokrasi' anlayışı türbanlı genç kızların üniversiteye girmesi -birileri mallık yapmadan söyleyeyim, ben de destekliyorum-, ülkenin her türden kurumunun güdümüne girmesi, yakınlarının, akrabalarının eş ve dostlarının zengileştirilmesinden başka bir şey değildir.

Kendilerine gelen hiçbir eleştirili kabullenmeyen, her eleştiriye mahkeme-dava-polis üçgeniyle karşılık veren siyasi iktidarın sonu da, bugün beslediği kalabalıklar tarafından gelecektir.

Şu aptal yalanlara inanan insanlar hâlâ mevcutsa, hepiniz gerizekâlısınız demektir. Haaa, çıkın ortaya "Kardeşim bizim demokrasi anlayışımız budur. Herkese değil sadece bize demokrasi" deyin, eyvallah.

Ama insanları aptal yerine koymaktan vazgeçin. Demokrasi masallarından vazgeçin. Faşizm'in ismi ne zamandan beri 'demokrasi' oldu. Gerçi Hitler ya da Mussolini de, ülkelerine gayet demokratik yönettiklerini düşünüyorlardı. Arada pek fark yok.



Müjdeler olsun! 42 yılın en düşük enflasyonu


Ocak ayı enflasyon rakamları açıklandı. TÜİK’in verilerine göre, Ocak ayı itibarıyla yıllık enflasyon ise TÜFE’de yüzde 4,90, ÜFE’de yüzde 10,80 oldu.

Rakamlar 1969 yılından bu yana en düşük enflasyon olduğunu gösteriyor.

Ne güzel değil mi? 42 yıldan bu yana en düşük enflasyon rakamları. Nasıl oluyor da, hayat her geçen gün pahalılaşırken, enflasyon 42 yılın en düşüğünde?

Çünkü biz enflasyon sepetine göre, flüt, lens, pinpon topu, boş CD, bulaşık bezi, telefon kartı, şemsiye gibi şeyleri yiyoruz.

Enflasyon sepetinde yiyecek bir şey bulunmuyor. Pardon yiyecek olmaz olur mu?
Hiç öyle şey olur mu?
Olmaz.
Misal her evin vazgeçilmezi madlen çikolata, hemen her gün sofralarımızda bulunan yaş pasta, dar gelirlinin yemeye doyamadığı ahtapot, memurun sofrasından eksik etmediği havyar, her işçi ailesinin olmazsa olmazı karides gibi 'temel gıda maddeleri' enflasyon sepetinde bulunuyor.

Hiç unutmam biz evde her akşam havyar yerdik. Anacığım o güzel elleriyle, güveçte tereyağlı karides yapıp, yanına şöyle şahane ahtapot salatasıyla yavrularına her akşam havyar yedirirdi.

Yemekten sonra her akşamki rutinimiz, likör eşliğinde yaş pastamızı sunar, sonra Adile Naşit'i izler uyurduk. Hatta ertesi gün beslenme çantamıza akşamdan kalma karides ve kalamarı ekmeğe katık ederdi.

Yemin ediyorum kafa buluyorlar bizimle. 42 yılın en düşük enflasyonu diye başlıklar atılıyor. Muhtemelen Başbakan, Maliye Bakanı çıkıp, "İşte gördünüz mü, ülkeyi ne duruma getirdik? Ekonomimize bütün dünya gıptayla bakıyor" diye atıp tutacaklar.

Enflasyonun nasıl hesaplandığını, hangi maddelerin bulunduğunu görmek isterseniz buyrun. Geçen sefer tam listeyi verememiştim. Aşağıda tam listeyi göreceksiniz. 42 yılın en düşük enflasyonu bu maddelerle hesaplanıyor.

Maaşallah hepsi de, her evin vazgeçilmezi ve her sofranın olmazsa olmazı (!)

ENFLASYON SEPETİ TAM LİSTE
irinç


Tek Sandalye

Un Buğday Unu


Yatak Odası Takımı

Un Pirinç Unu


Yatak tek kişilik

Bebek Maması (Toz Karışım)


Yatak çift kişilik

Bulgur


Yatak Bazası

Ekmek


Oturma Odası Takımı

Bisküvi


Yemek Odası Takımı

Kraker


Kanepe ve Divan

Gofret


Sehpa

Pasta


Halı

Kek


Perdelik kumaş

Baklava


Tül kumaş

Ekmek Hamuru


Mefruşatlık kumaş

Makarna


Yatak örtüsü

Şehriye


Yorgan çift kişilik

Nişasta


Battaniye çift kişilik

Tahıl Gevreği


Çarşaf nevresim vb.

Dana Eti


Yastık

Koyun Eti


Havlu

Kümes Hayvanları Tavuk


Nakış vb. malzemeler

Sakatat


No-Frost Buzdolabı Tek Kapılı Mini

Sucuk


Çamaşır Makinesi

Sosis


Bulaşık Makinesi

Salam


Fırın

Balık


Bütangaz Ocağı Set Üstü

Süt


Fırınlı Ocaklar

Yoğurt


Klima

Peynir Beyaz Peynir


Radyatör

Peynir Kaşar Peyniri


Soba

Tulum peyniri


Termosifon

Krem peynir


Şofben Elektrikli

Yumurta


Kombi

Tereyağı


Aspiratör

Tereyağı yemerlik


Süpürge

Margarin


Elektrikli kesici vb. aletler

Zeytinyağı


Elektrikli küçük ev aletleri

Ayçiçek Yağı


Sıcak içecek makinaları

Misirözü yaği


Ütü

Portakal Sıkmalık


Diğer elektrikli küçük ev aletleri

Üzüm Çekirdekli


Ev aletlerinin tamiri (malzeme ve işçilik)

Armut


Cam Ev Eşyası

Ayva


Porselen Ev Eşyası

Çilek


Çelik Mutfak Eşyası

Elma


Çelik Mutfak Eşyası

Erik


Teflon Mutfak Eşyası

Greyfurt


Plastik Ev-Mutfak Eşyası

Karpuz


Diğer elektriksiz ev aletleri

Kavun


Pil

Kayısı


Ampul

Kiraz


Florasan lamba

Limon


Bahçe ve dış mekan malzemeleri

mandalina


Kapı vb. aksesuarlar

Muz


Soba vb. aksesuar ve malzemeleri

Şeftali


Çamaşır İçin Temizlik ve Bakım Ürünleri

Ceviz


Bulaşık İçin Temizlik ve Bakım Ürünleri

Fındık


Hijyenik Zeminler

Antep Fıstığı


Her Türlü Ev Temizlik Aletleri

Yer Fıstığı


Bulaşık Bezleri

Leblebi


Saklama ve muhafaza malzemeleri

Ay çekirdeği


Kağıt sofra malzemeleri

Kabak çekirdeği


Gündelikçi Ücreti

Kuru üzüm


Halı ve kilim temizleme

Bamya


İlaçlar

Bezelye


İlk Yardım Aletleri

Biber Çarliston


Diğer sağlık ürünleri

Biber Dolmalık


Numaralı Gözlük Camı

Biber sivri


Kontakt Lens

Domates


Sağlık İle İlgili Araç Gereçler

Fasulye


Uzman Doktor Muayene Ücreti Özel Hastahanede

Havuç


Diş çekimi ücreti

Ispanak


Diş dolgu ücreti

Kabak


Röntgen Ücreti Devlet Hastahanesinde

Karnıbahar


Ultrason Ücreti Devlet Hastahanesinde

Kuru Soğan


Emar

Lahana Brüksel Lahanası


Labaratuvar tahlil ücretleri

Lahana Kırmızı Lahana


İğneciye Ödenen Ücret Eczanede

Mantar


Hastahane Yatak Ücreti Devlet Hastahanesinde

Marul


Ameliyat Ücreti Devlet Hastahanesinde

Maydanoz


Doğum ücreti normal

Patlıcan


Doğum ücreti sezeryan

Pırasa


Otomobil

Salatalık


Otomobil 1200-1699cc

Sarımsak


Bisiklet

Semizotu


Araç yedek parça ve ekipmanları

Turp Kırmızı


Araba ile ilgili, temizlik ve bakım ürünleri

Üzüm Yaprağı


Benzin

Yeşil Soğan


LPG

Patates


Mazot

Kuru Fasulye


Motor Yağları

Nohut


Araçların Tamirine ve Bakımına Ödenen Ücretler (Malzeme ve işçilik)

Mercimek


Araçların Tamirine ve Bakımına Ödenen Ücretler (işçilik)

Diğer bakliyat


Araba Kiralama Ücreti

Konserveler


Otopark Ücreti

Salça


Otoban Geçiş Ücreti

Zeytin


Köprü Geçiş Ücreti

Cipsler


Şöför Eğitim Kurs Ücreti

Toz Şeker


Tren Ücreti Banliyo

Kesme Şeker


Metro Ücreti

Reçel


Tren Ücreti Şehirlerarası

Bal


Belediye Otobüs Ücreti

pekmez


Dolmuş Ücreti

Tahin Helvası


Servis ücreti

Çikolata


Taksi Ücreti şehiriçi

Çikolata krem


Otobüs Ücreti Şehirlerarası

Lokum


Uçak Ücreti

Sakız


Vapur Ücreti Şehir Hatları

Şeker karamela


Kargo

Dondurma


Nakliye Ücreti Şehiçi

Baharat


Mektup Gönderme Ücreti

Tuz


PTT Koli Gönderme Ücreti

Kabatma maddeleri


Telefon ekipmanları

Ketçap


Telefon yedek parçaları

Hazır çorbalar


Telefon onarımı

Hazır pakette toz tatlılar


Telefon görüşme ücreti

Kahve


Telefon kart ücreti

Neskafe


Cep Telefonu Ücreti

Çay


Telefon aboneliğine ilişkin hizmetler

Poşet bitki ve meyve çayi


İnternet ücreti

Kakao


Televizyon

Kakaolu içecekler (nesquick vb.) (toz)


VCD-DVD

Su


Müzik Seti

Maden Suyu ve Sodası


Cd çalar

Gazoz meyveli


Kamera

Kola


Bilgisayar Masa Üstü

Meyve Suyu Şişede


Printer

Rakı Yeni Rakı


Fax Modem Cihazı

Viski


Bilgisayar ekipmanları

Şarap


Kaset Teyp Kaseti

Bira Alkollü


Disket CD

Sigara Filtreli Samsun


Kaset Teyp Kaseti

Sigara Filtreli Maltepe


Fotoğraf makinesi film ücreti

Sigara Filtreli Tekel 2001


Görsel işitsel veri işleme araçları tamiri (malzeme ve işçilik)

Marlboro


Görsel, İşitsel Veri İşleme Araçları (İşçilik Ücreti)

Winston


Müzik aletleri

Parliament


Oyuncak Taşıt Araçları

Monte carlo


Sporla İlgili Aletler

Yünlü kumaş


Veteriner Ücreti

Pamuklu kumaş


Spor Müsabakalarına Giriş Ücreti

Kadife


Sportif Faaliyetlerle İlgili Kurs Ücretleri

Karışım kumaşlar


Film Tabetme Ücreti

Palto


Resim Çektirme Ücreti

Kaban anorak tipi (Erkek)


Kablo özel yayın hizmetleri

Kaban erkek için


Sinema

Takım elbise


Tiyatro

Ceket erkek için


Diğer kültürel ve sanatsal faaliyetler

Pantolon erkek için


At yarışı

Kazak


Piyango bileti (şans oyunlari masraflari)

Gömlek


Sayisal loto (şans oyunlari masraflari)

Sweatshirt


Spor toto (şans oyunlari masraflari)

Tişört


Şans topu (şans oyunlari masraflari)

Eşofman


Çocuk Kitapları

Pijama ikili takım


Okul kitapları

İç çamaşırı tek erkek


Diğer kitaplar

Çorap erkek için


Gazete

Manto


Magazinler ve Dergiler

Pardösü


Okul Defter

Kaban kadın için


Kalem

Mont kadın için


Resim Boyaları

Pantolon-Ceket Takım


Kırtasiye Malzemeleri

Tayyör


Diğer kırtasiye malzemeleri

Etek


Haftasonu Turları yuriçi

Pantolon kadın için


Yutriçi bir hafta ve daha fazla süreli turlar

Kazak bluz


Yurt Dışı Bir Hafta ve Daha Fazla Süreli Turlar

Gömlek kadın için


Hacca Gidiş Ücreti

Tişört kadın için


Kreş ve Anaokul Ücreti

Eşofman kadın için


Özel İlköğretim Ücreti

Pijama ikili takım


Özel Lise Ücreti

İç çamaşırı tek kadın


Özel Dersane

Bornoz


Özel Üniversite Ücreti

Çorap kadın için


Üniversite Harcı

Kaban anorak tipi çocuk için


Düzeyi belirlenemeyen eğitim programları

Ceket çocuk için


Çorbalar

Pantolon çocuk için


Hazır yemekler ve mezeler

Kazak çocuk için


Kebaplar

Gömlek çocuk için


Pideler

Sweatshirt çocuk için


Ekmek arası yiyecekler

Tişört çocuk için


Burgerler

Eşfman çocuk için


Pastane ürünleri

Pijama ikikli takım


Sıcak içecekler

İç çamaşırı tek çocuk


Kola

Çorap çocuk için


Ayran

Okul giyisileri


Alkollü içkiler

Bebek Tulumu


Otel Ücreti

Bebek pijaması


Kamp Yerleri ve Karavan Konaklama Yerleri

Bebek iç çamaşırı


Erkek Berberi

Bebek çorabı


Kadın Berberi

Örgü Yünü


Kişisek bakım hizmetleri kadın için

Dikiş İpliği


Elektrikli epilasyon aletleri

Karavat


Elektrikli saç bakım aletleri

Kemer


Traş Malzemeleri

Eşarp-başörtüsü


Ağız ve diş bakımı ürünleri

Tamir Ücretleri Etek Boyu Kısaltma


Tuvalet ve Güzellik Sabunu

Kuru temizleme ücreti


Sabun

Ayakkabı


Parfümler

Bot


Deodorant

Spor Ayakkabısı


Misafir Kolonyası

Ayakkabı


Cilt ve vücut ürünleri

Bot


Makyaj malzemeleri

Çizme


Saç bakım ürünleri

Spor Ayakkabısı


Tuvalet Kağıdı

Terlik


Kağıt mendil

Ayakkabı


Pamuk

Bot


Bebek bezi

Spor Ayakkabısı


Hijyenik kadin baği

Ayakkabı Tamiri erkek


Mücevher Altın

Ayakkabı Tamiri kadın


Seyahat Malzemeleri

Kiracı Tarafından Ödenen Gerçek Kira


Okul Çantası
Not: Arkadaşlar uyardı, ben de tam listeyi yeniden veriyorum.

2 Şubat 2011

Kimin hayatı Defne Joy'dan daha değersiz ki!


Osman Ünsal,
Murat Güvenç,
Resul Aslan,
Ersin Azak,
Asım Çelik,
Feyza Bilge Türkyılmaz,
Emine Ceylan,
Hasan Ceylan,
Rıza Ceylan,
Ve Defne Joy Foster..

Bugün Türkiye'de onlarca insan hayatını kaybetti. Birkaç isim var yukarıda. Kimi soba gazı zehirlenmesinden öldü, kimi trafik kazasından, kimi de saldırıya uğradı.

Elbette her ülkede 'ünlü' isimlerin ölümü haber değeri taşır ancak Türkiye'de medya bokun üstüne üşüşen sinekler gibi. Her ünlünün ölümünden bin ayrı hikâye çıkartmak için neredeyse götlerinden haber yapacak duruma geliyorlar.

Twitter'da kim ne yazdı?
Ölmeden önceki sözleri neydi?
Ünlüler onun için ne dedi?
Ölümünden önceki son fotoğrafı.
Ölmeden önceki son röportajı.
Eşi yıkıldı, arkadaşları şok oldu........

Her ölüm acıdır, her ölüm boktandır. Kimin öldüğünden bağımsız düşünebildiğimiz zaman ancak ayırdına varabiliriz.

Adam eşi ve çocuğuyla soba gazından zehirlenmiş. Aynı evden 3 ceset çıkmış, kimin umrunda? Kimsenin...

Diğeri borcu yüzünden birini öldürüp, sonra intihar etmiş. Kimin umurunda? Kimsenin.

Hangisinin hayatı Defne Joy'un hayatından daha değersizdi? Ahmet Fazlı Elçi ya da Ömer Çetin'in hayatları daha mı değersizdi yoksa?

Bana garip geliyor, böyle kişiliklerin ölümünün tüm medyada tsunami etkisi yaratması; fazlasıyla yapay ve gerçekçilikten uzak geliyor.

Her hanenin içinde ne dramlar, ne büyük acılar yaşanıyor. Ölümü bir kişiye giydirip, üstünden onlarca haber çıkartmaya çalışmak, neredeyse her kelimeyi haber haline getirmek, inşaat iskelesinden düşen öğretmenlere, madenlerde ölen emekçilere, maganda kurşununun hedefi olan çocuklara saygısızlık gibi geliyor.

Bir yıl, bilemedin iki yıl sonra ismini hatırlayacak insan bile bulmakta zorlanırsınız. Kimse Defne Joy'u anımsamaz bile. Ölüsünün rantını yiyen yiyene. Kimisi haber yaparak, kimisi yarın öbür gün TV programında alta ağlak bir müzik eşliğinde görüntülerini koyarak.

İçinde bulunduğum binadan neredeyse her gün nefret ediyorum şu iğrenç habercilik anlayışı yüzünden.

Umarım şurada yazılanları götünden anlayan biri çıkmaz.

Lan oğlum git kendine beyin naklettir


Hıncal Uluç: Şenol Güneş, Fenerbahçe maçını elleriyle teslim etti. Ben bu kadar korkak bir hoca görmedim. Dünya Kupası yarı final maçında, Brezilya'ya korkaklığından kaybettiğini söylediğim zaman, yer yerinden oynadı. Beni vatan haini ilan ettiler. Yıllar içinde Şenol da bir gelişme bekliyordum ama Fenerbahçe-Trabzon maçı gösterdi ki Şenol'da gelişme yok.
Sen 7 puan öndesin. Maçı kazanırsan Fenerbahçe'yi maddi, manevi bitireceksin. En güçlü rakibini... Ve neredeyse şampiyonluğunu ilan edeceksin. Kaybedersen; hâlâ 4 puan öndesin. Yani kaybetme korkun hiç yok, kazanırsan işi bitirebilirsin. Bu durumda bir takım korkak futbol oynar mı? Sahaya savunma takımı çıkarır mı? İyileşip, iyileşmediği belli olmayan Egemen ile başlıyor, korkudan... 19. dakikada ilk değişiklik hakkını boşu boşuna kullanıyor.

Trabzonspor'un maç kadrosu:

Onur
Serkan
Egemen (Dk. 19 Glowacki)
Giray
Cale
Burak (Dk. 73 Tayfun)
Selçuk,
Colman (Dk. 46 İbrahim Yattara)
Engin
Jaja
Umut
Burak (İki Burak takıma fazla, beyinm naklinden bana da gerekiyor)

Yuh ulan, şu kadroya korkak diyor herif. Engin, Jaja, Umut, Burak, Yattara daha kim oynayacak ki. Kadroda başka forvet özelliği bulunan adam yok neredeyse.

Yıllar geçtikte herifin beyninde ciddi tahribatlar oluşuyor. Şenol Güneş'e karşı garip bir takıntısı var. Korkak aşağıya, korkak yukarıya.

İnsan konuşurken biraz destekli konuşur, ayakları sağlam yere basar. Ağzından çıkanla, kulağının duyduğu arasındaki mesafe buradan köye yol olur.

Bu kadar dürüst ve doğru adamsın da halkın cebinden toplanılan paralarla satın alınan bir kurumda niye çalışıyorsun diye sormak lazım. Yanında, etrafında, sağında, solunda ne kadar yalama varsa bulunduruyor.

Her dediğine 'evet' diyecek, her söylediğine onay verecek adamlar istiyor.

Elindeki kalemi bir an önce bırakması dileğiyle.

Korkakmış!

1 Şubat 2011

Kulüpler pezevenkliğe ne zaman soyunur acaba?


Şuna söylenebilecek o kadar çok şey var ki. Dünyanın en boktan işi olsa gerek her şeyi pazarlama unsuru haline getirmek. Bayrak, kolye, forma, şort, atkı, bere, flama, pijama v.s. v.s.

Şimdi stat koltuğuna geldi sıra. Çıkıp kimse, "İyi hoş da hocam, Avrupa'da da böyle" türünden saçmalıklara girmesin. Kıblemiz Avrupa ve ABD sanki her tür olayda.

Biri halı çıkartır, su çıkartır, diğeri işin bokunu çıkartır stat koltuğu satar. Ciddi ciddi taraftarlık ruhunu kaybetti. Artık müşteriyiz hepimiz. Her şeyin pazarlanabilme gücü var.

Herif su satıyor lan! Nasıl bir mantık bu? Stadın altında çağlayan var da bizim mi haberimiz yok a.k.!

İş o hale geldi ki, yakında iş pezevenkliğe kadar gider. "Sarı-kırmızıya boyanmış en güzel hatunlar store'da satışa sunulmuştur. İster, sarışın, ister kızıl. İsteyene telefonla hizmet de veriyoruz" ya da "İşte Kewell, bayanların tüm arzularını karşılamaya hazır. Bir gece geçirmek ister misiniz" diye pezevenkliğe bile soyunur bunlar.

Şu müşteri kelimesi ilk dile getirildiğinde -yanılmıyorsam Özhan Canaydın- millet yeri göğü inletmişti. Demek ki sorun dile getirmekteymiş. Yoksa sineği, belini incitmeden sikersen kimse sesini çıkartmıyormuş.

Hatıralar parayla alınıp satılmaz, Ali Sami Yen'de pek çok hatıram var. Paraya çevrilmeye çalışılan hatıraların hayatımda yeri yok. O yüzden alanlara bir şey diyemem tabii ama satanlar kıçına soksun bu koltukları.

Geçenlerde Alican'ın bloğuna bir yorum yapmıştım, yeri geldi yazmam lazım. Bir gün bunlara taraftar malafatı yapıp, kıçlarına sokmak lazım. Hem en lisanslı olanından yaparız...

Türk sporcuların odalarına eşek ve keçi yollayın!


Erzurum'daki 25. Dünya Üniversiteler Kış Oyunları'na Kanka ile girmiştik, prezervatifle devam ediyoruz.

Organizasyonda, Oyunlar Köyü'nde kalan tüm sporcuların odalarına 'istenmeyen' durumlar gözönüne alınarak, prezervatif bırakılmış. Gayet mantıklı, olması gerektiği gibi yani.

Ancak Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu durumdan vazife çıkartarak, Trük sporcuların odalarındaki prezervatifleri toplatmış. Gerekçe ise "Bizim kültürümüzde yok."

Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu Başkanı Kemal Tamer, "Bizim kültürümüzde böyle bir şey yok. Bu tavır, bir anlamda gayrımeşru ilişkinin teşviki demektir. Onun için biz de çocuklarımızın odalarından prezervatifleri toplattık" diyerek, konu hakkında fikir beyanında da bulunmuş.

Kültürümüzde aslında nelerin var olduğunu Kemal Tamer sayesinde öğrenmiş bulunuyoruz. Aslında haklı Kemal Tamer! Bizim kültürümüzde prezervatif yoktur. Bizde prezervatif yerine, bir hanede bakamayacağın kadar çok çocuk vardır. Başbakan da böyle buyurmuyor mu? "En az 3 çocuk yapın."

18 yaşını geçmiş insanların ellerine TBMM'den onaylı silah verme hakkı tanıyoruz. Üstelik 5 silaha kadar gidiyor. Ama seks yok, alkol yok.
Neden?
İçki bütün kötülüklerin anası.
Ehh içki kötülüklerin anası da, seks ne peki?
Seks de bütün kötülüklerin babası!

İlişkinin gayrı meşru olup olmadığına, Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu Başkanı karar veriyor. Neme lazım, "bizim çocuklar" seks yaparsa kim verir hesabını bunun?

Haberi okuduktan sonra bu yarışmalarda olma isteği doğdu içimde. İşin seks kısmını imam nikahı formülüyle hallederdim. Erzurum'dan ilk bulduğum imamın kolundan tutar, Kemal Tamer'in karşısına geçer, "Başkanım, bu Venezuelalı Carmena benim imam nikahlı karım. Acaba odama konmuş prezervatifi alabilir miyim?" derdim.

İşin içinde imam nikahı olunca Kemal Başkanım, elleriyle sunardı perezervatifimi. Hatta belki sırtıma iki de vururdu, kültürümüzde varolduğu üzere gerdek adeti yerini bulsun diye.

Ya da Venezuelalı Carmena, Çinli Li ve Avustralyalı Meggan'a yani üçü bir arada tadında imam nikahı yapardım. Nasılsa kültürümüzde var. 4 hatuna kadar yolu var, yalan mı? Kemal Başkanıma gidip, "Başkanım, bak Carmena bir başına kaldı, gönlüm elvermedi, Li ve Meggan'ı da ona yarenlik yapsın diye alıverdim nikahıma. Sen de yap babalığını da, diğer Türk sporcu arkadaşların odalarından aldığı prezervatifleri bana ver" derdim.

Lan bu Türk kültürü ne menem bir şey anlamış değilim. Bizim kültürümüzde alkol yok, seksin adı gayrımeşru ilişki, TV'deki dizilerden hemen etkileniyor. Bir kültür her şeyden erozyona mı uğruyor?

Ayrıca kiminle birlikte olacağıma ya da biriyle birlikte olup olmayacağıma Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu Başkanı nasıl karar verir?

Dallama! Senin kültüründe keçi sikmek var, koyun sikmek var, at sikmek var, eşek sikmek var ama insanla cinsel ilişkiye girmek yok.

Gayrı meşru ilişkiymiş, 18 yaşından büyük insanların ilişkiye girmesi gayrı meşru ama imamın karşısına geçip, iki kişi buldun mu çatır çatır vuruşmak meşru ilişki öyle mi?

Zihniyete bak sen. Ülkede herkes namus bekçisi, herkes doğruluk abidesi kesildi başımıza. Herkes kraldan çok kralcı oldu.

Kemal Tamer'den beklentim, tercihe göre Türk sporcuların odalarına keçi, inek, at, eşek yollasın ki, kültürde erezyona uğramayalım.