4 Aralık 2009

Bu plaka böyle olmamalı



Adnan Polat'ı severim, hatta onu sevmemin nedeni dönemin büyük yıldızı Kosecki'yi formasını yere fırlattığı için yollamasıdır. Galatasaray Kulübü'nün değerlerinin, bireylerin üstünde olduğuna yönelik kafamdaki ilk imgelerden biriydi.

Biraz önce bu fotoğrafı gördüm, "yapma" dedim kendi kendime. Evet, Galatasaray ve Galatasaraylılar açısından iyi bir espriydi bu 20.45 hadisesi (bireysel olarak tasvip etmesem de). En büyük rakibine yıllarca unutulmayacak bir buhran yaşattın.

Ancak bunu plakaya taşımak hoş olmamış, hele titr'i Galatasaray Başkanlığı olan birine hiç yakışmamış. Üzüldüm hakikaten, bizi diğerlerinden ayıran farkımız olmalı Benzemeye başlarsak (ki, başlıyoruz) hoş olmaz.

Raikkonen artık rallici


F1'in ünlü Fin pilotu Kimi Raikkonen, gelecek sezon Dünya Ralli Şampiyonası'nda yarışacak. Citroen takımı adına yarışacak olan Raikkonen, ralliye geçişini "Yeni ama çok heyecanlı bir mücadele" olarak yorumladı.

Sadece 1 yıllık sözleşme imzaladıklarını belirten Raikkonen, gelecekte ne olacağını hep birlikte göreceklerini ifade etti.

Sözleşmeye göre, Raikkonen’in 2011’de yeniden Formula 1’e dönme hakkı bulunuyor.

Kendine güven, gerisi hikâye

Galatasaray, her ne kadar sezon başındaki etkili futbolunun uzağında olsa da, Manisaspor ve Bursaspor karşılaşmalarında oynadığı kötü oyunu da sergilemedi.

Bu maçın önemi, grubu lider bitirmenin dışında Rijkaard'ın maç öncesi basın toplantısında söylediği "Takımın güvenini yeniden kazanması" açısından da önemliydi.

Zaten benim açımdan da maçın başka bir anlamı yoktu. Maç boyunca dikkatimi çeken iki şey oldu. Biri tıpkı takım gibi Arda'nın da kıpırdandığı ve Elano'nun ikinci yarının 60. dakikasına kadar ismini duymamam.

Elano alışma devresi, rotasyon, diye diye ikinci yarıyı buldu. İkinci yarıda da, kendisini böyle görmemeye devam edersek, nasıl katlanılabileceği konusunda fikrim yok.

Halen yetersizliği sağda solda tartışıladursun Mustafa Sarp, sadece yüzündeki hırs ifadesi için bile oynatılması gereken oyuncu. Oyunu sürekli forse eden, maçı son dakikasına kadar bırakmayan hırslı bir oyuncu. Şahsen kariyeri fantastik 11 adam yerine böylesi 11 adamı tercih ederim.

Son not Sabri ve Leo Franco'ya olsun. Sabri sezon başındaki şaşırtıcı futbolundan özüne dönmeye başladı, bu kötü haber. Leo Franco fena gözükmediyse de, Galatasaray'ın kalesini koruyacak nitelikte de değil. Ufuk ya da Aykut'u görmek istiyorum artık.

Yok, vazgeçtim son söz Kewell'a olsun. Kızım olsa veririm, bir saniye bile düşünmeden. Bir adam ancak bu kadar sevimli olabilir.

3 Aralık 2009

Bundesliga'da ayın futbolcusu Mesut


Werder Bremen'in Türk asıllı Alman Milli futbolcusu Mesut Özil, Bundesliga'da Kasım ayının en iyi futbolcusu seçildi.

Kicker dergisinin yaptığı ankette; Mesut oyların yüzde 77.3’ünü alırken, Bayer Leverkusen'in Fin defans oyuncusu Sami Hyypia yüzde 15.9, Hoffenheim’da forma giyen Carlos Eduardo ise yüzde 6.8 oy aldı

Kicker'in haberinde, Alman milli takımına yükselen Mesut Özil’in transferde Juventus, Arsenal ve Chelsea gibi takımların hedefinde olduğu yorumu da bulundu.

6. lig nasıl bir olgudur

Sabah sabah Ailton'un Almanya 6. Ligi'ne transfer olduğu haberini görünce, "6.lig nedir?" diye sormaktan kendimi alamadım. Transfer olduğu takım KFC Uerdingen.

Hayatımda duymadığım bir lig kavramı 6 lig. Ailton'un gitmesini yadırgamış değilim. Gayet doğal ve normal bir durum. Kadayıf kıvamında bir adam en nihayetinde. Ancak halen algılayabilmiş değilim 6. ligin ne olduğunu.

2 Aralık 2009

İverson yuvasına döndü

Geçtiğimiz günlerde kariyerini sonlandırdığını açıklayan Allen Iverson, yuvası Philadelphia 76ers'a döndü.

Philadelphia 76ers Genel Menajeri Ed Stefanski, 34 yaşındaki Iverson ile anlaştıklarını, deneyimli oyuncunun ilk maçına Pazartesi günü Denver Nuggets karşısında çıkacağını söyledi.


Kariyerine 1996 yılında 76ers’ta başlayan Iverson, burada 10 yıl oynadıktan sonra Denver Nuggets, Detroit Pistons, son olarak da Memphis Grizzlies’de forma giymişti.

14 yıllık kariyerinde 27 sayı ortalaması tutturan Iverson, 10 kez All-Star, 4 kez de NBA’in en skorer oyuncusu oldu.

Celtic taraftarından istenen

İskoç işçi sendikaları, Celtic taraftarlarına, Hapoel Tel Aviv maçında Filistinlilerle dayanışma adına Filistin bayrakları sallamaları çağrısında bulunmuş.

Tabii Celtic taraftar gruplarından ret yanıtı gelmiş. Gerek kulüp yönetimi, gerekse de İskoç İşçi Sendikaları, İsrail ve Filistin barışına uzun vadede destek konusunda bayrakların sallanmamasını istiyor

Bu dünyada her ülkeyi rahatlıkla eleştirebilir ve protesto edebilirsiniz ama ne hikmetse, İsrail'i eleştiremiyorsunuz. Bunu yaptığınız anda anti-semitist oluyorsunuz.

Türkiye'de bir yasa çıkartılsa ve her türlü Türkiye eleştirisi Türkiye düşmanlığı sayılsa, sonra bunu da uluslararası yasalarla uygulatsa nasıl olur acaba?

İsrail, Filistin'de her gün insan öldürüyor. Herkesin "Milenyum çağındayız" diye kıçını yırttığı bir dönemde, koskoca bir duvar ördü. Çoluk-çocuk yaşlı, kadın demeden insanların üstüne kimyasal silahlar ve misket bombaları attı. Küçücük Filistinli çocukların kafasında dipçik kırdı. Sınırlarda insanlara her türlü işkenceyi yaptı. Ve bunları bütün dünya izledi.

Ama İsrail'i eleştirince anti-semitist olacağım. Hadi canım sen de...

Beytullah olmayı başarmak


Yarın 3 Aralık Dünya Engelliler Günü. Ülkemizde ve dünyada milyonlarca engelli var. Bu engelliler arasında hayatı sımsıkı tutunmayı başaranlar, hayatla bağlarını asla ve asla koparmadan yaşantısına devam eden insanlar mevcut.

Beytulah bunlardan biri. 2012 Londra Olimpiyatlarında madalya almak istiyor. Bu hayatın tüm zorluklarını birlikte omuzluyoruz, üstelik Beytullah gibi handikapları olmasına karşın.

Sanırım Beytullah olmayı başarmak çok güç.

Dünya Kupası 'pot'ları


Birinci pot: Brezilya, İspanya, Hollanda, İtalya, Almanya, Arjantin, İngiltere, Güney Afrika

İkinci pot: Avustralya, Japonya, Kuzey Kore, Güney Kore, Honduras, Meksika, ABD, Yeni Zelanda

Üçüncü pot: Cezayir, Kamerun, Fildişi Sahili, Gana, Nijerya, Şili, Paraguay, Uruguay

Dördüncü pot: Danimarka, Fransa, Yunanistan, Portekiz, Sırbistan, Slovakya, Slovenya, İsviçre

Yönümüz ne tarafta?


Reuters 'Yılın fotoğraflarını' servislemiş. Bu fotoğraf Türkiye'den. Aslında sinir bozucu bir durum.

Türkiye'ye dair fotoğraflar genelde ya bu şekildedir ya da Boğaz vapuru ve Ortaköy Camii-Boğaz Köprüsü kesişmesidir.

Sinir bozucu olan durumsa bu fotoğraf. Benim açımdan "Aman dünya bizi nasıl tanıyacak?" gibi bir endişem yok. Kimsenin yargıları beni zerre kadar ilgilendirmiyor. Din, vicdan özgürlüğü diye bas bas bağıranların aldıkları minare yasağı kararını herkes gördü. Avrupalılar uygar görüntülü barbarlar benim için. Bu fikrimden hiçbir zaman sıyrılmadım.

Sinir bozucu olan durum, yönümüz. Biri çıkıp şunu açık açık söylese de rahatlasak. Şu saçma sapan Medeniyetler Buluşması sözlerinden de kurtulmuş oluruz. Pardon Medeniyyy-yetler Buluşması....