
11 Şubat 2010
Almanya'da yılın en iyi spor fotoğrafı

Şu gördüğünüz fotoğraf, Almanya'da 2009'un en iyi spor fotoğrafı seçildi.
Türkiyemspor ve Chemnitzer FC arasındaki karşılaşmada, Türkiyemsporlu Denis Novacic ve Chemnitzer FC'de oynayan Anton Müller'in bu mücadelesini ölümsüzleştiren Sven Sonntag "Maskeli balo" ismini verdiği fotoğrafla, yılın en iyi spor fotoğrafı ödülünü kazandı.
Gerçekten de, arasan bulamayacağın nitelikte bir fotoğraf.
Etiketler:
anton müller,
chemnitzer fc,
deniz novacic,
sven sonntag,
türkiyemspor
10 Şubat 2010
Bazen olmayınca olmuyor

Uzun zamandan bu yana en iyi futbolunu oynadı Galatasaray ama Türkiye Kupası'ndan elendi. Futbolun güzelliği de bu zaten. Rakibin iki kez üstüne geliyor, ikisinde de golü atıp turu kapıyor.
Maçla ilgili söylenebilecek çok şey var aslında ama bir türlü elim gitmiyor yazmaya. Nedeni, Galatasaray'ın elenmesi değil tabii ki.
Epey olmuştu tribünde maç izlemeyeli, insanların tepkilerini ölçmek adına gayet de iyi oldu.
Bu maçı izledikten sonra şu karara vardım ki, Dos Santos Galatasaray'da kalıcı olmaz. Ayrıca, hazır değilse oynatılmasın, eleman da yıpratılmasın. Daha üçüncü maçta küfürle karışık uğultular başlamış hakkında. Bundan sonra ağzındaki kuş sayısı, onun kalıcılığını belirleyecek.
Özellikle ilk yarıdaki Elano'yu izlemek bana iyi geldi. Sahada duruşu, oyunu açması, kritik noktalara akil toplar göndermesi, kafalardaki soru işaretlerini sildi.
Arda, oyuna ileri uçta başladı, baktı olmayacak (zaten olmuyor da) Dos Santos'la yer değiştirdi. Daha efektif bir hüviyete büründü. Yine de, öyle parlak bir Arda performansı gösteremediği kesin. Hatta ben hiç beğenmedim.
İki maçtır denenen Neill-Emre Güngör ikilisi, her ne kadar Antalya iki kere gelip 2 gol attıysa da, gayet başarılı oynadılar. Özellikle Neill, müthiş bir özgüvene sahip. Tribünlerin kendini paniğe bıraktığı pozisyonlarda bile, o aslında gayet soğukkanlıydı. Emre Güngör kesici olarak iyi ancak topu ileri göndermek konusunda garip bir telaş ve panik içindeydi.
Orta sahada Mustafa Sarp, tüm iyi niyetine karşın golü bulamadı, hatta bir pozisyonda golden bile etti denebilir. Mehmet Topal ile birlikte vasat seviyesinde gezindiler.
Dedim ya; futbol bu, her zaman istediğini alamazsın. Ama doğruları ısrarla yapmak gerekir. Bu maçta da Galatasaray doğruları yapan ekipti. Bugün iki topunuz direkten döner, saç-baş yolduran pozisyonlar kaçırsın, yarın hepsini rakip kaleye bırakırsın.
Doğrusu, yeniden iyi futboy oynayan bir Galatasaray izlemek içimi ferah tutmamı sağladı.
Yanlız rakip kalede bulunan kel herif, iğrençti. Hatta iğrenç bile denemeyecek nitelikteydi. Bir maç nasıl provake edilir, şahane örneklerini gösterdi. Çeşitli yerlerinin oynadığını düşündüğüm Bünyamin isimli kara gömlekli şahıs ise bu kel herife ancak 90'da sarı kart gösterebildi.
Hatta tam kırmızı kartını gösterecekken, aklına ne geldiyse birdenbire vazgeçti. Bunları seyretmek için para vermiyor, maça giden insanlar. Kendisini SS subayı zanneden kara gömlekli ve ağzında düdük olan şahıs, bu işi yapmasın mümkünse. Ne zaman kendisin izlesem, bir futbolsever olarak tatmin olamıyorum, olamayacağım da. Ama böyle devam edecekse, kendisini tatmin etmeye talip çok insan olduğunu bilsin.
Açıkçası Galatasaray turu atlasaydı da, bunu söyleyecektim. Bir yükten kurtuldu Galatasaray. Kafi derecede bu kupadan mevcut çünkü. Türkiye Kupası'nı kazanmaktansa UEFA Avrupa Kupası'nda bir tur atlamayı tercih ederim.
Bilerek ve isteyerek Caner'den söz etmeyeceğim. Kimin hakkında olumlu bir şey söylesem, o adam sakatlanıyor çünkü. O yüzden Caner ancak idare etti (!) diyeyim, siz parantez içindeki ünlemden anlayın. Transfer edildiğinde "Nedense içime hiç sinmedi" demiştim, Servet'ten sonra ikinci bir kapak geliyor bana doğru onu hissediyorum.
Böyle oynasınlar, isterse şampiyon olmasınlar, umrumda değil. Çünkü günü ve anı yaşamıyoruz, bunun yaşanmasını da istemiyorum asla.
Eklemeden geçemeyeceğim, Necati hakkında "Ulan sırf bize mi oynuyor" şeklindeki yorumlara da katılmıyorum. Profesyonel oyuncudur, Galatasaray'da da gayet başarılı olmuştu. İnanmayan istatistiklerine bakabilir bu linkten. Link
Not: Fotoğraf pclionfc.blogspot.com'dan alınmıştır.
Etiketler:
antalyaspor,
caner erkin,
galatasaray,
necati ateş
9 Şubat 2010
Körler Ülkesindeki Kasaphane

Türk Futbolu’nda devrim yapmak isteyenler engelleniyor. Marka değeri peşinden koşanların atladığı ya da görmezden geldiği, Skibbe’yle başlayan Rijkaard’la devam eden, pasa dayalı modern futbol anlayışının oturmasını, Galatasaray’ın başarılı olmasını, Galatasaray’ın Türk Futbolu’na kazandıracaklarını istemeyenler var, güzel futboldan nefret edenler.
Pehlivan bir santrfor, kasap orta saha ve savunma oyuncularıyla, iyi mücadele ettiğine inanılan takımlar var hâlâ. Bileğe, ayağa, dize gelen sert müdahaleleri isteyen teknik adamlar var. Bunları televizyon ekranlarında alkışlayan, destekleyen yorumcular var. Bu yıldırma futboluna göz yuman hakemler var.
Artık yeter!
Futbol oynamak istiyoruz, sahada! Futbol oynamaya, pas yapmaya, sakatlık yaşamamaya uygun, adaletli bir ortam istiyoruz!
Haksızlığa karşı durma zamanı, Hagi ruhuyla! Arda’nın gerçekten kaptan olduğunu algılamasının zamanı, Metin gibi oynamanın, yenilmekten korkmamanın!
Galatasaray olduğumuzu hatırlamanın zamanı, Adnan Polat’tan Kapalı’sına!
Size sesleniyoruz Galatasaray sevgisini yüreğinde taşıyan herkese, sesinizi duyurun, isyan ateşine bir odun da siz koyun!
Güzel futbol oynamak için, haykırın, bağırın, çağırın, yazın!
Türk Futbolu’nu, marka değerini, izlemek ve içinde yer almak istediğimiz bu ortamı kirletenlerden arındırmak adına, sessiz kalmayın!
Kasap futbolcuları, buna prim tanıyan hakemleri, teknik adamları, alkışlayan yorumcuları yuhlayın!
Artık yeter!
Futbol oynamak istiyoruz, sahada! Futbol oynamaya, pas yapmaya, sakatlık yaşamamaya uygun, adaletli bir ortam istiyoruz!




http://www.alisamiyensokak.com/galatasaray/futbol/korler-ulkesindeki-kasaphane/
Ateş olsan cürmün kadar yer yakarsın

Arkadaş esmiş gürlemiş. Ben izlememiştim şimdi konu hakkında bilgim oldu.
Düdük astırıyormuş sanırım, Tolga Özkalfa'ya. Daha önce yapmışlar, şimdi de yapacakmış. Konuşmanın tamamında tehdit, güç göstergesi var.
Tam da AKP üyesi bir başkan profili çizmiş. Elinde güç varken, nasıl kullanacağının göstergesi. Şimdi bu arkadaşa sorarlar, "Sen belediye başkanı değil misin?", "Belediye başkanlarının spor kulüpleri ile organik bağlarının olması kanuna aykırı değil mi?", "Sen Ali kıran baş kesen misin?", "Elindeki siyasi gücü, hakem asmacada mı kullanıyorsun?" v.s. v.s. Bu sorular uzar gider.
Hayır, siz kimsiniz ciddi bir merak içindeyim. Kimi tehdit ediyorsunuz, ne için tehdit ediyorsunuz?
Yarın öbür gün daha da palazlandıklarında yapacaklarının emareleri bunlar. Her lafın başında "Yaradılanı yaradandan ötürü severiz" derler ama kendileri için uygun olmayan herkesi tehdit ederler.
Altı üstü bir belediye başkanısın, 'ateş olsan cürmün kadar yer yakarsın' en nihayetinde.
Sezon sonunda Kayserispor şampiyon olursa, ne düşünecek insanlar? Valla ben bu açıklamalardan sonra bir parmak ararım o şampiyonluğun içinde.
Yeteri kadar külhanbeyi, tehdit unsuru var futbolda. Sen eksik kal olur mu?
Etiketler:
kayserispor,
mehmet özhaseki,
tolga özkalfa
8 Şubat 2010
Medeniyet böyle bir şey işte çağ dışı zihniyet artıkları

Malatya Galatasaray Futbol Okulu’nda iki yıldan beri top oynayan 10 yaşındaki Arif Gültekin, Galatasaray’ın İstanbul Florya Metin Oktay Tesisleri’ndeki seçmelerinde takımın altyapısına seçilmiş.
"Bunda ne ilginçlik var?" diye sorabilirsiniz. Evet, hiçbir ilginçlik yok. İlginç olan bundan sonra başlıyor.
Arif, seçildiği için çok mutlu olduğunu söylemiş ve eklemiş, "Fenerbahçeliyim, kendime ise Galatasaraylı Arda Turan’ı örnek alıyorum. İlerde iyi bir futbolcu olmak istiyorum."
Bunda da hiçbir ters durum yok. Galatasaray altyapısında futbola başlarsınız ama Beşiktaş, Fenerbahçeli ya da Trabzonsporlu olabilirsiniz.
Bu ufacık çocuğun gönlünde yatan takımı söylemesi kadar doğul bir durum olabilir mi? Hayır, olamaz. Keşke bu ülkede herkes tuttuğu takımı dilediğince söylesi.
Daha geçen günlerde Hasan Şaş'ın bir TV programında "Fenerbahçe'de oynayan Galatasaray'ı tutan futbolcular var" açıklamasından sonra Fenerbahçe Kulübü'nün resmi internet sitesinde, "Profesyonel Futbol Takımımız oyuncularından bazılarının Galatasaraylı olduğuna dair bir takım 'çağ dışı' iddialar yer almaktadır." açıklaması yapıldı.
Asıl çağ dışı olan bu açıklamayı kaleme alan zihniyetin ta kendisidir. İşte Arif Erdem. Bugün sorsanız, hiçbir Galatasaraylı arkasından kötü konuşmaz ama Beşiktaş'lıymış. Peki, işini aksattı mı? Hayır. O zaman problem ne? Yok.
Çağ dışı zihniyetlerin acilen kazınması gerekiyor bu ülkeden. Kendisine Fenerbahçeli'yim diyen 10 yaşındaki Arif'in koca koca adamlara, öğretmesi gereken çok şey var. Aynı şekilde Arif'in Fenerbahçeli olduğunu açıklamasına karşın, onu Galatasaray altyapısına seçenlerden de çok şey öğrenilmesi gerekir.
Bir insanın hangi okulu bitirdiği, ne gibi eğitimler aldığının çağ dışılıkla ilgisi kalmıyor bir noktadan sonra. Tıpkı, Fenerbahçe Kulübü'nden yapılan açıklamaya sesini çıkarmayanlar gibi.
Etiketler:
arif erdem,
arif gültekin,
fenerbahçe,
galatasaray
Kupa maçına Bünyamin verilmiş

Galatasaray-Antalyaspor mazçına Bünyamin Gezer atanmış. Her yönettiği maç, bir öncekinden berbat olan Bünyamin Gezer'e karşı önyargı oluşturmuş bulunuyorum.
Umarım, o gün stadın kapanmasına yol açacak aptallıklar yapılmaz. Çünkü hangi maçı yönetse, doğru düzgün düdük çalmıyor. Unutmadık daha dumanı üstünde tütüyor Kadıköy'de verdiği ve vermediği kararların...
Evet, kötü niyetliyim ama skandal kararlar bekliyorum kendisinden, Çarşamba günü.
Mesut Özil ilk kez sevgilisiyle

Werder Bremen'in yıldızı Mesut Özil, kendisinden 7 yaş büyük sevgilisi Anna Maria Lagerblom'la ilk kez görüntülendi.
Mesut, tanınmış pop şarkıcısı Sarah Connor’un kız kardeşi olan Lagerblom ile, Werder Bremen'in 111. kuruluş yıldönümü gecesine katıldı.
Werder Bremen’in eski oyuncusu Pekka Lagerblom ile 2005 yılından bu yana evli olan Anna Maria Lagerblom, 2009 yılı başından bu yana eşinden ayrı yaşamasına rağmen henüz resmi olarak boşanmış değil.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)